Rusya
ABD’nin Moskova Borsası’na yönelik yaptırımları ne anlama geliyor?

Dün ABD yönetimi, Moskova Borsası, Ulusal Takas Merkezi (NFP) ve Ulusal Takas Deposu’na (NSD) karşı yaptırım uyguladı.
Son iki kuruluş, Moskova Borsası’nın bir parçası. NSD, 2022 yazından bu yana Avrupa Birliği (AB) yaptırımları altındaydı, ancak Moskova Borsası ve NFP, tüm bu süre boyunca böyle bir yaptırımdan kaçınmayı başardı.
ABD Hazine Bakanlığı; Moskova Borsası, NFP ve NSD’nin ile faaliyetlerin 13 Ağustos 2024 tarihine kadar sonlandırılmasına hükmetti. Aynı süre Moskova Borsası menkul kıymetlerinden çekilmek için de belirlendi.
Yaptırımların açıklandığı gün Moskova Borsası’nda işlem yapılmadı, zira ülkede resmi tatildi. İşlemlerin sona erdiği 11 Haziran’da dolar/ruble kuru 89,1, avro’ruble kuru da 95,62’ydi.
Bu ne anlama geliyor?
Moskova Borsası, internet sitesinde yaptığı açıklamada, 13 Haziran’dan itibaren dolar ve avro ile döviz çiftlerinde alım satımı durdurduğunu bildirdi.
Aynı zamanda Rusya Merkez Bankası, 13 Haziran gecesi yaptığı açıklamada Hong Kong doları alım satımı askıya almaya ve alım satımın başlangıç saatini değiştirmeye karar verdiğini duyurdu.
Kurumun internet sitesinde yayımlanan açıklamaya göre, perşembe günü döviz piyasası ve değerli metaller piyasasının yanı sıra Moskova Borsası’nın Amerikan doları, avro ve Hong Kong doları dışındaki para birimleriyle yapılan türev piyasasında işlem seansları Moskova saatiyle 9.50’de başlayacak.
Bunun yanı sıra açıklamada, dolar ve avro işlemlerinin tezgah üstü piyasada yapılmaya devam edileceği belirtildi.
Yakın zamana kadar, ruble karşısındaki resmi dolar ve avro döviz kurları, Moskova Borsası’nda gerçekleştirilen işlemlere ilişkin ağırlıklı ortalama verilere göre belirleniyordu.
Merkez Bankası, şirketler ve vatandaşların ülkedeki bankalar aracılığıyla dolar ve avro alıp satmaya devam edebileceklerini, vatandaşların ve şirketlerin hesaplarında ve mevduatlarında bulunan dolar ve avro cinsinden tüm hesapların olduğu gibi kalacağını kaydetti.
Sırada ne var?
Finam finans grubunun müşteri hizmetleri direktörü Dmitriy Lesnov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, kuruluşun diğer para birimleriyle ticarete önleyici kısıtlamalar getirmeyi planlamadığını söyleyerek “Her şey Moskova Borsası’na, karşı taraflara bağlı olacak,” dedi.
Pen & Paper Barosu’nun kıdemli ortağı Anton İmennov ise borsa yoluyla döviz satın almanın yatırımcılar için ekonomik açıdan cazip olduğunu, ancak artık bu pencerenin kapandığını, dolar ve avronun artık sadece evde kağıt olarak saklanacağını belirtti.
İmennov, “Bu yöntem, modern olmasa da, mevcut gerçeklere göre en güvenilir ve en ucuz yöntem. Uzun bir süredir döviz hesaplarına negatif faiz uygulanıyor, yani bunları bankalarda tutmak kârlı değil,” değerlendirmesini yaptı.
BKHK hukuk firmasının ortaklarından Roman Haminskiy, İsviçre frangı, İngiliz sterlini gibi ‘hasım’ ülkelerin diğer para birimleriyle ticaret yapma sorusunun hala açık olduğunu dile getirdi.
Uzman, Rusya’da dolar ve avro ticaretinin tezgah üstü piyasaya kayacağını, bunun da elbette büyük farklar ve daha az şeffaf oranlarla daha az elverişli olacağını vurguladı.
Diğer yandan İmennov, ABD yaptırımın sadece dolar cinsinden değil, diğer para birimleri cinsinden anlaşmaları da etkileyeceği görüşünde.
Uzman, “Bu, dönemin gerçeklerinden biri; yabancı bankalar ABD yaptırımlarından korkuyor ve yaptırım uygulananlarla etkileşime girmekten kaçınmaya çalışıyor, kimse kendini ikincil yaptırımlar altında bulmak ve Amerikan finans sisteminden kopmak istemiyor,” ifadesini kullandı.
Renaissance Capital’in baş ekonomisti Oleg Kuzmin de bunun döviz kurunu nasıl etkileyeceğini kesin olarak söylemenin zor olduğunu savundu.
Önümüzdeki birkaç gün içinde rublenin, ekonominin konularından para birimine olan talep dolar ve avro alımıyla ilgili ek zorlukların ve maliyetlerin ortaya çıkması nedeniyle zayıflayacağını ifade etti.
Yaptırım uygulanan kuruluşların işlevi ne?
NFP, alım satım işlemlerinde takas, yani işlemlerin gayri nakdi olarak ödenmesini sağlama ve Rusya finans piyasasında merkezi karşı taraf olma işlevlerini yerine getiriyor. Kuruluş, borsa alım satımı sırasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin riskleri de üstleniyor.
NFP’nin hesapları Rusya’da yerleşik kişiler tarafından kullanılan para birimlerini de içeriyor. Kuruluşun her para birimi için Rus ve yabancı bankalarda muhabir hesapları bulunuyor.
Ağustos 2022’nin sonundan bu yana NFP, işlemler için teminat olarak avro ve dolar kabul etmeyi durdurdu. RBK gazetesi, aynı yılın yaz aylarında, kuruluşun profesyonel katılımcılara bir veya daha fazla yabancı para biriminde ticareti kısıtlayabilecek yaptırımlar durumunda olası eylemleri açıkladığı bir mektup gönderdiğini yazdı.
Kasım 2023’ün başında SPX Borsası kendisini ABD yaptırımlarına maruz kaldı ve bu da platformda Amerikan menkul kıymetleriyle ticaret yapmayı imkansız hale getirdi.
Bu olayı yorumlayan Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kurumun Moskova Borsası’nın yaptırıma maruz kalması yönündeki riskleri değerlendirdiğini ve bu durumda hangi tedbirlerin alınacağını bildiğini dile getirdi.
Rusya Merkez Bankası Finansal İstikrar Departmanı Başkanı Elizaveta Danilova, Kasım 2023’te Moskova Borsası’na karşı olası yaptırım riskini yorumlayarak, geçen yılın sonunda tüm döviz piyasasının Rusya’daki toplam döviz cirosunun yüzde 50’sinden daha azını oluşturduğunu söyledi.
Danilova, “Rusya döviz piyasasındaki işlem cirosunda dolar ve avronun payı geçen yıl yüzde 50’nin altına düştü, yerini yuan aldı,” diye konuştu.
Yetkiliye göre, mayıs ayında dolar ve avronun döviz segmentindeki payı yüzde 45,9’a ulaştı. Aynı zamanda, yuanın payı bir kez daha maksimum yüzde 53,6’ya ulaştı.
İzvestiya gazetesinin Merkez Bankası verilerine dayanarak yaptığı hesaplamaya göre ‘hasım’ ülkelerin para birimlerinin ihracat ödemelerindeki payı ilk çeyrek sonunda yüzde 17,8’e geriledi.
Rusya Merkez Bankası, aynı zamanda rublenin dış ticaret anlaşmalarındaki payının yüzde 44,7’ye ulaştığını ve bunun tüm istatistik dönemi için bir rekor olduğunu vurguladı.
Büyük ihracatçılar döviz gelirlerini realize etmek adına döviz piyasasını aktif olarak kullanıyor.
Merkez Bankası verilerine göre, ihracatçıların döviz gelirlerinin satışında ana aracı olan bankalar, Moskova Borsası’nın döviz spot piyasasında en büyük döviz satıcıları oldu: Mayıs ayında net döviz satışlarının hacmi 671 milyar ruble ile nisan ayına göre 2 kat daha yüksekti.
Döviz piyasasında Rusya vatandaşları, mayıs ayında 107,4 milyar ruble değerinde döviz satın aldı. Merkez Bankası paranın ne kadarının dolar ve avroya harcandığını açıklamadı.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor









