Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’nin stratejik bitcoin rezervi nasıl çalışacak?

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump, kripto para piyasasını düzenlemek ve ulusal bir kripto para rezervi oluşturma olasılığını değerlendirmek üzere çalışma grubu kurdu. Grup, temmuz ayına kadar rezervin kriterlerini belirleyecek ve özellikle el konulan kripto paraların bu rezerve dahil edilmesi gündemde. Ancak, projenin detayları henüz net değil ve bitcoin rezervinin uzun vadeli etkileri tartışmalı.

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta kripto paralarla ilgili yeni düzenlemeler önermek ve ulusal bir kripto para rezervi oluşturma olasılığını incelemek üzere bir çalışma grubu kurulması talimatını verdi.

Grup, temmuz ayına kadar böyle bir rezervin oluşturulması için gerekli kriterleri içeren bir rapor sunacak. Bu rezerv, federal hükümet tarafından el konulan kripto paraları da içerebilir.

Ancak, piyasa katılımcılarının bir kısmı, Trump’ın hemen bir bitcoin rezervi oluşturulması talimatı vermemesinden dolayı hayal kırıklığına uğradı. Peki, bu rezervin amacı ne ve nasıl işleyecek?

Stratejik rezerv nedir?

Stratejik rezerv, kriz durumlarında veya tedarik kesintilerinde kullanılmak üzere oluşturulan kritik kaynak stoku.

En bilinen örnek, 1973 petrol krizinin ardından ABD Kongresi’nin 1975 yılında oluşturduğu Stratejik Petrol Rezervi olarak öne çıkıyor.

ABD başkanları, bu rezervi savaşlar veya doğal afetler sonrasında petrol piyasalarını stabilize etmek için kullandı. Öte yandan, Kanada dünyanın tek stratejik akçaağaç şurubu rezervine sahip, Çin ise metal, tahıl ve hatta domuz eti stokları bulunduruyor.

ABD’nin stratejik bitcoin rezervi nasıl işleyecek?

Trump’ın perşembe günü yayımladığı talimat, projenin kapsamı ve yapısı hakkında detaylı bilgi içermiyor.

Çalışma grubuna, kolluk kuvvetleri tarafından el konulan kripto paralar temelinde bir rezerv oluşturulması olasılığını değerlendirme görevi verildi.

Şu anda Bitcointreasuries.net verilerine göre, bu yaklaşık 200 bin token’a karşılık geliyor ve piyasa fiyatlarıyla bu miktarın değeri yaklaşık 21 milyar dolar.

Fakat, ABD Adalet Bakanlığı’nın bu token’ları nasıl devredeceği henüz net değil.

Trump, hükümetin rezervi desteklemek için açık piyasadan bitcoin satın alıp almayacağına dair bir açıklama yapmadı. Talimatta başka detaylı talimatlar da yer almıyor.

Bitcoin rezerviyle ilgili en somut öneri, temmuz ayında beş bitcoin sahibi olan Cumhuriyetçi Senatör Cynthia Lummis tarafından sunuldu. Henüz destek bulamayan yasa tasarısı, rezervi yönetecek olan Hazine Bakanlığı’nın, rezervin 1 milyon token’a ulaşması için beş yıl boyunca yılda 200 bin bitcoin satın almasını öngörüyor.

Dünyadaki toplam bitcoin arzı yaklaşık 21 milyon. Hazine Bakanlığı, satın alımları Federal Rezerv bankalarının altın rezervleri ve mevduat kârlarıyla finanse edecek. Bu rezerv en az 20 yıl boyunca korunacak.

Rezervin avantajları neler?

Trump, temmuz ayında yaptığı bir konuşmada, kripto para rezervinin ABD’nin Çin’in artan rekabeti karşısında bitcoin piyasasında lider olmasına yardımcı olacağını söyledi.

Diğer destekçiler ise, uzun vadede değer kazanmaya devam edeceği düşünülen bitcoin rezervinin, vergileri artırmadan bütçe açığını azaltabileceğini ve Amerikan dolarını güçlendirebileceğini savunuyor.

Lummis, kasım ayında Fox Business’a yaptığı açıklamada, planının ABD’nin 20 yılda kamu borcunu yarıya indirebileceğini belirtti: “Bu, enflasyona karşı korunmamıza ve doların küresel arenada güçlenmesine yardımcı olacak.”

Güçlü bir dolar, ABD’nin Çin ve Rusya gibi rakiplere karşı daha fazla baskı unsuru elde etmesini sağlayabilir.

Riskler neler?

Kripto endüstrisine şüpheyle yaklaşanlar, diğer birçok emtianın aksine bitcoin’in kendi başına bir faydası olmadığını ve ABD ekonomisinin işleyişinde önemli bir rol oynamadığını savunuyor.

2008 yılında oluşturulan bitcoin’in henüz çok genç ve istikrarsız olduğunu, bu nedenle uzun vadede değer kazanıp kazanmayacağını tahmin etmenin zor olduğunu belirtiyorlar.

Bunun yanı sıra, kripto para cüzdanlarının siber saldırılara karşı hala savunmasız olduğunu ve bitcoin’in oynaklığı nedeniyle devlet alım veya satımlarının fiyat üzerinde aşırı etki yaratabileceğini vurguluyorlar.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English