Bizi Takip Edin

Diplomasi

Aliyev’den ABD’ye Gazze yanıtı: Asker göndermeyi kabul etmedik

Yayınlanma

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz’un “Azerbaycan Gazze’ye asker göndermeyi kabul etti” yönündeki açıklamasını yalanladı. Bakü’nün rızası olmadan yapılan bu açıklamanın diplomatik kanallardan protesto edildiğini belirten Aliyev, operasyonun niteliği netleşmeden ve Arap ülkeleri öncülük etmeden böyle bir adım atmayacaklarını vurguladı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planı kapsamında oluşturulması hedeflenen Uluslararası İstikrar Gücüne (ISF) ülkesinin asker göndermeyi kabul ettiği yönündeki iddiaları yalanladı.

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz’un, Azerbaycan’ın ISF’ye katılım konusunda mutabık kaldığına dair açıklaması Bakü’de tepkiyle karşılandı. Bir televizyon programında konuşan Aliyev, Washington yönetiminin bu beyanının gerçeği yansıtmadığını ve diplomatik yollardan itirazlarını ilettiklerini duyurdu.

“Operasyonun niteliği belirsiz”

Aliyev, Gazze’de herhangi bir istikrar operasyonuna katılım konusunda talepler aldıklarını doğruladı ancak sürecin belirsizliklerle dolu olduğuna dikkat çekti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı, “Doğal olarak, bir karar vermeden önce operasyonun yetkisinin ne olacağını ve ne tür faaliyetlerin planlandığını net biçimde anlamamız gerekir” dedi.

Ülkesinin daha önce Irak, Kosova ve Afganistan’daki barışı koruma operasyonlarında yer aldığını hatırlatan Aliyev, Gazze’deki durumun farklılık arz ettiğini belirtti.

Aliyev, “Gazze Şeridi’ndeki duruma gelince, bize göre yetkinin kim tarafından verileceği ve niteliğinin ne olacağı hâlâ belirsiz. Bunlar ‘barışı koruma’ operasyonları mı olacak, yoksa ‘barışı zorlama’ operasyonları mı?” sorusunu yöneltti.

Gazze planının ikinci aşamasını durduran tek şey: Gerçeklik

“Muharebe operasyonlarına katılmayacağız”

Bakü yönetiminin “barışı zorlama” olarak tanımlanan ve çatışma riski içeren görevlere sıcak bakmadığını vurgulayan Aliyev, şu ifadeleri kullandı:

“Doğal olarak ikincisine hazır değiliz ve hiçbir zaman da katılmayı düşünmedik. Şimdiye kadar hiçbir zaman muharebe faaliyetlerine girmedik ve Azerbaycan dışında muharebe operasyonlarına katılmayı düşünmüyorum.”

“Azerbaycanlıların hayatını riske atma niyetimiz yok”

Aliyev, ABD tarafına ilettikleri çekincelerin başında güvenlik risklerinin geldiğini belirtti. Azerbaycan’ın saldırıya uğramış ve ağır kayıplar vermiş bir ülke olduğunu hatırlatan Aliyev, vatandaşlarının hayatını riske atmak istemediklerini söyledi.

Geçmişte uluslararası toplumdan yeterli destek görmediklerini savunan Aliyev, “Biz zor durumdayken kaderimize terk edildik. Bizi kimse korumadı. Ayrıca, Filistin’e duyduğumuz saygı ve sempatiye rağmen, Filistin de bizi özellikle korumadı” diye konuştu.

Aliyev, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) çerçevesinde alınan kararlara ve desteğe müteşekkir olduklarını, Azerbaycan’ın da BM ve Bağlantısızlar Hareketi nezdinde Filistin devletini her zaman desteklediğini sözlerine ekledi.

İsrail ordusu Gazze’nin doğusundaki ‘Sarı Hat’ uygulamasını genişletiyor

“Arap olmayan ülkeler öne atılmamalı”

Bölgesel sorunların çözümünde Arap ülkelerinin öncelikli rol oynaması gerektiği görüşünü savunan Aliyev, Arap olmayan Müslüman ülkelerin bu süreçte öne çıkmasının doğru olmayacağını ifade etti.

Aliyev, “Arap ülkelerinin meselelerinin Arap ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini her zaman savundum. Arap olmayan Müslüman ülkelerin öne atılmaması gerektiğine derinden inanıyorum. Bu hayra alamet olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Arap Birliği’nin tutumunu ve İİT kararlarını takip ettiklerini belirten Aliyev, “Gereksiz bir hareketlilik sergilemek ve öne atılmak en iyi yol değil” dedi.

ABD yönetimine diplomatik nota

Mike Waltz’un açıklamasına tepki gösteren Aliyev, ABD yönetimine diplomatik kanallardan bildirimde bulunduklarını açıkladı.

Aliyev, “ABD’nin BM Daimi Temsilcisi’nin Azerbaycan’ın rıza verdiğini iddia eden açıklaması bizi şaşırttı. Rıza vermedik ve bu tür asılsız beyanların kabul edilemez olduğunu, yanlış bir izlenim yarattığını diplomatik kanallardan ABD yönetimine bildirdik” dedi.

Bu açıklamanın, diğer ülkeleri sürece çekmek için bir taktik olabileceğini ima eden Aliyev, “Belki ‘Azerbaycan kabul etti’ denilerek başkalarını sürece çekme girişimi vardı; bunu dışlamıyorum. Ancak öyleyse, bu kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Bakü yönetiminin Washington’a 20’den fazla sorudan oluşan bir liste sunduğunu belirten Aliyev, bu sorular netleşmeden herhangi bir misyona katılımın söz konusu olmadığını vurguladı.

Waltz ne demişti?

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Başkan Trump’ın barış planının ISF’nin oluşturulmasını öngördüğünü belirtmişti.

Waltz, “Orada Amerikan askerlerinin bulunmasını istemiyorum. Bu nedenle uluslararası güçlerimiz olacak. Endonezya, Azerbaycan ve diğer ülkeler katılmayı şimdiden kabul etti” iddiasında bulunmuştu.

Washington 70 ülkenin kapısını çaldı

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin geçen ay yayımladığı habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı, ISF için asker veya mali destek talebiyle 70’ten fazla ülkeye resmi mektup gönderdi.

Haberde, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dahil bölge ülkelerinin, Gazze’ye asker konuşlandırılması için finansman sağlanması konusunda ABD ile temas halinde olduğu belirtildi. ABD’li bir yetkili, başvurulan ülkelerden 19’unun asker, lojistik destek veya teçhizat sağlama konusunda istekli olduğunu gazeteye aktardı.

Gazeteye göre, ABD ile görüşen ülkeler, birliklerini yalnızca Gazze’nin İsrail işgali altındaki bölgelerine konuşlandırma şartını öne sürüyor. Ancak Washington yönetiminin, bu ülkeleri Hamas’ın kontrolündeki ve “kırmızı bölge” olarak tanımlanan alanlarda da faaliyet göstermeye ikna etmeye çalıştığı bildiriliyor.

Barış Kurulu açıklaması ertelendi

Öte yandan, 2026’nın ilk günlerinde Gazze için oluşturulması planlanan “Barış Kurulu” ile ilgili beklenen açıklama ertelendi.

ABD Başkanı Trump, Venezuela lideri Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonun ardından söz konusu açıklamayı ertelediğini duyurdu. İsrail basını, açıklamanın ocak ayı ortasında yapılmasının öngörüldüğünü yazdı.

Maariv gazetesi, ertelemenin “teknik” nedenlere dayandığını ve Barış Konseyi’nin kurulması kararının değişmediğini aktardı. Ancak İstikrar Gücü’nde olduğu gibi, Barış Kurulu’nun yetki, görev ve katılımcıları konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü belirtiliyor.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English