Ortadoğu
Gazze planının ikinci aşamasını durduran tek şey: Gerçeklik

Gazze planı neden işlemiyor? Hamas Gazze’yi demir yumrukla yönetiyor, onu silahsızlandırmaya kimse gönüllü değil ve Netanyahu da acele etmiyor. Buna karşın ABD Başkanı bir “başarı” istiyor. Kuzey cephesinde ise Hizbullah’ın yeni sloganı: “Hayatta kalmak zaferdir”
Çevirmenin notu: Aşağıda çevirisini okuyacağınız analiz İsrail’in en köklü gazetelerinden Haaretz’te Amos Harel imzasıyla yayımlandı. Harel yazısında Trump yönetiminin Gazze planının ikinci aşamasının neden sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ve bu durumun İsrail iç siyaseti ile bölgesel dengelere nasıl yansıdığını ele alıyor. Yazıda yer alan değerlendirmeler ve yorumlar yazara aittir; ara başlıklar tarafımızca konmuştur; çeviri, metnin anlam ve bağlamı korunarak Türkçeye aktarılmıştır.
“Gazze’de herkes Hamas’tan çekiniyor, Netanyahu ise Trump’tan korkuyor.”
Üst düzey bir savunma yetkilisi perşembe günü Gazze Şeridi’ndeki durumu bu sözlerle özetledi. ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü Gazze’nin yönetimini üstlenmesi planlanan Barış Kurulu üyelerinin isimlerinin 2026’nın başında açıklanacağını söyledi.
Trump, kendine özgü üslubuyla bu yapının “şimdiye kadarki en efsanevi barış kurullarından biri” olacağını iddia ederek, “Krallar, cumhurbaşkanları, başbakanlar… Hepsi bu kurulda yer almak istiyor” dedi. Bir an için, Beyaz Saray’da büyük maliyetle inşa ettirdiği balo salonundan söz ediyormuş izlenimi verdi.
İntihar görevi
Barış Kurulu gerçekten hayata geçebilir. Ancak sahadaki gerçeklik şimdilik çok farklı. Hamas, Gazze ’nin İsrail’in kontrol ettiği “Sarı Hat”ın batısında kalan bölümünü demir bir disiplinle yönetiyor. Uluslararası istikrar gücüne katılması gündeme gelen ülkeler ise örgütü silahsızlandırmak üzere asker göndermeye hevesli değil; bunu bir intihar görevi olarak görüyorlar ve bunda da haklılar.
Bu tablo, görünürde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun işine geliyor. İsrail, hayattaki 20 rehineyi ve polis memuru Ran Gvili dışında tüm rehine cenazelerini teslim almış durumda. Netanyahu’nun anlaşmanın ikinci aşamasına geçmek için gerçek bir isteği olmadığı görülüyor. Çünkü bu adım, Filistinlilere taviz verilmesi ve Filistin Yönetimi’ne yeni yönetimde rol tanınması yönünde uluslararası baskıyı yeniden gündeme getirebilir.
Hamas’ın askeri olarak zayıfladığı ve elinde canlı rehine bulunmadığı bir ortamda sınırlı çatışmalara dönüş, Netanyahu’nun iç siyasette de işine yarayabilir; özellikle seçim yılı yaklaşırken. Ancak Trump, Netanyahu’yu dizginliyor. İki liderin ay sonunda Mar-a-Lago’da bir araya gelmesi bekleniyor. Trump hâlâ uluslararası bir başarı peşinde. Bu hafta Nobel Barış Ödülü’nün Oslo’da kendisine verilmemesi muhtemelen canını sıkmış durumda. Sert söylemlerine rağmen, kendisini “modern tarihin en büyük barış mimarı” olarak görme iddiasını henüz gerçekleştirebilmiş değil.
İsrail acele etmiyor
Trump’ın Ukrayna’da Rusya yanlısı olarak görülen barış planı şimdiden kadük kalmış görünüyor. Avrupa ile ilişkiler, özellikle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik uzlaşmacı yaklaşımı nedeniyle gergin. Bu nedenle, paradoksal biçimde harabeye dönmüş Gazze, ilerleme sağlanabilecek daha elverişli bir alan gibi duruyor. Bu da Trump’ın, Netanyahu’nun Gazze’de yeniden geniş çaplı bir askeri harekât başlatmasına izin vermeyeceği anlamına geliyor. Böyle bir adım, varsa bile, Netanyahu’nun ABD ziyaretinden sonrasına kalacak.
Şu aşamada Gazze’deki askeri durum İsrail açısından acil görünmüyor. Refah’ta, Sarı Bölge içinde, tünellerde bulunan birkaç düzine silahlı Hamas mensubunun yer aldığı bir cep var. Ordu burayı kuşatmış durumda ve Netanyahu, militanların anlaşmayla bölgeden çıkmasına izin verme kararından geri adım attı. Hamas’ın Batı Necef’teki İsrailli sivillere yönelik tehdidinin sınırlı olduğu değerlendiriliyor. Örgütün elinde yaklaşık 100 civarında roket kaldığı tahmin ediliyor.
Buna rağmen Hamas, İsrail’in çekildiği bölgelerde tam kontrolünü sürdürüyor. Hafif silahlarla donatılmış binlerce mensubu var. Liderliği, Gazzelilere karşı acımasız güç kullanmaktan çekinmiyor. Milis lideri Yaser Ebu Şebab’ın öldürülmesinin ardından aşiretlerin Hamas’a oluşturduğu tehdit de oldukça zayıflamış durumda.
Trump ise bir an önce bir sonraki aşamaya geçildiğini ilan etmek istiyor. Bunun Noel ile ocak ortası arasında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu süreçte Filistinli teknokratlardan oluşan bir hükümet ve Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) gibi yeni yapılar kurulması öngörülüyor. Ancak bunlar olmadan ilerleme sağlanması zor.
“Hamas değil Gazzeli”
Yine de Hamas sorunu bu yapılar kurulduktan sonra da ortadan kalkmayacak. Endonezya, Azerbaycan ya da Arap ülkeleri, Hamas’ı silahsızlandırmak için doğrudan çatışmaya girmeye istekli değil. Hamas’ı silahsızlandırmak yerine, sorunun kendi kendine ortadan kalkmasını bekleyen bir yaklaşım benimseniyor.
ABD de Hamas’ın kontrolündeki Gazze’ye asker göndermeyi planlamıyor; muhtemelen İsrail’in kontrolündeki bölgeye bile göndermeyecek. Amerikalılar, İsrail’in elinde bulunan doğu kesimindeki “Yeni Gazze”de gelecekte yapılacak yeniden imar çalışmalarına odaklanmış durumda. İsrailli subaylar Hamas’tan söz ettiğinde, Amerikalı muhatapları onları düzeltiyor: “Biz ‘Gazzeliler’ demeyi tercih ediyoruz.” Bu, ileride ciddi sonuçlar doğurabilecek tehlikeli bir inkâr hali.
Kiryat Gat’taki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nde yürütülen ABD öncülüğündeki görüşmeler ise ciddi ve somut. Askeri yetkililer ve yabancı ordular arasında önceden belirlenmiş bir takvimle her gün toplantılar yapılıyor. Refah’taki yıkıntılar arasında, önce enkazın kaldırılacağı, ardından inşa faaliyetlerine başlanacağı bir alan bile belirlenmiş durumda.
Sağlık kliniklerinin kurulması, bir polis gücünün konuşlandırılması ve patlamamış İsrail mühimmatının temizlenmesi gibi başlıklar ele alınıyor. Ancak bu sözde pilot proje, yalnızca birkaç bin Gazzeli için barınma çözümlerini kapsıyor ve ne zaman hayata geçeceği belirsiz. Daha kapsamlı plan ise henüz ivme kazanmış değil.
Kuzey cephesinde durum
Trump, kuzey cephesinde de Netanyahu’yu ciddi biçimde frenledi. Başbakan, son iki ayda ikincil cephelerde sert bir tutum benimsedi. Suriye’de Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimiyle uzlaşma ihtimalini baltaladı, İsrail’in bir yıl önce ele geçirdiği Suriye Golan Tepeleri’ndeki bölgelere provokatif bir ziyaret yaptı ve sınır hattındaki tansiyonu bilinçli olarak yükseltti. Bu süreçte İsrail askerleri bölgede iki kez silahlı çatışmaya girdi; bu durum, askeri varlık sürdükçe geleceğe dair bir işaret olarak görülüyor.
Lübnan’da ise İsrail ordusu, Hizbullah’ın yeniden silahlanmasını engellemek amacıyla örgüte ait hedeflere düzenli saldırılar düzenledi. Zirve nokta, geçen ay Beyrut’ta Hizbullah’ın askeri lideri Heysem Ali Tabatabai’nin öldürülmesi oldu. Bu suikastın ardından İsrail, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasında ilerleme sağlanmaması halinde saldırıları artırmakla tehdit etti.
Ancak Trump’ın Suriye ve Lübnan konusunda farklı öncelikleri var. İsrail ile Suriye arasında uzlaşı ihtimalinden açıkça söz etti ve Lübnan’a, İsrail’in askeri tırmanışının Trump’ın “başarı” olarak sunmak istediği Beyrut’taki merkezi hükümetin güçlendirilmesi sürecini baltalamaması yönünde mesaj gönderdi. Washington, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını zorla dayatma konusunda istekli görünmüyor.
İsrail ordusu Lübnan’da zaman zaman saldırılar düzenlemeyi sürdürse de bombardımanın ölçeği ve Hizbullah’a yönelik tehditlerin tonu azalmış durumda. Kuzeydeki gelişmeler de Trump-Netanyahu görüşmesinin gündeminde olacak.
Şimdilik Trump’ın açıklamaları, gerilimi yeniden tırmandırmaya izin vermeyeceğini ve kısmen soğuyan cepheleri yeniden ısıtmak için İsrail’e destek olmayacağını gösteriyor. Trump’ın elinde bir koz daha var: Netanyahu’nun, Cumhurbaşkanı Herzog’dan af alabilmek için hâlâ Trump’ın desteğine ihtiyacı bulunuyor.
Bu koşullar altında Hizbullah’tan gelen savunmacı söylem dikkat çekici. Örgütün resmî internet sitesi el-Ahed’de geçen hafta yayımlanan “Direnişi, itidali ve asimetrik savaşın mantığını anlamak” başlıklı yazıda, Hizbullah’ın son bir yıldır İsrail saldırılarına karşılık vermemesini eleştirenlerin “direnişin temel ilkesini gözden kaçırdığı” savunuldu. Yazara göre, Hizbullah gibi hareketler ulusal orduların yerine geçmez; devlet halkını koruyamadığında ortaya çıkar.
Yazıda Hizbullah’ın hesaplarının “savunmacı ve seçici” olduğu belirtilerek, örgütün İsrail’e karşı caydırıcılık yaratmak istediğinde saldırdığı, tırmanmanın İsrail’in işine yarayacağını düşündüğünde ise itidal gösterdiği ifade edildi. Sonuç cümlesi ise yeni yaklaşımı özetliyordu:
“Hayatta kalmak zaferdir.”
Bu tutum, İsrail’in Eylül 2024’te öldürdüğü eski lider Hasan Nasrallah’ın son yıllarındaki sert ve meydan okuyucu söyleminden oldukça uzak. Yerine geçen Şeyh Naim Kasım’ın ise bu daha temkinli çizgiyle büyük ölçüde örtüşen bir yaklaşım benimsediği görülüyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Ortadoğu
Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.
Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.
Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.
Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.
Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:
“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”
Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.
Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.
Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.
Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.
Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.
Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.
Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.
Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.
Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.
Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.
Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.
“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.
Ortadoğu
Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.
Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.
İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.
Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.
Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.
Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.
Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü
ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.
Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.
Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.
Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.
Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.
Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.
Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.
Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.
Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı
Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.
Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.
Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.
Ancak toplantılarda İran yer almadı.
Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.
Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.
İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’







