Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman Kültür Komiseri, Derviş ve Kenefani’nin kitaplarının çevrilmesini engelledi

Yayınlanma

Alman Kültür ve Medya Komiseri Wolfram Weimer’in, aralarında Mahmud Derviş ve Gassan Kenefani’nin de bulunduğu Filistinli yazarların eserlerinin Almancaya çevrilmesini engellediği ortaya çıktı.

Süddeutsche Zeitung’da yer alan habere göre, bir süredir eleştirilerin odağında olan Weimer’in son vakası, Berlin’de sanat ve kültürü teşvik etmek için federal hükümet tarafından yıllık 15 milyon avro ile finanse edilen bir program olan Başkent Kültür Fonu (HKF) ile ilgili.

Edebiyat bilimci ve çevirmen Miriam Rainer, 20. yüzyılın önemli Filistinli yazarlarının birçok eserinin Almancaya hiç çevrilmediğini fark etmişti. Bir tür atölye çalışmasıyla bu durumu düzeltmek istiyordu.

Jüri, projeyi beğenmiş ve sonbaharda 400 başvuru arasından 75 projeyle birlikte bu projeyi de seçmişti. Projeye 30.000 avro destek verilecekti.

Kültür Fonu küratörü ve Weißensee Sanat Akademisi eski rektörü Leonie Baumann da projeyi onaylamıştı.

Seçilen projelerin listesini, Kültür Bakanlığı (BKM) ve Berlin Senatosu Kültür Departmanı’ndan ikişer temsilcinin yer aldığı HKF’nin “Ortak Komitesi”ne iletti.

Fakat Baumann listeyi geri aldığında Rainer’in projesi yoktu; projenin “askıya alındığı” söylendi.

Almanya’nın yeni Kültür Bakanı Wolfram Weimer: Sömürgecilik medeniyet başarısıdır

Fasanenstraße’deki Berlin Literaturhaus’un yöneticilerinden biri ve jüri üyesi Sonja Longolius, “Bildiğim kadarıyla, daha önce hiç böyle bir müdahale olmamıştı,” diyor.

Weimer’in bir sözcüsü Süddeutsche Zeitung’a verdiği demeçte, jürinin proje seçiminin yalnızca bir tavsiye niteliğinde olduğunu açıkladı ve bunların “Ortak Komite için bağlayıcı olmadığını” savundu.

Ne var ki şimdiye kadar komite her zaman jürinin tavsiyelerine uymuştu.

Ne jüri üyeleri ne de Miriam Rainer “ertelemenin” nedenlerini bilmiyor. Bunun nedeni, projenin Filistin edebiyatına odaklanması olması mıydı?

Yoksa Rainer’in, diğer birçok kültür insanı gibi, Berlin’in eski Kültür Senatörü Joe Chialo’nun yasal nedenlerle başarısızlığa uğramadan önce uygulamaya koymak istediği antisemitizm maddesine karşı bir dilekçe imzalamış olması mıydı?

Senato Kültür Departmanı sözcüsü, bunun neden olmadığını söylüyor. Fon, “açık kalan soruları netleştirmek” amacıyla “askıya alınmıştı.”

Rainer, bunun aktivist bir proje değil, edebiyat-tarihsel bir proje olması gerektiğini vurguluyor. Başvurusunda adını verdiği yazarlar (Samira Azzam, Gassan Kenefani ve Mahmud Derviş) uzun zaman önce vefat etmişlerdi. 

Fakat elbette Filistinli olarak, İsrail’e karşı direnişe çeşitli derecelerde dahil olmuşlardı. Baumann, jürinin bu konuyu sorumlu bir şekilde ele aldığını garanti ediyor.

Rainer, “erteleme”nin ardından küratörün projeyi kurtarmak için bir dizi değişiklik yapmasını tavsiye ettiğini bildiriyor.

Önerilerden biri, konsepti “daha az tek taraflı” hale getirmek ve örneğin etkinliklere Yahudi-İsrailli temsilcileri davet etmekti.

Bu ona makul gelmedi; sonuçta proje, Filistin edebiyatındaki çeviri durumunun kötü durumunu ele almak için özel olarak tasarlanmıştı. Sonunda, başvurusunu geri çekti.

Jüri, açıklamasında “siyasi müdahaleye” itiraz etti ve şöyle dedi:

“Bağımsız jüriler, kamu kültür fonlamasında sembolik bir aksesuar değil, sanatsal özgürlüğün kurumsal bir güvencesidir. [Jüriler] kararların mesleki çoğulculuk, kolektif sorumluluk ve partizan siyasi çıkarların uzağında alınmasını sağlar.”

Açıklamada, kararların tehlikeye atılması durumunda, “kültürel fonlamanın dürüstlüğüne duyulan güven”in kalıcı olarak zarar göreceğine vurgu yapıldı.

Haftalardır Berlin’de pek çok kişi, Şansölye Friedrich Merz’in, Weimer’in eylemlerini daha ne kadar hoş göreceğini merak ediyordu.

Merz, Çarşamba günü Federal Meclis’te bu sorunun cevabını verdi: “Wolfram Weimer’e güveniyorum.”

Weimer, Berlin Film Festivali’nde Filistin yanlısı seslerin bastırılmasında oynadığı rol nedeniyle de sert eleştiriler almıştı. Weimer, Avrupa’nın sömürgeciliğinin de kınanması gereken bir şey değil, bir “medeniyet başarısı” olduğunu savunuyor.

Avrupa

İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

Yayınlanma

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.

İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.

İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.

Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.

Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.

Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.

Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.

Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.

Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Yayınlanma

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.

Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.

Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.

Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.

Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.

Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.

Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.

Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.

Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.

Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.

Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa ve Ukrayna’dan füze savunma koalisyonu

Yayınlanma

Rusya’nın balistik füze üstünlüğü ve ABD’den önleyici füze sevkiyatının yavaşlaması üzerine dokuz Avrupa ülkesi Ukrayna ile füze savunma koalisyonu kurdu. İngiltere, Almanya, Danimarka, İspanya, İtalya, Hollanda, Norveç, Fransa ve İsveç liderleri ortak savunma mimarisi oluşturulması konusunda uzlaştı. Fransa’nın ev sahipliğindeki toplantıda, Patriot sistemine alternatif ucuz çözümler ile SAMP-T füzelerinin geliştirilmesi kararlaştırıldı.

Rusya’nın balistik füzelerdeki üstünlüğü ve ABD yapımı önleyici füzelerin sevkiyatındaki gecikmeler, Ukrayna ile Avrupa ülkelerini ortak bir füze savunma sistemi kurmaya yöneltti.

İngiltere, Almanya, Danimarka, İspanya, İtalya, Hollanda, Norveç, Fransa ve İsveç liderleri, Ukrayna ile bir koalisyon kurulması konusunda mutabakata vardı.

Yaklaşık 25 ülkeden temsilcinin katıldığı toplantıya ev sahipliği yapan Fransa tarafından yapılan açıklamada, yeni girişime dair detaylar paylaşıldı.

Açıklamada, “Avrupa’nın korunmasının; kolektif çabalara, teknolojik açıklığa ve güçlü sınai işbirliğine dayalı, gelecekteki füze tehditlerini caydıracak ve püskürtecek entegre bir füze savunma mimarisi şeklinde küresel bir çözüm gerektirdiğine inanıyoruz. Bu mimari, egemen Avrupa çözümleri de dahil olmak üzere mevcut füze savunma sistemlerinin tamamlayıcısı olacaktır” ifadelerine yer verildi.

Görüşmeler öncesinde Reuters haber ajansına bilgi veren diplomatlar, geliştirilmesi planlanan projeler arasında Fransa ve İtalya ortak yapımı SAMP-T füzelerinin modernize edilmesinin ve ABD yapımı Patriot sistemlerine kıyasla daha düşük maliyetli bir alternatif sunmayı hedefleyen Ukrayna projesi Freya’nın yer aldığını bildirdi.

Fransa Cumhurbaşkanlığı temsilcisi tarafından basın mensuplarına yapılan açıklamada, işbirliğinde öncelikli odağın füze savunması olacağı belirtildi.

Temsilci; ABD’den Patriot sistemleri için ek önleyici füzeler tedarik edilmesinden SAMP-T sistemlerinin konuşlandırılmasının hızlandırılmasına, Avrupa ve Ukrayna savunma sanayileri tarafından alternatif çözümler geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazede çalışılacağını kaydetti.

Değerlendirilen seçeneklerden birine göre, Avrupa ülkeleri SAMP-T ve Patriot sistemlerini tamamlayacak ortak bir sistem geliştirecek ve bu sistemin üretim sürecinde Ukrayna’ya önemli bir rol verilecek.

Ukraynalı insansız hava aracı ve füze üreticisi Fire Point tarafından yürütülen Freya projesine de değinildi.

Fire Point kurucu ortağı ve baş tasarımcısı Denis Ştilerman, daha önce yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin katılım süreçlerini hızlandırması sayesinde söz konusu füzenin bu yılın sonuna kadar hazır hale gelebileceğini ifade etmişti.

Fire Point şirketi, radar ekipmanı tedariki için Alman savunma sanayi firması Hensoldt ile bir anlaşma imzaladı. Ştilerman, sistemin tamamlanabilmesi için Avrupalı ortakların radar verilerini gerçek zamanlı olarak önleyici füzeye iletecek yüksek teknolojili bir iletişim hattı sağlamaları ve bir sevk idare merkezi kurmaları gerektiğini dile getirdi.

Dokuz ülkenin temsilcileri, hava savunma araçlarının daha aktif bir şekilde geliştirilmesini ele almak üzere aralarında SAMP-T üreticisi Eurosam, Leonardo, Thales ve Saab gibi firmaların da yer aldığı ondan fazla savunma sanayi şirketiyle bir araya geldi.

Ukrayna daha önce Rusya tarafından fırlatılan balistik füzelerin yaklaşık üçte birini, bazı dönemlerde ise daha fazlasını havada imha edebiliyordu.

Ancak 6 Temmuz gecesi düzenlenen hava saldırısında Ukrayna hava savunma sistemleri, Rusya’nın fırlattığı 23 adet İskender-M balistik füzesi ile altı adet Tsirkon ve Oniks süpersonik füzesinden hiçbirini vuramadı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de bu saldırının ardından hava savunma sistemlerindeki önleyici füze eksikliğini kabul eden bir açıklama yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English