Avrupa
Alman medyasında “seferberlik” tartışmaları

Alman büyük medya kuruluşları, “savunma durumu”nun öncüsü olan “gerginlik durumu” ilan edilmesi ve seferberlik konusundaki tartışmayı körüklüyor.
Çarşamba günü, CDU’lu dış ve askeri politika uzmanı Roderich Kiesewetter, kamu yayıncısı ARD’nin geniş izleyici kitlesine sahip bir programında, Federal Cumhuriyet’te “gerginlik durumu” ilan edilmesi talebini ilk kez meşrulaştırmaya çalıştı. Kiesewetter, 2024 yılının sonunda da bu konuyu destekleyen açıklamalarda bulunmuştu.
Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) açıkça belirttiği gibi, gerginlik durumu “seferberlik”e hizmet ediyor. Bu durum, toplumun tamamı için önemli kısıtlamalar getiriyor; örneğin, 18 yaş ve üstü tüm erkekler için zorunlu askerlik hizmetinin derhal uygulanmasını içeriyor, askerlerin bakımı için hekimler gibi sivil personelin zorunlu olarak askere alınmasına izin veriyor ve ayrıca özel şirketleri askeri malzeme üretmeye zorlayabiliyor.
Bu tür senaryolar için somut planların üzerinde, örneğin sağlık sektöründe, uzun süredir çalışılıyor. Örneğin, bu sektörde, hafif yaralı askeri personelin hastanelerde tedavi konusunda ağır yaralı sivillere göre öncelikli olduğu bir “ters triyaj” sistemi getirilmesi planlanıyor.
Barış ile savaş arasında bir yer
CDU’lu siyasetçinin önerdiği “gerginlik durumu”nun yasal dayanağı, Temel Yasa’nın 80a maddesi.
Bu maddede, kararın Federal Meclis tarafından verileceği ve “oyların üçte ikisinin çoğunluğu” ile alınacağı belirtiliyor.
Öte yandan “gerginlik durumu”, içeriği açısından tam olarak tanımlanmamış. Genel olarak, “savunma durumuna geçiş için bir ön aşama” olarak tanımlanıyor; Federal Almanya Cumhuriyeti, savaşa dönüşebilecek “tehditkâr bir durum” ile karşı karşıya kaldığında ilan ediliyor.
Yarı resmi Federal Yurttaşlık Eğitimi Ajansı, “Her halükarda, zorlu bir dış politika durumunun silahlı saldırıya dönüşme olasılığının yeterince yüksek olması gerekir,” diyor.
Rusya’yı düzenli olarak “hibrit savaş” ile suçlayan Almanya, bukapsamda Federal Meclis’te “hibrit tehditlere yanıt olarak gerginlik durumu ilan etmeye” de karar verebilir.
Almanya ‘savaşa hazır olmak’ için Bundeswehr’de reforma başladı
Seferberliğe hazırlık
Gerginlik durumu ilanının önemli pratik sonuçları olacak. Bundeswehr Operasyonel Komutanlığı sözcüsüne göre, bu “seferberlik amacına” hizmet ediyor.
Örneğin, 18 yaş ve üstü tüm erkekler için zorunlu askerlik hizmeti derhal yeniden yürürlüğe girecek; süresiz askerlik hizmeti izin verilecek.
Bundeswehr’in yurt içi konuşlandırma seçenekleri de önemli ölçüde genişletilecek; askeri personel, örneğin sivil nesneleri korumak veya trafiği düzenlemek için görevlendirilebilecek.
Fakat her şeyden önce, işgücü ve ekonomiye uygulanan güvenlik yasaları yürürlüğe girecek. Bu kapsamda sivil çalışanlar askeri görevler için askere alınabilir; hekimlerden hemşirelere kadar tıbbi personel askeri hastanelere atanabilir; sürücüler Bundeswehr için yakıt taşımakla görevlendirilebilir ve özel şahıslar askerlere konaklama sağlamakla yükümlü kılınabilir.
Tıbbi personelin ordu için çalışmak üzere görevlendirilmesi, kısa süre önce Hamburg’da yapılan bir askeri tatbikatın konusu olmuştu.
Ayrıca, yetkililer özel şirketleri Bundeswehr’in ihtiyaç duyduğu her türlü malı üretmeye zorlayabilir.
Berlin’de olağanüstü hal sesleri yükseliyor
Olağanüstü hal ilan edilmesi, ilk olarak geçen yıl aralık ayında CDU’lu politikacı Roderich Kiesewetter tarafından gündeme getirildi.
Eylül sonunda ise, Alman havaalanları üzerinde açıklanamayan drone uçuşlarından yararlanarak, “olağanüstü hal ilan etmenin en mantıklı çözüm” olduğunu belirterek, bunu açıkça talep etmişti.
Kiesewetter, çarşamba günü kamu yayıncısı ARD’de bu görüşünü yineledi. Eylül ayında, olağanüstü hal ilan etmenin avantajlarının sadece “temel altyapının Bundeswehr tarafından korunacak olması” değil, aynı zamanda “emir komuta zincirinin sadeleştirilebilmesi” ve belirtilmeyen “seçeneklerin verimli bir şekilde kullanılabilmesi” olduğunu açıklamıştı.
O zamandan beri, önde gelen Alman medyasında bu tartışmalar giderek artıyor. Gerginlik durumunun ilan edilmesinin desteklenip desteklenmemesine bakılmaksızın, bu durum Almanya’nın savaşın eşiğinde olduğu ve halkın haklarının önemli ölçüde kısıtlanmasına hazırlıklı olması gerektiği fikrinin daha da normalleşmesine yol açıyor.
Ekonomi ve toplum, ordunun hizmetine sunulacak
Savaş durumunda sivil hastanelerin kullanılmasına yönelik planlar hızla ilerliyor. Askeri stratejistler, askeri hastanelerinin kapasitesinin, genellikle günde bin civarında olduğu belirtilen yüksek sayıda yaralıyı tedavi etmek için yeterli olmadığına kesin olarak inanıyor.
Berlin’de Senato İdaresi, Alman Silahlı Kuvvetleri, Berlin Hastane Birliği ve on iki klinikle işbirliği içinde, savaş durumunda hastane personelinin izlemesi gereken prosedürleri özetleyen bir çalışma belgesi hazırladı.
Demokratik Doktorlar Birliği’nin (vdää) açıklamasına göre, bu prosedürler arasında “ters triyaj” da yer alıyor. Bu prosedürde, “askerleri mümkün olan en kısa sürede tekrar göreve hazır hale getirmek” için, hafif yaralı askeri personel, ağır yaralı sivillerden bile öncelikli olarak tedavi edilecek.
Bunu, umutsuz vakaları “ölüme terk etme” konusunda “açık bir tartışma” izleyecek; “bireysel tıptan afet tıbbına” açık bir geçiş yapılacak ve son olarak, hastanelerde geniş kapsamlı yetkiler yetkililere ve orduya devredilecek.
Hastanelere yatırım için savaş gerekçesi
Savaşa hazırlık amacıyla, Alman Hastaneler Birliği tarafından, savaşa dayanıklı “Alman hastanelerinde dayanıklılık” yaratmak için “yatırım gereksinimlerini” özetleyen bir çalışma yayınlandı.
Çalışmanın yazarları, diğer şeylerin yanında, acil durum jeneratörleri ve kapsamlı içme suyu rezervlerinin mevcut olmasının yanı sıra, dekontaminasyon tesislerinin temin edilmesinin, olası acil durumlar için radyo ve uydu iletişimlerinin genişletilmesinin, hastanelerin saldırıya uğraması durumunda sadece ek yer üstü altyapı inşa etmekle kalmayıp, mülk koruma önlemlerini yoğunlaştırmanın, aynı zamanda yer altında “alternatif tedavi odaları” inşa etmenin gerekli olduğunu düşünüyorlar.
Çalışmada ayrıca “yeraltı garajları” ve “bodrum katları”ndan bahsediliyor.
Finansman için gerekli fonların, 15 milyar avronun biraz altında olduğu tahmin edilen Alman hükümetinin modernizasyon özel fonundan alınması gerektiği belirtiliyor.
vdää’nın belirttiği üzere bu maliyetli planlar, Almanya’daki sivil hastanelerin maliyetlerinin yıllardır “çok pahalı” olarak nitelendirilmesine ve mevcut hastane reformunun bir parçası olarak “ciddi kesintiler” talep edilmesine rağmen yapılıyor.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü










