Avrupa
Alman otomotiv krizi Vişegrad ülkelerine sıçrıyor

Alman otomotiv endüstrisindeki kriz sadece Almanya’daki otomobil fabrikalarını değil, aynı zamanda Alman endüstrisinin Macaristan da dahil olmak üzere Vişegrad ülkelerindeki (Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya) başlıca üretim tesislerini de etkiliyor.
Satışlardaki mevcut düşüşten özellikle e-araba sektörü etkileniyor. Bu durum hem Volkswagen başta olmak üzere otomobil üreticilerinin kendileri hem de tedarikçiler için geçerli.
German Foreign Policy’nin aktardığına göre, örneğin otomotiv tedarikçisi ZF, 2028 yılı sonuna kadar Almanya’da 14.000 kişiyi işten çıkarmayı planladığını açıkladı. Continental ise muhtemelen tedarikçi işletmesini tamamen kapatmayı ve borsaya açmayı planlıyor.
Federal Motorlu Taşımacılık Kurumuna göre, bu yılın ağustos ayında bir önceki yılın ağustos ayına kıyasla neredeyse yüzde 69 daha az yeni elektrikli otomobil tescil edildi. Dizel motorlarda bu düşüş yüzde 24.4, benzinli araçlarda ise yüzde 7,4.
Bu düşüşler ve aynı zamanda otomotiv sektörünün dönüşümü, ekonomileri büyük ölçüde Alman sanayisine bağlı olan ve büyümeleri büyük ölçüde Alman işlerinin bir sonucu olan Vişegrad ülkeleri için büyük zorluklar yaratıyor. Örneğin Macaristan’da sanayi üretimi şimdiden çökmüş durumda.
Vişegrad: Alman otomotiv sektörünün arka bahçesi
Vişegrad ülkeleri Alman sanayisi için dünyanın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi.
Sadece 2016 yılı itibariyle Alman şirketleri bu dört ülkeye (V4) yaklaşık 84 milyar avro yatırım yapmış durumdaydı ki bu rakam, o tarihte Çin’e yapılan yatırımdan daha fazlaydı.
Almanya’nın bakış açısına göre V4 ülkeleri bir dizi yatırım avantajı sunuyor: Batı Avrupa’ya coğrafi yakınlık, gelişmiş bir sanayi altyapısı, büyük bir kalifiye işgücü ve düşük ücret seviyeleri.
Kimya ve elektronik sektörlerindeki Alman şirketleri güçlü bir şekilde temsil edilmekle birlikte, özellikle Alman ekonomisinin amiral gemileri olan makine mühendisliği ve özellikle otomotiv endüstrisi bir hayli etkili.
V4’teki otomobil üretimi 1991 ile 2019 yılları arasında 670.000’den 4,4 milyon araca çıkarak 6,6 kat arttı. Bu rakam 2019 yılında AB’de üretilen tüm araçların yüzde 24,9’una tekabül ediyordu.
2020 yılında pandemi nedeniyle üretim 3,6 milyon araca düşmüştü; fakat yüzde olarak bakıldığında, V4’ün AB otomobil üretimindeki payı yüzde 26,2’ye yükseldi.
Vişegrad’ın Almanya’ya bağımlılığı
V4’ün Alman sanayisine ve özellikle de Alman otomobil üretimine aşırı bağımlılığı dört ülke için sorunlu başlıklardan biri.
Planlamanın, geliştirmenin ve kârın önemli kısmı Almanya’ya gidiyor. Öte yandan Almanya’daki ekonomik gelişmenin V4 üzerinde doğrudan etkisi var. Örneğin küresel ekonomik krizin sonucu olarak 2009 yılında küresel otomobil satışları çöktüğünde Çekya, Slovakya ve Macaristan ekonomileri durgunluğa girmişti.
Alman otomobil üreticilerinin satışlarındaki mevcut düşüş de V4’teki üretimi etkiliyor. Örneğin Macaristan’da sanayi üretimi çöküş eğiliminde. Bloomberg bunu otomobil ve batarya üretimindeki zayıflamaya bağlıyor.
Buna bir de AB ile şu anda Macaristan’ın en önemli yatırımcısı olan Çin arasında baş gösteren ticaret savaşı ekleniyor. 2024’ün ikinci çeyreğinde Macaristan ekonomisi yüzde 0,2 oranında küçüldü.
Elektrikli araç dönüşümünün Vişegrad eksenine etkileri
Elektrikli araçlara geçiş üretimde büyük değişikliklere yol açarken bazı tedarikçiler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Polonya ve Macaristan, diğer Doğu Avrupa ülkelerine kıyasla içten yanmalı motorlar, motor parçaları ve şanzıman ihracatına daha bağımlı. Çekya ve Slovakya’da ise motor ve vites kutusu üretimi çoğunlukla büyük, yerel otomobil montajı için kullanılırken, ihracat için daha az kullanılıyor.
Altı motor fabrikası bulunan Polonya en büyük motor üreticisi konumunda ve 2020 yılında 2,8 milyar avro değerinde motor ihraç etti. Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan aynı zamanda Doğu Avrupa’dan en büyük motor parçası ihracatçıları.
V4 hükümetleri de dönüşümle farklı şekillerde ilgileniyor. Polonya, Macaristan ve Slovakya, batarya fabrikaları ve elektrikli şanzıman bileşenlerinin üretimi için yatırımcıları çekmek için çalışıyor. Polonya ve Macaristan, Çin ve Güney Kore fabrikalarını çekme konusunda çok başarılı oldu. Çek Cumhuriyeti bu konuda oldukça geri kalmış durumda.
Karma üretim Doğu Avrupa’nın işine yaramayabilir
German Foreign Policy’ye göre Batı Avrupa’da Zwickau ve Emden’deki VW fabrikaları, Berlin yakınlarındaki Tesla fabrikası gibi tamamen e-araçların seri üretimine yönelik fabrikalar açılmış ya da VW’nin Wolfsburg yakınlarındaki Trinity fabrikası gibi bu tür fabrikalar planlanıyor olsa da, Doğu Avrupa ülkelerinin çoğu için durum böyle değil.
Buradaki mevcut strateji, elektrikli araçların içten yanmalı motorlarla birlikte aynı fabrikalarda üretileceği karma üretime yönelik. Karma üretimi orta vadede kârlı hale getirmek için Doğu Avrupa’daki birçok fabrika düşük üretim maliyetleri ve yüksek işgücü esnekliği ile daha düşük üretimi telafi etmeyi planlıyor.
Fakat uzun vadede, bu karma üretim stratejisinin tamamen e-mobiliteye yönelik fabrikalarla rekabet etmesi zor. Bu durumun uzun vadede Doğu Avrupa’da büyük iktisadi sorunlara yol açabileceği düşünülüyor.
Almanya ile Asya’nın kesişim noktası: Macaristan
Macaristan, “Doğu periferisindeki” konumunu güçlendirmek için Doğu Asya’nın batarya üretimine yaptığı doğrudan yatırımı Alman otomobil üreticilerinin elektrikli araç üretimine yaptığı yatırımla birleştiriyor.
Bu, Alman yatırımcılar için devlet teşvikleri, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimine (KYG) katılım ve Rusya ile enerji anlaşmaları ve altyapı projelerinin bir karışımını içeriyor.
Doğu Asyalı yatırımcılar sayesinde Macaristan, Avrupa’nın önde gelen elektrikli otomobil bataryası üreticilerinden biri haline geldi. Örneğin şu anda Szeged’de ilk Macar otomobil fabrikasını inşa eden Çinli BYD şirketi, Budapeşte’nin kuzeyinde bir batarya montaj tesisine de yatırım yapıyor.
Çinli şirketler 2016’dan bu yana Komárom’da Londra ve başka yerlerde kullanılan elektrikli otobüsler üretiyor. İki Çinli batarya üreticisi, Eve Energy ve dünyanın en büyük endüstri grubu CATL, Macaristan’da faaliyet gösteriyor.
CATL, Erfurt’taki ilk tesisinin ardından Debrecen’de ikinci Avrupa tesisini inşa ediyor. Güney Koreli grup SK Innovation Macaristan’daki üçüncü tesisini Budapeşte yakınlarındaki Iváncsa’da inşa ediyor.
Alman sanayisini Rusya üzerinden Asya’ya bağlamak
German Foreign Policy’deki habere göre Macaristan’daki yeni sanayi tesisleri, enerji ve altyapı projeleri birbiriyle bağlantılı olduğundan, Alman otomobil üreticilerinin e-araba üretimine ayak uydurabilmek için Macaristan’a olan ilgisini artırıyor.
Örneğin Çinli batarya üreticisi CATL, BMW ile aynı bölgede bir fabrika inşa ediyor. Bu fabrikaların yakınında ilave gaz yakıtlı enerji santralleri ile yeni bir enerji altyapısı inşa ediliyor.
Dolayısıyla Kuzeydoğu Macaristan, “kayda değer bir jeostratejik yolla” Alman sanayisini Doğu Asya yatırımlarına bağlayan ve Rus enerji kaynaklarını neredeyse eksiksiz bir batarya üretim zincirine entegre eden bir merkeze dönüşüyor.
Avrupa
Fransa, manga parkı için Suudi sermayesine yöneldi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ofisi, bir zamanlar ülkenin en büyük tema parkı olan yeri manga temalı bir eğlence merkezine dönüştürmek için Suudi Arabistan’dan finansal destek almaya çalışıyor.
POLITICO’ya konuşan altı diplomat, hükümet yetkilisi ve sektör temsilcisinin ifadesine göre, Élysée Sarayı, mali sorunlar nedeniyle 1991’de kapanan ve o günden beri terk edilmiş durumda olan Mirapolis’in yeniden canlandırılması konusunda potansiyel Suudi Arabistanlı yatırımcılarla birkaç aydır görüşmeler yürütüyor.
Müzakerelerin merkezinde, Suudi Kamu Yatırım Fonu’nun bir iştiraki olan Qiddiya Yatırım Şirketi yer alıyor. Suudi varlık fonu, kısa süre önce Paris’te bir ofis açmıştı.
Körfez bölgesinde bağlantıları olan bir diplomata göre, proje kapsamında Suudi yatırımcılar, Paris’in yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında bulunan eski Mirapolis arazisini satın alacak ve burayı popüler manga serisi Dragon Ball’a dayalı bir tema parkına dönüştürmeyi planlıyor.
Manganın popülaritesindeki patlama, çizgi romanların ve grafik romanların özellikle popüler olduğu Fransa’da da yoğun bir şekilde hissedildi.
Beklenen yatırım tutarı henüz bilinmemekle birlikte, görüşmelere katılan bazı taraflar anlaşmanın 1 milyar avroyu aşabileceğini öne sürüyor.
Bu girişim, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, turizm ve eğlence sektörlerine yapılacak devasa yatırımlarla krallığın petrole bağımlı ekonomisini çeşitlendirmeyi amaçlayan “Vizyon 2030” planının bir parçası.
Qiddiya Yatırım Şirketi, Riyad’a yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta yer alan devasa bir eğlence kompleksi olan Qiddiya şehrinin inşasını denetliyor.
Bu alanda bir Formula 1 pisti, uluslararası turnuvalara ev sahipliği yapmak üzere tasarlanmış büyük bir tenis kompleksi, Amerikan Six Flags zinciri tarafından işletilecek bir eğlence parkı ve Dragon Ball temalı bir başka tema parkı yer alacak.
Müzakerelere yakın üç kaynağa göre, mevcut plan, bir zamanlar Mirapolis’in bulunduğu yere daha küçük ölçekli bir Dragon Ball parkı inşa etmek.
Qiddiya Genel Müdürü Abdullah Aldawood, ülkeye yabancı yatırım çekmek amacıyla düzenlenen “Choose France” zirvelerinin son ikisinde Macron ile bir araya geldi.
Etkinlikte, zirvenin basın dosyasında, “Fransa’da büyük bir turizm ve eğlence projesini araştırmayı” amaçlayan bir mutabakat zaptının imzalandığına, POLITICO’ya göre “gizemli” ifadelerle değinildi.
Bu yılki Choose France zirvesinden birkaç hafta önce Aldawood, terk edilmiş Mirapolis sahasının bulunduğu Île-de-France bölgesinin başkanı Valérie Pécresse ile bir araya geldi.
Toplantıya katılan bir kişinin aktardığına göre, Aldawood ayrıca Business France ve bölgenin ekonomik kalkınma ajansı olan Choose Paris Region’dan ekiplerle de görüştü.
Projenin iyi bir şekilde ilerlediğinin bir göstergesi olarak, geçen ayın sonlarında Paris’i de içeren Île-de-France’ı temsil eden yetkililer, parkın yeniden canlandırılması olasılığını görüşmek üzere 10 kilit bakanlığın temsilcileri, elektrik şebekesi işletmecisi RTE ve toplu taşıma işletmecisi Île-de-France Mobilités ile bir araya geldi.
POLITICO’nun gördüğü toplantı gündeminde, gelecekteki projenin yönetimi, ulaşım altyapısı, enerji gereksinimleri ve arazi edinimi konuları yer alıyordu.
Toplantıya, Macron’un eski Genelkurmay Başkanı ve şu anda Île-de-France bölgesinin valisi olan Georges-François Leclerc başkanlık etti.
Tartışmalara katılan bir bakanlık danışmanı, “Toplantı davetini almadan önce elimizde hiçbir bilgi yoktu ama Élysée’nin bu konuda baskıyı artırmak istediğini anlıyoruz,” dedi.
1987 yılında dönemin Başbakanı Jacques Chirac tarafından açılan ve Suudi milyarder Ghaith Pharaon’un finansmanıyla hayata geçirilen Mirapolis, Fransa’nın tema parkı endüstrisindeki ABD hakimiyetini altüst etme girişimi olarak tasarlanmıştı.
Fakat mali zorluklar hızla arttı. Ziyaretçi sayıları beklentilerin altında kaldı ve birkaç yıl sonra EuroDisney’den gelen rekabet, parkın iş modelini daha da zayıflattı. Mirapolis, dört yıl sonra kapılarını tamamen kapattı.
Mirapolis seçim bölgesini temsil eden Sosyalist Parti senatörü Rachid Temal, tartışmalara dahil olmadığını ve bu aşamada yorum yapmamayı tercih ettiğini söyledi.
Bölgeyi temsil eden Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin milletvekili Aurélien Taché de kendisinin de gelişmelerden haberdar edilmediğini belirtti ve “projenin çevresel ve sosyal yönlerine” özellikle dikkat edeceğini ifade etti.
Avrupa
Avrupa Komisyonu, ABD teknolojilerinin yerine yerli çözümlere yönelecek

Avrupa Komisyonu, geliştirme aşamasındaki personel eşleştirme servisindeki ABD menşeli bulut hizmetlerini ve yapay zeka modelini Avrupalı alternatiflerle değiştirmeyi değerlendiriyor. Karar, AB Adalet Divanı çalışanları komitesinin kişisel verilerin işlenmesine ilişkin endişelerini dile getirmesinin ardından gündeme geldi. Komisyon, nisan ayında imzalanan egemen bulut sözleşmesi kapsamındaki dört Avrupa sağlayıcısını ve yerel yapay zeka modellerini test etmeyi planlıyor.
Avrupa Komisyonu, geliştirme aşamasındaki yeni dijital personel eşleştirme servisinde kullanılan Amerikan teknolojilerini Avrupa menşeli bulut platformları ve yapay zeka modelleriyle değiştirmeyi değerlendiriyor.
Euractiv’in bir Komisyon yetkilisine dayandırdığı haberine göre, söz konusu gözden geçirme süreci AB Adalet Divanı çalışanları komitesinin adayların kişisel verilerinin ABD merkezli bir bulut sağlayıcısı tarafından işlenmesine dair endişelerini iletmesinin ardından başladı
Söz konusu değişiklik, son geliştirme aşamasında olan İş Eşleştirme Uygulaması’nı (Job Matching Application) kapsıyor.
Servisin başlangıçta Amazon Web Services (AWS) altyapısında ve ABD şirketi Anthropic’in Claude dil modeli kullanılarak barındırılması öngörülüyordu.
Komisyon yetkilisi, yürütme organının nisan ayında 180 milyon avro karşılığında imzalanan egemen bulut hizmetleri alım anlaşması çerçevesinde dört “Avrupa egemen alternatifi”ne geçişi değerlendirdiğini doğruladı. Olası tedarikçiler arasında Alman StackIT ile Fransız OVHcloud, Scaleway ve S3NS şirketleri bulunuyor.
Yetkili, Komisyon’un ayrıca Avrupa kökenli dil modellerini de test etmeyi planladığını bildirdi. Halen kullanılmakta olan Anthropic Claude modelinin “önümüzdeki aylarda” daha egemen bir çözümle değiştirilebileceği belirtildi.
Yapay zeka kullanımına dair rehber
Avrupa Komisyonu 2023 yılında personeli için yapay zeka kullanımına ilişkin bir rehber yayımlamıştı.
Belge, çalışanları gizli bilgilerin veya kişisel verilerin ifşa edilmesi risklerine, önyargılı yanıtlara ve fikri mülkiyet haklarının ihlaline karşı uyarıyordu. Bu uyarılara rağmen yapay zeka araçları hem Komisyon temsilcileri hem de ABD makamları tarafından giderek daha yoğun biçimde kullanılmaya başlandı.
Pentagon mayıs ayında OpenAI, Alphabet bünyesindeki Google ve Microsoft dahil yedi şirketle gizli operasyonlarda yapay zeka kullanımı için anlaşma imzaladı. Politico kaynaklarına göre Avrupa Komisyonu da aday ülkelerin AB üyelik başvurularını inceleme sürecini hızlandırmak amacıyla yapay zekadan yararlanmaya başladı.
Yapay zekanın iş süreçlerine entegrasyonu ve güvenliğine yönelik tartışmalar sürerken bu teknolojilerin çalışmasında çok sayıda sızıntı ve ihlal kaydedildi.
Temmuz ayında Çinli sohbet robotu DeepSeek’in kullanıcı diyalogları, iş belgeleri ve özel mesajlar da dahil olmak üzere açık erişime açıldı.
Bundan birkaç gün önce Reuters, OpenAI’nin modellerinin kontrol dışına çıktığını tespit ettiğini duyurdu.
Şirket bundan kısa süre önce, yapay zeka modellerinin test edilmesi sırasında Hugging Face platformunun altyapısına saldırdığı “benzeri görülmemiş bir siber olay” yaşandığını bildirmişti.
Avrupa
Alman otomotiv sektörünün Çin korkusu büyüyor

Alman otomotiv sektörü, Çinli otomobil üreticilerinden gelen rekabet ve Çin pazarının gitgide ısınması nedeniyle zor günlerden geçiyor.
Çin, Almanya’nın otomobil üreticilerinin küresel devlere dönüşmesine katkıda bulunarak onlarca yıl boyunca güçlü satışlar ve milyarlarca kar elde etmelerini sağlamıştı. Şimdi bu durum, Almanlar için en büyük yük haline geldi.
POLITICO’da yer alan analize göre Çin’in kendi otomobil üreticileri, onlarca yıl boyunca gözlemleyip, öğrenip ve yatırım yaparak, artık Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz’den daha ucuz fiyatlarla daha donanımlı elektrikli otomobiller üretiyor.
Bu arada, dünyanın en büyüğü olan Çin’in aşırı ısınan otomobil pazarı bu yıl beşte bir oranında küçüldü ve bu durum, yerli ve yabancı otomobil üreticilerini hayatta kalmak için acımasız bir mücadeleye zorladı.
Alman otomobil üreticilerinin bu ay açıkladığı yarıyıl sonuçlarında, milyarlarca dolarlık zararlar ve Avrupa genelinde işten çıkarmalar ile fabrika kapanışları duyuruları, bu durumun net sonuçlarını ortaya koydu.
Volkswagen Grubu CEO’su Oliver Blume yatırımcılara yaptığı açıklamada, “Ortam, bugün karşı karşıya olduğumuz kadar zorlu hiç olmamıştı. Geleceğe baktığımızda, karşımızda giderek artan riskler var,” dedi.
Sektörün yaşadığı sıkıntılar, Almanya’nın zaten zor durumda olan ekonomisine bir darbe daha vururken, bu sonbaharda yapılacak önemli eyalet seçimleri Şansölye Friedrich Merz’in kırılgan koalisyonu için giderek büyüyen bir siyasi sorun teşkil ediyor.
Otomotivde yıkılan hayaller
1980’lerden bu yana Çin, Alman otomobil üreticileri için yüksek kârların anahtarıydı.
Devasa ve hızla büyüyen bir pazara erişim karşılığında, otomobil üreticileri Pekin tarafından yerel ortaklarla ortak girişimler kurmaya zorlandı.
On yıllar boyunca bu anlaşma mantıklıydı ve hissedarlara büyük kazançlar sağladı.
Fakat Çinli şirketler, pandemi sonrasında Çin’de hızla yaygınlaşan elektrikli araç teknolojisi konusunda Alman rakiplerini geride bıraktı.
Alman markaları uzun süre Çinli alıcılar arasında prestijliydi ama alıcılar daha iyi teknolojiye ve daha düşük fiyatlara sahip yerel otomobil üreticilerine hızla yöneldi.
Danışmanlık firması Gartner’da otomotiv analisti olarak görev yapan Pedro Pacheco, “Çin’de büyük kayıplar yaşıyorlar ve artık orada toparlanamayabilirler,” dedi.
Sorun sadece Çin’de değil, Almanya’da da kronikleşiyor
Bu sıkıntı, Çin’de değil, Almanya’daki fabrikalarda giderek daha fazla hissediliyor.
BMW, bu hafta 2027 sonuna kadar Almanya genelinde 8.000 kişiyi işten çıkaracağını ve işten çıkarılan çalışanlara tazminat ödemelerinin ekim ayından itibaren başlayacağını duyurdu.
Mercedes-Benz ise çalışanlarından, aynı ücret karşılığında haftalık çalışma saatlerini 35’ten tam 40 saate çıkarmalarını istiyor.
Öte yandan, sektörün amiral gemisi Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmak ve fabrikaları kapatmak için sendikalarla müzakere halinde.
Bu durum, ulusal anketlerde güç kazanan Almanya için Alternatif (AfD) partisine ivme kazandırıyor.
Parti, otomotiv sektöründeki gerilemeyi ve işten çıkarmaları, hükümeti sert bir şekilde eleştirmek için kullanıyor.
AfD eş başkanı Alice Weidel bu hafta, “Volkswagen, Porsche veya Infineon gibi önemli sanayi şirketleri bile kârlarında tarihi düşüşler kaydediyor ve önümüzdeki yıllarda yüz binlerce işten çıkarmayı planlıyor. Bu, iş merkezimizin sanayisizleşmesinin gerçekte ne kadar ilerlediğini gösteriyor,” diye konuştu.
Merz ve koalisyonu, bu sonbaharda AfD’nin Doğu Almanya’daki kalesi olan Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da yapılacak eyalet seçimlerinde, bu kesintilerin seçmenler nezdinde nasıl yankı bulduğuna dair ilk ipuçlarını elde edecek.
Çinli araçlar Avrupa pazarını domine etmeye başladı
Otomobil üreticileri Avrupa ve Kuzey Amerika’da iyi performans gösterirken, Çin’deki satışlardaki çöküş bu kârları silip süpürüyor.
Yurt içinde şiddetli rekabet ve kapasite fazlasıyla karşı karşıya kalan Çinli otomobil üreticileri, rekor sayıda araç ihraç ediyor.
Avrupa başlıca hedef pazar: Çin şu anda Avrupa’da, Almanya’nın Çin’de sattığından daha fazla otomobil satıyor.
Ve Avrupalı müşteriler bu araçları memnuniyetle satın alıyor. Otomobil lobi kuruluşu ACEA’nın en son verilerine göre, AB’deki Çin menşeli otomobil satışları bu yılın ilk yarısında yüzde 63 artış göstererek 2025’teki 338.000 adetten 2026’da yaklaşık 549.000 adete yükseldi.
Bu rakam, toplam otomobil satışlarının neredeyse yüzde 10’unu oluşturuyor.
Alman otomobil şirketleri Çin’e benzersiz bir şekilde bağımlı olsa da, Renault gibi Çin’de varlığı olmayan otomobil üreticileri bile Avrupa’da artan Çin otomobil satışlarının etkisini hissediyor.
Avrupalı otomobil analisti Matthias Schmidt, daha iyi teknolojiye sahip ucuz Çin otomobillerindeki artışın Renault ve düşük fiyatlı Dacia modellerini zor durumda bıraktığını söyledi.
Renault, perşembe günü yaptığı açıklamada, Dacia’nın 2026 yılının ilk yarısında satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 8 düştüğünü bildirdi.
Avrupalı şirketler, Çinli rakipleriyle işbirliği yapmak zorunda
Avrupa Komisyonu, bir anti-sübvansiyon soruşturmasının ardından Çin menşeli elektrikli araçlara gümrük vergisi uygulayarak yardımcı olmaya çalışıyor ama bu ek maliyetler akını durdurmada pek etkili olamadı.
Gümrük vergileri şarj edilebilir hibrit araçları kapsamıyor ve bu da Çinli otomobil üreticileri için kârlı bir boşluk bırakıyor.
Bu durumdaki değişim, bazı Avrupalı otomobil üreticilerini Çinli şirketlerle işbirliği yapmaya yönlendiriyor.
Fransız-İtalyan-Amerikan markası Stellantis, Çinli Leapmotor ile ortaklık kurdu. ACEA verilerine göre Leapmotor’un satışları 2025 yılının ilk yarısında sadece 7.701 adetten bu yıl 48.261 adete sıçradı.
Volkswagen’in CEO’su Blume, benzer bir strateji izleyeceklerini ima ederek yatırımcılara, otomobil üreticisinin Avrupa müşterileri için Çin’de üretilen bazı modellerini Avrupa’da üretmeye başlayabileceğini söyledi.
Volkswagen’in önemli hissedarlarından biri olan Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Olaf Lies, bu yaz yaptığı açıklamada, otomobil üreticisinin Çin’in teknolojik ilerlemelerinin dışında kalmasının bir hata olacağını belirtti.
Lies, “Amacımız, teknolojik gelişmeleri birbirinden izole etmek olmamalı,” dedi.
Fakat analist Schmidt, böyle bir hamlenin Alman markasına zarar verme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Bu araçların özünde VW logolu Çin menşeli araçlar olacağını belirten Schmidt, bunun tüketicileri daha ucuz olan Çin versiyonunu satın almaya yöneltebileceğini ifade etti.
Yeni pazar arayışı hızlandı
Avrupalı otomobil üreticileri, gelişmekte olan pazarlarda büyüme yoluyla kendilerini kurtarmaya da çalışıyor.
Blume, yatırımcılarla yaptığı görüşmede, “Kuzey Amerika, Hindistan ve küresel güney, bizim için yarının büyüme motorları,” dedi.
Ne var ki Çinliler zaten bu pazarlarda yer almış durumda. Güneydoğu Asya ve Latin Amerika genelinde elektrikli araç satışlarında Çinli markalar hakim durumda.
Ağır darbe alan Avrupalı otomobil üreticileri, seri üretim konusundaki uzmanlıklarını sunarak savunma harcamalarındaki artıştan da kâr elde etmeyi umuyor.
Blume, yatırımcılara Volkswagen’in bir savunma şirketiyle “çok ileri aşamadaki görüşmeler” yürüttüğünü söyledi ve “bu yıl içinde bir karar alınmasını” beklediğini ekledi.
Fakat özellikle Almanya’daki bazı işçiler, silah endüstrisiyle ilişkilendirilmekten hâlâ çekiniyor.
Ayrıca Pekin’den misilleme gelme riski de var. Bu ayın başlarında Çin, Alman savunma devi Rheinmetall dahil 14 savunma ve teknoloji şirketine ihracat kısıtlamaları getirdi.
Bu önlemler, Çinli şirketlere uygulanan ihracat kısıtlamalarına misilleme niteliğinde olsa da, savunma sektörüne adım atan otomotiv şirketleri risk altında olabilir.
Pacheco, “Avrupalı otomobil üreticileri çok, çok dikkatli hareket etmeliler çünkü bu sadece hızlı bir kazanç değil. Öyle görünebilir ama o satranç tahtasına bir kez girdiğinizde, satranç oynamayı bilmeniz gerekir,” dedi.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’










