Bizi Takip Edin

Diplomasi

Alman sermayesinin gözü Orta Koridor’da

Yayınlanma

Ukrayna savaşı ve buna bağlı olarak Rusya üzerinden transit geçişlere uygulanan yaptırımlar, Çin ile AB arasında alternatif bir ticaret yolu olarak Orta Koridor’u yeniden gündeme getirdi.

Hamburg Ticaret Odası’nın Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi ile birlikte Hamburg’da düzenlediği uluslararası bir konferans, ilgili ülkelerin yeni lojistik rotayı optimize etme ve yoğun bir şekilde birlikte çalışma konusunda çok ciddi olduklarını gösteriyor.

“Yeni Rotalar, Yeni Pazarlar. Küresel Geçit ve ‘Orta Koridor’ boyunca potansiyel pazarlar” başlıklı konferans 20 Şubat’ta Hamburg Ticaret Odası’nda 150’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi.

Katılımcılar, Çin’den Orta Asya ve Hazar Denizi üzerinden Güney Kafkasya’ya ve Avrupa’ya uzanan Orta Koridor boyunca Alman şirketleri için planlanan genişleme projeleri ve yatırım fırsatları hakkında çok sayıda uluslararası uzmandan ilk elden bilgi alma şansına sahip oldular.

Almanya ve AB’den panelistlerin yanı sıra, güzergah üzerindeki transit ülkelerin çoğu (Azerbaycan ve Ermenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan) Hamburg’da temsil edildi.

Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi’nin aktardığına göre etkinliğin mesajı “Orta Koridor ya birlikte çalışır ya da hiç çalışmaz” şeklinde özetlendi.

İddiaya göre karayolu ve demiryolundan konteyner gemilerine ve tersi yönde aktarma süreçlerinde kalan altyapı darboğazları ortadan kaldırılabilir ve katılımcı ülkeler arasındaki sınır işlemleri optimize edilebilirse, Çin ve Avrupa arasındaki yük hacmini şu anda yaklaşık 3,7 milyon tondan 2030 yılında 11,4 milyon tona çıkarma hedefine kesinlikle ulaşılabilir.

İlgili tüm ülkelerin ortak hedefi, Çin ve AB arasındaki yük transit sürelerini yarıya indirerek 15-20 gün civarına çekmek. Bu başarılabilirse, konteyner gemilerinin Süveyş Kanalı üzerinden 30 ila 55 günlük mevcut transit sürelerine kıyasla somut maliyet avantajları olacak.

Orta ve Doğu Avrupa’nın Alman ekonomisi için önemi giderek artıyor

Azerbaycan ve Orta Koridor: Çin ile stratejik ortaklık

Azerbaycan’ın Almanya Büyükelçisi Nesimi Ağayev açılış konuşmasında “Orta Koridor bizim için stratejik bir bağlantıdır,” dedi. Bu, lojistik güzergâhın başarısı için ticaret ortağı olarak büyük önem taşıyan Çin ile stratejik bir ortaklığı da içeriyor.

Azerbaycan, küresel büyümeye katkıda bulunmanın yanı sıra, özellikle komşu ülkelerle yerel ticareti güçlendirmeyi de umuyor. Ağayev ayrıca Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam eden barış sürecinin önemini de vurguladı.

Bu umutlar kısa bir süre sonra Hamburg’a gelen Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan tarafından da teyit edildi ve Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında bir transit koridorunun açılmasına ilişkin devam eden görüşmeler hakkında bilgi verdi.

Kostanyan Ermenistan’ın “Barış için Kavşak” konseptini de sundu. Bakan yardımcısı, “Ermenistan yeni transit rotalarının bir parçası olmaya büyük ilgi duyuyor. Komşularımızla bağlantılılık Kafkasya’da istikrarı artırır,” dedi.

Azerbaycan, Orta Koridor’u “yeşil koridor”a dönüştürmek istiyor

“Darboğazlar” konferansta en sık dile getirilen anahtar kelimelerden biriydi. Orta Koridor boyunca gerek altyapı açısından gerekse farklı düzenlemeler ve siyasi gereklilikler nedeniyle hâlâ çok sayıda “darboğaz” bulunuyor.

Konferansta her iki alanda da çok şey yapılmakta olduğu ve milyarlarca dolarlık yatırımların başlatılmış olduğu gerçeği vurgulandı. Azerbaycan özellikle Hazar Denizi’nde Bakü yakınlarındaki yeni limanı Alat’a odaklanıyor ve serbest ticaret bölgesi yatırımcılara özellikle cazip koşullar sunuyor.

Bakü Limanı CEO’su Taleh Ziyadov, uluslararası şirketlerin Orta Koridor’un büyük kalkınma fırsatlarından yararlanmak için istedikleri ve sunulması gereken “beş yıldızlı koşullardan” bahsetti.

Buna ek olarak, “sürdürülebilir ve çevre dostu” çözümlere özel bir önem verilecek ve AB’nin iklim koruma gerekliliklerini yerine getirmek amacıyla Orta Koridor bir “yeşil koridor” haline getirilecek.

Hazar kıyısına transit geçişi kolaylaştıracak havalimanı projesi

Bakü limanında geliştirilmekte olan projelerden biri de, nakliye firmalarına gemi, tren ve karayolu arasındaki aktarma süreçlerinin yanı sıra kargo uçaklarından ve kargo uçaklarına uygun maliyetli aktarma seçenekleri sunmak amacıyla 2026 yılı sonuna kadar Alat’ta inşa edilmesi planlanan yepyeni bir kargo havalimanı.

Halihazırda yapım aşamasında olan havalimanı, Alman CEO’su Wolfgang Meier’in Hamburg’da projeyi tanıttığı ve bölgedeki tüm ülkelerin Orta Koridor’u başarıya ulaştırmak için gösterdikleri büyük iradeyi övdüğü özel Silk Way West Havayolları tarafından geliştiriliyor.

Hamburg merkezli köklü şirket Jebsen & Jessen Industrial Solutions için Avrupa’dan Orta Asya’ya karmaşık taşımacılık görevlerinde çalışan Stephanie Meier-Sydow da benzer övgülerde bulundu.

Orta Asya’da yeni işbirlikleri: Koridor’un alt kolları

Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan da Orta Koridor’un “alt kolları” üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor.

Bu konu, Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi Genel Müdürü Michael Harms’ın moderatörlüğünde düzenlenen bakanlar panelinin konusuydu. Kazakistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Satzhan Ablaliev, Hamburg’da Hazar Denizi’nin doğu kıyısındaki Aktau limanının genişletilmesi ve Çin ile geliştirilmesi devam eden yeni demiryolu ve karayolu bağlantıları hakkında bilgi verdi.

Kırgızistan Ulaştırma ve İletişim Bakanı Absattar Syrgabaev, Çin’den Kırgızistan üzerinden Özbekistan’a yeni bir tren bağlantısı projesini sundu. 

Özbek Ulaştırma Bakanlığı Direktörü Bekzod Kholmatov, Kazakistan ile sınır geçişlerini daha da iyileştirme hedefini sürdürüyor.

Dijitalleşme ve kuralların standardizasyonu, gümrük işlemlerinin hızını arttırmak için tüm ülkelerin genel olarak gündemlerine aldıkları anahtar kelimeler.

Alman şirketleri Orta Koridor için finansman arayışında

Konferansta ele alınan bir diğer konu da Orta Koridor boyunca büyük projelere katılmak isteyen Alman şirketleri için finansman seçenekleriydi.

Euler Hermes’ten Thomas Baum ve KfW IPEX Bank’tan Ekaterina Galitsyna bu konuda bilgi verdi.

Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Kıdemli Ulaştırma Mühendisi Murad Gürmeriç, diğer konuların yanı sıra, Orta Koridor boyunca darboğazları ortadan kaldırmak için yoğun çalışmaların yapıldığı kendi ülkesi Türkiye’deki projeleri anlattı.

Zirvenin en önemli parçalarından biri de, Dünya Bankası tarafından finanse edilen, Asya ve Avrupa arasında Boğaz’dan geçecek bir demiryolu bağlantısı.

AB-Orta Asya zirvesi nisan ayında

Uluslararası Ortaklıklar Genel Müdürlüğü Orta Doğu, Asya ve Pasifik Direktörü Peteris Ustubs da, AB’yi temsil etmek üzere Hamburg’daydı.

Ustubs sözlerine AB düzeyinde “Orta Koridor” yerine “Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru” teriminin kullanıldığını açıklayarak başladı. Bu koridor AB için de stratejik öneme sahip, bu nedenle AB tarafından 2021 yılında başlatılan ve Avrupa’ya bağlantıları iyileştirmek için 300 milyar avro ile desteklendiği iddia edilen “Küresel Geçit (Global Gateway) Girişimi” de bu bölgedeki projeleri hedefliyor.

Ustubs daha sonra AB’nin Kazakistan ve Özbekistan’da teşvik etmek istediği altyapı projelerine odaklandı, fakat hangi projelerin halihazırda uygulanmakta olduğu belirsizliğini koruyordu. Ustubs, pek çok şeyin hâlâ tartışmalar ve fizibilite çalışmaları düzeyinde olduğunu kabul etti.

Bununla birlikte, özellikle KOBİ’lere projeler ve finansman fırsatları hakkında merkezi bir bilgi kaynağı sağlayacak bir web sitesi üzerinde çalışmalar devam ediyor.

Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru Koordinasyon Platformu da 2024 ortalarında taşımacılığı hızlandırmak amacıyla teknik koordinasyon için kuruldu.

Ustubs, beş Orta Asya ülkesiyle ilk AB zirvesinin Nisan 2025’te yapılacağını da sözlerine ekledi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English