Diplomasi
Alman sermayesinin gözü Orta Koridor’da

Ukrayna savaşı ve buna bağlı olarak Rusya üzerinden transit geçişlere uygulanan yaptırımlar, Çin ile AB arasında alternatif bir ticaret yolu olarak Orta Koridor’u yeniden gündeme getirdi.
Hamburg Ticaret Odası’nın Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi ile birlikte Hamburg’da düzenlediği uluslararası bir konferans, ilgili ülkelerin yeni lojistik rotayı optimize etme ve yoğun bir şekilde birlikte çalışma konusunda çok ciddi olduklarını gösteriyor.
“Yeni Rotalar, Yeni Pazarlar. Küresel Geçit ve ‘Orta Koridor’ boyunca potansiyel pazarlar” başlıklı konferans 20 Şubat’ta Hamburg Ticaret Odası’nda 150’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi.
Katılımcılar, Çin’den Orta Asya ve Hazar Denizi üzerinden Güney Kafkasya’ya ve Avrupa’ya uzanan Orta Koridor boyunca Alman şirketleri için planlanan genişleme projeleri ve yatırım fırsatları hakkında çok sayıda uluslararası uzmandan ilk elden bilgi alma şansına sahip oldular.
Almanya ve AB’den panelistlerin yanı sıra, güzergah üzerindeki transit ülkelerin çoğu (Azerbaycan ve Ermenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan) Hamburg’da temsil edildi.
Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi’nin aktardığına göre etkinliğin mesajı “Orta Koridor ya birlikte çalışır ya da hiç çalışmaz” şeklinde özetlendi.
İddiaya göre karayolu ve demiryolundan konteyner gemilerine ve tersi yönde aktarma süreçlerinde kalan altyapı darboğazları ortadan kaldırılabilir ve katılımcı ülkeler arasındaki sınır işlemleri optimize edilebilirse, Çin ve Avrupa arasındaki yük hacmini şu anda yaklaşık 3,7 milyon tondan 2030 yılında 11,4 milyon tona çıkarma hedefine kesinlikle ulaşılabilir.
İlgili tüm ülkelerin ortak hedefi, Çin ve AB arasındaki yük transit sürelerini yarıya indirerek 15-20 gün civarına çekmek. Bu başarılabilirse, konteyner gemilerinin Süveyş Kanalı üzerinden 30 ila 55 günlük mevcut transit sürelerine kıyasla somut maliyet avantajları olacak.
Orta ve Doğu Avrupa’nın Alman ekonomisi için önemi giderek artıyor
Azerbaycan ve Orta Koridor: Çin ile stratejik ortaklık
Azerbaycan’ın Almanya Büyükelçisi Nesimi Ağayev açılış konuşmasında “Orta Koridor bizim için stratejik bir bağlantıdır,” dedi. Bu, lojistik güzergâhın başarısı için ticaret ortağı olarak büyük önem taşıyan Çin ile stratejik bir ortaklığı da içeriyor.
Azerbaycan, küresel büyümeye katkıda bulunmanın yanı sıra, özellikle komşu ülkelerle yerel ticareti güçlendirmeyi de umuyor. Ağayev ayrıca Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam eden barış sürecinin önemini de vurguladı.
Bu umutlar kısa bir süre sonra Hamburg’a gelen Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan tarafından da teyit edildi ve Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında bir transit koridorunun açılmasına ilişkin devam eden görüşmeler hakkında bilgi verdi.
Kostanyan Ermenistan’ın “Barış için Kavşak” konseptini de sundu. Bakan yardımcısı, “Ermenistan yeni transit rotalarının bir parçası olmaya büyük ilgi duyuyor. Komşularımızla bağlantılılık Kafkasya’da istikrarı artırır,” dedi.
Azerbaycan, Orta Koridor’u “yeşil koridor”a dönüştürmek istiyor
“Darboğazlar” konferansta en sık dile getirilen anahtar kelimelerden biriydi. Orta Koridor boyunca gerek altyapı açısından gerekse farklı düzenlemeler ve siyasi gereklilikler nedeniyle hâlâ çok sayıda “darboğaz” bulunuyor.
Konferansta her iki alanda da çok şey yapılmakta olduğu ve milyarlarca dolarlık yatırımların başlatılmış olduğu gerçeği vurgulandı. Azerbaycan özellikle Hazar Denizi’nde Bakü yakınlarındaki yeni limanı Alat’a odaklanıyor ve serbest ticaret bölgesi yatırımcılara özellikle cazip koşullar sunuyor.
Bakü Limanı CEO’su Taleh Ziyadov, uluslararası şirketlerin Orta Koridor’un büyük kalkınma fırsatlarından yararlanmak için istedikleri ve sunulması gereken “beş yıldızlı koşullardan” bahsetti.
Buna ek olarak, “sürdürülebilir ve çevre dostu” çözümlere özel bir önem verilecek ve AB’nin iklim koruma gerekliliklerini yerine getirmek amacıyla Orta Koridor bir “yeşil koridor” haline getirilecek.
Hazar kıyısına transit geçişi kolaylaştıracak havalimanı projesi
Bakü limanında geliştirilmekte olan projelerden biri de, nakliye firmalarına gemi, tren ve karayolu arasındaki aktarma süreçlerinin yanı sıra kargo uçaklarından ve kargo uçaklarına uygun maliyetli aktarma seçenekleri sunmak amacıyla 2026 yılı sonuna kadar Alat’ta inşa edilmesi planlanan yepyeni bir kargo havalimanı.
Halihazırda yapım aşamasında olan havalimanı, Alman CEO’su Wolfgang Meier’in Hamburg’da projeyi tanıttığı ve bölgedeki tüm ülkelerin Orta Koridor’u başarıya ulaştırmak için gösterdikleri büyük iradeyi övdüğü özel Silk Way West Havayolları tarafından geliştiriliyor.
Hamburg merkezli köklü şirket Jebsen & Jessen Industrial Solutions için Avrupa’dan Orta Asya’ya karmaşık taşımacılık görevlerinde çalışan Stephanie Meier-Sydow da benzer övgülerde bulundu.
Orta Asya’da yeni işbirlikleri: Koridor’un alt kolları
Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan da Orta Koridor’un “alt kolları” üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor.
Bu konu, Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi Genel Müdürü Michael Harms’ın moderatörlüğünde düzenlenen bakanlar panelinin konusuydu. Kazakistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Satzhan Ablaliev, Hamburg’da Hazar Denizi’nin doğu kıyısındaki Aktau limanının genişletilmesi ve Çin ile geliştirilmesi devam eden yeni demiryolu ve karayolu bağlantıları hakkında bilgi verdi.
Kırgızistan Ulaştırma ve İletişim Bakanı Absattar Syrgabaev, Çin’den Kırgızistan üzerinden Özbekistan’a yeni bir tren bağlantısı projesini sundu.
Özbek Ulaştırma Bakanlığı Direktörü Bekzod Kholmatov, Kazakistan ile sınır geçişlerini daha da iyileştirme hedefini sürdürüyor.
Dijitalleşme ve kuralların standardizasyonu, gümrük işlemlerinin hızını arttırmak için tüm ülkelerin genel olarak gündemlerine aldıkları anahtar kelimeler.
Alman şirketleri Orta Koridor için finansman arayışında
Konferansta ele alınan bir diğer konu da Orta Koridor boyunca büyük projelere katılmak isteyen Alman şirketleri için finansman seçenekleriydi.
Euler Hermes’ten Thomas Baum ve KfW IPEX Bank’tan Ekaterina Galitsyna bu konuda bilgi verdi.
Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Kıdemli Ulaştırma Mühendisi Murad Gürmeriç, diğer konuların yanı sıra, Orta Koridor boyunca darboğazları ortadan kaldırmak için yoğun çalışmaların yapıldığı kendi ülkesi Türkiye’deki projeleri anlattı.
Zirvenin en önemli parçalarından biri de, Dünya Bankası tarafından finanse edilen, Asya ve Avrupa arasında Boğaz’dan geçecek bir demiryolu bağlantısı.
AB-Orta Asya zirvesi nisan ayında
Uluslararası Ortaklıklar Genel Müdürlüğü Orta Doğu, Asya ve Pasifik Direktörü Peteris Ustubs da, AB’yi temsil etmek üzere Hamburg’daydı.
Ustubs sözlerine AB düzeyinde “Orta Koridor” yerine “Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru” teriminin kullanıldığını açıklayarak başladı. Bu koridor AB için de stratejik öneme sahip, bu nedenle AB tarafından 2021 yılında başlatılan ve Avrupa’ya bağlantıları iyileştirmek için 300 milyar avro ile desteklendiği iddia edilen “Küresel Geçit (Global Gateway) Girişimi” de bu bölgedeki projeleri hedefliyor.
Ustubs daha sonra AB’nin Kazakistan ve Özbekistan’da teşvik etmek istediği altyapı projelerine odaklandı, fakat hangi projelerin halihazırda uygulanmakta olduğu belirsizliğini koruyordu. Ustubs, pek çok şeyin hâlâ tartışmalar ve fizibilite çalışmaları düzeyinde olduğunu kabul etti.
Bununla birlikte, özellikle KOBİ’lere projeler ve finansman fırsatları hakkında merkezi bir bilgi kaynağı sağlayacak bir web sitesi üzerinde çalışmalar devam ediyor.
Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru Koordinasyon Platformu da 2024 ortalarında taşımacılığı hızlandırmak amacıyla teknik koordinasyon için kuruldu.
Ustubs, beş Orta Asya ülkesiyle ilk AB zirvesinin Nisan 2025’te yapılacağını da sözlerine ekledi.
Diplomasi
NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.
NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.
Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.
Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.
Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.
Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.
Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.
Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.
Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.
Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor
Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.
The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.
Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.
Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.
Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.
AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.
Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.
Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.
Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.
Diplomasi
Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.
Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.
Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.
Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.
Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.
Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak
Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.
Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.
BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.
Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.
Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.
Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor
Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.
Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.
İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.
Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak
Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.
Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.
Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.
Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.
Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak
Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.
Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.
Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.
Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.
İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.
7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.
Diplomasi
Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.
Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.
Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.
Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.
NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.
Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.
Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.
Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.
Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.
Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.
Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.
Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.
NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.
Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.
Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.
Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.
NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.
Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.
Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.
Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum











