Bizi Takip Edin

Rusya

Alman şirketleri Rusya pazarında kalmak istiyor

Yayınlanma

Rusya’da faaliyetlerini sürdüren Alman şirketlerinin neredeyse tamamı pazarda kalmaya devam etmeyi planlarken, iş dünyası temsilcileri Rusya ile enerji işbirliğinin yeniden başlatılmasını talep ediyor. Rus-Alman Dış Ticaret Odası tarafından hazırlanan iş ortamı raporu, Batı yaptırımlarının Alman firmaları üzerindeki ağır mali yükünü ve pazar payını koruma kararlılığını ortaya koyuyor.

Rusya’da faaliyetlerini sürdüren Alman şirketlerinin neredeyse tamamı Rusya pazarında kalmaya devam etmeyi hedefliyor. Rus-Alman Dış Ticaret Odası (AHK) tarafından mart ile mayıs ayları arasında gerçekleştirilen ve RBK medya kuruluşunun ulaştığı iş ortamı anketinin sonuçları, Alman firmalarının pazardaki kararlılığını ortaya koyuyor.

Araştırmaya toplam 265 şirket katılım gösterdi. Bu şirketlerin 167’sini çoğunluk hissesi Alman sermayeli firmalar oluştururken, 23’ünün İsviçre ve Avusturya sermayeli olduğu kaydedildi.

Anket verilerine göre, ankete katılan şirketlerin sadece 4’ü, yani yüzde 2’si yakın gelecekte Rusya pazarından ayrılmayı planlıyor. Buna karşılık, katılımcıların yüzde 71’i faaliyetlerini mevcut haliyle, hiçbir değişiklik yapmadan sürdürme kararlılığı taşıyor.

Çoğunluğu Alman sermayeli olan şirketlerin yüzde 57’si için Rusya pazarının taşıdığı önem geçerliliğini koruyor. Neredeyse her dört Alman şirketinden biri, yani yüzde 24’ü önümüzdeki 12 ay içinde Rusya’da yeni yatırımlar yapmayı planlarken, ezici bir çoğunluk olan yüzde 76’lık kesimin ise bu yönde bir planı bulunmuyor.

Ankete katılan Alman şirketleri, en yüksek büyüme potansiyelini yüzde 14 ile bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon sektöründe görüyor. Bunu yüzde 12 ile tarım ve gıda sanayisi ile yine yüzde 12 ile enerji ve hammadde kaynakları sektörü takip ediyor.

Batı yaptırımları dahil mevcut kısıtlamaların gölgesinde, ankete katılan Alman şirketlerinin sadece yüzde 5’i yakın vadede Rusya’ya yönelik ihracatlarında artış beklerken, yüzde 9’u ihracatın azalacağını öngörüyor.

İşverenlerin yüzde 33’ü için ihracat durumunda hiçbir değişiklik yaşanmayacağı kaydedilirken, yüzde 53’lük bir kesim ise halihazırda Rusya’ya ihracat yapmadığını belirtiyor.

Bununla birlikte, ankete katılan Alman şirketlerinin yüzde 37’si Rusya’dan ayrılan “birçok” Avrupalı şirketin geri döneceğini tahmin ederken, yüzde 57’lik kesim ise “sadece çok az” şirketin geri dönüş yapacağı beklentisini taşıyor.

Enerji ithalatına dönüş talebi

Ankete katılan Alman şirketlerinin yüzde 65’i, Rusya ile enerji alanındaki işbirliğinin yeniden başlatılmasından yana görüş bildirdi. Bu şirketler, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin “en kısa sürede” Rusya’dan petrol ve doğalgaz alımına yeniden başlaması gerektiğini savunuyor.

Katılımcıların yüzde 31’i ise bu adımın ancak Rusya ile Ukrayna arasında bir ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra atılması gerektiği görüşünü paylaşıyor. Katılımcıların sadece yüzde 4’ü böyle bir adıma kesin olarak karşı çıkıyor.

Alman iş insanları, Rusya’daki ticari faaliyetlerin gelişimini en olumsuz etkileyen faktörler arasında Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarını, Ukrayna’daki savaşı, bankacılık ödemelerinde yaşanan zorlukları ve konjonktürel dalgalanmaları sıralıyor.

Tüm katılımcı şirketlerin yüzde 58’i, çoğunluğu Alman sermayeli şirketlerin ise yüzde 61’i, Batı yaptırımlarının işleri üzerinde “güçlü” veya “çok güçlü” bir etki yarattığını ifade ediyor.

Yaptırımların kendilerini çok az etkilediğini belirtenlerin oranı yüzde 31 seviyesinde kalırken, yüzde 8’lik kesim ise hiçbir etki hissetmediğini beyan ediyor.

Katılımcı şirketlerin yüzde 81’i yaptırımlar sonucunda ciddi mali kayıplara uğradığını belirtiyor. Şirketlerin yüzde 20’si 100 bin ila 1 milyon avro, diğer yüzde 20’si 1 milyon ila 10 milyon avro arasında kayıp yaşarken, yüzde 1’lik kesimin zararı ise 1 milyar avronun üzerine ulaşıyor.

Araştırmada öne çıkan bir diğer veri ise Alman şirketlerinin yüzde 36’sının Batı yaptırımlarının Almanya’ya Rusya’dan daha fazla zarar verdiğini düşünmesi oldu.

Yaptırımların Rusya üzerinde daha olumsuz etki yarattığını düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 8’de kaldı. Katılımcıların yüzde 56’sı kısıtlamaların her iki ülkeye de eşit derecede zarar verdiği görüşünü paylaşıyor.

Rusya’nın karşı önlemlerinin etkisi sınırlı kaldı

Anket sonuçlarına göre, Rusya’nın uygulamaya koyduğu karşı önlemler, ankete katılan şirketlerin yüzde 77’si üzerinde yalnızca önemsiz bir etki gösterdi. Bu şirketlerin yüzde 46’sı hiçbir finansal kayba uğramadı.

Katılımcıların yüzde 14’ü zararlarını 100 bin avroya kadar, yüzde 15’i 100 bin ila 1 milyon avro arasında, yüzde 4’ü ise 1 milyon ila 10 milyon avro arasında tahmin etti.

Rusya’nın getirdiği kısıtlamalar arasında şirketler için en ciddi zorluğu, yüzde 32 ile temettü ödemelerine ilişkin kurallar ve yüzde 22 ile sermaye ve mülkiyet yapısındaki değişikliklere dair gereklilikler oluşturdu.

Çalışmada ayrıca, Rusya’da faaliyetlerini sürdüren katılımcı şirketlerin yüzde 96’sının herhangi bir düşmanca devralma girişimiyle karşılaşmadığı bilgisine yer verildi.

Sadece yüzde 4’lük bir kesim rakipleri tarafından bu tür dostane olmayan davranışlara maruz kaldığını belirtirken, bu durumun yüzde 2’si devlet destekli yapılar tarafından gerçekleştirildi.

Rusya’daki en büyük yabancı iş kuruluşu olan Rus-Alman Dış Ticaret Odası bünyesinde 750 üye şirket bulunuyor.

Günümüzde ülkede yaklaşık 1600 Alman şirketi faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. AHK verilerine göre, Alman şirketlerinin Rusya’daki varlıklarının toplam hacmi 100 milyar avroyu aşıyor.

AHK Basın Servisi, Yönetim Kurulu Başkanı Mattias Schepp’in, son yıllarda ilk kez bu yıl düzenlenecek St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) kapsamındaki “Rusya – Almanya” oturumunda moderatör olarak yer alacağını bildirdi.

Schepp, duruma ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu pazarı Çinli ve diğer Asyalı şirketlere bırakmak istemiyoruz” ifadesini kullandı.

Rusya

Rusya, 1000 kilometre menzile sahip kamikaze dronlarının seri üretimine başladı

Yayınlanma

Rus savunma sanayisi şirketi Almaz-Antey, 1000 kilometreden fazla menzile sahip Garpiya-A1 kamikaze dronlarının seri üretimine geçti. Rosoboroneksport, uluslararası pazara sunulan sistemin yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini ve dost ülkelerde ortak üretime açık olduklarını bildirdi.

Rusya merkezli Almaz-Antey Doğu Kazakistan Bölgesi (VKO) Konsorsiyumu, dolanan mühimmat sınıfındaki “Garpiya-A1” kamikaze dronlarının seri üretimine başladı.

Rusya’nın resmi silah ihracat şirketi Rosoboroneksport’un basın servisi, üretimin sistemi dünya pazarına sunma hedefi doğrultusunda yürütüldüğünü duyurdu.

Rosoboroneksport Genel Direktörü Aleksandr Miheyev, şirketin ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekerek, “Almaz-Antey VKO Konsorsiyumu, Garpiya-A1 (E) sisteminin seri üretiminde yetkinlik kazandı. Ülkenin savunma kabiliyetine zarar vermeden, yabancı müşterilerle yapılan sözleşmeleri rekabetçi sürelerde yerine getirmeyi sağlayan bir seviyeye ulaştı” dedi.

Miheyev, şirketin sistemin sevkiyatına ve Rusya’ya dost ülkelerin topraklarında üretimin yerelleştirilmesine yönelik müzakerelere açık olduğunu belirtti.

İnsansız hava aracının ihraç versiyonunun yabancı müşterilerin ilgisini çektiğini vurgulayan Miheyev, ürünün bazı ortaklara tanıtıldığını kaydetti.

Belirlenen koordinatlardaki sabit hedefleri vurmak üzere tasarlanan “Garpiya-A1 (E)” sistemi bünyesindeki uzun menzilli BLA-D insansız hava aracı, 50 metreden 2 bin 500 metreye kadar irtifada uçabiliyor.

Saatte 170 kilometreye varan hıza ulaşabilen araç, 1000 kilometrenin üzerinde mesafe katedebiliyor. Havada en az altı saat kalabilen dron, 50 kilogramın üzerinde harp başlığı taşıma kapasitesine sahip.

Rusya’da insansız sistemlere yönelik geliştirme faaliyetleri sürerken Kalaşnikov Konsorsiyumu Başkanı Alan Luşnikov da ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, 11 kilogramlık harp başlığına ve yapay zeka unsurları içeren bir otomatik güdüm sistemine sahip “Kub-10ME” kamikaze dronunun yakında Ukrayna’daki askeri harekat bölgesinde kullanılacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Şeremetyevo özelleştirmesinde devlet altın hisse hakkını kullanacak

Yayınlanma

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı’nın yönetiminde Rusya Federasyonu’nun “altın hisse” özel hakkını kullanmasını kararlaştırdı. Başbakan Mihail Mişustin’in imzaladığı karar, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin veren kararnamesi doğrultusunda alındı.

Rusya hükümeti, Şeremetyevo Uluslararası Havalimanı Anonim Şirketi’nin yönetiminde Rusya Federasyonu adına özel bir hak olan “altın hisse” uygulamasını devreye sokma kararı aldı.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Başbakan Mihail Mişustin ilgili kararnameyi 18 Ağustos’ta imzaladı.

Söz konusu belge, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ağustos ayı başında yayımlanan kararnamesinin icrası kapsamında hazırlandı. Putin, bahsi geçen kararnameyle Şeremetyevo’yu stratejik işletmeler listesinden çıkarmış ve havalimanındaki kamu hisselerinin özelleştirilmesine izin vermişti.

“Altın hisse”, bir anonim şirkette hissedar konumundaki kamu tüzel kişiliklerine veya yerel yönetimlere tanınan kurumsal bir hakkı ifade ediyor.

Özelleştirilen işletmeler üzerindeki devlet denetimini koruma işlevi gören bu hak, yabancı yatırımcıların yer aldığı şirketlerde genel olarak oy kullanma imkanı sağlamasa da devlete ana sözleşme değişikliklerini onaylama veya veto etme yetkisi veriyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yayımladığı kararname, özelleştirme ve stratejik işletme statüsüne dair hükümlerin yanı sıra havalimanının ana faaliyet alanının korunmasını, tesis ve kapasitelerin modernizasyonu için gerekli şartların sağlanmasını şart koşuyor.

Belge aynı zamanda hisse senetlerinin doğrudan ya da dolaylı yoldan yabancı kişi ve kuruluşların kontrolündeki tüzel kişilere geçmesini engellemeyi de güvence altına alıyor.

Putin, 2015 yılında Şeremetyevo’nun varlıklarının konsolidasyonunu ve kısmi özelleştirmesini öngören kararnameyi imzalamıştı.

Devlet, yeni kurulan “Şeremetyevo Havalimanı” şirketine federal mülkiyette bulunan yüzde 83,038 oranındaki havalimanı hissesini devrederken kamu payının en az yüzde 30 seviyesinde kalması şartı getirilmişti.

Varlıkların birleştirilmesi süreci Mayıs 2017’de tamamlandı. Bu konsolidasyon sonucunda Şeremetyevo Holding havalimanının yüzde 66,06 hissesine sahip olurken Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı (Rosimuşçestvo) yüzde 30,46’lık payı elinde tuttu.

Geriye kalan hisselerin yüzde 2,43’ü Aeroflot’a, yüzde 1,05’i ise havalimanı yönetimine geçti.

Şeremetyevo Holding 2020 yılında devlete ait hisseleri satın almak üzere başvuruda bulunmuş, ancak daha sonra işlemden vazgeçmişti. Bu vazgeçmeyle birlikte havalimanının mülkiyeti bütünüyle özel sektöre devredilmemişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, Alman gazeteci Michael Martens hakkında arama kararı çıkardı

Yayınlanma

Rusya İçişleri Bakanlığı, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı. Kararın, gazetecinin Ukrayna ve Sırbistan liderlerinin basın toplantısında Rus askerlerinin öldürülmesine dair yönelttiği sorunun ardından alındığı bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diplomatik misyonlar gazetecinin ifadelerine sert tepki gösterdi.

Rusya, Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi muhabiri Michael Martens hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.

RBK’ya konuşan kolluk kuvvetlerindeki iki kaynak, kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in ortak basın toplantısının ardından alındığını aktardı.

Rusya İçişleri Bakanlığının arananlar veri tabanında, Martens’in Rusya Ceza Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca arandığı bilgisi yer alıyor.

Martens söz konusu basın toplantısında, Avrupa ülkelerinin “daha fazla Rus’un öldürülmesine yardımcı olmak” için neler yapabileceğini sormuştu.

Gelişmelerin ardından FAZ gazetesi, sorunun ifade ediliş biçimini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek kurumun yayın politikasının “mümkün olduğunca çok sayıda Rus askerinin öldürülmesine yönelik çağrıları” kapsamadığını vurguladı.

RBK’nın kaynaklarına göre, gazeteci hakkındaki arama kararı Moskova İçişleri Ana Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos’ta çıkarıldı.

Martens’e gıyabında Rusya Ceza Kanunu’nun 282. maddesinin 2. fıkrası uyarınca nefret veya düşmanlığı körükleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarının yakın zamanda mahkemeye başvurarak gazeteci hakkında gıyabi tutuklama talep etmeyi planladığı belirtildi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği, Martens’in sözlerini “iğrenç” olarak nitelendirerek Moskova’nın hukuki mekanizmaları kullanma ihtimalini değerlendireceğini duyurdu.

Diplomatik temsilcilik, Martens’in fiilen Zelenskiy’e Rus askerlerinin öldürülmesi konusunda yardım teklif ettiğini ve gazetecinin daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımların “her türlü yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdığını” açıkladı.

Büyükelçilik ayrıca Alman makamlarının, Almanya Gazeteciler Birliği dahil olmak üzere meslek örgütlerinin ve meslektaşlarının çoğunluğunun bu ifadeleri kınamamasını “üzüntü verici” bulduğunu bildirdi.

Büyükelçilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“FAZ’ın kısa açıklaması maalesef durumu kökten değiştirmiyor. Gazetenin Michael Martens’in ifadelerindeki ‘muğlaklığa’ sığınma girişimi eleştirilere dayanamaz; nitekim gazeteci sonrasında tam olarak söylediği şeyi kastettiğini ve bunda kınanacak bir yön görmediğini defalarca teyit etti.”

Rus diplomatlar, ifade özgürlüğünün, “burada resmi düzeyde iddia edildiği gibi” Almanya’nın resmi olarak çatışma halinde bulunmadığı bir devletin vatandaşları da dahil olmak üzere insanların öldürülmesine yönelik aleni çağrıları kapsamaması gerektiğini değerlendirdi.

Rusya’nın Washington Büyükelçiliği ise Martens’in sorusunu “Freudyen bir dil sürçmesi” olarak nitelendirdi ve bu çıkışın Alman makamlarının “Rusya-ABD cepheleşmesi” yönündeki arzusunu yansıttığını öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Sırbistan makamlarına çağrıda bulunarak Martens’in sorusuna tepki göstermelerini istedi.

Gazetecinin ifadelerini kabul edilemez olarak nitelendiren Lavrov, Vucic’in bu soruyu duyduğunda “adeta donakaldığına” dikkat çekti.

Lavrov, bu tür görüşlere sahip bir kişinin medyada veya devlet kurumlarında görev almaması gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English