Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman şirketlerinin güven endeksi hafif bir iyileşme gösterdi

Yayınlanma

Pazartesi günü açıklanan bir ankete göre, ağustos ayında Alman şirketlerinin iş dünyasına güveni hafifçe iyileşti.

Bu durum, AB’nin en büyük ekonomisinin süregelen iktisadi durgunluk, ticaret gerilimleri ve olası kemer sıkma önlemleriyle mücadele ettiği bir dönemde gelen bir dizi kötü habere rağmen gerçekleşti.

Münih merkezli düşünce kuruluşu Ifo Enstitüsü tarafından derlenen ve yakından takip edilen Almanya İş Ortamı Endeksi, temmuz ayındaki 88,6 seviyesinden bu ay 89,0’a yükseldi.

Analistlerin 88,7 tahminini aşan bu artış, mevcut koşullara ilişkin biraz daha karamsar görüşleri gölgede bırakan, önümüzdeki altı ay için gelirlere ilişkin daha güçlü beklentilerden kaynaklandı.

Anket, Alman şirketlerinin iktisadi verilerin haklı gösterdiği ölçüden daha iyimser bir şekilde ülkelerinin geleceğine baktığına dair endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

ABD’nin gümrük vergileri ve Çin’in giderek şiddetlenen rekabeti, Almanya’nın ihracat odaklı üreticileri, özellikle de otomotiv sektörü için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Alman şirketler, devlet teşviklerini ‘abartıyor’ olabilir

Geçen hafta, federal istatistik ofisi, Almanya’nın GSYİH’sinin bu yılın ikinci çeyreğinde %0,3 daraldığını bildirdi. Bu, geçen ayın %0,1’lik daralma tahmininden daha düşük bir rakam.

Ülkenin üretimi 2019’dan bu yana büyük ölçüde durgunlaşmış durumda ve 2025’te de yatay seyredeceği tahmin ediliyor. Bu durum, Almanya’yı dünyanın en kötü performans gösteren gelişmiş ekonomilerinden biri haline getiriyor.

Fakat anketler, işletmelerin verilerin gösterdiği kadar iyimser olmadığını ortaya koyuyor. ING Research’ün makroekonomi başkanı Carsten Brzeski, ‘azartesi günü yazdığı yazıda, bu iyimserliğin nereden geldiğinin belirsiz olduğunu belirterek, Almanya’nın yıl sonuna kadar “bitmek bilmeyen durgunluktan” nasıl kurtulacağını “görmenin zor” olduğunu ekledi.

Brzeski, işletmelerin “dikkat çekici” güveninin, firmaların Donald Trump’ın vergilerinin etkilerini küçümsemesi veya Friedrich Merz’in vaat ettiği mali teşviklerin etkisini abartmasından kaynaklanıyor olabileceğini öne sürdü.

Klingbeil ‘iyimser’ değil: Kamuda tasarruf planı

İkinci noktayı vurgulayan Maliye Bakanı Lars Klingbeil, geçen hafta diğer bakanları, 2027 bütçesinden ülkenin toplam federal harcamalarının %1’ine denk gelen 30 milyar avrodan fazla kesinti yapma planları hazırlamaya çağırdı.

Reuters’in gördüğü bir mektupta Klingbeil, tasarrufların, ülkenin borçlanma maliyetlerini üç katına çıkarması ve yatırımları rekor seviyelere çıkarması beklenen gelecek yılki bütçedeki altyapı ve savunma harcamalarındaki keskin artışları dengelemek için gerekli olduğunu öne sürdü.

Brzeski, “Almanya’da olası kemer sıkma önlemleri konusunda şu anda yürütülen siyasi tartışmalar, altyapı ve savunma için açıklanan mali teşviklerin en azından psikolojik etkisini zayıflatabilir,” dedi ve herhangi bir bütçe kesintisinin hane halkı ve işletmelerin harcama ve yatırımlarını “geri çekmesine” neden olacağını ekledi.

Mali ve ticari endişelerin yanı sıra, güçlenen avro, AB mallarının fiyatını Çinli ve Amerikalı rakiplere göre artırarak Alman ihracatçıların sıkıntılarını daha da artırdı. 

Avronun değeri ocak ayından bu yana ABD doları karşısında %13, yuan karşısında ise %11 arttı.

Tarifelerdeki belirsizlikler otomotivde endişeyi artırıyor

Belki de daha da önemlisi, ülkenin endüstriyel omurgası olan Alman otomobil ihracatçılarının, geçen ay Brüksel ve Washington tarafından kararlaştırılan %15’lik sabit vergiden ne zaman yararlanacakları da belirsizliğini koruyor.

Sektör şu anda %27,5’lik özel bir ABD gümrük vergisi oranıyla karşı karşıya.

ABD, Almanya’nın en büyük otomobil ihracat pazarı. ABD Ticaret Bakanlığına göre, geçen yıl 21,5 milyar avro değerinde 450.000 Alman kökenli araç Atlantik ötesine gönderildi.

AB-ABD ortak açıklaması, geçen hafta yayınlanan “çerçeve” anlaşmasında, ABD’nin otomobil vergilerinin, Brüksel’in tüm ABD sanayi ürünleri ve bir dizi Amerikan gıda ürününe uygulanan gümrük vergilerini kaldıran yasayı yürürlüğe koyduğu ayın ilk gününden itibaren düşürüleceğini belirtiyor.

Otomotiv sektörü yükten şikayet ediyor

Alman otomotiv endüstrisi grubu VDA, Brüksel’in vergileri düşürmek için “hızlı hareket etmesinin” zorunlu olduğunu vurguladı, fakat %15’lik gümrük vergisi oranının Alman otomotiv endüstrisi için hâlâ bir “yük” oluşturacağı konusunda uyarıda bulundu.

AB otomobil üreticileri, Trump’ın ocak ayında Beyaz Saray’a dönmesinden önce %2,5’lik bir Amerikan tarifesiyle karşı karşıyaydı.

Blokun ticaret politikasını denetleyen Avrupa Komisyonu, otomobil üreticilerinin endişelerine duyarlı görünüyor.

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič geçen hafta gazetecilere verdiği demeçte, “Kararlılığımız… bu yasal düzenleme önerilerini sunmak ve süreci bu ay içinde başlatmak. Son birkaç aydır büyük miktarda nakit kaybeden otomobil endüstrimiz için bunun sevindirici bir haber olduğunu düşünüyorum,” dedi.

Komisyonun üst düzey bir yetkilisi daha sonra, Washington’un otomobil vergisini düşürmeden önce önerilen mevzuatın AB ülkeleri veya Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanmasına gerek olmayacağını açıkladı.

Yetkili, “Sadece teklif aşaması ABD’yi de harekete geçirecek, bu yüzden burada önemli olan bizim çıktımız değil, girdimizdir,” dedi.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English