Avrupa
Almanya, silahlanma ve altyapı için borçlanma limitini aşmanın yollarını arıyor

Almanya, altyapı projeleri ve savunma harcamaları için 800 milyar avroya kadar borçlanma yolları arıyor. Başbakan seçilen Hristiyan Demokrat Birliği lideri Friedrich Merz’in planları, Almanya’nın anayasasında yer alan ve borçlanmayı sınırlayan ‘borç freni’ mekanizmasını aşmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu durumun Almanya’nın dış borcunu artırabileceği ve siyasi tartışmalara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Financial Times‘ın haberine göre, Almanya’nın müstakbel başbakanı ve muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birliği lideri Friedrich Merz, altyapı projeleri ve savunma için 800 milyar avro harcamayı planlıyor.
Haberde, bir kaynağın, bu ihtiyaçlar için daha düşük bir harcama seçeneğinin de (500 milyar avro) değerlendirildiği yönündeki açıklamalarına yer verildi.
Söz konusu kaynağa göre, bu fonların 10 yıl içinde iki ayrı bütçe dışı fon aracılığıyla devlet borçlanması yoluyla sağlanması planlanıyor.
Bunu gerçekleştirmek için Almanya hükümetinin, devlet borcunu yıllık GSYİH’nin yüzde 0,35’inin üzerine çıkarmasını engelleyen ve yalnızca olağanüstü durumlarda istisnalara izin veren “borç freni” olarak adlandırılan mekanizmayı içeren anayasasından uzaklaşması gerekecek.
Borç freni gerekliliklerini aşmanın bir yolu, federal bütçenin dışında tutulan ve dolayısıyla bu mekanizmanın kapsamına girmeyen özel fonlara kaynak ayırmak olabilir.
Reuters daha önce, bu fonların daha da fazla kaynak gerektirebileceğini (900 milyar avro), savunma ihtiyaçlarına 400 milyar avro ve altyapıya 500 milyar avro ayrılacağını bildirmişti.
On yıllık savunma harcamaları, yalnızca yeniden silahlanma için Almanya’nın neredeyse yıllık bütçesine eşit olacak. 2024’te bu bütçe 476,8 milyar avro olarak gerçekleşmişti.
Bloomberg‘in haberine göre Almanya ayrıca, Avrupa Birliği üyelerinin blokun bütçe kurallarını ihlal etmeden savunma harcamalarını artırabilmeleri için AB’nin mali kurallarında reform yapılması umudunu taşıyor.
Diğer yandan Rusya Hükümeti Finans Üniversitesi’nden Doçent Aleksandr Kamkin, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte Merz ve yeni Almanya hükümetinin borç frenini kaldırmasının pek olası olmadığını, ancak bunu aşmaya çalışabileceklerini belirtti.
Kamkin’e göre, Almanya’nın askerileştirilmesi için finansman gerçekten de bütçe dışı fonlar aracılığıyla organize edilebilir, ancak bu fonları bu kadar büyük bir meblağla doldurmak yalnızca borçlanma yoluyla mümkün olabilir. Bu durumda Almanya, ABD’nin yolundan gitme ve dış borcunu şişirme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Borç frenini aşmanın bir diğer yolu ise, ekonomide özel bir durum ilan edilerek sınırlayıcı mekanizmanın geçici olarak askıya alınabileceği Almanya’nın temel yasasının 115. maddesi.
Kamkin, Merz’in Almanya’yı askerileştirmek ve Washington’ın durdurduğu Ukrayna’ya daha fazla yardım sağlamak için bu tür önlemlere başvurabileceğini düşünüyor.
Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsü Direktör Yardımcısı Vladislav Belov da borç freninin gözden geçirilmesi veya aşılması durumunda, fonların ekonomiye değil, Almanya’nın askerileştirilmesine gideceğini ve bunun da Merz’in müttefiki olan sosyal demokratlarda “dikkatli bir protestoya” yol açacağını belirtiyor.
Ayrıca Finam Grubu Makroekonomik Analiz Bölümü Başkanı Olga Belenkaya, gazeteye yaptığı değerlendirmede 1990’ların başında kabul edilen Maastricht Anlaşmaları’nın Avrupa para birliğinin temelini oluşturduğunu kaydetti.
Bu anlaşmalara göre, devlet bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 3’ünü, devlet borcu ise GSYİH’nin yüzde 60’ını geçmemeli.
Belenkaya, bu kriterlerin fiilen kötü bir şekilde uygulandığını ve bunun da 2010’ların başında Avrupa’daki borç krizinin nedenlerinden biri hâline geldiğini dile getirdi. Almanya’da ise 2008 krizinden sonra sıkı bütçe kısıtlamaları ve borç freni politikası uygulanmıştı. 2023’teki bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 2,6’sını, devlet borcu ise GSYİH’nin yüzde 60’ının biraz üzerindeydi.
Belenkaya, makroekonomik istikrarın bedelinin rekabet gücünün kaybı olduğunu vurguladı.
Bunun yanı sıra Kamkin, Merz’in borç freninin gözden geçirilmesi girişimini, yeni bir Bundestag toplanmadan önce hayata geçirmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Mevcut Alman parlamentosunda, kendisini ve destekleyen sosyal demokratlar ile Yeşiller’i destekleyenlerin bu tür önlemleri alacak kadar oyu var.
Fakat yeni mecliste, bu girişime destek vermediğini açıklayan sağcı popülist Almanya için Alternatif partisi ile Sol Parti, sandalyelerin üçte birinden fazlasını işgal edecek. Kamkin, Merz’in parlamentoda üçte iki çoğunluk olmadan borç frenini gözden geçiremeyeceğini sözlerine ekledi.
Almanya’da iktidar ve muhalefet, silahlanma çılgınlığı konusunda anlaştı
Avrupa
Radev: Bulgaristan Ukrayna koalisyonunda yer almayacak

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna için kurulan “gönüllüler koalisyonuna” katılmayacağını açıkladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan şahsen davet aldığını belirten Radev, Ukrayna’ya mali ve askeri yardımın sürdürülmesini savunan bir yapıda yer almayacaklarını ifade etti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, ülkesinin Ukrayna’ya yönelik destek kapsamında oluşturulan “gönüllüler koalisyonunda” yer almayacağını duyurdu.
Fransa’nın milli günü vesilesiyle Paris’te düzenlenen askeri geçit töreni öncesinde Bulgaristan Ulusal Radyosuna (BNR) açıklamalarda bulunan Radev, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan bu yapıya katılmaları için şahsi davet aldığını aktardı.
Radev, “Ukrayna’ya yönelik mali ve askeri yardımın devam etmesi konusunda ısrarcı olan bir koalisyonda yer almıyoruz” dedi.
Ukrayna’daki çatışmanın askeri araçlarla uzatılmasını doğru bulmadığını ifade eden Radev, çözümün askeri yöntemlerle süreci uzatmak değil, tansiyonun yükselmesini nihayet nihayete erdirecek “güçlü bir diplomatik misyon” yürütmek olduğunu kaydetti.
Bulgaristan, Paris’te düzenlenen “gönüllüler koalisyonu” toplantısına katılım göstermedi.
Kararların alınacağı yerler AB ve NATO
Paris’te gündeme gelen “anti-balistik koalisyon” oluşturulması yönündeki kararı da değerlendiren Radev, “Kolektif güvenliğimizi ilgilendiren tüm kararlar farklı bir formatta ve başka yerlerde alınıyor. Çok sayıda öneri ve fikirle karşılaştık. Bulgaristan karar alma süreçlerinde aktif olarak rol alıyor. Bu kararlar, Bulgaristan’ın da ağırlığa sahip olduğu ve aktif temsil edildiği AB ve NATO çerçevesinde alınıyor” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan Başbakanı, geçen hafta yaptığı açıklamada ise Sofya’nın Kiev’e yardımlarını kendi imkanları sınırında tutacağını belirtmişti.
Radev bu sınırın, vatandaşlara yönelik sosyal yükümlülükler ve önceki hükümetlerin geride bıraktığı yüksek bütçe açığı gözetilerek belirleneceğini vurgulamıştı. Bulgaristan Başbakanı haziran ayında da Ukrayna’ya silah sevkıyatını durduracaklarını açıklamıştı.
Dolaylı mühimmat tedariki sürüyor
Bloomberg’in verilerine göre Bulgaristan, Avrupa Birliği bünyesinde Sovyet dönemi standartlarındaki mühimmatın en büyük üreticileri arasında yer alıyor.
Ukrayna ordusunun çatışmaların ilk aşamasında bu mühimmatlara önemli ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Sofya yönetiminin doğrudan sevkıyat yapmayı reddetmesine rağmen, Bulgar üretimi askeri malzemelerin üçüncü ülkeler üzerinden Ukrayna’ya ulaştığı belirtiliyor.
Bulgaristan, 2022 yılından bu yana Kiev’e 13 askeri yardım paketi gönderdi ancak bu yardımların hacmi ve mali değeri hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Paris’teki “gönüllüler koalisyonu” toplantısına tepki gösterdi.
Bu oluşumu “savaş kışkırtıcıları koalisyonu” olarak nitelendiren Peskov, “Bu yapı, barış istemeyen, savaşın sürmesini arzulayan ve ülkemizi stratejik bir yenilgiye uğratabilecekleri yönündeki derin bir yanılgıya kapılan ülkeler grubudur” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa
İngiliz savunma şirketlerine AB fonundan pay yolu açıldı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz savunma şirketlerinin Avrupa Birliği’nin Ukrayna’yı desteklemek amacıyla oluşturduğu 90 milyar euroluk program kapsamındaki ihalelere katılabileceğini duyurdu. İngiltere hükümetinin basın servisinden yapılan açıklamaya göre bu anlaşma, Londra ile Brüksel arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini geliştirmek adına önemli bir adım niteliği taşıyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesindeki savunma sanayisi şirketlerinin Avrupa Birliği (AB) tarafından Ukrayna’ya destek amacıyla yürütülen 90 milyar euro (yaklaşık 102,6 milyar dolar) hacimli program kapsamındaki sözleşme ihalelerine katılabileceğini açıkladı.
İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan basın açıklamasında, bu uzlaşmanın mayıs ayında düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından Londra ile Brüksel arasında başlatılan müzakerelerin bir sonucu olduğu belirtildi.
İngiliz hükümeti, varılan anlaşmayı Londra ve Brüksel’in savunma ile güvenlik alanlarındaki işbirliğinde ileriye dönük önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Başbakan Starmer, sağlanan mutabakatın İngiliz savunma işletmelerine yeni siparişler garanti edeceğini, istihdam olanakları yaratacağını ve ülkenin savunma sanayi kompleksini tahkim edeceğini kaydetti. İngiltere’nin bu programa yapacağı mali katkının boyutu, İngiliz şirketlerinin kazanacağı sözleşmelerin toplam değerine göre belirlenecek.
Londra yönetimi, bu yıl Ukrayna’ya hali hazırda 3,75 milyar sterlin (yaklaşık 4,8 milyar dolar) tutarında askeri yardım sağladığını hatırlattı.
Yapılan açıklamada ayrıca, Kiev’e her yıl 3 milyar sterlin (yaklaşık 3,8 milyar dolar) değerinde askeri destek sağlama taahhüdünün “gerektiği sürece” yürürlükte kalacağı vurgulandı.
Bloomberg’ün konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı daha önceki haberinde, AB’nin Ukrayna’ya İngiliz şirketlerinden silah satın alabilmesi için 60 milyar euro (yaklaşık 69 milyar dolar) tutarındaki kredi imkanını kullanma izni vermeye hazırlandığı belirtilmişti.
Habere göre anlaşma, Ukrayna tarafının İngiliz savunma üreticileriyle imzalayacağı sözleşmelerin maliyetinin İngiltere tarafından tazmin edilmesini öngörüyor.
Haberde paylaşılan diğer ayrıntılara göre bu mutabakat, tarafların İngiltere’nin Avrupa savunma fonu SAFE programına katılımı konusunda ortak bir paydada buluşamaması üzerine geliştirilen bir uzlaşı formülü niteliği taşıyor.
Avrupa
Estonya, Rusya sınırına yeni askeri üs kuruyor

Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde 15 milyon euro bütçeyle askeri üs inşa etmeye hazırlanıyor. Kamu yayıncısı ERR’nin aktardığına göre, İvangorod kentinin karşısında yer alacak üssün 2028 yazında tamamlanması planlanıyor. Savunma Bakanı Hanno Pevkur, projenin ulusal güvenlik için stratejik bir karar olduğunu iddia etti.
Estonya, Rusya sınırındaki Narva kentinde askeri altyapı kurma çalışmalarına başlıyor. Rusya’nın İvangorod kentinin karşısında ve St. Petersburg’a en yakın sınır noktalarından birinde yer alacak üs için Estonya Savunma Yatırımları Devlet Merkezi, 15 milyon euro değerinde tasarım ve inşaat ihalesi açtı.
Estonya kamu yayıncısı ERR’nin haberine göre proje, 7 bin 500 metrekareden geniş bir alanda 12 binanın ve mühendislik altyapısının inşasını kapsıyor.
Ana tesislerin 2028 yazında faaliyete geçmesi planlanıyor. İlk etapta 150 askerin 2027 yılının başında yerleştirileceği üs, tamamlandığında Estonya Savunma Kuvvetleri 1. Piyade Tugayı’na bağlı yaklaşık 200 askere ev sahipliği yapacak.
Ancak tesis, ihtiyaç duyulması halinde NATO müttefiklerinin askeri birimlerini de ağırlayacak şekilde 1000 kişi kapasiteli olarak tasarlanıyor.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, daha önce yaptığı açıklamada Narva’da bir üs kurulmasını ulusal güvenlik alanında “stratejik bir karar” olarak nitelendirmişti.
Geçen yıl onaylanan projenin hayata geçirilmesi, arazi mülkiyeti meseleleri ve yerel halkla yürütülen görüşmeler nedeniyle gecikti. Üs fikri, Estonya’da Rusça konuşan nüfusun en yoğun olduğu Narva kentinde bazı yerel sakinlerin tepkisini çekti.
Sakinlerden bazıları, olası bir çatışma durumunda askeri tesisin hedef haline gelebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
Estonya Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Vahur Karus ise ordunun varlığının yerel halk için bir tehdit değil, aksine güvenlik garantisi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni üssün inşası, Estonya ve NATO’nun doğu kanadını güçlendirme programının bir parçasını oluşturuyor. Rusya sınırı boyunca Baltık Savunma Hattı’nın yapımı devam ederken, 1. Piyade Tugayı Karargahı da Narva yakınlarındaki modernize edilmiş Jõhvi üssüne taşınıyor.
Ayrıca tanksavar hendeklerinin yapımına başlanırken, Estonya’nın sınır hattına yaklaşık 600 sığınak ve diğer mühendislik engelleri inşa etmeyi planladığı belirtiliyor.
Bu önlemler alınırken Tallinn yönetimi askeri harcamalarını artırmayı sürdürüyor. Estonya Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma bütçesi 2026 yılında yüzde 42 artışla 1,7 milyar eurodan 2,4 milyar euroya yükselecek ve askeri harcamalar gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşacak.
Yetkililer, savunma harcamalarını en az 2029 yılına kadar GSYH’nin yüzde 5’inin altında tutmamayı planlıyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti








