Bizi Takip Edin

Avrupa

AMB, dijital avronun hızlı bir başlangıç yapmasını umuyor

Yayınlanma

Avrupa Merkez Bankası (AMB), halkın büyük bir kısmı bu konuyla ilgilenmek istemese de, ödeme piyasasını kasıp kavuracağına inandığı yeni dijital avro için hazırlanıyor.

AMB yetkilileri POLITICO’ya verdikleri demeçte, bankanın dijital avro sisteminin başlangıçtan itibaren yılda 50 milyardan fazla işlemi gerçekleştirebilmesini istediklerini söylediler.

Bu kadar büyük bir kapasite, AMB’nin dijital para biriminin perakende ödeme pazarını dönüştürmesini ve mevcut ödeme sağlayıcılarının önemli bir gelir kaynağına baskı yapmasını beklediğini gösteriyor.

Maksimum kapasitede çalışırsa, dijital avro şu anda ödeme kartlarıyla yapılan işlemlerin üçte birinden fazlasını ele geçirebilir.

İki yetkili, geçen ay bankanın dijital avro ekibi tarafından AMB yönetim kuruluna yapılan sunuma göre, yıllık 50,5 milyar işlemi gerçekleştirebilecek bir sisteme ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu bir hedef veya tahmin olmasa da, projenin potansiyeline duyulan güvenin çarpıcı bir göstergesi.

Bağlam olarak, geçen yıl Avro bölgesinde 84,6 milyar işlemde kullanılan ödeme kartlarının toplam değeri 3,2 trilyon avroya ulaştı ve kart ihraç edenler ve ilgili hizmet sağlayıcılar bunların çoğundan komisyon aldı.

Nakit paranın değer kaybetmeye devam etmesi ve yıllık büyümenin yüzde 10 olacağı varsayıldığında, dijital para biriminin en erken lansman tarihi olarak görülen 2028 yılında kartla yapılan işlemlerin sayısı 125 milyara yaklaşabilir.

Tam kapasiteye ulaştığında, dijital avro yaklaşık yüzde 40 pazar payına sahip olacak.

Ödeme ücretlerinin büyük bir kısmı şu anda Visa ve Mastercard gibi şirketlere ve Avrupa dışındaki diğer fintech firmalarına gidiyor. AMB, dijital avronun sadece bu tür “sızıntıları” durdurmasını değil, aynı zamanda değişen jeopolitik ortamdan korkarak Avrupa’nın ABD’li ödeme devlerinin altyapısına olan teknolojik bağımlılığını daha geniş bir şekilde sona erdirmesini istiyor.

Avro bölgesindeki kart işlemlerinin üçte ikisi şu anda uluslararası ödeme sistemleri aracılığıyla gerçekleştiriliyor ve AB ülkelerinin yarısından fazlası tamamen Avrupa dışı çözümlere güveniyor.

AMB, dijital avronun alacağı pazar payına ilişkin tahminlerini hiçbir zaman kamuoyuyla paylaşmadı, fakat özel sektör alternatiflerini ortadan kaldırmaya yönelik bir planı olmadığını her zaman vurguladı. Sunumdaki rakamlar, özel sektörün “çok sıkışmış” hissedebileceğini gösteriyor.

AB, dijital avro planlarını hızlandırdı

Geniş ve hızlı bir şekilde benimsenmesi için yapılan planlar doğruysa, tüketiciler daha düşük fiyatlar görebilir ve Avrupa stratejik özerkliğini güçlendirebilir, fakat bölgedeki ödeme sağlayıcıları sevinmek için çok az neden bulabilir.

Payments Europe gibi sektör kuruluşları, dijital avronun, özellikle temel hizmetleri ücretsiz sunulursa, kart tabanlı gelir modellerini “mahvedebileceği” konusunda uyarıda bulundu.

Dijital avronun işlemlerde yaygın olarak kullanılması, tüketicilerin dijital avroyu elektronik cüzdanlarda tutmayı tercih edeceği ve bu da bankacılık sistemindeki mevduatların azalacağı anlamına geliyor. Bankacılar, bunun hane halkına ve işletmelere verebilecekleri kredi miktarını sınırlayabileceğini ileri sürüyor.

Avrupa Tasarruf ve Perakende Bankacılık Grubunun ödemeler, dijital finans ve inovasyon kıdemli direktörü Diederik Bruggink, “Dijital avronun kart işlemlerinin büyük bir kısmını almasının tasarruf ve perakende bankalar üzerindeki etkisi, AMB’nin uygulayacağı tutar limitlerine ve dijital para biriminin temel iş modeline bağlı olacak,” dedi.

Dijital avro için izin verilen tutar limitleri ne kadar yüksek ve hizmet sağlayıcılar arasındaki ödeme ücretleri ne kadar düşük olursa, bankalar için o kadar kötü olacağını açıkladı.

Avrupa Bankacılık Otoritesinin tahminlerine göre, ücretler ve komisyonlar kıtadaki bankaların net işletme gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’unu oluştururken, ödemeyle ilgili ücretler bunun dörtte birinden fazlasını oluşturuyor.

AMB, dijital avronun uluslararası kart sistemleri ve mobil ödeme çözümleriyle rekabet etmekte giderek zorlanan yerli hizmet sağlayıcılar için yeni iş fırsatları sunabileceğini savunuyor.

Bankalar sadece cüzdan sağlayıcıları olarak hizmet vermekle kalmayıp diğer ek hizmetler de sunabilirler. Ayrıca, dijital avro hizmetlerini entegre ederek, aksi takdirde büyük teknoloji şirketlerinin cüzdanlarına geçebilecek müşterileri elde tutabilirler.

Soru, halkın bu konuya ilgi gösterip göstermeyeceği. Yavaş bir başlangıcın ardından, son anketler farkındalık ve ilginin artmaya başladığını gösteriyor.

Danışmanlık şirketi BearingPoint’in şubat ayında yaptığı bir ankete göre, Avro bölgesindeki katılımcıların üçte biri dijital avroyu kullanmaya istekli olduğunu belirtmiş ve bu oran nesil değişimi ile birlikte artması muhtemel görünüyor. 

Fakat Payments Europe’un yaptığı bir ankete göre, tüketicilerin yüzde 56’sı dijital avroyu kullanıp kullanmayacağından emin değil.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yasama kararı olmadan merkez bankası dijital para biriminin piyasaya sürülmesine ilişkin bir karar alınamazken, projenin teknik gelişimi hız kazanmaya devam ediyor.

Aynı sunumda, dijital avro ekibi, tüm yasal engellerin aşılması halinde, AMB yönetim kurulunun projeyi hayata geçirmek için 1,5 milyar avroya yakın bir bütçe onaylaması gerektiğini savundu.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English