Bizi Takip Edin

Amerika

Anket: Paranın siyasetteki gücü Amerikan kamuoyunu rahatsız ediyor

Yayınlanma

Politico’nun anketi, ABD kamuoyunun büyük bir çoğunluğunun siyasi süreçlerdeki mali yoğunluğu aşırı bulduğunu ve bu durumun seçim sonuçlarını doğrudan etkilediğine inandığını ortaya koydu. Veriler, seçmenlerin önemli bir kısmının özel çıkar grupları tarafından yapılan kampanya harcamalarını yolsuzlukla ilişkilendirdiğini ve bu alanda kısıtlamaya gidilmesi gerektiğini düşündüğünü gösteriyor.

Politico’nun yayımladığı yeni kamuoyu araştırması, Amerikalıların büyük bir çoğunluğunun ABD siyasetinde aşırı miktarda para bulunduğu görüşünde birleştiğini ortaya koydu.

Cumartesi günü kamuoyuyla paylaşılan anket verileri, halkın yüzde 72’sinin siyasi süreçlerdeki mali yoğunluğun fazlalığına dikkat çektiğini, buna karşın yalnızca yüzde 5’lik bir kesimin bu görüşe katılmadığını gösterdi.

Siyasi yelpazenin farklı kanatlarında yer alan seçmen grupları arasında bu konuda belirgin bir uzlaşı gözlemlendi. Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i destekleyen seçmenlerin yüzde 80’i ile Başkan Trump destekçilerinin yüzde 77’si ABD siyasetinde çok fazla para bulunduğu değerlendirmesine katıldı.

Harris seçmenlerinin yüzde 5’i, Trump seçmenlerinin ise yüzde 4’ü bu görüşün aksini beyan etti.

Anket sonuçları, para gücünün seçim neticelerini şekillendirdiğine dair toplumsal bir inanç bulunduğunu da kaydetti.

Katılımcıların yüzde 39’u paranın seçim sonuçlarını doğrudan satın alabileceğini ifade ederken, yüzde 34’lük bir kesim ise paranın seçimleri satın alamasa da sonuçlar üzerinde etkili olduğu görüşünü dile getirdi.

Toplumsal kesimlerin siyasetteki nüfuz odaklarına yönelik bakış açısı da ankette geniş yer buldu. ABD’li yetişkinlerin yüzde 61’i milyarderlerin siyaset üzerinde aşırı nüfuz sahibi olduğunu belirtirken, bu etkinin doğru düzeyde olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 15’te kaldı.

Katılımcıların yaklaşık yarısı, yani yüzde 46’sı siyasi partilerin çok fazla etkiye sahip olduğunu kaydederken, yüzde 25’i partilerin etkisini makul bulduğunu bildirdi.

Amerikan kamuoyu, özel çıkar grupları tarafından gerçekleştirilen kampanya harcamalarının bir yolsuzluk biçimi olduğu ve sınırlandırılması gerektiği hususunda büyük ölçüde mutabık kaldı.

Genel toplamda Amerikalıların yüzde 53’ü bu değerlendirmeye katılırken, Harris seçmenlerinde bu oran yüzde 61, Trump seçmenlerinde ise yüzde 56 olarak ölçüldü.

Politico, anket verilerine ilişkin analizinde, Amerikalıların paranın öneminin farkında olduğunu ve seçimlerin nasıl sonuçlandığına dair geniş kapsamlı bir kuşku taşıdığını vurguladı.

Analizde, halkın çoğunluğunun en popüler politikalara sahip olan adayın değil, en fazla paraya sahip olan adayın kazandığına inandığı tespiti yer aldı.

Siyasetteki mali tablonun boyutları, kurumsal verilerle de desteklendi. Siyasetteki para trafiğini izleyen, partiler üstü ve kâr amacı gütmeyen OpenSecrets kuruluşunun aktardığı verilere göre, 2024 yılındaki seçim harcamaları 14,8 milyar doları aştı.

Bu rakam, ABD siyaset tarihinde en yüksek harcamanın yapıldığı 2020 yılındaki 18 milyar dolarlık tutarın ardından, kaydedilen en yüksek ikinci harcama seviyesi olarak kayda geçti.

Söz konusu veriler ayrıca, tarihteki en yüksek maliyetli iki seçimin de başkanlık seçim dönemlerine denk geldiğini gösterdi.

Politico anketi, 11-14 Nisan tarihleri arasında 2 bin 35 katılımcının iştirakiyle gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payı ise 2,2 puan olarak açıklandı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English