Amerika
Apple, yapay zekasını Trump dönemine uyum sağlaması için eğitiyor

Apple, Donald Trump’ın göreve başlamasından iki ay sonra, kendi yapay zeka modellerini yeni döneme uygun şekilde “eğitmeye” başlamış.
POLITICO’nun ortaya çıkardığına göre Apple CEO’su Tim Cook, Donald Trump’ın göreve başlama törenine katıldıktan iki ay sonra, Barselona’daki bir Apple alt yüklenicisinin birkaç yüz çalışanı yeni bir bilgi notu aldı.
POLITICO’nun yönergeleri incelemesi ve bu çalışmada görev alan iki veri anotatörüyle yaptığı röportajlara göre, şirketin yakında piyasaya süreceği yeni yapay zeka modeliyle nasıl konuşulacağı ve bu modelin verdiği yanıtların nasıl değerlendirileceği konusunda yeni yönergeler içeren bu not, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından yeniden düzenlenmiş görünüyor.
Her ikisi de henüz piyasaya sürülmemiş, büyük bir dil modeli tabanlı sohbet robotunun yanıtlarını inceliyor ve derecelendiriyor. Apple’ın devam eden sohbet robotunun 2026’da piyasaya sürülmesi bekleniyor.
POLITICO, alt yüklenici tarafından veri anotatörlerine verilen iki kılavuz setini inceledi: biri 2024 ve 2025’in başında kullanılmış olan, diğeri ise Trump’ın göreve başlamasından iki ay sonra, mart ayında paylaşılan güncellenmiş versiyon.
Mart ayındaki belge, yapay zekanın çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık politikaları hakkında nasıl konuşacağına dair güncellenmiş kılavuzlar içeriyordu. Bu konu, Apple’ın kendisi de dahil olmak üzere ülke çapındaki şirket yönetim kurullarının Trump yönetimi tarafından saldırılara maruz kaldığı bir konuydu.
Şirket, çeşitlilik girişimleri, seçimler ve aşılar gibi politik açıdan hassas bir dizi konuya daha fazla özen göstermenin yanı sıra, Trump’ın destekçileri ve Apple’ın kendisi hakkındaki AI yanıtlarına daha fazla dikkat etmek için kılavuzunu da güncelledi.
POLITICO’ya gönderilen bir e-postada Apple sözcüsü şunları söyledi:
“Apple Intelligence, eğitimden değerlendirmeye kadar her adımı yönlendiren Sorumlu AI ilkelerimize dayanmaktadır. Bu yaklaşımı veya politikayı değiştirdiğimiz iddiaları tamamen yanlıştır. Kendi modellerimizi eğitiyor ve üçüncü taraf satıcılarla çalışarak, hassas konular da dahil olmak üzere yapılandırılmış konular kullanarak bunları değerlendiriyor ve çok çeşitli kullanıcı sorgularını sorumlu bir şekilde ele aldıklarından emin oluyoruz. Bu konular ilkelerimizle şekillenir ve modellerimizi sürekli iyileştirmek için düzenli olarak güncellenir.”
Apple ayrıca, modellerinin Sorumlu Yapay Zeka İlkelerine uygun olduğundan emin olmak için birçok şirketle birlikte çalıştığını da belirtti.
Kılavuz belgelerinde işaretlenen konular, Apple’ın AI’ının kullanıcılara daha dikkatli bir şekilde hazırlanmış cevaplar vereceği konular. Teknolojinin doğası gereği, modelin hassas kabul edilen konularda nasıl tepki vereceğini veya ne tür bir tutum alacağını bilmek mümkün değil.
Bir anotatör, veri anotatörlerinin “talimatlar ve örnekler içeren bir ek” aldıklarını söylüyor, “Ve bu örneklerde, yeni Mart belgesinde işler farklı görünmeye başladı,” diyor.
Önceki kılavuzda “hoşgörüsüzlük”, veri anotatörlerinin işaretlemesi gereken “zararlı” bir davranış olarak sınıflandırılmıştı. Belge, bunu “kendinden farklı bireylere veya gruplara karşı hoşgörüsüzlük gösterme” olarak tanımlamıştı.
Bu, ayrımcılık, önyargı ve bağnazlık gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkar ve çeşitliliği ve eşitliği benimseme konusunda isteksizlikle karakterize edilir.
Bu ifade, “sistemik ırkçılık” ifadesiyle birlikte, kılavuzun mart versiyonunda yer almıyor. Mart belgesinde “ayrımcılık” hâlâ “zararlı” olarak sınıflandırılsa da, “Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DEI)” artık “tartışmalı” bir konu olarak işaretleniyor.
POLITICO tarafından incelenen her iki politika belgesi de, New York merkezli ve dünya çapında 140’tan fazla şehirde faaliyet gösteren bir dil hizmetleri şirketi olan Transperfect’in çalışanlarına gönderildi.
POLITICO’ya gönderilen bir e-postada Transperfect, eş CEO’su ve Başkanı Phil Shawe’nin “bu iddialar tamamen yanlıştır ve biz bunları en güçlü şekilde reddediyoruz” şeklindeki açıklamasını paylaştı. Açıklamada, hangi iddialara atıfta bulunduğu belirtilmedi.
Mart ayında yayınlanan belge, hassas olarak tanımlanan konuların listesini genişletti. Halihazırda kürtaj, pozitif ayrımcılık, LGBTQ+ hakları, silah kontrolü ve tartışmalı uluslararası topraklar gibi konuları içeren listeye, artık DEI politikaları, aşılar ve seçimler ile yapay zeka da eklendi.
Veri mühendisleri olarak da bilinen veri anotatörleri, sohbet robotlarının iyi yanıtlar vermesini sağlamak için büyük dil modellerine komutlara nasıl yanıt vermeleri gerektiğini öğretmekle görevli. İşleri, bir komut almaktan ibaret; ardından yapay zeka tarafından iki farklı cevap üretilir.
POLITICO’nun gördüğü inceleme platformunun resimlerine göre, daha sonra cevapların kullanıcının talimatlarına uygun olup olmadığını ve özlü, doğru ve genel olarak tatmin edici olup olmadığını değerlendirmek zorundadırlar.
Yükleniciler ayrıca, kılavuzlarda sağlanan “Genel Güvenlik Taksonomisi”ne atıfta bulunarak cevapların zararlı olup olmadığını belirtmeli ve bahsedilen konuların “tartışmalı” olup olmadığını değerlendirmeli.
Mart ayında yayınlanan kılavuzda “Tartışmalı konular, ideal olarak daha fazla dikkat etmemiz ve dikkate, bağlama, kanıtlara vb. göre yanıt vermemiz gereken konulardır,” deniyor.
125 sayfalık belge, veri anotatörleri için günlük kılavuz olarak tasarlanmış olup, yapay zeka tarafından sağlanan yanıt türlerine ilişkin genel göstergeler, örnekler ve farklı risk kategorilerinin neleri kapsadığını belirten kapsamlı bir ek içeriyor.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











