Diplomasi
Arap-Çin İş Konferansının ilk günü: 10 milyar dolarlık 30 yatırım anlaşması

Riyad’da düzenlenen 10. Arap-Çin İş Konferansının ilk gününde pazar günü Çin ile Arap dünyası arasında teknoloji, yenilenebilir enerji, tarım, emlak, madenler, tedarik zincirleri, turizm ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde 10 milyar dolarlık 30 yatırım anlaşması imzalandığı duyuruldu.
Refah için İşbilirliği temasıyla 11-12 Haziran tarihlerinden Riyad’da düzenlenen toplantı, Pekin ile Orta Doğu ülkeleri arasında büyüyen ticari ve diplomatik bağların yanı sıra, İran ve Suudi Arabistan arasında, Çin’in arabuluculuğunda gerçekleşen yakınlaşmanın yaşandığı bir dönemde yapılıyor.
Our next #ArabChinaConference panel discussion unpacks "Building Resilience in Logistics, Supply Chain & Infrastructure". Our panelists explore the vital role of #supplychains in driving economic growth & competitiveness, with a focus on Arab countries, China, and other nations. pic.twitter.com/4zP1qGwoXN
— Arab China Business Conference (@ArabChinaConf) June 12, 2023
Petrol zengini Krallık, bu yıl 10’uncusu düzenlenen konferansa ilk kez ev sahipliği yapıyor. Suudi Yatırım Bakanlığından yapılan açıklamada, iki gün boyunca Çin ve Arap ülkelerinden 3.500’den fazla hükümet ve iş yetkilisinin konferansta bir araya geleceği söylendi.
Açıklamada, etkinliğin “ilk gününü 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmalarının imzalanmasıyla kutladığı” belirtildi. Bunların büyük çoğunluğunu Suudi Arabistan’daki Suudi firmaları ve devlet kurumları tarafından yapılan projeler oluşturuyor.
Yatırım Bakanlığı’na göre Suudi hükümeti, aralarında otomotiv araştırma, geliştirme, üretim ve satışı, turizm ve diğer uygulamaların geliştirilmesi ve Krallık’ta demiryolu vagonları ve tekerleklerinin üretimi için bir ortak girişim de dahil olmak üzere çeşitli Çinli kuruluşlarla anlaşmalar imzaladı.
Ayrıca, Suudi Yatırım Bakanlığı ile Çinli elektrikli ve sürücüsüz araba üreticisi Human Horizons arasında 5,6 milyar dolarlık bir mutabakat zaptı imzalandığı bildirildi.
Açıklamaya göre, toplam tutarın yarısından fazlası mutabakat zaptı ile ayrı bir “işbirliği anlaşması” ve diğer şirketleri içeren bir “çerçeve anlaşma” içinde yer alıyor.
Teknoloji, tarım, yenilenebilir enerji, gayrimenkul, doğal kaynaklar ve turizm dahil olmak üzere çeşitli alanlardaki anlaşmaların da detaylandırıldığı belirtildi.
🇸🇦#SaudiArabia🇨🇳China inked 30 investment deals worth $10 billion at the 10th Arab-China Business Conference.
🇺🇸Blinken was in Saudi Arabia last week. pic.twitter.com/ll1mgZnoT8
— Shen Shiwei 沈诗伟 (@shen_shiwei) June 12, 2023
Suudi Dışişleri Bakanı: Ortak bir gelecek inşası için fırsat
Konferansın açılışında Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, Çin ile Arap ülkeleri arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin artması potansiyelinin altını çizdi ve ekledi: “Veliaht Prens, Arap dünyası ile Çin arasında tüm sektörlerde uzun süredir devam eden gelişmiş ortaklığı daha da geliştirmek için çabalarını sürekli olarak artırdı. ”
Bakan, “(Bu) toplantı, halklarımız için yeni, faydalı bir çağa doğru ortak bir gelecek inşa etmek için bir fırsattır” dedi.
Dışişleri Bakanı, konferansın karşılıklı uyumluluğu sağlama, deneyim alışverişinde bulunma ve herkes için refah ve ilerleme ile sonuçlanan büyüme ve yatırımı mümkün kılan yeni fırsatları başlatma yöntemlerini özetlediğini söyledi.
Enerji Bakanı: Çin’le rekabet değil, işbirliği istiyoruz
Etkinlikte konuşan Suudi Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Salman da, “Yakında Suudi-Çin yatırımıyla ilgili daha fazlasını duyarsanız şaşırmam” dedi.
Enerji Bakanı, Krallığın “rekabet yerine dünyanın en büyük ikinci ekonomisiyle işbirliği istediğini” söyledi.
Prens Abdülaziz, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni sürdürürken, Krallık da Vizyon 2030 planında “istikrarlı bir şekilde” ilerlediği için, iki ülke arasında sinerji olduğunu vurguladı.
Yatırım Bakanı: Çin’in Arap dünyasına açılan kapısı olabiliriz
Suudi Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih de, Krallığın “Çin’in Arap dünyasına açılan kapısı” olarak hizmet edebileceğini söyledi.
İpek Yolu’nun yeniden canlanması hakkında da yorum yapan bakan, girişimin Suudi Arabistan’ın ekonomisini çeşitlendirmeyi ve gençliğinin becerilerini yükseltmek için modern teknolojiyi kullanmayı amaçlayan gelecek vizyonuyla uyumlu olduğunu ifade etti.
Suudi-Çin ticareti 2022’de yüzde 30 arttı
Suudi Arabistan’dan yapılan açıklamaya göre, AMR ALuwlaa Company ile Zhonghuan International Group (Hong Kong) arasında Suudi Arabistan’da demir fabrikası kurulması için 533 milyon dolarlık anlaşma imzalandı.
Açıklamada ayrıca, Suudi ASK Group ve China National Geological & Mining Corp arasında, krallıkta bakır madenciliği konusunda 500 milyon dolarlık bir işbirliği anlaşması imzalandığı kaydedildi.
Krallık, 2022’de Çin ile Arap ülkeleri arasındaki 432 milyar dolarlık ticaretin yüzde 25’ini temsil ediyor.
Suudi Arabistan ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2022’de 106 milyar dolara ulaştı ve 2021’e göre yüzde 30’luk bir artış kaydetti.
İkinci günün gündemi BRICS Kalkınma Bankası
İki günlük etkinlik, Suudi Arabistan’ın yatırım ve dışişleri bakanlıkları tarafından Arap Birliği Genel Sekreterliği, Çin Uluslararası Ticareti Teşvik Konseyi ve Arap Odalar Birliği ile işbirliği içinde düzenlendi.
Programın ikinci günü olan bugün, Brezilya’nın eski başkanı ve Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika tarafından BRICS çerçevesinde altyapı için kaynakları seferber etmek amacıyla kurulan çok taraflı bir kalkınma bankası olan Yeni Kalkınma Bankası’nın şu anki başkanı Dilma Rousseff, gelişmekte olan pazarlarda ve gelişmekte olan ekonomilerde sürdürülebilir kalkınma projeleri hakkındaki kapanış konuşması yapacak.
Diplomasi
Ukrayna, İngiliz L119 obüslerini lisansla üretecek

Ukrayna ile Birleşik Krallık, L119 obüslerinin Ukrayna’da lisans altında üretilmesi konusunda anlaşmaya vardı. The Wall Street Journal’a göre proje, ülkenin Patriot sistemlerine ait füzeler gibi daha karmaşık Batı silahlarını üretme kabiliyetini de ortaya koyabilir. Üretim süreci test modeliyle başlayacak; namlu, sürgü mekanizması ve hidrolik sistemler gibi parçaların önemli bölümü Ukrayna’da imal edilecek.
Ukrayna, Birleşik Krallık ile L119 tipi hafif obüslerin ülke içinde üretilmesi konusunda anlaşma sağladı.
The Wall Street Journal haberinde, bu projenin Ukrayna sanayisinin Patriot sistemlerine ait füzeler dahil olmak üzere daha karmaşık Batı silahlarını üretmeye hazır olup olmadığını ortaya koyacağını belirtti.
İngiliz savunma şirketi BAE Systems lisansı altında gerçekleştirilecek üretim Ukraynalı bir işletme tarafından yürütülecek.
BAE Systems Temsilcisi Giles Ambrose, üretim sürecini denetlemek ve düzene koymak amacıyla fabrikanın öncelikle obüsün test modelini imal edeceğini bildirdi.
L119, nakliyesi çekici araçlar ya da helikopterlerle sağlanan hafif bir obüs modeli olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 17 kilometre mesafedeki hedefleri vurabilen sistemin M119 adını taşıyan benzer bir versiyonu ABD ordusu tarafından da kullanılıyor.
The Wall Street Journal haberinde obüs imalatının insansız hava araçlarına kıyasla daha karmaşık bir süreç gerektirdiğine dikkat çekildi. Bu üretim için namlu, kama mekanizması, hidrolik sistemler ve diğer metal parçaların imalatı gerekiyor.
Ukraynalı işletme bu bileşenlerin birçoğunu kendi imkanlarıyla üretecek. BAE Systems Temsilcisi Ambrose konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum malzemeler, parçaların imalatı ve mekanik işleme süreçleriyle ilgili ciddi zorluklar barındırıyor” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile BAE Systems temsilcileri obüslerin üretimini ilk olarak Ağustos 2023’te ele aldı ve taraflar bir anlaşma imzaladı. Bir ay sonra şirketin Kiev yönetimine obüs yedek parçalarının üretimini kurmayı teklif ettiği açıklandı.
O dönemde İngiliz savunma şirketinin planlarını değerlendiren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna topraklarında silah üretim tesislerinin kurulmasının çatışmaların gidişatını esasta değiştirmeyeceğini beyan etti. Peskov, Moskova’nın bir ofis açılmasını olumsuz karşılayacağını ve bu yapının ordunun hedefi haline geleceğini dile getirdi.
Ayrıca bu yılın ilkbahar döneminde Ukraynalı yetkililer Patriot füzelerinde kritik bir eksiklik yaşandığını duyurdu.
Bu gelişmenin ardından Zelenski, ABD’den bu füzelerin üretimi için lisans verilmesini talep etti. Temmuz ayı başında ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Ukrayna’ya söz konusu lisansı sağlayacağını açıkladı.
Diplomasi
Hürmüz Boğazı krizinin ardından doğalgazda dört ayın zirvesi

Savaş ve lojistik kaygılar nedeniyle Avrupa’da gösterge doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 60 avroyu aşarak son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Analistler ve sektör uzmanları, azalan Avrupa rezervleri ile Asya’daki yüksek sıcaklıkların yanı sıra jeopolitik risklerin enerji piyasalarında kalıcı bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda yeniden tırmanan şiddet olayları, dünyanın en kritik enerji geçiş noktasından sevkiyat yapılabilirliğine dair endişeleri tetikledi.
Bu gelişmelerin ardından Avrupa’da doğalgaz fiyatları son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Politico’nun haberine göre Dutch TTF olarak bilinen gösterge niteliğindeki Avrupa doğalgaz fiyatı, pazartesi günü kısa süreliğine megavatsaat başına 60 avro eşiğini aşarak mart ortasından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü.
ABD’nin İran’a yönelik üst üste 10’uncu gecesinde de düzenlediği hava saldırılarına Tahran yönetiminin bölgedeki ABD müttefiklerini ve Basra Körfezi’ndeki tankerleri hedef alarak yanıt vermesinin ardından fiyatlar salı günü megavatsaat başına 59 avro seviyesinde dengelendi.
Haziran ayında sağlanan ateşkesten önce doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 50 avronun altında seyrediyordu. Öngörülmesi imkânsız hale gelen bir savaş sürecinde piyasa aktörleri büyük riskler almaktan kaçınıyordu.
Salı günü kaydedilen rakamlar, bir önceki aya kıyasla yüzde 50’lik bir artışa işaret ediyor.
Bu tablo aynı zamanda, tükenen Avrupa rezervleri ile Asya’da mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların birleşmesi sonucu doğalgaz arzının daha da daralacağı yönündeki kaygıları yansıtıyor.
Analistler, Asya’daki yüksek sıcaklıkların klima kullanımını artırarak talebi yukarı çekeceğini öngörüyor.
Son fiyat sıçramaları, Ortadoğu’daki huzursuzluğun enerji piyasalarında kalıcı bir unsur olarak fiyatlandırılacağı yönündeki endişeleri artırdı.
Bu durum, Washington ve Tahran’ın deniz trafiğine geçiş ücreti veya “hizmet bedeli” uygulama tehditlerinin yanı sıra Yemen’deki Ensarullah’ın bölgedeki bir diğer kritik su yolu olan Babilmendep Boğazı’nı ambargo altına alacağını duyurmasıyla daha da pekişti.
Montel Energy kıdemli analisti Tobias Federico sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Hürmüz Boğazı’nın sürekli olarak rastgele biçimde trafiğe açılıp kapanması, buranın artık dünya LNG sevkiyatı için güvenilir bir teslimat rotası olmadığını gösteriyor” dedi.
Madrid merkezli enerji şirketi Moeve’nin Ticaret ve Ticari Entegrasyondan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Alice Acuña ise “TTF’de son dönemde yaşanan yükseliş, jeopolitik riskin enerji piyasaları için yapısal bir gerçeklik haline geldiğini kanıtlıyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Britanya Başbakanı Burnham, ABD’ye üs izni verdi

Yeni Britanya Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın İran’a karşı “savunma amaçlı saldırılar” olarak adlandırdığı operasyonlar için ABD’nin İngiliz askeri üslerini kullanmasına onay verdi.
Bir önceki Başbakan Keir Starmer, ABD operasyonlarının yeniden başlamasının ardından ve çatışmanın tırmanacağına dair endişeler sürerken, Birleşik Krallık’ın izleyeceği politikayı görüşmek üzere geçen cuma günü bir toplantısıya başkanlık etti.
Bloomberg’e bilgi veren kaynaklara göre, toplantıya katılan bakanlar, Diego Garcia ve RAF Fairford’daki üslerin İran’ın füze tehdidine karşı koyan ABD uçakları tarafından kullanılabileceği ve bu tesislerin Hürmüz Boğazı’nı hedef almak için kullanılabileceği yönündeki mevcut politikayı sürdürme kararı aldı.
Kaynaklara göre, pazartesi günü başbakan olan Burnham, görüşme hakkında bilgilendirildi ve alınan karara onay verdi.
Kaynaklar, “savunma amaçlı” ABD saldırıları için Birleşik Krallık üslerinin kullanımına izin verme konusunda önceki hükümetin politikasını sürdüreceğini belirtiyor.
Bu, İngiliz üslerinin şu anki ABD operasyonlarının bir kısmında kullanılması muhtemel olduğu anlamına geliyor.
Karar, ABD’nin yeniden başlattığı operasyonların 10. gününün ardından ortaya çıktı. ABD Merkez Komutanlığı, gece boyunca İran’ın askeri komuta merkezlerini, füze fırlatma üslerini ve hava savunma sistemlerini hedef aldığını açıkladı.
Bununla birlikte, İngiliz yetkililer, Trump’ın köprüleri ve elektrik santrallerini vurma tehditlerinden endişe duyuyor.
ABD Başkanı Donald Trump salı günü, diplomatik bir çözüme ulaşılamaması halinde Kazma Dağı’ndaki İran nükleer tesisinin hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Bu durum, üslerin kullanılmasının Birleşik Krallık’ı savaş suçlarına ortak yaptığını savunan sol kanattaki İşçi Partisi milletvekilleri, Yeşil Parti ve Liberal Demokratlar’dan eleştiri alması muhtemel.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?












