Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Arap liderlerin planına göre Gazze’nin yönetimi Filistin Yönetimi’ne devredilecek

Yayınlanma

Mısır’ın, Gazze’nin yeniden inşası için hazırladığı ve Arap Birliği’nin Kahire Zirvesinde kabul edilen “Arap planı” 6 aylık bir süre için geçici bir yönetim komitesi kurulması ve sonrasında Gazze’nin yönetiminin Filistin Yönetimi’ne bırakılmasını öngörüyor. Planda, Hamas’ın ismi verilmeden inandırıcı bir siyasi süreç olursa silah bırakacağı değerlendiriliyor.

Mısır, “Gazze’nin Erken İyileştirilmesi, Yeniden İnşası ve Kalkınması” başlıklı 91 sayfalık bir plan hazırladı.

Söz konusu plana ait raporda, İsrail’in Gazze’ye yönelik imha savaşından kaynaklanan toplam maddi hasarın 29,9 milyar doları bulduğu belirtilerek, en fazla etkilenen sektörün 15,8 milyar dolarlık maliyetle konut sektörü olduğu ve toplam hasarın yüzde 53’ünü oluşturduğu ifade edildi.

Raporda, tahminlere göre 30 bin konut binasının hasar gördüğü, bunlardan 272 bininin dairenin tamamen yıkıldığı, 58 bin 500 dairede ise kısmen hasar bulunduğu aktarıldı.

Raporda, altyapı konusunda uydu görüntülerinin, Gazze Şeridi’nin caddelerinin 1190 kilometresinin tahrip edildiğini, ayrıca caddelerin 415 kilometresinin aşırı derecede hasar gördüğünü, 1440 kilometresinin ise ciddi hasar gördüğünü ortaya koyduğu ifade edildi.

Sağlık sektöründe ise hasarın 1,3 milyar dolar olduğu, zararın ise 6,3 milyar dolar olduğu belirtilen raporda, Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin yüzde 50’si (18 hastane) tamamen hizmet dışı kaldığı, 17 hastanenin de kısmen faaliyet gösterdiği ve bu durumun artan sağlık ihtiyaçlarını karşılamadığı kaydedildi.

Eğitim sektöründe de hasarın 874 milyon dolar, kaybın ise 3,2 milyar dolar olduğu vurgulanan raporda, okulların yüzde 88’inin yıkıldığı, geri kalanının savaştan kaçan aileler için geçici barınaklara dönüştürüldüğü, ayrıca 51 üniversite binasının da yıkıldığı dile getirildi.

Ticaret ve sanayi sektöründe ise hasarın 5,9 milyar dolar, zararın ise 2,2 milyar doları bulduğu aktarılan raporda, ulaştırma sektöründe de hasarın 2,5 milyar dolar, kaybın ise 377 milyon dolar olduğunun tahmin edildiği belirtildi.

Su ve kanalizasyon sektöründeki hasarın 15 milyar dolar, zararın ise 64 milyon dolara ulaştığı kaydedilen raporda, elektrik sektöründe ise zararların 450 milyon doları bulduğuna işaret edildi.

İyileşme ve yeniden inşa ihtiyaçları

Bu hasarlar göz önüne alınarak hazırlanan planda, Gazze’nin yeniden inşası için toplam ihtiyacın 53 milyar dolar olduğu, bunun 3 milyar dolarının “erken iyileşme” için 6 ayda kullanılması öngörüldüğü dile getirildi.

İyileşme ihtiyaçlarında en büyük payı 15,2 milyar dolarlık toplam değerle konut sektörü aldığı bildirilen raporda, onu her biri 6,9 milyar dolarla toparlanmaya ihtiyaç duyan sağlık, ticaret ve sanayi sektörü, 2,45 milyar dolarla yol ve 1,5 milyar dolarla elektrik sektörü takip ettiği ifade edildi.

Eğitim sektörünün toparlanma için 3,8 milyar dolara ihtiyaç duyduğu, tarım ve sosyal koruma sektörlerinin her birinin 4,2 milyar dolara ihtiyacı olduğu aktarılan raporda, ulaştırma sektörünün 2,9 milyar dolara, su ve sanitasyon sektörünün ise 2,7 milyar dolara ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Raporda, enkazın kaldırılması, patlamamış mühimmatın sökülmesi, geri dönüşüm ve dönüştürme süreci olmak üzere 4 aşamadan oluşan süreç için ise 1,25 milyar dolara ihtiyaç olduğuna işaret edildi.

Planın uygulama aşamaları

Raporda, Gazze Şeridi’nin 2030 yılına kadar olan 5 yıllık dönemde, yaklaşık 3 milyon insanın yaşayabileceği şekilde 3 aşamada yeniden inşa edilmesi için bir yol haritası ve acil kalkınma planı hazırlanması gerektiği vurgulandı.

Tahmini 6 aylık bir zaman dilimi ve 3 milyar dolarlık bir maliyetle “erken toparlanma aşaması” olarak adlandırılan ilk aşamada yapılacak işler arasında, bazı bölgelerdeki molozlar kaldırılarak buranın geçici konut olarak kullanılması için onarılması, kısmen hasarlı 60 bin konutun 360 bin kişiyi barındıracak şekilde onarılması ve 1,2 milyon kişiyi barındıracak şekilde 200 bin geçici konut inşa edilmesinin yer aldığı dile getirildi.

İki yıllık bir zaman dilimi ve 20 milyar dolarlık bir maliyet öngören ikinci aşamada ise 200 bin yeni konutun inşa edilmesi, altyapısının geliştirilmesi, moloz kaldırma ve ayıklama işlemlerinin tamamlanmasının yanı sıra 1,6 milyon kişiye ev sahipliği yapabilecek 60 bin konutun restore edilmesi, 20 bin dönüm alanın ıslah edilmesi ve hizmet tesislerinin kurulmasının öngörüldüğü ifade edildi.

“Yeniden inşanın ikinci aşaması” olarak adlandırılan üçüncü aşamanın ise 30 milyar dolar maliyetle 2,5 yılda tamamlanması öngörüldüğü aktarılan raporda, bu aşamada 1,2 milyon nüfusa ev sahipliği yapacak 200 bin ilave konutun inşası ve altyapısını geliştirme çalışmalarının yer aldığı belirtildi.

Raporda, bu aşamada 600 dönümlük alanda, sanayi bölgesinin ilk etabının kurulmasının yanı sıra balıkçı limanı, ticari liman ve Gazze Havaalanı’nın kurulmasının öngörüldüğü bildirilerek, Gazze’deki Filistinlilere çeşitli sektörlerde 500 bin kişilik istihdam imkânı sağlanacağına işaret edildi.

Planın siyasi bağlamı

Planda, uluslararası alanda kabul gören iki devletli çözüm ufku korunurken, yeniden inşanın Filistinlilerin hakları ve onuruna dayandığı belirtildi.

Filistinlilerin Gazze’den çıkarılmasına yönelik her türlü girişimin reddedildiği vurgulanan planda, Gazze Şeridi’nin ve topraklarına sıkı sıkıya bağlı Filistin halkının maruz kaldığı bu feci kriz karşısında, onların bu topraklarda kalma isteği ve hakkının dikkate alınmamasının mantıksız olduğuna işaret edildi.

Gazze Şeridi’nin Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu kaydedilen planda, Gazze’yi Batı Şeria’dan coğrafi olarak ayırma girişimlerinin daha fazla istikrarsızlığa yol açacağı uyarısında bulunuldu.

Planda, Gazze’deki Filistinlilerin yaşadığı acıların görmezden gelinmesinin bölgedeki çatışmaların tırmanmasına yol açabileceği uyarısı yapılarak, uluslararası toplumun öncelikle insani nedenlerle yeniden inşa çabalarına destek vermesi çağrısı yapıldı.

Gazze’nin yeniden inşası sırasında geçiş yönetimi

Yeniden inşa sürecinde Gazze’nin yönetimine ilişkin ise planda, Filistin Ulusal Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne tam olarak geri dönmesinin önünü açmak amacıyla şu an Gazze Şeridi’nde Filistin hükümeti çatısı altında bağımsız teknokratlardan oluşan 6 aylık bir süre için geçici bir yönetim komitesi kurma çalışmaları yapıldığına işaret edildi.

Planda, uluslararası toplumdan şu anda beklenenin, söz konusu idari komitenin başarılı olması ve bundan sonraki aşamayı yönetebilmesi için bu çabaları desteklemek ve teşvik etmek olduğu vurgulandı.

Gazze’de güvenliği sağlama misyonuyla ilgili olarak planda, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne dönüp yönetim görevlerini yerine getirebilmesini sağlamak amacıyla Mısır ve Ürdün’ün, Gazze Şeridi’ne gönderilecek Filistin polisinin eğitimi için çalışmalar yürüttüğü kaydedildi.

Bu çabaların siyasi ve mali destek ile uluslararası ve bölgesel ortakların çabalarıyla desteklenmesi çağrısında bulunulan planda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Filistin devletinin kurulmasına yönelik net bir takvim çerçevesinde, Gazze ve Batı Şeria da dahil olmak üzere Filistin topraklarına uluslararası barış gücü konuşlandırılmasını değerlendirmesi önerisinde bulunuldu.

Planda, “sebepleri açık bir ufuk ve hakların sahiplerine iadesini sağlayacak inandırıcı bir siyasi süreçle ortadan kaldırılması halinde” Gazze’de çok sayıda Filistinli tarafın silah taşıması sorununun sonsuza dek ortadan kaldırılabileceğine işaret edildi.

Mısır’ın planında, bundan önceki tüm çabaların iki devletli çözümün uygulanmasına ve İsrail ile Filistin yönetimi arasında Batı Şeria ve Gazze’yi de kapsayan orta vadeli bir ateşkes sağlanması için çalışmaya yönlendirilmesinin yanı sıra yerleşim birimlerinin inşası, ev yıkımları, askeri müdahaleler gibi her türlü tek taraflı girişimin durdurulması ve kutsal mekanların hukuki ve tarihi statüsünün korunması gerektiği vurgulandı.

Planda, siyasi irade olması halinde Gazze’nin önerilen şekilde yeniden inşasının mümkün olduğu kaydedildi.

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English