Ortadoğu
Arap liderlerin planına göre Gazze’nin yönetimi Filistin Yönetimi’ne devredilecek

Mısır’ın, Gazze’nin yeniden inşası için hazırladığı ve Arap Birliği’nin Kahire Zirvesinde kabul edilen “Arap planı” 6 aylık bir süre için geçici bir yönetim komitesi kurulması ve sonrasında Gazze’nin yönetiminin Filistin Yönetimi’ne bırakılmasını öngörüyor. Planda, Hamas’ın ismi verilmeden inandırıcı bir siyasi süreç olursa silah bırakacağı değerlendiriliyor.
Mısır, “Gazze’nin Erken İyileştirilmesi, Yeniden İnşası ve Kalkınması” başlıklı 91 sayfalık bir plan hazırladı.
Söz konusu plana ait raporda, İsrail’in Gazze’ye yönelik imha savaşından kaynaklanan toplam maddi hasarın 29,9 milyar doları bulduğu belirtilerek, en fazla etkilenen sektörün 15,8 milyar dolarlık maliyetle konut sektörü olduğu ve toplam hasarın yüzde 53’ünü oluşturduğu ifade edildi.
Raporda, tahminlere göre 30 bin konut binasının hasar gördüğü, bunlardan 272 bininin dairenin tamamen yıkıldığı, 58 bin 500 dairede ise kısmen hasar bulunduğu aktarıldı.
Raporda, altyapı konusunda uydu görüntülerinin, Gazze Şeridi’nin caddelerinin 1190 kilometresinin tahrip edildiğini, ayrıca caddelerin 415 kilometresinin aşırı derecede hasar gördüğünü, 1440 kilometresinin ise ciddi hasar gördüğünü ortaya koyduğu ifade edildi.
Sağlık sektöründe ise hasarın 1,3 milyar dolar olduğu, zararın ise 6,3 milyar dolar olduğu belirtilen raporda, Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin yüzde 50’si (18 hastane) tamamen hizmet dışı kaldığı, 17 hastanenin de kısmen faaliyet gösterdiği ve bu durumun artan sağlık ihtiyaçlarını karşılamadığı kaydedildi.
Eğitim sektöründe de hasarın 874 milyon dolar, kaybın ise 3,2 milyar dolar olduğu vurgulanan raporda, okulların yüzde 88’inin yıkıldığı, geri kalanının savaştan kaçan aileler için geçici barınaklara dönüştürüldüğü, ayrıca 51 üniversite binasının da yıkıldığı dile getirildi.
Ticaret ve sanayi sektöründe ise hasarın 5,9 milyar dolar, zararın ise 2,2 milyar doları bulduğu aktarılan raporda, ulaştırma sektöründe de hasarın 2,5 milyar dolar, kaybın ise 377 milyon dolar olduğunun tahmin edildiği belirtildi.
Su ve kanalizasyon sektöründeki hasarın 15 milyar dolar, zararın ise 64 milyon dolara ulaştığı kaydedilen raporda, elektrik sektöründe ise zararların 450 milyon doları bulduğuna işaret edildi.
İyileşme ve yeniden inşa ihtiyaçları
Bu hasarlar göz önüne alınarak hazırlanan planda, Gazze’nin yeniden inşası için toplam ihtiyacın 53 milyar dolar olduğu, bunun 3 milyar dolarının “erken iyileşme” için 6 ayda kullanılması öngörüldüğü dile getirildi.
İyileşme ihtiyaçlarında en büyük payı 15,2 milyar dolarlık toplam değerle konut sektörü aldığı bildirilen raporda, onu her biri 6,9 milyar dolarla toparlanmaya ihtiyaç duyan sağlık, ticaret ve sanayi sektörü, 2,45 milyar dolarla yol ve 1,5 milyar dolarla elektrik sektörü takip ettiği ifade edildi.
Eğitim sektörünün toparlanma için 3,8 milyar dolara ihtiyaç duyduğu, tarım ve sosyal koruma sektörlerinin her birinin 4,2 milyar dolara ihtiyacı olduğu aktarılan raporda, ulaştırma sektörünün 2,9 milyar dolara, su ve sanitasyon sektörünün ise 2,7 milyar dolara ihtiyaç duyduğu belirtildi.
Raporda, enkazın kaldırılması, patlamamış mühimmatın sökülmesi, geri dönüşüm ve dönüştürme süreci olmak üzere 4 aşamadan oluşan süreç için ise 1,25 milyar dolara ihtiyaç olduğuna işaret edildi.
Planın uygulama aşamaları
Raporda, Gazze Şeridi’nin 2030 yılına kadar olan 5 yıllık dönemde, yaklaşık 3 milyon insanın yaşayabileceği şekilde 3 aşamada yeniden inşa edilmesi için bir yol haritası ve acil kalkınma planı hazırlanması gerektiği vurgulandı.
Tahmini 6 aylık bir zaman dilimi ve 3 milyar dolarlık bir maliyetle “erken toparlanma aşaması” olarak adlandırılan ilk aşamada yapılacak işler arasında, bazı bölgelerdeki molozlar kaldırılarak buranın geçici konut olarak kullanılması için onarılması, kısmen hasarlı 60 bin konutun 360 bin kişiyi barındıracak şekilde onarılması ve 1,2 milyon kişiyi barındıracak şekilde 200 bin geçici konut inşa edilmesinin yer aldığı dile getirildi.
İki yıllık bir zaman dilimi ve 20 milyar dolarlık bir maliyet öngören ikinci aşamada ise 200 bin yeni konutun inşa edilmesi, altyapısının geliştirilmesi, moloz kaldırma ve ayıklama işlemlerinin tamamlanmasının yanı sıra 1,6 milyon kişiye ev sahipliği yapabilecek 60 bin konutun restore edilmesi, 20 bin dönüm alanın ıslah edilmesi ve hizmet tesislerinin kurulmasının öngörüldüğü ifade edildi.
“Yeniden inşanın ikinci aşaması” olarak adlandırılan üçüncü aşamanın ise 30 milyar dolar maliyetle 2,5 yılda tamamlanması öngörüldüğü aktarılan raporda, bu aşamada 1,2 milyon nüfusa ev sahipliği yapacak 200 bin ilave konutun inşası ve altyapısını geliştirme çalışmalarının yer aldığı belirtildi.
Raporda, bu aşamada 600 dönümlük alanda, sanayi bölgesinin ilk etabının kurulmasının yanı sıra balıkçı limanı, ticari liman ve Gazze Havaalanı’nın kurulmasının öngörüldüğü bildirilerek, Gazze’deki Filistinlilere çeşitli sektörlerde 500 bin kişilik istihdam imkânı sağlanacağına işaret edildi.
Planın siyasi bağlamı
Planda, uluslararası alanda kabul gören iki devletli çözüm ufku korunurken, yeniden inşanın Filistinlilerin hakları ve onuruna dayandığı belirtildi.
Filistinlilerin Gazze’den çıkarılmasına yönelik her türlü girişimin reddedildiği vurgulanan planda, Gazze Şeridi’nin ve topraklarına sıkı sıkıya bağlı Filistin halkının maruz kaldığı bu feci kriz karşısında, onların bu topraklarda kalma isteği ve hakkının dikkate alınmamasının mantıksız olduğuna işaret edildi.
Gazze Şeridi’nin Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu kaydedilen planda, Gazze’yi Batı Şeria’dan coğrafi olarak ayırma girişimlerinin daha fazla istikrarsızlığa yol açacağı uyarısında bulunuldu.
Planda, Gazze’deki Filistinlilerin yaşadığı acıların görmezden gelinmesinin bölgedeki çatışmaların tırmanmasına yol açabileceği uyarısı yapılarak, uluslararası toplumun öncelikle insani nedenlerle yeniden inşa çabalarına destek vermesi çağrısı yapıldı.
Gazze’nin yeniden inşası sırasında geçiş yönetimi
Yeniden inşa sürecinde Gazze’nin yönetimine ilişkin ise planda, Filistin Ulusal Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne tam olarak geri dönmesinin önünü açmak amacıyla şu an Gazze Şeridi’nde Filistin hükümeti çatısı altında bağımsız teknokratlardan oluşan 6 aylık bir süre için geçici bir yönetim komitesi kurma çalışmaları yapıldığına işaret edildi.
Planda, uluslararası toplumdan şu anda beklenenin, söz konusu idari komitenin başarılı olması ve bundan sonraki aşamayı yönetebilmesi için bu çabaları desteklemek ve teşvik etmek olduğu vurgulandı.
Gazze’de güvenliği sağlama misyonuyla ilgili olarak planda, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne dönüp yönetim görevlerini yerine getirebilmesini sağlamak amacıyla Mısır ve Ürdün’ün, Gazze Şeridi’ne gönderilecek Filistin polisinin eğitimi için çalışmalar yürüttüğü kaydedildi.
Bu çabaların siyasi ve mali destek ile uluslararası ve bölgesel ortakların çabalarıyla desteklenmesi çağrısında bulunulan planda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Filistin devletinin kurulmasına yönelik net bir takvim çerçevesinde, Gazze ve Batı Şeria da dahil olmak üzere Filistin topraklarına uluslararası barış gücü konuşlandırılmasını değerlendirmesi önerisinde bulunuldu.
Planda, “sebepleri açık bir ufuk ve hakların sahiplerine iadesini sağlayacak inandırıcı bir siyasi süreçle ortadan kaldırılması halinde” Gazze’de çok sayıda Filistinli tarafın silah taşıması sorununun sonsuza dek ortadan kaldırılabileceğine işaret edildi.
Mısır’ın planında, bundan önceki tüm çabaların iki devletli çözümün uygulanmasına ve İsrail ile Filistin yönetimi arasında Batı Şeria ve Gazze’yi de kapsayan orta vadeli bir ateşkes sağlanması için çalışmaya yönlendirilmesinin yanı sıra yerleşim birimlerinin inşası, ev yıkımları, askeri müdahaleler gibi her türlü tek taraflı girişimin durdurulması ve kutsal mekanların hukuki ve tarihi statüsünün korunması gerektiği vurgulandı.
Planda, siyasi irade olması halinde Gazze’nin önerilen şekilde yeniden inşasının mümkün olduğu kaydedildi.
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












