Diplomasi
Arjantin, Britanya’ya karşı Falkland dosyasını açtı

Buenos Aires’in İngiliz denizaşırı toprağına yönelik hak iddiasını yinelemesinin ardından Arjantin başkan yardımcısı, Falkland Adalıların İngiltere’ye dönmesi gerektiğini söyledi.
Arjantin’in Malvinas olarak adlandırdığı bölgedeki hak iddiası, Birleşik Krallık’ın Trump’ın İran’a karşı savaşına katılmaması üzerine Donald Trump’ın adalarla ilgili resmi ABD tutumunu gözden geçirme tehdidinde bulunmasıyla güçlendi.
Arjantin Devlet Başkanı ve Trump’ın yakın müttefiki Javier Milei, geçen hafta, “Malvinas adaları geçmişte, bugün ve gelecekte her zaman Arjantin’e ait olacak,” dedi.
Milei’nin yardımcısı Victoria Villarruel de sosyal medyada şunları yazdı:
“Bugün, Malvinas adaları her zamankinden daha fazla Arjantin’e ait. Adalarımızın egemenliği konusundaki tartışma devletler arasındadır, bu nedenle Birleşik Krallık, yasal, tarihi ve coğrafi nedenlerle sürdürdüğümüz iddiamızı Arjantin ile ikili olarak görüşmelidir. Kelperler, Arjantin topraklarında yaşayan İngilizlerdir; onlar bu tartışmanın bir parçası değildir. Kendilerini İngiliz hissediyorlarsa, binlerce kilometre uzaktaki ülkelerine geri dönmelidirler.”
Arjantin, ABD’nin egemenlik iddialarını destekleyebileceğini ima etmesinin ardından Falkland Adaları’nın geleceği konusunda müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
Arjantin Dışişleri Bakanı Pablo Quirno, “İngiliz sömürgeciliğinin sona erdirilmesini” ve “barışçıl ve kesin bir çözüm”e ulaşmak için yeni ikili müzakereler yapılmasını talep etti.
Falkland hükümeti, Trump’ın bu iddiayı gözden geçirebileceğini söylemesi üzerine onu kınadı.
Hükümet, 2013 yılında adaların nüfusunun yüzde 99,8’inin İngiliz Denizaşırı Toprakları olarak kalması yönünde oy kullandığını belirtti.
Arjantin, bu bağımsızlık referandumunu bir aldatmaca olarak görüyor ve İngiltere’yi seçmen yerleştirmeyle suçluyor.
Falkland hükümeti, “Falkland Adaları, Birleşik Krallık hükümetinin kendi kaderini tayin hakkımızı korumak ve savunmak için verdiği taahhüde tam güven duymaktadır,” diye ekledi.
Britanya Başbakanı Keir Starmer, sızdırılan Pentagon e-postalarının ABD’nin adalar konusundaki tutumunun gözden geçirildiğini ima etmesinden kısa bir süre sonra Trump yönetimine sert tepki gösterdi; gaziler ise Trump’ı “zorbalık yapmakla” suçladı.
Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ise İngiltere’nin Falkland Adaları’na olan bağlılığının “sarsılmaz” olduğunu belirtti
Milei’nin açıklamalarının ardından konuşan Cooper, şunları ekledi:
“Falkland Adaları İngiliz toprağıdır: Egemenlik Birleşik Krallık’a, kendi kaderini tayin hakkı ise ada sakinlerine aittir. Falkland Adaları konusunda Birleşik Krallık’ın tutumu konusunda daha net olamazdık. Bu tutum uzun süredir devam ediyor. Hiç değişmedi.”
Hafta sonu, Reform UK lideri Nigel Farage’ın sonbaharda Arjantin’e giderek Milei’ye Falkland Adaları’nın İngiliz kalmasının “tartışmaya açık olmadığını” söyleyeceği ortaya çıktı.
Savaşın 43. yıldönümü olan geçen yıl 2 Nisan’da Milei, Arjantin’i güçlü bir ülke haline getirmek istediğini, böylece Falkland Adaları’ndaki insanların İngiltere yerine Arjantin’i tercih edeceğini söylemişti.
Bir yıl önce Milei, Falkland Adaları’nın “İngiltere’nin elinde” olduğunu kamuoyuna kabul etmiş ve “anında bir çözüm” olmadığını kabul ederken, diplomatik kanallar aracılığıyla adaları geri almaya söz vermişti.
Geçen hafta The Telegraph gazetesi, ABD’nin İngiltere’ye Arjantin’e F-16 savaş uçakları satılmasına yönelik anlaşmayı kabul etmesi için baskı uyguladığını ortaya çıkardı.
Arjantin, geçen yılın sonlarında Danimarka’dan Amerikan yapımı F-16’ları teslim aldı; bu, Batılı müttefiklerin Buenos Aires’i silahlandırmasının nadir örneklerinden biri.
İngiltere, Falkland Adaları üzerindeki egemenlik iddiaları nedeniyle Arjantin’e herhangi bir silah veya parça ihraç etmeyi kesin olarak yasakladı.
İngiltere’nin F-16 anlaşması üzerinde veto hakkı olmamasına rağmen, transferin gerçekleşmesini engellemek için Washington ve Danimarka’da itirazda bulunabilirdi.
Üç kaynak The Telegraph’a verdiği demeçte, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için Dışişleri Bakanlığı’na baskı yapıldığını söyledi.
Bir kaynak, “Birleşik Krallık’ta toplantılar yapıldı ve İngiltere’ye anlaşmanın bu şekilde olacağı kesin bir dille bildirildi,” dedi.
Geçen yıl, Trump, Milei’ye 15 milyar sterlinlik bir kurtarma paketi sağlamıştı.
Diplomasi
ABD, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin 2019 yılında Rusya’dan hava savunma sistemleri alması üzerine uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını duyurdu. NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelen Trump, dost ülkelere yaptırım uygulamak istemediklerini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye’nin 2019 yılında Rusya’dan hava savunma sistemleri satın almasının ardından yürürlüğe giren “Amerika’nın Hasmlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” (CAATSA) kapsamındaki yaptırımları iptal edeceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO zirvesinde gerçekleştirdiği görüşme sırasında konuşan Trump, “Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz” ifadesini kullandı.
ABD, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri satın alması üzerine Aralık 2020’de yaptırım kararı almıştı. Bu kısıtlamalar Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanlığını hedef alıyor ve tüm Amerikan ihracat lisanslarının yasaklanmasını içeriyordu.
Türkiye, 2017 yılında Rusya ile 2,5 milyar dolar değerinde dört S-400 bataryası tedariki için sözleşme imzalamıştı. Washington’ın bu sistemler yerine Patriot tedarik edilmesi yönündeki çağrılarına Ankara olumsuz yanıt verince, Türkiye F-35 savaş uçağı programından çıkarılmıştı.
Rus devlet şirketi Rosoboroneksport, 2019 yılında teslimat sözleşmesinin planlanandan önce tamamlandığını duyurmuştu.
F-35 savaş uçağı programına da değinen Trump, Ankara’ya yönelik satışların yeniden başlatılması ihtimalini “kesinlikle değerlendireceğini” belirtti. Türkiye’yi “sadık” bir ortak olarak nitelendiren ABD Başkanı, Ankara’nın ABD’ye bazı geleneksel müttefik ülkelerden çok daha fazla yardımcı olduğunu dile getirdi.
Trump ayrıca, Washington ile Ankara arasındaki ilişkilerin şu anda “muhtemelen her zamankinden daha iyi” seviyede olduğunu kaydetti.
Ağustos 2024’te Cumhuriyet gazetesinde yer alan iddialarda, Ankara’nın F-35 alımı karşılığında Rusya’dan tedarik edilen sistemleri aktif olarak kullanmama sözü verdiği öne sürülmüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise daha sonra yaptığı açıklamalarda, yeni bir S-400 paketi alımına Türkiye’nin kendisinin karar vereceğini belirterek, bu sistemlerin yerli “Çelik Kubbe” hava savunma ağına entegre edilmesinin planlandığını ifade etmişti.
Kasım 2024’te ise Milli Savunma Bakanlığı, ABD’nin S-400 konusundaki itirazlarının artık kalmadığı yönünde açıklama yapmıştı.
NATO üyeleri Trump’ı Rusya’ya baskıyı artırmaya ikna etmeye çalışacak
Diplomasi
NATO eskiyen AWACS uçaklarını Saab GlobalEye ile değiştiriyor

NATO, hava gözetleme ve komuta kabiliyetini artırmak amacıyla envanterindeki Amerikan yapımı Boeing E-3A Sentry AWACS uçaklarını İsveç üretimi modern Saab GlobalEye modelleriyle değiştirmeyi planlıyor. Ankara’daki savunma sanayisi forumunda konuşan Genel Sekreter Mark Rutte, 10 adede kadar yeni uçak tedarik edileceğini açıklarken askeri kapasiteyi artıracak uzay ve drone savunma projelerini de duyurdu.
NATO, hava gözetleme ve askeri sevk idare yeteneklerini modernize etmek amacıyla mevcut Amerikan yapımı Boeing E-3A Sentry (AWACS) erken uyarı ve kontrol uçaklarını İsveçli Saab firması tarafından üretilen daha modern Saab GlobalEye uçaklarıyla değiştirme kararı aldı.
Ankara’da düzenlenen NATO Savunma Sanayii Forumu’nun açılışında konuşan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 10 adede kadar yeni uçağın ortaklaşa satın alınacağını duyurdu.
Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Rutte, bu alımın ittifakın hava gözetleme ve birlik yönetim kapasitesini önemli ölçüde güçlendireceğini ifade etti.
Bombardier Global 6000 veya Bombardier Global 6500 tipi iş jeti gövdesi temel alınarak Saab tarafından geliştirilen Saab GlobalEye, aktif faz dizinli anten (AESA) teknolojisine sahip çok işlevli Saab Erieye ER radarıyla donatılmış bir erken ihbar ve kontrol uçağı olarak biliniyor.
Hava, deniz ve kara hedeflerini çok uzak mesafelerden tespit etme kabiliyetine sahip olan uçak, hava operasyonlarını koordine edebiliyor ve bilgileri diğer birliklere eş zamanlı aktarıyor. Tek bir uçağın tahmini maliyeti ise yaklaşık 300 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.
AWACS uçaklarının değiştirilmesi projesi, forum kapsamında sunulan en önemli girişimlerin başında yer aldı. NATO, bu projenin yanı sıra deniz alanlarında istihbarat toplamak amacıyla Amerikan üretimi MQ-4C Triton insansız hava araçlarının ortaklaşa satın alınacağını ve Avrupa filosundaki Airbus A330 MRTT tanker uçaklarının sayısının artırılacağını da açıkladı.
NATO üyeleri Trump’ı Rusya’ya baskıyı artırmaya ikna etmeye çalışacak
İttifak bünyesinde hayata geçirilen bir diğer büyük proje ise uzay istihbaratını ve güvenli iletişimi artırmayı hedefleyen HALO (Hybrid Alliance Layered Operations in Space) girişimi oldu.
Bu girişimle üye ülkelerin ulusal askeri uydularının tek bir ağ altında birleştirilmesi planlanıyor.
Genel Sekreter Rutte, müttefiklerin önümüzdeki beş yıl içinde drone ile mücadele teknolojilerine 40 milyar dolardan fazla yatırım yapmasını öngören “Drone Edge” adlı girişimi de tanıttı.
NATO, bu kapsamda 2027 yılının sonuna kadar insansız hava aracı operatörlerinin sayısını beş katına çıkarmayı ve ortak bir drone savunma sistemi kurmayı hedefliyor.
Savunma sanayii alanındaki üretim kapasitesini artırmayı amaçlayan ittifak, 32 üye ülkenin tamamında savunma işletmelerinden oluşacak bir ağ kurulmasını öngören “NATO Engine” girişimini başlattığını da duyurdu.
Rutte, savunma ürünlerine yönelik artan talebi hiçbir ülkenin tek başına karşılayacak güçte olmadığını vurguladı.
Diplomasi
Lavrov: NATO’nun askeri üretim artışı yenilgiyle bitecek

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf ile düzenlediği ortak basın toplantısında Konstantinovka’nın statüsü, Kiev’in ölen Ukraynalı askerlerin naaşlarını teslim almaması, 2025’te Anchorage’da varılan uzlaşılar ve NATO’nun askeri kapasitesini artırması hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf ile düzenlediği ortak basın toplantısında Konstantinovka’daki durum, NATO’nun askeri kapasitesini artırması ve 15 Temmuz 2025’te Anchorage’da varılan uzlaşılar hakkında açıklamalarda bulundu.
Konstantinovka’nın statüsüne ilişkin soruya yanıt veren Lavrov, en iyi cevabın Rusya Savunma Bakanlığı’nın Ukrayna tarafını ölen askerlerin naaşlarını teslim almaya davet etmesi olduğunu söyledi.
Lavrov, Kiev’in bu çağrıyı reddettiğini belirtti.
Lavrov, “Ukrayna reddetti. Böylece, birçok kişinin de değerlendirdiği gibi, Kiev yönetimi yaşayan ya da ölen Ukraynalılarla ilgilenmediğini bir kez daha göstermiş oldu” ifadelerini kullandı.
Konstantinovka’nın Rus güçlerinin kontrolüne geçmesinin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerin sürdüğü bir dönemde konuşan Lavrov, bu konudaki tutumunu söz konusu olay üzerinden dile getirdi.
Anchorage’da geçen yıl varılan uzlaşıları da değerlendiren Lavrov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Moskova’nın vardığı mutabakatlara bağlı kaldığını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.
Lavrov, “Devlet Başkanı Putin çok açık biçimde, diğer muhataplarımızın aksine, bizim anlaşmalara saygı gösterdiğimizi söyledi. Alaska’nın Anchorage kentinde geçen yıl 15 Temmuz’da bize uzlaşmacı öneriler sunulduğunu hatırlattı. Hemen değil, değerlendirdikten sonra bu önerileri kabul ettik” dedi.
Bunun dışındaki yorumların uygun olmadığını söyleyen Lavrov, görüşmeler sırasında Rus tarafına “Zelenskiy’nin ABD’nin tavsiyelerine uyacağı” bilgisinin verildiğini aktardı. Bakan, Ankara’da yapılacak NATO zirvesinin sonuçlarının beklenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Lavrov, NATO’nun askeri kapasitesini sınırsız biçimde artırma arayışının sonunda başarısızlıkla sonuçlanacağını savundu.
NATO ülkelerinin savunma sanayisine yaptığı yatırımların temel nedenlerinden birinin Kiev yönetimine askeri desteği sürdürmek olduğunu belirten Lavrov, “Askeri üretimin artırılması ve sanayi kapasitesine yatırım yapılmasının muhtemelen iki nedeni var. Birincisi, Avrupa’daki birçok siyasi seçkinin de ifade ettiği gibi, Avrupa adına Rusya’yı yıpratma görevini Ukrayna’nın sonuna kadar sürdürmesini sağlamak için Zelenskiy yönetimine destek vermek” dedi.
Avrupa ekonomilerinin, özellikle de Almanya’nın içinde bulunduğu durumu da değerlendiren Lavrov, sivil ekonominin daha elverişli iş ortamı nedeniyle Avrupa’dan ABD’ye yöneldiğini, sosyal harcamaların ise yardımlardaki kesintiler nedeniyle baskı altında kaldığını söyledi.
Lavrov ayrıca, NATO’nun Rusya ile savaşmadığı yönündeki açıklamalarını samimi bulmadığını belirtti. Batılı ülkelerin silah desteği, istihbarat paylaşımı, uydu desteği ve Rus sivillerine ile sivil altyapıya yönelik saldırılarda hedef belirlemeye yönelik bilgi sağladığını öne sürerek, “Onlar bizimle savaşmadıklarını söylüyorlar ama bu samimi bir yaklaşım değil” ifadelerini kullandı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye de değinen Lavrov, Rutte’nin son dönemde “hiciv ve ironi” üslubunu öne çıkarmaya çalıştığını söyledi.
Lavrov, “Bence içinde bulunduğumuz durumda kamuoyunu yaşananlara ve bunun nasıl sonuçlanacağına hazırlamak açısından trajik bir yaklaşım çok daha uygun” dedi.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor
Avrupa2 hafta önceRomanya parlamentosunda Moldova ile birleşme adımı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor











