Asya
Avustralya, Trump’ın gölgesinde sandık başına gidiyor

Avustralyalılar, yüksek enflasyon, yerli halklar olarak bilinen Aborjinler ve Torres Strait Islanders topluluklarının temsil arayışı tartışmaları ve Trump’ın gümrük vergilerinin gölgesinde, 3 yıl boyunca iktidarda kalacak 48. federal hükümeti belirlemek üzere sandık başına gidiyor.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, cumartesi günkü seçimlerin son gününde muhafazakar rakibi Peter Dutton’ın seçim bölgesinde kampanya yürüttü. Donald Trump’ın değişken diplomasisiyle gölgelenen kampanyada, anketler görevdeki başbakanın lehine sonuçlar gösteriyor.
Avustralya Seçim Komisyonu’na göre, 18 milyon seçmen hak sahibinden yaklaşık 7 milyonu, cuma günü erken oy kullanma merkezlerinde veya posta yoluyla oylarını kullanmıştı.
Yayınlanan tüm kamuoyu yoklamaları, Albanese’nin merkez sol İşçi Partisi’nin iki partili sistemde muhafazakar Liberal-Ulusal koalisyonun önünde olduğunu gösteriyor, ancak anketler İşçi Partisi’nin azınlık hükümeti kurma ihtimalinin de olduğunu ortaya koyuyor.
İşçi Partisi, 77 sandalyeyle üç yıldır tek başına iktidarken, muhalefette Liberal-Ulusal koalisyon 58 sandalyeyle, Yeşiller ise 4 sandalyeyle temsil ediliyor.
Yaklaşık 27 milyonluk nüfusa sahip ülkede 18,09 milyon kayıtlı seçmen, Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerini belirlemek için oy kullanacak. Hükümetin kurulabilmesi için 151 sandalyeli mecliste en az 76 sandalye gerekiyor.
Her iki büyük parti de yaşam maliyetleri ve yüksek konut fiyatlarına odaklandı, ancak anketler, Trump’ın gümrük vergileriyle tetiklenen küresel belirsizliğin, seçim kampanyası sırasında seçmenlerin en önemli gündem maddesi haline geldiğini gösteriyor.
Dutton, Trump ile karşılaştırılmaktan uzak durmaya çalıştı, ancak şubat ayında yapılan kamuoyu yoklamalarında önde giderken geride kaldı.
Siyasi stratejistler, Trump’ın belirleyici faktör olmadığını, Albanese’nin güçlü bir kampanya yürüttüğünü ve Dutton’ın kamu görevlilerinin evden çalışmasını yasaklayan kısa ömürlü bir politika gibi hatalar yaptığını söyledi. Dutton’ın nükleer enerjiyi savunmasının da oranlarını olumsuz etkilediği düşünülüyor. Ancak uzmanlar Trump’ın etkisinin, riskten kaçınan seçmenlerin çekincelerini artırdığını belirttiler.
Savunma, her iki partinin de en önemli gündem maddeleri arasında yer alırken, Çin’in Avustralya’nın en büyük ticaret ortaklarından biri, ABD’nin ise en önemli savunma ortağı olması, partilerin bu konudaki söylemlerine de yansıyor.
Albanese, 30 Nisan’da ABC News’e verdiği röportajda Avustralya’nın kendi savunmasını kendisinin üstleneceğini, bunun için yerli füze üretimi gibi konularda çalışmalarının olacağını belirtmişti.
Koalisyon ise 2030’a kadar savunma harcamasını yıllık 87,5 milyar dolara, Gayrisafi Yurt içi Hasıla’nın (GSYH) yaklaşık yüzde 2,5’ine, 2035’e kadar ise GSYH’nin yüzde 3’üne çıkarmayı vaat ediyor.
Savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 3’üne çıkaracaklarını açıklayan koalisyon, 28 ek F-35 savaş uçağı alımı için 3 milyar Avustralya doları ayıracağını vurguluyor.
Koalisyon, net göçü 100 bin kişi düşürmeyi, kalıcı göç kotasını yıllık 140 bine indirmeyi ve üniversitelerin yabancı öğrenci kontenjanını yüzde 25 kısmayı planlıyor.
İşçi Partisi, 8,5 milyar Avustralya doları tutarındaki destek paketiyle doktorları ücretsiz hasta bakımına teşvik edeceğini belirtiyor.
Albanese cuma günü düzenlediği basın toplantısında, seçmenlere yönelik son konuşmasında, “Belirsiz zamanlarda, İşçi Partisi’nin Avustralya’nın geleceğini inşa etmek için bir planı olduğundan emin olabilirsiniz ve Koalisyon’un kesintiler ve kaos getireceğinden emin olabilirsiniz” dedi.
Avustralya Yayın Kurumu’na verdiği radyo röportajında Albanese, Avustralya’nın “Amerika Birleşik Devletleri’nden farklı bir ülke” olduğunu ve seçmenlerin Dutton’ın “iklim değişikliği politikalarını kesintiye uğratma” ve 41.000 kamu görevlisini işten çıkarma vaatlerinden endişe duyduğunu söyledi.
Albanese’den bir gün önce kendi seçim bölgesinde kampanya yürüten Dutton, Avustralyalı ailelerin ve küçük işletmelerin karşılaştığı zorlukları vurguladı. “Bugün üç yıl öncesine göre daha iyi durumda mısınız?” diye sordu seçmenlere.
2019 seçimlerinde kamuoyu yoklamalarının aksine muhafazakar bir hükümetin iktidara gelmesini sağlayan sonucu işaret eden Dutton, hala kazanabileceğini söyledi.
Diğer yandan, yerli halklar olarak bilinen Aborjinler ve Torres Strait Islanders toplulukları, uzun süredir devam eden yapısal eşitsizliklerin giderilmesi, kültürel tanınma ve siyasi temsil konularında çeşitli taleplerde bulunuyor.
Bu talepler, özellikle 2017 yılında yayımlanan Uluru Bildirisi’ndeki “Söz hakkı, antlaşma ve hakikatin beyanı” ilkeleriyle somutlaştırılmıştı.
Sydney Teknoloji Üniversitesi tarafından mart ayında yayımlanan bir rapor, söz konusu referandumun ardından Avustralya’nın yerlilerine yönelik ırkçılığın arttığını ve bu durumun politik eksenin her iki tarafında da görüldüğünü ortaya koymuştu.
BBC’ye konuşan Avustralya’nın Victoria eyaleti senatörü ve yerlisi Lidia Thorpe, Albanese’nin “referandumdaki başarısızlığından” dolayı bu konuda konuşmaktan çekindiğini belirtti.
Bundan önceki seçimlerde Avustralya’nın yerlilerine yönelik söylemlerin “az da olsa” var olduğuna dikkati çeken Thorpe, bu seçimde konuyla ilgili “tam bir sessizliğin” hakim olduğunu ifade etti.
ANKETLER İŞÇİ PARTİSİ’Nİ İŞARET EDİYOR
News Corp gazeteleri tarafından perşembe günü yayınlanan RedBridge-Accent anketine göre, Avustralya’nın iki partili tercihli oy sisteminde İşçi Partisi, muhafazakar Liberal-Ulusal koalisyonuna karşı %53’e %47 önde.
Cuma günü Australian Financial Review/Freshwater tarafından yapılan ankette ise İşçi Partisi %51,5’e %48,5 önde çıktı.
Queensland’ın kuzeyinden güneydeki en uç eyalet Tasmania’ya 1.600 km (1.000 mil) uçan Albanese, çok sayıda kararsız seçmen olduğunu belirtti. Albanese, analistlerin İşçi Partisi’nin banliyö bölgelerindeki koltuklarını kaybetme riski olduğunu söyledikleri Victoria’ya ve memleketi New South Wales’e gidecek.
Albanese cuma günü, 2010’daki son azınlık İşçi Partisi hükümetinde olduğu gibi, küçük partiler veya bağımsızlardan destek almak için politika anlaşmaları yapmayacağını söyledi.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri










