Bizi Takip Edin

Amerika

AWS şefi Garman: AI balonu yok

Yayınlanma

Dünyanın en büyük bulut sağlayıcısı Amazon Web Services (AWS) başkanı Matt Garman, yapay zeka (AI) etrafında büyüyen “spekülatif balon” korkularına karşı çıktı.

Handelsblatt’a konuşan Garman, “Büyük bir talep görüyoruz. Ve bu talep öngörülebilir gelecekte de devam edecek,” dedi ve bu gelişmeyi bir “balon” olarak görmediğini vurguladı.

Pazar lideri AWS, benzeri görülmemiş bir IT altyapısı genişlemesinin ana itici gücü ve bu genişlemenin finansal boyutu son zamanlarda büyümeye devam ediyor. 

İktisatçılar, 400 milyar doları aşan donanım savaşını ABD ekonomisinin büyümesinin ana nedeni olarak görüyor.

Amazon bu yıl öncelikle AI çipleri ve veri merkezleri için 125 milyar dolar harcayacak. Bu rakam, AWS’nin yıllık gelirine yaklaşık olarak eşit ve diğer teknoloji şirketlerinin harcamalarını çok aşıyor.

Eleştirmenler, bu devasa yatırımların karşılığını alamayacağından korkuyor. Handelsblatt Araştırma Enstitüsü’nün yakın zamanda yaptığı bir analiz, özellikle Amazon’da yatırımların nakit akışına oranında olumsuz bir eğilim olduğunu ortaya koydu: 2025 yılında yatırımların yüzde 45 artması beklenirken, nakit akışı yüzde 32 azalacak.

Garman, 2026 yılında daha da yüksek harcamalar vaat ediyor. Güçlü talep göz önüne alındığında, bunun mantıklı olduğunu söyledi. Netflix, Snapchat, Airbnb gibi internet hizmetlerini ve BMW araçlarının ağ bağlantısını mümkün kılan altyapıya sahip şirketinin hakim konumunu daha da genişletmek istiyor.

Yönetici ayrıca OpenAI ile yeni ortaklığı, ABD’de artan elektrik kıtlığı ve bir çatışma durumunda ABD yetkililerinin erişemeyeceği, Avrupalı müşteriler için özel bir bulut hizmeti hakkında da konuştu.

Aynı zamanda, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimi ile “çok iyi ilişkiler” olduğunu vurguladı.

Garman, yeni veri merkezlerinin ne ölçüde kredilerle finanse edileceğini açıklamadı ve “Finansman konularımızı şimdilik gizli tutuyoruz,” dedi.

Meta, Google ve Oracle gibi rakipler, rekor düzeydeki harcamaları karşılamak için giderek daha fazla borca güveniyor. Bazı iktisatçılar, yapay zeka krizinin finans sektörüne daha kolay yayılabileceği için bu gelişmeyi endişeyle izliyor.

AWS, OpenAI’ın ChatGPT ve Anthropic’in Claude gibi yapay zeka sohbet robotlarının başarısından bu yana pazar payındaki düşüşle mücadele ediyor.

AWS bir zamanlar küresel bulut gelirinin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyordu. Synergy Research’ün son analizine göre, bu rakam şu anda sadece yüzde 29.

Rakipler Microsoft (yüzde 20) ve Google (yüzde 13), üretken yapay zeka teknolojisindeki liderliklerini kullanarak kendi bulut imparatorluklarını hızla genişlettiler ve daha hızlı büyümeye devam ediyorlar.

Garman, Amazon’un kârının yarısından fazlasını üreten şirketinin yeniden atağa geçtiğini savunuyor. Son çeyrekte, AWS’nin geliri 2022’den bu yana ilk kez geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20’nin üzerinde arttı.

Yönetici, şirketinin artık her yıl Fortune 500 şirketi ölçeğinde gelir elde edeceğini söyledi. Ayrıca, yakın zamanda açıklanan işten çıkarmalara rağmen, genç üniversite mezunlarını işe alacağını da duyurdu. Garman, “Yetenek kaynağını kesmek mantıklı değil,” dedi.

Son zamanlarda AWS, pazar lideri ile de çalışmaya başladı. Geçen pazartesi, Garman, OpenAI ile yeni bir ortaklık kurduğunu duyurdu. OpenAI, yeni yapay zeka hizmetlerini geliştirmek ve işletmek için ilk kez AWS veri merkezlerini kullanıyor.

Garman’a göre, bu AWS altyapısının büyük bir kısmını içeriyor. OpenAI, bunları örneğin popüler ChatGPT hizmetini işletmek için kullanacak. Başlangıçta, bu Nvidia’nın yapay zeka çipleriyle donatılmış sunucuları içerecek. Daha sonra, Amazon’un kendi yarı iletkenleri de eklenebilir ve bu da marjları önemli ölçüde artıracak. OpenAI, başlangıçta AWS’ye yedi yıl boyunca 38 milyar dolar ödeyecek.

Anlaşma, OpenAI’ın en önemli yatırımcısı ve AWS’nin ana rakibi olan Microsoft ile yakın zamanda imzaladığı yeni bir anlaşma sayesinde mümkün oldu. Microsoft CEO’su Satya Nadella, o zamana kadar diğer şirketlerle bulut anlaşmalarını engelleyebilmiş ve OpenAI’ı kendi Azure teklifine sıkı sıkıya bağlamıştı.

Beklenen bilgi işlem gücü ihtiyaçlarını karşılamak için OpenAI, son zamanlarda birçok benzer anlaşma imzalamış ve son derece yüksek ödemeler yapmayı taahhüt etmişti.

Toplam hacim şu anda yaklaşık 1,5 trilyon dolar. Oracle tek başına 2027’den itibaren beş yıl boyunca 300 milyar dolar alacak. OpenAI’ın yıllık geliri şu anda 10 milyar doların biraz üzerinde tahmin ediliyor.

Buna kıyasla, AWS anlaşması nispeten küçük. Garman, rakiplerinin “varsayımsal” duyuruları ile kendi duyurusu arasında “büyük bir fark” olduğunu vurguladı. Rakiplerinin bazıları, henüz mevcut olmayan altyapı ile devasa gelirler vaat ederken, Garman’ın duyurusu kısa vadede gerçekten uygulanacak projelere odaklanıyor. Yöneticiye göre “balon” sorusu “bu kişilere” sorulmalı, AWS’ye değil.

Şimdiye kadar şirket, esas olarak ortağı Anthropic’e bağımlıydı. Son on bir ayda AWS, AI sağlayıcısı için ABD’nin Indiana eyaletinde 11 milyar dolarlık özel bir veri merkezi bile kurdu.

Amazon’un kendi geliştirdiği yarım milyon “Trainium2” AI çipi, son zamanlarda “Project Rainier” süper kümesi kapsamında Anthropic için çalışıyor.

Bununla birlikte, ekim ayında startup, Google ile “milyarlarca dolarlık” bir anlaşma yaptığını duyurdu. Artık Google’ın bulut altyapısını ve AI çiplerini de büyük ölçekte kullanacak.

Enerji talebi söz konusu olduğunda ise Garman’a göre uzun vadede nükleer enerji “önemli bir çözüm” ama kısa ve orta vadede öncelikle yeni doğalgaz santralleri öne çıkıyor.

Fakat uzmanlar ve politikacılar, veri merkezleri için özellikle önemli bir konum olan Virginia gibi eyaletlerde kapasitenin yeterince hızlı artabileceğinden şüphe duyuyor.

AWS şu anda kendi nükleer santrallerini geliştiriyor ama bunlar henüz faaliyete geçmedi. Garman, şimdilik yeterli elektriğin ne zaman sağlanacağı konusunda bir şey söylemenin zor olduğunu belirtti.

Kısa süre önce elektrik eksikliği nedeniyle “bir dizi AI çipi” bağlayamadığını itiraf eden Microsoft CEO’su Nadella da alay konusu oldu. Garman, “Tedarik zinciri planlamasında desteğe ihtiyacı olursa ona memnuniyetle yardımcı oluruz. Bu çipleri bir kenarda bırakmak çok pahalı. Bu, geri kazanamayacağınız bir gelir kaybıdır,” dedi.

Amerika

OpenAI liderliği Anthropic’e kaptırdı

Yayınlanma

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, bireysel kullanıcılara yönelik sohbet robotlarına ve yan projelere odaklanması nedeniyle yapay zeka sektöründeki liderliğini rakibi Anthropic’e kaptırdı. Anthropic’in yazılımcılara yönelik Claude Code aracının elde ettiği başarı şirketin gelirlerini artırırken, OpenAI ise ChatGPT’deki büyümenin yavaşlaması ve başarısız projeler nedeniyle pazardaki konumunu geri kazanmaya çalışıyor.

Yapay zeka sektöründeki hızlı yükselişin öncüsü olan ABD merkezli OpenAI, liderliği Claude isimli yapay zeka modelini geliştiren rakibi Anthropic’e kaptırdı.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde “OpenAI Yapay Zeka Sektöründeki Tacını Nasıl Kaybetti ve Onu Geri Almak İçin Nasıl Mücadele Ediyor? başlığıyla yayımlanan haberde, ChatGPT’yi geliştiren şirketin pazardaki birinciliğini yeniden elde etmek için yoğun bir çaba sarf ettiği kaydedildi.

Haberde, ChatGPT’nin kullanıcı sayısındaki artışın yavaşladığı belirtildi. Bazı büyük yatırımcıların büyüme hızına kıyasla yüksek seyreden harcamalardan endişe duyduğu, diğer yatırımcıların ise tercihlerini Anthropic’ten yana kullandığı aktarıldı.

Anthropic’in gelirlerinin ve piyasa değerinin, yazılımcılara yönelik Claude Code aracının yakaladığı başarı sayesinde OpenAI’ın göstergelerini geride bırakarak 1 trilyon dolara yaklaştığı bildirildi.

Gazete, Anthropic’in sonbaharda halka arz gerçekleştirme planlarını hızlandırdığını yazdı.

Yayınlanan materyale göre OpenAI’ın yaşadığı sorunların temelinde, şirket yönetiminin yapay zeka pazarının gelişim yönünü yanlış değerlendirmesi yatıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, daha fazla kullanıcının sohbet robotuna abone olacağı beklentisiyle başlangıçta ChatGPT’ye yatırım yaptı.

Ancak Claude Code’un başarısı, yazılım geliştiricilerine yönelik araçlar pazarının çok daha kazançlı olduğunu ortaya koydu.

OpenAI bu süreçte video üretme aracı, tüketici cihazları ve mikroçiplerle ilgilenirken, Anthropic yazılımcılar arasında popülerlik kazanan bir kodlama aracı geliştirdi.

Yazılımcı aracındaki yetersizlikler süreci olumsuz etkiledi

WSJ’ye konuşan kaynaklar, OpenAI’ın yazılımcılar için geliştirdiği ilk ürün olan Codex’in erken sürümünün yavaş ve kullanışsız kaldığını değerlendirdi.

OpenAI yeni modeller yayımlayarak, ürünlerini değiştirerek ve bir “kodlama ninjası” ekibi kurarak rakibini yakalamaya çalıştı.

Ancak şirket yönetiminin, Meta’nın yetenekli çalışanları kendi bünyesine katma girişimlerini püskürtmek ve Microsoft ile bozulan ilişkileri düzeltmek gibi başka sorunlarla ilgilenmek zorunda kaldığı, aynı zamanda Sora dahil olmak üzere başarısız projelere kaynak harcadığı aktarıldı.

Bu esnada Anthropic, kendi yönetimini dahi şaşırtan birkaç aylık bir büyüme performansı sergiledi.

ChatGPT’nin büyümesi ise Google’ın sohbet robotunun popülerlik kazanmasının ardından yavaşlama gösterdi.

OpenAI, yıl sonuna kadar haftalık 1 milyar aktif kullanıcıya ulaşma yönündeki şirket içi hedefini gerçekleştiremedi.

Mart ayında şirket çalışanlarının yönetime, “Bizden çok daha küçük bir şirket olan Anthropic neden sürekli olarak teknik ve kültürel standartları belirliyor, biz ise sadece bunlara yanıt vermekle kalıyoruz?” ve “Anthropic’in gelirlerinin bizimkileri aşması halka arz planlarımızı nasıl etkileyecek?” sorularını yönelttiği ifade edildi.

Kısa süre önce şirketten ayrılan Fidji Simo, OpenAI’ın ikincil görevlerin peşinden koşarak yolunu kaybettiğini, araştırma ve ürün konusunda liderliği rakibine bıraktığını belirtti.

Simo, Anthropic’in “ekonominin büyük bir bölümünü o kadar hızlandırdığını ki bunun kendileri için bir uyarı sinyali olması gerektiğini” vurguladı.

OpenAI kaybettiği konumunu geri kazanmak için birtakım adımlar atıyor.

Şirket, Codex’i ChatGPT ve internet tarayıcısıyla entegre eden bir “süper uygulama” ile yazılımcılar arasında ilgi gören yeni GPT-5.6 Sol modelini kullanıma sundu.

OpenAI ayrıca Amazon ile bir anlaşma imzalayarak ilk Gelir İdaresi Başkanını (CRO) işe aldı.

Teknoloji devlerinin yapay zeka yatırımları artıyor

Financial Times (FT) gazetesinin şirketlerin gelir raporlarına dayanarak aktardığı bilgilere göre Google, Amazon, Microsoft ve Meta, yapay zeka alanındaki yatırım miktarını 2023 yılından bu yana belirgin şekilde artırdı.

Şirketlerin toplam harcamaları 1,1 trilyon dolara ulaştı.

Şirketlerin verilerine göre yapay zeka yatırımları, özellikle bulut bilişim sektöründe gelir artışını hızlandırmaya başladı.

Google, Amazon ve Microsoft, OpenAI ile Anthropic’ten yapay zekayı sistemlerine entegre eden kurumsal şirketlere kadar geniş bir kitleye işlem gücü satan bulut birimlerinin büyüme kaydettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD altı eyaletteki siber saldırılarda İran izi arıyor

Yayınlanma

ABD’li yetkililer ve uzmanlar, ülkedeki su altyapılarını hedef alan siber saldırıların arkasında İran’ın bulunabileceği ihtimalini araştırıyor. En az altı eyaletteki tesisleri etkileyen saldırılarda sanayi tipi denetleyicilerin kontrolü ele geçirilerek ekipman yönetimi engellendi. Yetkililer, şebekelerdeki içme suyunun kalitesinde veya kullanılabilirliğinde bir değişim tespit edilmediğini bildirdi.

ABD yetkilileri, birden fazla eyalette su altyapı sistemlerini hedef alan siber saldırı dizisinde İran’ın olası rolünü inceliyor.

The New York Times gazetesinin resmi yetkililere ve uzmanlara dayandırdığı haberine göre, yürütülen soruşturma henüz ön inceleme niteliği taşıyor.

Tahran’ın olaydaki sorumluluğuna dair nihai kanıtlara ulaşılmamış olmakla birlikte, ABD makamları savaşın başlamasının ardından İranlı siber korsan gruplarının ABD’nin kritik altyapı tesislerine yönelik girişimlerini belirgin biçimde artırdığını değerlendiriyor.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yapılan açıklamada, saldırıların en az altı eyaleti etkilediği ve bunlardan bir kısmının su altyapı sistemlerinin işleyişinde aksamalar yarattığı kaydedildi.

Siber korsanların su tesislerinin izlenmesi ile yönetilmesinde kullanılan sanayi tipi denetleyicilere erişim sağladığı belirtildi.

Cihazların ayarlarını ve şifrelerini değiştiren saldırganlar yüzünden tesis operatörlerinin ekipman kontrolünü kaybettiği aktarıldı.

Haberde, şebekelerde bulunan içme suyunun yapısında bir değişiklik meydana geldiğine ya da suyun kullanılamaz hale geldiğine dair herhangi bir işaret görülmediği vurgulandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşananların arkasında İran’ın değil Minnesota’nın bulunduğunu düşündüğünü söyledi. Olayda Minnesota’da yaklaşık 30 tesis saldırıların hedefi oldu.

Ancak The New York Times, duruma ilişkin değerlendirmelere vakıf yetkililere dayandırarak Trump’ın bağlı olduğu kendi istihbarat kurumlarının İran’ın dahiliyetini son derece yüksek bir olasılık olarak gördüğünü aktardı.

Haberde federal yetkililerin de aynı görüşü paylaştığı kaydedildi.

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayımlanan haberde şu ifadelere yer verildi:

“Federal yetkililer özel görüşmelerde ana şüphelinin İran olmayı sürdürdüğünü ifade etti. Ancak yapılan değerlendirme ön nitelik taşımaktadır ve henüz adli incelemelerle teyit edilmiş nihai kanıtlar içermiyor.”

Soruşturmanın seyrine vakıf üst düzey bir yetkili de daha önce NBC News kanalına yaptığı değerlendirmede, saldırının “İran müdahalesine ait izler taşıdığını” ifade etti.

Mart ayında İran ile bağlantılı Hanzala (Hanzala Hack Team) adlı siber korsan grubu, FBI Direktörü Kash Patel’in kişisel elektronik posta hesabını ele geçirmiş ve ele geçirdiği materyallerin bir kısmını yayımlamıştı.

Söz konusu siber saldırı olayı ABD Adalet Bakanlığı sözcüsü tarafından da doğrulandı. Sözcü, kamuoyuna sızdırılan materyallerin “otantik göründüğünü” dile getirdi.

Bu olaydan bir hafta önce aynı gruptaki siber korsanlar, ABD merkezli tıbbi cihaz üreticisi Stryker şirketinin sistemlerine sızdıklarını duyurmuştu.

Hanzala grubu, bu eylemi Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen ve 175 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan saldırıya misilleme olarak gerçekleştirdiğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı İsrail’in savunmasında donanma krizine dikkat çekti

Yayınlanma

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı General Alexus Grynkewich, İran füzelerine karşı İsrail’i korumak ile ABD’nin kendi savunma ihtiyaçları arasında seçim yapmak zorunda kalabileceğini Pentagon’a bildirdi.

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanı ve Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı Hava General Alexus Grynkewich, İsrail’in İran balistik füzelerine karşı korunması ve aynı zamanda Washington’ın kendi savunma ihtiyaçlarının karşılanması konusunda füze güdümlü muhrip gemilerinin yetersiz kaldığı uyarısında bulundu.

The Washington Post gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Grynkewich, Pentagon’a gönderdiği mektupta ilave bir muhrip tahsis edilmemesi halinde İsrail yerine doğrudan ABD topraklarının güvenliğini önceliklendirmek zorunda kalacağını kaydetti.

Çatışmaların devam ettiği beş aylık süreçte yürütülen yoğun askeri harekatlar, ABD’nin kritik silah stoklarının tükenmesine yol açtı.

Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararına yanıt olarak İran limanlarına uygulanan abluka nedeniyle özellikle deniz kuvvetleri üzerinde ağır bir yük oluştu.

Pentagon yetkilileri, ABD Deniz Kuvvetleri’nin İspanya’daki Rota Limanı’nda konuşlu beş muhribinin bulunduğunu ve bu yılın ilerleyen döneminde bir geminin daha bölgeye ulaşmasının beklendiğini belirtti.

Ancak yetkililer, yüksek yoğunluklu askeri operasyonlar sebebiyle gemilerin teknik bakım süreçlerinde ciddi aksamalar ve birikmeler yaşandığına dikkat çekti.

Gazetenin Pentagon değerlendirmelerine dayandırarak Mayıs ayında yayımladığı bir diğer haberde, İsrail’i İran balistik füzelerinden koruma yükünün büyük bölümünü ABD Silahlı Kuvvetleri’nin üstlendiği ifade edilmişti. Bölgede konuşlandırılan THAAD füze savunma sistemleri ile Doğu Akdeniz’deki savaş gemilerinden fırlatılan önleme füzeleri de dahil olmak üzere ABD’ye ait savunma unsurları, İsrail hava savunma sistemlerine kıyasla çok daha yoğun biçimde kullanıldı.

31 Temmuz Cuma günü itibarıyla Akdeniz’de USS Paul Ignatius ve USS Roosevelt olmak üzere iki ABD muhribi görev yapıyordu. Diğer üç muhrip olan USS Arleigh Burke, USS Bulkeley ve USS Oscar Austin ise Rota Limanı’nda bulunuyordu.

Kaynakların aktardığına göre, İran’a daha yakın bir konumda yer alan Umman Denizi’nde iki uçak gemisi USS George H.W. Bush ve USS Abraham Lincoln ile 11’i muhrip olmak üzere en az 15 savaş gemisinden oluşan geniş bir deniz gücü yer alıyor.

Söz konusu donanma gücü, İran limanlarına yönelik blokajda kritik bir rol üstleniyor. Bu güç aynı zamanda ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin güvenliğini sağladığı “Özgürlük Projesi” (Project Freedom) adlı operasyonda görev alıyor.

Yemenli Husilerin faaliyet gösterdiği Kızıldeniz’de ise USS Gonzalez adlı bir diğer ABD muhribi konuşlanmış durumda bulunuyor.

Temmuz ayının sonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray’da bir araya geldi. Axios’un haberine göre Netanyahu görüşmede, Washington’dan alınan doğrudan askeri yardımın azaltılması planını iletti.

Netanyahu bunun yerine, İsrail hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi için 5 ila 10 milyar dolar ayrılmasını ve yeni nesil silah sistemlerinin ortak araştırma ve geliştirilmesi amacıyla 16 milyar dolarlık bir fon kurulmasını içeren yeni bir destek mekanizması önerdi.

ABD ile İsrail arasında uzun vadeli askeri yardım sağlamak amacıyla 1998 yılından bu yana her biri onar yıllık dönemi kapsayan üç ayrı anlaşma imzalandı. 2019-2028 yıllarını kapsayan son anlaşmanın toplam büyüklüğü 38 milyar dolar olarak belirlenmişti.

Netanyahu Mayıs ayında CBS News kanalına verdiği mülakatta, ABD’nin askeri yardımının kademeli olarak sonlandırılmasını desteklediğini belirterek, bu sürecin Kongre’deki üye değişimleri beklenmeden derhal başlatılabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English