Avrupa
Baltık’ta NATO’dan “Quadriga” tatbikatı

Alman Silahlı Kuvvetlerine (Bundeswehr) göre, mart ayına kadar devam edecek olan Quadriga askeri tatbikatı ilk kez “saf tatbikat” olarak değil, “gerçekçi operasyon” olarak yürütülüyor.
Quadriga, 2024 yılından bu yana her yıl düzenleniyor; Rusya’ya karşı bir savaş için prova niteliğinde olan tatbikatlar bu yıl Almanya, Litvanya, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’nde gerçekleştiriliyor.
Kurgusal tatbikat senaryosundan “gerçekçi operasyon”a geçişle birlikte, ordu Almanya’daki manevralarını askeri eğitim alanlarından sivil alanlara kaydırıyor.
Temel Yasa, ordunun yurt içindeki askeri operasyonlarını sadece istisnai durumlarda, örneğin gerginlik dönemlerinde izin veriyor.
Almanya içindeki manevraların genişlemesine paralel olarak, birkaç yıl öncesine kadar resmi açıklamalarda hiç yer almayan “savaş” kelimesi, politikacıların ve ana akım medyanın açıklamalarında giderek daha fazla yer bulmaya başladı.
Rusya’ya karşı bir savaş, gelecek için açıkça tartışılan gerçek bir senaryo haline geldi.
Tatbikata 1.000 civarında asker katılıyor
Alman Silahlı Kuvvetlerine göre, bu yılki Quadriga tatbikatlarının operasyon alanı Almanya, Litvanya, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ni kapsıyor.
Diğer ülkelerden gelen askerler de dahil olmak üzere yaklaşık 1.000 asker tatbikata katılıyor. Önceki yılların büyük çaplı tatbikatlarına kıyasla bu sayı az: örneğin Quadriga 2024’te 12.000 askeri personel yer almıştı.
Tatbikatın odak noktasının, Litvanya’ya ve dolayısıyla Rusya’nın batı sınırına “tüm ulaşım yolları üzerinden savaşa hazır kuvvetlerin kısa vadeli konuşlandırılması” olduğu söyleniyor.
Alman Silahlı Kuvvetleri 2017’den beri Litvanya’da konuşlanmış durumda ve birkaç yıldır bu varlığını genişleterek Almanya’nın yurtdışındaki ilk kalıcı askeri üssü haline geldi.
Bundeswehr’e göre, Litvanya’ya konuşlandırılan ordu güçleri “güçlü bir düşmana karşı bile kendilerini savunabilecek kadar ağır silahlı.”
Manevranın bir parçası sadece doğuya kısa vadeli ve hızlı konuşlandırma değil, aynı zamanda “savaş birimi olarak operasyonel hazırlığın acil testi” ve doğu cephesinden yaralı askerlerin Almanya’ya sivil sağlık sistemine nakledilmesi.
Buna ek olarak, Bundeswehr, özel kuvvetlerinin Rusya ile bir savaşı göz önünde bulundurarak manevranın bir parçası olarak “kentsel ve deniz özel operasyonları” konusunda eğitim aldığını belirtmektedir.
Operasyon komutanlığı tekleştirildi
Şimdiye kadar manevralar genellikle silahlı kuvvetlerin kollarından birine atanıyordu, yani açıkça deniz, kara veya hava kuvvetleri manevraları olarak tasarlanıyordu.
Bu yılki Quadriga tatbikatıyla Alman ordusu, silahlı kuvvetlerinin komuta kademelerini iki yıl önce kurulan ve bu yıldan itibaren Quadriga tatbikat serisini yönetecek olan Bundeswehr Operasyonel Komutanlığına entegre ediyor.
Korgeneral Alexander Sollfrank, komutan olarak, artık “Bundeswehr’in güçlerini ve yeteneklerini tek bir hedef, yani askeri bir etki doğrultusunda uyumlu hale getirebiliyor,” diyor.
Operasyonel Komuta, silahlı kuvvetlerin bireysel kollarını birbirleriyle ağa bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda orduyu bir bütün olarak “federal polis ve gümrük gibi sivil güvenlik kurumlarıyla” da ağa bağlıyor.
Artık yalnızca “tatbikat” değil: Gerçek dünya operasyonu
Bundeswehr’in duyurduğu gibi, Quadriga bu yıl ilk kez artık saf bir tatbikat değil, gerçek dünyadaki bir operasyon olarak tasarlanıyor.
Bu, eğitimin uzun hazırlık süreleri ve kurgusal parametreler olmadan, gerçek bir senaryoya olabildiğince yakın bir şekilde yürütüldüğü anlamına geliyor.
Quadriga’nın ”yakından bağlantılı“ olduğu NATO tatbikatı Steadfast Dart da, açıklamaya göre artık “kurgusal bir tatbikat senaryosuna” dayanmıyor. Bu tatbikat da bir operasyon olarak planlanıyor ve yürütülüyor.
Buna göre, Alman askerlerinin “Avrupa genelinde gerçekçi bir konuşlandırma” sırasında NATO müdahale güçlerine sağladığı destek, Alman Silahlı Kuvvetlerine göre “tatbikatın bir parçası” değil, “gerçek destek” olarak sağlanıyor.
Bu, tatbikata fiilen katılan asker sayısının Quadriga 2026 için resmi olarak açıklanan sayıdan daha fazla olduğunu gösteriyor.
Yerleşimlerinin ardından, yukarıda bahsedilen NATO birlikleri Bundeswehr’in Quadriga manevrasına katılacak.
Kamusal alanlarda askeri operasyonlar
Quadriga’dan bağımsız olarak, 1.200 asker ve 280 tekerlekli ve paletli araçtan oluşan bir Alman tank tugayı, bu hafta ortasına kadar Lüneburg yakınlarında “serbest koşu savaş tatbikatı” (“Brave Lion”) adı verilen bir tatbikat yapıyor.
Kendi açıklamalarına göre, ordu hem kamu yollarında hem de arazide hareket ediyor ve eğitim mühimmatı kullanılacağını açıklıyor. Ordu, halktan “anlayış ve saygı” istiyor.
Tatbikat, 2029 yılına kadar savaşa hazırlık sağlamak için devam eden önlemlerin bir parçası.
Alman Silahlı Kuvvetleri, 11-23 Ocak tarihleri arasında Potsdam-Mittelmark bölgesinin tamamını iki haftalık bir süre için askeri eğitim alanı ilan etmişti.
Tatbikat, kamuya açık alanlarda mühimmat kullanımını da içeriyordu; yerel basın, “tatbikat sırasında meydana gelen hasarların tazminatı” için bir başvuru formu dağıttı.
Geçen Kasım ayında, Berlin’deki Alman askerleri, kendi açıklamalarına göre “kamusal alanlarda” sabotajla mücadele ve“şehir savaşı eğitimi aldılar ve hatta Berlin metro istasyonu Jungfernheide’yi bastılar.
Tatbikatın tadı kaçınca…
Daha önce, ekim ayında, Bundeswehr askerleri, kamuya açık alanlarda yapılan bir tatbikat sırasında, polis memurlarını tatbikatın bir parçası sanarak boş mermiyle ateş açmıştı.
Gerçekte ise polis, ağır silahlı maskeli bir adam gören fakat onun tatbikatın bir katılımcısı olduğunu fark etmeyen bir sivilin acil çağrısı üzerine olay yerine çağrılmıştı.
Olay sırasında bir polis memuru canlı mermiyle karşılık verince bir askeri yaralamıştı.
Alman Silahlı Kuvvetleri, eylül ayında Hamburg limanında ve Hamburg şehir merkezinde eğitim tatbikatları gerçekleştirmişti.
Fotoğraflar, askeri tatbikatın bir parçası olarak hayali göstericiler tarafından kurulan barikatları gösteriyor.
Savaş oyunlarının anayasal gerekçesi ne?
Bundeswehr ve Savunma Bakanlığı, ordunun Almanya’daki kamusal alanlarda yukarıda bahsedilen “serbest koşu” manevraları gibi askeri operasyonları giderek daha fazla gerçekleştirmesinin anayasal dayanağı konusunda sessiz kalıyor.
Bu operasyonlar, sivillere zarar verme olasılığını da içeriyor.
Askeriyeye daha fazla özgürlük tanıyan gerginlik durumunun ilan edilmesi, geçen sonbaharda Almanya’daki askeri politika çevrelerinde mükemmel bağlantıları olan CDU dış politika uzmanı Roderich Kiesewetter tarafından talep edilmişti.
Kiesewetter, eski bir Alman Silahlı Kuvvetleri yarbayı, Yedek Askerler Derneği ve Federal Güvenlik Politikası Akademisi (BAKS) gibi kurumlarda liderlik pozisyonlarında bulunmuş.
CDU’lu, “gerginlik ilanı”nı, Rusya’nın insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği iddia edilen uçuşlar nedeniyle talep etmişti.
O dönemde Şansölye Friedrich Merz ve önde gelen istihbarat yetkilileri, Rusya’nın “hibrit” saldırılarından bahsederek, Almanya’nın “artık tamamen barış içinde olmadığını, fakat henüz tamamen savaşta da olmadığını” söylemişlerdi.
Bu ifade, 2022 yılında Bundeswehr’in mevcut Genel Müfettişi Carsten Breuer tarafından kamuoyundaki tartışmalara dahil edilmişti.
Federal Anayasa Koruma Dairesi Başkanı Sinan Selen, Rusya’nın iddia edilen “hibrit saldırılarının” tam da Rus faillerin kanıtlanamaması ile karakterize olduğunu iddia ediyor.
Bu, elbette, Alman vatandaşlarının faaliyetleri ile bu faaliyetlerin yabancı ajanlar tarafından gerçekleştirilen sabotaj olarak sınıflandırılması arasındaki çizgiyi de bulanıklaştırıyor.
Alman devleti savaşmayı öğreniyor
Geçen yıl, Bundeswehr Genel Müfettişi Breuer bir “vatandaş diyaloğu”nda şöyle demişti: “Bu S harfi ile başlayan kelimeyi [savaş] unutmuştuk. Aslında artık onu istemiyorduk.”
Breuer, “Savunma gücünüz var mı? Savaşmaya hazır mısınız? Savaşabilir misiniz? Savaşabilir miyiz?“ diye sorarak devam etmişti.
Eskiden yapılan büyük manevralarda kullanılan resmi olarak kurgusal, diplomatik olarak belirsiz tatbikat senaryolarının yerine, artık Alman Silahlı Kuvvetleri’nde Rusya ile savaş gerçek bir gelecek senaryosu olarak ele alınıyor.
Ayrıca, önde gelen medya kuruluşlarında da bu uygulanabilir bir seçenek olarak tartışılıyor. Örneğin Deutschlandfunk radyosunda yayınlanan bir programın başlığı “Almanya savaşta nasıl işler?”
Bavyera Radyosu, “Almanya savaşta olursa ne olur?” başlıklı bir programda, savaşa en iyi şekilde nasıl hazırlanılacağı konusunda bilgi veriyor:
“Evde birkaç temel malzeme bulundurun, ailenizle zor durumlarda nerede buluşacağınızı kararlaştırın. Çünkü alternatif –pes etmek ya da kafayı kuma gömmek– bir seçenek değil.”
Avrupa
Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.
Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.
Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.
İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.
Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.
Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.
Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.
Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.
Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.
Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor
Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.
Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.
Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.
Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.
Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.
Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.
Avrupa
İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.
İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.
New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.
Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.
Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü
Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.
Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.
Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.
Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.
Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.
Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.
Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.
Avrupa
Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.
Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.
Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.
Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.
Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.
TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.
Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.
Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.
ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı
TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.
Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.
Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.
Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.
Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.
Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları











