Bizi Takip Edin

Asya

Bangladeş seçimleri öncesi bilinmesi gerekenler

Yayınlanma

12 Şubat’ta Bangladeş, Başbakan Şeyh Hasina’nın öğrenci liderliğindeki bir hareket tarafından görevden uzaklaştırılmasından 18 ay sonra, bir sonraki hükümeti seçmek için sandığa gidecek.

Ülkenin bağımsızlık hareketinin lideri Şeyh Mucibur Rahman’ın kızı olan Hasina, Bangladeş’i 1996-2001 arasında ve ardından 2009’dan, Ağustos 2024’te ülkeyi terk etmek zorunda kalana kadar yönetti. Tahmini 1.400 kişinin ölümüyle sonuçlanan şiddetli protestolardan sonra Hindistan’a sığınmak zorunda kalmıştı.

O zamandan beri ülkeye, Nobel ödüllü bankacı Muhammed Yunus liderliğindeki geçici bir yönetim öncülük ediyor.

İşte yaklaşan genel seçimler hakkında bilinmesi gerekenler:

Bangladeş’e Kısa Bir Bakış

2026 seçimleri, 1971’de Pakistan’dan bağımsızlığını kazandığından beri ülkenin 55 yıllık tarihinin en önemli seçimleri arasında.

173 milyondan fazla vatandaşı ile Bangladeş, küresel olarak en kalabalık sekizinci ülke ve – son yıllarda büyüme hızı yavaşlamış olsa da – son 25 yılda ekonomisi dünyanın en hızlı büyüyenlerinden biri oldu.

Bangladeş ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, nüfusun yüzde 90’ından fazlası İslam’ı takip ediyor, yüzde 8’i Hinduizm’i uyguluyor ve geri kalanı diğer inançlara mensup.

Ekonomik olarak, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 461 milyar dolar, kişi başına düşen gelir ise 1.990 dolar.

Bangladeş Merkez Bankası’na göre, Haziran 2025’te sona eren mali yılda GSYİH yüzde 3.97 büyüdü; bu, bir önceki yıldaki yüzde 4.22’lik artışa kıyasla bir yavaşlama anlamına geliyor.

Milyonlarca İlk Defa Oy Kullanan Seçmen

Bangladeş, dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip; önemli bir kısmı 30 yaşın altında.

Oy kullanma yaşı olan 18’in üzerindekiler arasında yaklaşık 56 milyon kişi (yüzde 44) 18-37 yaş aralığında ve yaklaşık 5 milyon kişi ise ilk defa oy kullanacak.

Bangladeş, kilometrekare başına 1.366 kişi (mil kare başına 3.538 kişi) ile dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden biri. Bu yoğunluk, Hindistan’ın neredeyse üç katı, Pakistan’ın ise dört katı.

Ülkenin en büyük şehri, 37 milyondan fazla nüfusuyla başkent Dakka ve bu, Malezya, Suudi Arabistan veya Avustralya’nın toplam nüfusundan daha fazla.

Hükümet Yapısı Nasıl?

Bangladeş, yürütme yetkisinin başbakan ve kabineden oluşan seçilmiş bir hükümet tarafından kullanıldığı parlamenter bir cumhuriyet.

Bangladeş cumhurbaşkanı, törensel devlet başkanı ve parlamentonun üyeleri tarafından dolaylı olarak beş yıllık bir dönem için seçilir.

Başbakan, parlamentodaki çoğunluk partisinin veya koalisyonun lideridir.

Başbakan, kabineyi atar, hükümet politikasını denetler ve sivil hizmeti yönetir.

Yasama yetkisi, Bangladeş parlamentosu olan Jatiya Sangsad’a aittir. 350 sandalyeden oluşur; bunlardan 300’ü doğrudan seçilir, 50’si ise kadınlara ayrılmıştır ve bu sandalyeler partilerin oy oranlarına göre orantılı olarak dağıtılır. Üyeler beş yıllık dönemler için görev yapar.

İdari olarak Bangladeş, sekiz bölgeye, 64 ile ve 495 upazilaya (yerel meclis) ayrılır. Yerel yönetimler belediye hizmetlerini, eğitimi ve kırsal kalkınmayı yönetir, ancak merkezi hükümetten gelen fon ve otoriteye büyük ölçüde bağımlıdırlar.

Siyasi Partiler

Bu 2026 seçim döngüsünde, Awami Ligi hariç (Şeyh Hasina’nın partisi; seçim komisyonu tarafından kaydı askıya alınmış ve böylece seçimlerde aday gösterme yeteneği geçersiz kılınmıştır) Bangladeş’te kayıtlı 59 siyasi parti bulunuyor.

Bunlardan 51’i aday göstererek seçimlere aktif olarak katılıyor. Toplamda, 249 bağımsız aday dahil 1.981 aday yarışıyor.

Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP), yakın zamanda hayatını kaybeden eski Başbakan Halide Ziya’nın oğlu Tarık Rahman liderliğinde yönetiliyor.

BNP, Bangladeş’in iki büyük geleneksel partisinden biridir ve kendisini, laik ve demokratik olarak nitelendirilen Awami Ligi’ne karşı milliyetçi ve muhafazakar bir alternatif olarak konumlandırmaktadır.

Şefikur Rahman liderliğindeki İslami parti Cemaat-i İslami (Jamaat-e-Islami), şeriata dayalı bir siyaseti savunmaktadır ve diğer İslami partilerle birlikte bir seçim ittifakı kurdular.

Ulusal Yurttaş Partisi (National Citizen Party – NCP) – 2024 ayaklanmasının öğrenci liderleri tarafından kurulan bir partidir. Yerleşik partilere artan hoşnutsuzluk nedeniyle genç seçmenlerin ve sivil toplum gruplarının dikkatini çekmiştir.

Jatiya Party (JP-Quader) – Jatiya Partisi’nin bu merkez sağ kanadı Gulam Muhammed Kader liderliğindedir.

Jatiya Party (JP-Ershad) – Enisül İslam Mahmud liderliğindeki bu merkez sağ partinin kökleri, eski Cumhurbaşkanı Hüseyin Muhammed Erşad’ın 1980’lerdeki askeri yönetimine dayanır.

Sol Demokratik İttifak (Left Democratic Alliance), Bangladeş Komünist Partisi ve çeşitli sosyalist grupları içeren sol kanat partilerinden oluşan bir koalisyon.

Amar Bangladesh Party (AB Party) – Kendisini, yerleşik siyasi bloklara karşı reform odaklı bir alternatif olarak sunan merkez bir partidir.

Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü’nün aralık ayındaki seçim öncesi anketi, rekabetçi bir yarış olduğunu, BNP’nin %33 destekle önde, Cemaati İslami’nin ise ise %29 ile yakın takipte olduğunu gösterdi.

Ayaklanmaya öncülük eden öğrenci liderleri tarafından kurulan Ulusal Vatandaş Partisi başlangıçta ivme kazandı ancak güçlü bir taban oluşturamadı. Şimdi seçimlere, Cemaat liderliğindeki bir İslamcı ittifakta küçük ortak olarak katılıyor.

Referandum paketi

Seçmenlere ayrıca, siyasi çalkantının ardından hazırlanan ve çoğu siyasi parti tarafından Ekim ayında kabul edilen kapsamlı bir reform paketi olan “Temmuz 2025 Ulusal Bildirgesi”ni destekleyip desteklemedikleri soruluyor.

Bildirge, başbakanlar için görev süresi sınırlamaları, daha güçlü yargı bağımsızlığı, iki meclisli yasama sisteminin getirilmesi ve seçim denetim organlarının yetkilerinin artırılması dahil olmak üzere anayasal ve kurumsal değişiklikler öneriyor. Önerilen değişiklikler, yönetimi yeniden dengelemeyi ve yürütme hakimiyetini dizginlemeyi amaçlıyor.

Geçici hükümet “evet” oyu için kampanya yürütse de, referandum çevresindeki kamu coşkusu sınırlı kaldı. Siyasi partiler öncelikle seçim kampanyasına odaklandığından, reform paketinin yeterli desteği sağlayıp sağlayamayacağı konusunda belirsizlik devam ediyor.

Önceki Seçim Sonuçları

Bangladeş’in son yirmi yıldaki seçim tarihi, ağırlıklı olarak 2001’den 2006’ya kadar iktidarda olan Bangladeş Ulusalcı Partisi’ni (BNP) önemli bir yenilgiye uğrattıktan sonra 2009’da iktidara gelen Awami Ligi tarafından şekillendirildi.

2001 seçimlerinde Awami Ligi büyük bir yenilgi aldı ve sadece 62 sandalye kazanırken, BNP 193 sandalye ile ezici bir çoğunluk elde etti. Bu seçim, iki büyük parti arasındaki son net iktidar değişimi oldu.

Denge 2008’de, Awami Ligi liderliğindeki Büyük İttifak’ın büyük bir zaferle iktidara dönmesiyle kesin bir şekilde değişti. O zamandan beri parti, hakimiyetini pekiştirdi.

2014’te, BNP’nin yarışa katılmamasıyla, Hasina’nın Awami Ligi yine büyük bir zafer kazandı.

Parti, 2018 seçimlerinde 300 sandalye kazanarak hakimiyetini daha da güçlendirirken, BNP kayıtlardaki en zayıf performansı olan sadece yedi sandalyeye düştü. Seçimler öncesinde binlerce BNP lideri tutuklandı. Cemaat-i İslami ise 2015’te yasaklandığı için seçime giremedi.

En son 2024 seçimlerinde, Awami Ligi 272 sandalye kazanarak parlamentodaki çoğunluğunu korudu. BNP, ise seçimleri boykot etti. Şeriatçı Cemaat-i İslami bu seçimlerde de yasaklıydı.

Seçim sistemi nasıl işliyor ve sonuçlar ne zaman netleşecek?

Bangladeş, 300 üyeli tek meclisli parlamentoyu seçmek için basit çoğunluk sistemini kullanıyor; her seçim bölgesinde en fazla oyu alan aday milletvekili seçiliyor. Basit çoğunluğu sağlayan bir parti veya ittifak hükümeti kurabilir.

Seçimler, oy verme, sayım ve onay süreçlerini denetleyen Bangladeş Seçim Komisyonu tarafından yönetiliyor. Oy pusulaları, seçimler kapandıktan hemen sonra seçim bölgesi merkezlerinde sayılıyor ve ilk sonuçlar genellikle aynı gece ortaya çıkıyor.

Bu seçim aynı zamanda yurtdışındaki Bangladeşlilerin ilk kez posta yoluyla oy kullanmasına izin veriliyor. Seçim komisyonu, sayılmaları için 12 Şubat öğleden sonrasına kadar ilgili seçim bölgesinin sandık başkanına ulaşması gereken 800.000’den fazla posta oyu gönderdiğini söylüyor.

Yurtdışı posta oylarının işlenmesinde olası gecikmeler, tahrifat ve şeffaflık konusunda endişeler dile getirildi. Ancak komisyon, yüz tanıma ve seçmenlerin oylarını sandık başkanına ulaşana kadar izlemelerini sağlayan bir mobil uygulama dahil olmak üzere teknolojik güvenlik önlemleri olduğunu söylüyor.

İlk sayımların 24 saat içinde net bir tablo sağlaması beklenirken, nihai sonuçlar – yeniden sayımlar veya itirazlar dahil – genellikle sonraki birkaç gün içinde onaylanıyor.

Bölge ülkeleriyle ilişkiler

Seçimin, özellikle Hindistan ve Pakistan ile ilişkiler olmak üzere Bangladeş’in bölgesel duruşunu şekillendirmesi bekleniyor.

2024’teki ayaklanmaya kadar 15 yıl iktidarda kalan Şeyh Hasina yönetimi yolsuzluk, yozlaşma ve muhalefete baskı ile suçlandı. İşsizlik ve kayırmacılık ile karşı karşıya olan gençlerin sokağa çıkmasını fırsat bilen aşırı milliyetçi ve muhafazakar gruplar ise protestoların liderliğini ele geçirerek ülkeyi yeniden siyasal İslamcı bir hatta sokma hedefiyle hareket etti.

Tarihsel olarak Hindistan’a yakınlığıyla bilinen Hasina’nın devrilmesi ve milliyetçi-muhafazakar cephenin güçlenmesi Yeni Delhi’yi tedirgin etti. Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin önde gelen başbakan adayı Tarique Rahman’ın dışişleri danışmanı Humaiun Kobir, “Bangladeş halkı Hindistan’ı Şeyh Hasina’nın suçlarına ortak olarak görüyor” dedi.

Bu partiler Pakistan’la ise daha yakın ilişki arayışı içerisinde ve yeni hükümet döneminde Hasina zamanında gergin olan Pakistan’la ilişkilerin normalleşmesi bekleniyor.

Bu arada Çin’in ise Bangladeş’te ilişkilerini tazelemeye çalıştığı görüldü. Çin, Dakka’daki yatırımlarını ve diplomatik girişimlerini artırdı ve en son olarak Bangladeş’in Hindistan sınırına yakın bir yerde insansız hava aracı fabrikası inşa etmek için bir savunma anlaşması imzaladı.

Çin, on yıldan uzun bir süredir Bangladeş’in en büyük ticaret ortağı konumunda olup, yıllık ikili ticaret hacmi yaklaşık 18 milyar dolar civarında seyrediyor ve Çin mallarının ithalatı toplamın neredeyse %95’ini oluşturuyor.

Hasina’nın ayrılmasından bu yana Çinli şirketler Bangladeş’e yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı. Hasina döneminde, Adani Grubu da dahil olmak üzere Hint holdingleri Bangladeş’teki işlerini genişletti, ancak o zamandan beri yeni bir anlaşma gerçekleşmedi.

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English