Asya
Bangladeş seçimleri öncesi bilinmesi gerekenler

12 Şubat’ta Bangladeş, Başbakan Şeyh Hasina’nın öğrenci liderliğindeki bir hareket tarafından görevden uzaklaştırılmasından 18 ay sonra, bir sonraki hükümeti seçmek için sandığa gidecek.
Ülkenin bağımsızlık hareketinin lideri Şeyh Mucibur Rahman’ın kızı olan Hasina, Bangladeş’i 1996-2001 arasında ve ardından 2009’dan, Ağustos 2024’te ülkeyi terk etmek zorunda kalana kadar yönetti. Tahmini 1.400 kişinin ölümüyle sonuçlanan şiddetli protestolardan sonra Hindistan’a sığınmak zorunda kalmıştı.
O zamandan beri ülkeye, Nobel ödüllü bankacı Muhammed Yunus liderliğindeki geçici bir yönetim öncülük ediyor.
İşte yaklaşan genel seçimler hakkında bilinmesi gerekenler:
Bangladeş’e Kısa Bir Bakış
2026 seçimleri, 1971’de Pakistan’dan bağımsızlığını kazandığından beri ülkenin 55 yıllık tarihinin en önemli seçimleri arasında.
173 milyondan fazla vatandaşı ile Bangladeş, küresel olarak en kalabalık sekizinci ülke ve – son yıllarda büyüme hızı yavaşlamış olsa da – son 25 yılda ekonomisi dünyanın en hızlı büyüyenlerinden biri oldu.
Bangladeş ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusa sahip, nüfusun yüzde 90’ından fazlası İslam’ı takip ediyor, yüzde 8’i Hinduizm’i uyguluyor ve geri kalanı diğer inançlara mensup.
Ekonomik olarak, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) 461 milyar dolar, kişi başına düşen gelir ise 1.990 dolar.
Bangladeş Merkez Bankası’na göre, Haziran 2025’te sona eren mali yılda GSYİH yüzde 3.97 büyüdü; bu, bir önceki yıldaki yüzde 4.22’lik artışa kıyasla bir yavaşlama anlamına geliyor.
Milyonlarca İlk Defa Oy Kullanan Seçmen
Bangladeş, dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip; önemli bir kısmı 30 yaşın altında.
Oy kullanma yaşı olan 18’in üzerindekiler arasında yaklaşık 56 milyon kişi (yüzde 44) 18-37 yaş aralığında ve yaklaşık 5 milyon kişi ise ilk defa oy kullanacak.
Bangladeş, kilometrekare başına 1.366 kişi (mil kare başına 3.538 kişi) ile dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden biri. Bu yoğunluk, Hindistan’ın neredeyse üç katı, Pakistan’ın ise dört katı.
Ülkenin en büyük şehri, 37 milyondan fazla nüfusuyla başkent Dakka ve bu, Malezya, Suudi Arabistan veya Avustralya’nın toplam nüfusundan daha fazla.
Hükümet Yapısı Nasıl?
Bangladeş, yürütme yetkisinin başbakan ve kabineden oluşan seçilmiş bir hükümet tarafından kullanıldığı parlamenter bir cumhuriyet.
Bangladeş cumhurbaşkanı, törensel devlet başkanı ve parlamentonun üyeleri tarafından dolaylı olarak beş yıllık bir dönem için seçilir.
Başbakan, parlamentodaki çoğunluk partisinin veya koalisyonun lideridir.
Başbakan, kabineyi atar, hükümet politikasını denetler ve sivil hizmeti yönetir.
Yasama yetkisi, Bangladeş parlamentosu olan Jatiya Sangsad’a aittir. 350 sandalyeden oluşur; bunlardan 300’ü doğrudan seçilir, 50’si ise kadınlara ayrılmıştır ve bu sandalyeler partilerin oy oranlarına göre orantılı olarak dağıtılır. Üyeler beş yıllık dönemler için görev yapar.
İdari olarak Bangladeş, sekiz bölgeye, 64 ile ve 495 upazilaya (yerel meclis) ayrılır. Yerel yönetimler belediye hizmetlerini, eğitimi ve kırsal kalkınmayı yönetir, ancak merkezi hükümetten gelen fon ve otoriteye büyük ölçüde bağımlıdırlar.
Siyasi Partiler
Bu 2026 seçim döngüsünde, Awami Ligi hariç (Şeyh Hasina’nın partisi; seçim komisyonu tarafından kaydı askıya alınmış ve böylece seçimlerde aday gösterme yeteneği geçersiz kılınmıştır) Bangladeş’te kayıtlı 59 siyasi parti bulunuyor.
Bunlardan 51’i aday göstererek seçimlere aktif olarak katılıyor. Toplamda, 249 bağımsız aday dahil 1.981 aday yarışıyor.
Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP), yakın zamanda hayatını kaybeden eski Başbakan Halide Ziya’nın oğlu Tarık Rahman liderliğinde yönetiliyor.
BNP, Bangladeş’in iki büyük geleneksel partisinden biridir ve kendisini, laik ve demokratik olarak nitelendirilen Awami Ligi’ne karşı milliyetçi ve muhafazakar bir alternatif olarak konumlandırmaktadır.
Şefikur Rahman liderliğindeki İslami parti Cemaat-i İslami (Jamaat-e-Islami), şeriata dayalı bir siyaseti savunmaktadır ve diğer İslami partilerle birlikte bir seçim ittifakı kurdular.
Ulusal Yurttaş Partisi (National Citizen Party – NCP) – 2024 ayaklanmasının öğrenci liderleri tarafından kurulan bir partidir. Yerleşik partilere artan hoşnutsuzluk nedeniyle genç seçmenlerin ve sivil toplum gruplarının dikkatini çekmiştir.
Jatiya Party (JP-Quader) – Jatiya Partisi’nin bu merkez sağ kanadı Gulam Muhammed Kader liderliğindedir.
Jatiya Party (JP-Ershad) – Enisül İslam Mahmud liderliğindeki bu merkez sağ partinin kökleri, eski Cumhurbaşkanı Hüseyin Muhammed Erşad’ın 1980’lerdeki askeri yönetimine dayanır.
Sol Demokratik İttifak (Left Democratic Alliance), Bangladeş Komünist Partisi ve çeşitli sosyalist grupları içeren sol kanat partilerinden oluşan bir koalisyon.
Amar Bangladesh Party (AB Party) – Kendisini, yerleşik siyasi bloklara karşı reform odaklı bir alternatif olarak sunan merkez bir partidir.
Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü’nün aralık ayındaki seçim öncesi anketi, rekabetçi bir yarış olduğunu, BNP’nin %33 destekle önde, Cemaati İslami’nin ise ise %29 ile yakın takipte olduğunu gösterdi.
Ayaklanmaya öncülük eden öğrenci liderleri tarafından kurulan Ulusal Vatandaş Partisi başlangıçta ivme kazandı ancak güçlü bir taban oluşturamadı. Şimdi seçimlere, Cemaat liderliğindeki bir İslamcı ittifakta küçük ortak olarak katılıyor.
Referandum paketi
Seçmenlere ayrıca, siyasi çalkantının ardından hazırlanan ve çoğu siyasi parti tarafından Ekim ayında kabul edilen kapsamlı bir reform paketi olan “Temmuz 2025 Ulusal Bildirgesi”ni destekleyip desteklemedikleri soruluyor.
Bildirge, başbakanlar için görev süresi sınırlamaları, daha güçlü yargı bağımsızlığı, iki meclisli yasama sisteminin getirilmesi ve seçim denetim organlarının yetkilerinin artırılması dahil olmak üzere anayasal ve kurumsal değişiklikler öneriyor. Önerilen değişiklikler, yönetimi yeniden dengelemeyi ve yürütme hakimiyetini dizginlemeyi amaçlıyor.
Geçici hükümet “evet” oyu için kampanya yürütse de, referandum çevresindeki kamu coşkusu sınırlı kaldı. Siyasi partiler öncelikle seçim kampanyasına odaklandığından, reform paketinin yeterli desteği sağlayıp sağlayamayacağı konusunda belirsizlik devam ediyor.
Önceki Seçim Sonuçları
Bangladeş’in son yirmi yıldaki seçim tarihi, ağırlıklı olarak 2001’den 2006’ya kadar iktidarda olan Bangladeş Ulusalcı Partisi’ni (BNP) önemli bir yenilgiye uğrattıktan sonra 2009’da iktidara gelen Awami Ligi tarafından şekillendirildi.
2001 seçimlerinde Awami Ligi büyük bir yenilgi aldı ve sadece 62 sandalye kazanırken, BNP 193 sandalye ile ezici bir çoğunluk elde etti. Bu seçim, iki büyük parti arasındaki son net iktidar değişimi oldu.
Denge 2008’de, Awami Ligi liderliğindeki Büyük İttifak’ın büyük bir zaferle iktidara dönmesiyle kesin bir şekilde değişti. O zamandan beri parti, hakimiyetini pekiştirdi.
2014’te, BNP’nin yarışa katılmamasıyla, Hasina’nın Awami Ligi yine büyük bir zafer kazandı.
Parti, 2018 seçimlerinde 300 sandalye kazanarak hakimiyetini daha da güçlendirirken, BNP kayıtlardaki en zayıf performansı olan sadece yedi sandalyeye düştü. Seçimler öncesinde binlerce BNP lideri tutuklandı. Cemaat-i İslami ise 2015’te yasaklandığı için seçime giremedi.
En son 2024 seçimlerinde, Awami Ligi 272 sandalye kazanarak parlamentodaki çoğunluğunu korudu. BNP, ise seçimleri boykot etti. Şeriatçı Cemaat-i İslami bu seçimlerde de yasaklıydı.
Seçim sistemi nasıl işliyor ve sonuçlar ne zaman netleşecek?
Bangladeş, 300 üyeli tek meclisli parlamentoyu seçmek için basit çoğunluk sistemini kullanıyor; her seçim bölgesinde en fazla oyu alan aday milletvekili seçiliyor. Basit çoğunluğu sağlayan bir parti veya ittifak hükümeti kurabilir.
Seçimler, oy verme, sayım ve onay süreçlerini denetleyen Bangladeş Seçim Komisyonu tarafından yönetiliyor. Oy pusulaları, seçimler kapandıktan hemen sonra seçim bölgesi merkezlerinde sayılıyor ve ilk sonuçlar genellikle aynı gece ortaya çıkıyor.
Bu seçim aynı zamanda yurtdışındaki Bangladeşlilerin ilk kez posta yoluyla oy kullanmasına izin veriliyor. Seçim komisyonu, sayılmaları için 12 Şubat öğleden sonrasına kadar ilgili seçim bölgesinin sandık başkanına ulaşması gereken 800.000’den fazla posta oyu gönderdiğini söylüyor.
Yurtdışı posta oylarının işlenmesinde olası gecikmeler, tahrifat ve şeffaflık konusunda endişeler dile getirildi. Ancak komisyon, yüz tanıma ve seçmenlerin oylarını sandık başkanına ulaşana kadar izlemelerini sağlayan bir mobil uygulama dahil olmak üzere teknolojik güvenlik önlemleri olduğunu söylüyor.
İlk sayımların 24 saat içinde net bir tablo sağlaması beklenirken, nihai sonuçlar – yeniden sayımlar veya itirazlar dahil – genellikle sonraki birkaç gün içinde onaylanıyor.
Bölge ülkeleriyle ilişkiler
Seçimin, özellikle Hindistan ve Pakistan ile ilişkiler olmak üzere Bangladeş’in bölgesel duruşunu şekillendirmesi bekleniyor.
2024’teki ayaklanmaya kadar 15 yıl iktidarda kalan Şeyh Hasina yönetimi yolsuzluk, yozlaşma ve muhalefete baskı ile suçlandı. İşsizlik ve kayırmacılık ile karşı karşıya olan gençlerin sokağa çıkmasını fırsat bilen aşırı milliyetçi ve muhafazakar gruplar ise protestoların liderliğini ele geçirerek ülkeyi yeniden siyasal İslamcı bir hatta sokma hedefiyle hareket etti.
Tarihsel olarak Hindistan’a yakınlığıyla bilinen Hasina’nın devrilmesi ve milliyetçi-muhafazakar cephenin güçlenmesi Yeni Delhi’yi tedirgin etti. Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin önde gelen başbakan adayı Tarique Rahman’ın dışişleri danışmanı Humaiun Kobir, “Bangladeş halkı Hindistan’ı Şeyh Hasina’nın suçlarına ortak olarak görüyor” dedi.
Bu partiler Pakistan’la ise daha yakın ilişki arayışı içerisinde ve yeni hükümet döneminde Hasina zamanında gergin olan Pakistan’la ilişkilerin normalleşmesi bekleniyor.
Bu arada Çin’in ise Bangladeş’te ilişkilerini tazelemeye çalıştığı görüldü. Çin, Dakka’daki yatırımlarını ve diplomatik girişimlerini artırdı ve en son olarak Bangladeş’in Hindistan sınırına yakın bir yerde insansız hava aracı fabrikası inşa etmek için bir savunma anlaşması imzaladı.
Çin, on yıldan uzun bir süredir Bangladeş’in en büyük ticaret ortağı konumunda olup, yıllık ikili ticaret hacmi yaklaşık 18 milyar dolar civarında seyrediyor ve Çin mallarının ithalatı toplamın neredeyse %95’ini oluşturuyor.
Hasina’nın ayrılmasından bu yana Çinli şirketler Bangladeş’e yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı. Hasina döneminde, Adani Grubu da dahil olmak üzere Hint holdingleri Bangladeş’teki işlerini genişletti, ancak o zamandan beri yeni bir anlaşma gerçekleşmedi.
Asya
Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.
Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.
Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.
Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.
Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.
Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.
Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.
Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.
Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”
Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın
Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor
Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.
Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.
Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.
Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.
Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.
Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.
Washington’ı bekleme stratejisi
Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.
Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.
Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.
Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.
Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.
Asya
Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.
Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.
Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.
The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”
Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü
Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.
Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.
Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.
Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.
Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.
Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.
Avrupa pazarında rekabet endişesi
The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.
Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.
Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.
Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.
Asya
Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.
Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.
Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.
Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.
Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.
Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi5 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika5 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş5 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor












