Avrupa
Bazı Avrupa ülkeleri, “NATO’suz savaş” planları istiyor

ABD’nin Rusya ile olası bir savaşta kendilerini yalnız bırakmasından endişe eden bazı Avrupa ülkeleri, “B planı” olarak NATO’suz bir savaş planı hazırlamak istiyor.
The Economist’te yer alan habere göre NATO içinde, Donald Trump’ın Grönland’ı ele geçirme tehdidinden şok olan bazı kesimler, ABD’nin Rusya ile bir savaşta yalnızca kenara çekilmesinden değil, diğer üyelerin tepkilerini aktif olarak engellemesinden de endişe duyuyor.
Bu olasılık uzak bir ihtimal olarak görülse de çeşitli NATO ülkelerinden üst düzey subaylar ve savunma yetkilileriyle yapılan röportajlar, bu riski ne kadar ciddiye aldıklarını ilk kez ortaya koyuyor.
Bazı Avrupa ülkelerinin silahlı kuvvetleri, sadece Amerika’nın yardımı olmadan değil, NATO’nun komuta ve kontrol altyapısının büyük bir kısmı olmadan da savaşmak için gizli planlar yapıyor.
İsveçli bir savunma yetkilisi, “Grönland krizi bir uyarıydı. Bir B Planına ihtiyacımız olduğunu fark ettik,” diyor.
Görüşülen yetkililerin hiçbiri, bunun ABD’nin Kıta’dan ayrılmasını hızlandırabileceği endişesiyle kayıt altına alınacak şekilde konuşmak istemedi.
İçeriden bilgi sahibi bir kaynak, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin “bunun yangına körükle gitme etkisi yaratacağına inandığı için bu konuyu konuşmayı kelimenin tam anlamıyla yasakladığını” söylüyor.
Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (FIIA) Matti Pesu geçen yıl bir “B Planı”nın savunulduğu bir makaleye ortak yazar olarak imza attığında, Fin yetkililer böyle bir planın değerlendirilmeyeceğini söyleyerek reddetmişti.
Fakat tehdidin aciliyeti, bir yetkilinin ifadesiyle, NATO’nun “işlevsiz hale gelmesi” durumunda Avrupa’nın nasıl ve kimin komutası altında savaşacağını düşünmeye başlamasına neden oldu.
Başka bir savunma yetkilisi ise, “Amerika NATO’yu engelliyorsa hangi komuta zincirini kullanabilirsiniz?” diye soruyor.
Brüksel Özgür Üniversitesi Güvenlik, Diplomasi ve Strateji Merkezi direktörü Luis Simón, “ABD liderliği, ittifakı bir arada tutan yapıştırıcıdır. Onlar olmasaydı, muhtemelen caydırıcılık ekosisteminde bir parçalanma görürdük,” diyerek Avrupa’nın ikilemine işaret ediyor.
Dolayısıyla bir “B planı”, sadece silah temin etmekten ibaret değil, aynı zamanda Avrupalıların altında savaşacakları bir yapı oluşturmak anlamına geliyor.
Bu yapının çekirdeğini, en azından Kuzey Avrupa’da, muhtemelen Baltık ve İskandinav ülkeleri ile Polonya’dan oluşan bir koalisyon oluşturacak.
Bu ülkeler büyük ölçüde ortak değerleri paylaşıyor ve hepsi Rusya’dan çekiniyor.
Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi NATO’nun bazı büyük Avrupalı üyeleri, Baltık bölgesinde “tetikleyici” kuvvetlere sahip ve bu nedenle herhangi bir çatışmaya dahil olma olasılıkları oldukça yüksek.
İngiliz düşünce kuruluşu RUSI’den Edward Arnold, NATO üyelerinin belki de üçte birinin, 5. maddenin yürürlüğe girip girmediğine bakılmaksızın “ilk günden itibaren savaşmaya” başlayacağını savunuyor:
“Kimse Portekizlilerin Kuzey Atlantik Konseyi’ne [NATO’nun en yüksek karar alma organı] gelip tartışmaya başlamasını beklemeyecektir.”
Sıkça gündeme gelen alternatif komuta yapıları arasında, Londra yakınlarında daimi bir karargâhı bulunan ve “Ortak Sefer Gücü” (JEF) olarak bilinen, çoğunluğu Baltık ve İskandinav ülkelerinden oluşan on ülkeden oluşan ve Birleşik Krallık liderliğindeki bir koalisyon yer alıyor.
2014 yılında Birleşik Krallık ve diğer altı NATO üyesi tarafından kurulan JEF, başlangıçta 5. Madde eşiğini karşılamayan durumlar için kısa sürede yüksek hazırlıklı kuvvetler sağlayabilecek, daha geniş bir yapıyı tamamlayıcı bir unsur olarak görülmüştü.
İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvurmalarından birkaç yıl önce, 2017 yılında koalisyona katılmalarıyla birlikte JEF’in görev alanı genişlemişti.
JEF artık NATO’nun zayıflıklarından birini aşmanın bir yolu olarak görülüyor: Oybirliği gerektiren 5. maddenin yürürlüğe girmesini herhangi bir üye engelleyebiliyor.
JEF, o dönemki komutanı İngiliz Tümgeneral Jim Morris’in 2023’te belirttiği gibi, “konsensüs temeli olmaksızın durumlara tepki verebilir.”
JEF, tatbikatlar ve deniz devriyeleri için halihazırda birkaç kez harekete geçirildi. RUSI’den Arnold, “JEF, mevcut alternatifler arasında en köklü olanı,” diyor.
Genel merkezinin halihazırda istihbarat, planlama ve lojistik alanlarında yetkinliklere sahip olduğunu belirtiyor.
Kendi güvenli iletişim ağlarına sahip olan bu yapı, bu ağlar sınırlı olsa da NATO’ya bağımlı değil ve ayrıca Birleşik Krallık’ın üyeliği, bir ölçüde nükleer caydırıcılık sağlıyor.
Yine de JEF’in odak noktası hâlâ öncelikle İskandinav ve Baltık bölgelerinde. Fransa, Almanya ve Polonya gibi büyük güçler bu oluşumda yer almıyor.
Ayrıca bazı müttefik yetkililer, Londra’nın savunma hazırlık durumundan endişe duyuyor: Bütçe yetersizliği nedeniyle, kısa sürede harekete geçmeye hazır gemi, denizaltı ve kara birimleri sayısının oldukça azaldığı görülüyor.
Bir yetkili, “İngiltere herkesin en sevdiği amcasıdır. Fakat Downton Abbey sendromundan muzdarip. Görünüşü koruyor fakat gerekli fonu yok,” diyor.
Savunma bütçesini büyük ölçüde artıran Almanya’yı gruba dahil etmek, bu tür sorunları hafifletebilir.
Tüm dezavantajlarına rağmen, Avrupalı üyeler mevcut NATO çerçevesini devralamazlarsa, JEF en iyi çözüm gibi görünüyor.
Fakat The Economist’e göre Avrupa, Amerikalıların yerini alacak bir tür ortak savunma çerçevesi bulacaktır: “Ortaya çıkmayabilecek birine dayanan caydırıcılık, caydırıcılık değildir.”
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor








