Avrupa
Meloni nükleer enerjiye dönmek istiyor

İtalya Başbakanı Georgia Meloni, enerji güvenliği endişeleri ve hızla yükselen elektrik fiyatları nedeniyle nükleer enerjiye yönelik kırk yıllık yasağı kaldırmak istiyor.
Fakat POLITICO’ya göre Avrupa’nın nükleer enerjiye en şüpheci halklarından birini bu teknolojinin güvenli olduğuna ikna etmek kolay olmayacak ve kötü bir kampanya ters tepebilir.
Geçen hafta İtalya başbakanı, ülkenin dalgalı fosil yakıt piyasaları ve jeopolitik şoklardan kendini korumak için yeni araçlara ihtiyacı olduğunu savunarak, hükümetinin bu yaz nükleer enerjinin geri dönüşünün önünü açacak bir yasal çerçeveyi onaylayacağını söyledi.
Meloni İtalyan senatosuna yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Yaza kadar, İtalya’da nükleer enerji üretimini yeniden başlatmak için gerekli yasal çerçeveyi oluşturmak üzere, yetki yasası onaylanacak ve uygulama kararnameleri kabul edilecek.”
Bu öneri, 2010’ların başından bu yana İtalya’nın nükleer enerji lehine yaptığı en net dönüşü işaret ediyor ve küresel olarak hala büyük ölçüde prototip veya erken uygulama aşamasında olan kompakt nükleer üniteler olan küçük modüler reaktörlere (SMR’ler) odaklanıyor.
SMR’ler, geleneksel reaktörlerden daha küçük olacak şekilde tasarlanmış olup, teorik olarak daha hızlı ve daha ucuza inşa edilebiliyor.
Fakat siyasi ivmeye rağmen, uzmanlar İtalya’nın operasyonel hale gelmesine hâlâ yıllar ve muhtemelen birkaç hükümetin geçmesi gerektiğini uyarıyor.
Nükleere dönüş için referandum gerekecek
Hükümetin planına göre, İtalyan parlamentosu önce bir çerçeve yasayı onaylamalı.
Roma’nın daha sonra projeler, yerler veya teknolojilerle ilgili somut kararlar alınmaya başlamadan önce uygulama kararnamelerini hazırlamak için 12 aya kadar süresi olacak.
Bu aynı zamanda İtalya’nın eski nükleer hayaletlerinin geri dönebileceği an. İtalya, Çernobil felaketinin ardından 1987’de yapılan referandumun ardından reaktörlerini kapatmıştı.
Eski başbakan Silvio Berlusconi döneminde nükleer enerjiyi yeniden canlandırmaya yönelik ikinci bir girişim, 2011’de Fukushima kazasının bir başka referandumu tetiklemesiyle çöktü.
Öte yandan bu oylamalar hiçbir zaman sadece teknolojiyle ilgili değildi. Aynı zamanda kurumlara karşı derin bir güvensizliği, güvenlik konusundaki endişeleri ve devletin desteklediği büyük altyapı projelerine şüpheyle yaklaşan daha geniş bir siyasi kültürü de yansıtıyordu.
İtalyan halkı nükleere eskisi kadar karşı değil
Uzmanlara göre bu dinamikler bugün de tartışmayı şekillendirmeye devam ediyor. Son anketler, İtalyanların artık nükleer enerjiye ezici bir çoğunlukla karşı olmadığını gösteriyor.
Son iki yılda yapılan çeşitli anketler, desteğin yüzde 50 civarında veya biraz üzerinde seyrettiğini ortaya koydu.
Bu, muhalefetin açıkça hakim olduğu sadece birkaç yıl öncesine kıyasla keskin bir değişim.
Ukrayna savaşı, artan elektrik fiyatları ve endüstriyel rekabet gücü konusundaki artan endişeler, özellikle genç seçmenler ve iş dünyası arasında halkın direncini yumuşattı.
Yine de, Dünya Nükleer Birliği’nin son anketine göre İtalya, çoğu AB üye ülkesine kıyasla nükleer enerjiye karşı çok daha şüpheci bir tutum sergiliyor ve analistler, desteğin yüzeysel olduğunu ve siyasallaşmaya karşı son derece savunmasız olduğunu uyarıyor.
Anketçi Alessandra Ghisleri, Il Foglio’ya verdiği röportajda, herhangi bir referandum kampanyasının, enerji politikası üzerine teknik bir tartışma olmaktan ziyade, hızla hükümetin kendisi hakkında daha geniş kapsamlı bir siyasi yargıya dönüşebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Bu risk, referandumların sorunun içeriğinden bağımsız olarak genellikle iktidardaki hükümetlere karşı protesto oyları haline geldiği İtalya’da önemli.
Yerel muhalefet işleri karıştırabilir
Uzmanlar, ulusal mevzuat kabul edilse bile, yerel muhalefet ve izinlerin en büyük engel haline gelebileceğini söylüyor.
Enerji analisti Davide Tabarelli, bu durumun yenilenebilir enerji, şebekeler ve diğer stratejik altyapı alanlarında zaten görüldüğünü belirtti.
Tabarelli, “İtalya’da, Avrupa’nın çoğu yerinde olduğu gibi, yerel yetkililer engel çıkarmadan hiçbir şey yapılamaz,” dedi ve nükleer projelerin siyasi hassasiyetleri nedeniyle muhtemelen daha da güçlü bir direnişle karşılaşacağını savundu.
Bu gerilim, analistlerin İtalya’nın nükleer paradoksu olarak tanımladıkları durumu ortaya koyuyor.
Ülke, onlarca yıl önce yerli nükleer üretimi terk etmesine rağmen, hâlâ büyük ölçüde Fransa’dan ithal edilen elektriğe bağımlı durumda ve bu elektriğin büyük kısmı Fransız reaktörlerinde üretiliyor.
Tabarelli, “Sanki Fransa, 30 yılı aşkın süredir İtalya için çalışan üç nükleer reaktöre sahipmiş gibi,” dedi.
Hükümet, nükleer üretimin yeniden başlatılmasının bu bağımlılığı azaltırken İtalya’nın sanayi tabanını güçlendireceğini savunuyor.
Fakat eleştirmenler, bu planı siyasi açıdan uygun ancak ekonomik açıdan gerçekçi olmayan bir plan olarak reddediyor.
Sol grubundan bir Avrupa Parlamentosu üyesi olan Dario Tamburrano, hükümetin önerisini “siyasi propaganda” olarak nitelendirdi.
Tamburrano, “Her şey yolunda giderse, bu varsayımsal santraller ilk kilovat-saatleri 15 yıl sonra üretebilir. Sözde yeni nesil nükleer enerji diye bir şey yok,” dedi.
Nükleer canlanma yılları bulabilir
Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini defalarca, İtalya’nın 2032 yılına kadar faaliyete geçmiş reaktörlere sahip olabileceğini öne sürdü.
Ne var ki uzmanlar, nükleer sektörünü sıfırdan yeniden inşa eden bir ülke için bu zaman çizelgelerinin oldukça iyimser olduğunu söylüyor.
Avrupa genelinde nükleer enerji, siyasi kabulünü giderek geri kazanıyor.
İsveç, Finlandiya ve Birleşik Krallık nükleer programlarını genişletiyor veya uzatırken, Belçika planladığı nükleer enerji kullanımından vazgeçme kararını geri aldı. Hollanda yeni reaktörler araştırıyor ve Danimarka uzun süredir devam eden yasağını gözden geçiriyor.
Avrupa
Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.
Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.
Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.
Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.
Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.
TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.
Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.
Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.
ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı
TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.
Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.
Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.
Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.
Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.
Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.
Avrupa
Almanya’dan İsveç ve İspanya’ya savaş uçağı ortaklığı teklifi

Almanya Savunma Bakanlığı yetkilileri, Berlin yönetimine İngiltere öncülüğündeki GCAP konsorsiyumuna dahil olmak yerine İsveç ve İspanya ile yeni bir savaş uçağı ortaklığı kurmasını tavsiye etti. Hazırlanan değerlendirme notunda, Fransa ile yürütülen FCAS girişiminin haziran ayında çökmesinin ardından BAE Systems ile geçmişte yaşanan sanayi pürüzlerine ve eşit ortaklık riskine dikkat çekildi.
Almanya Savunma Bakanlığı yetkilileri, Berlin yönetimine İngiltere’nin içinde yer aldığı mevcut savaş uçağı konsorsiyumuna katılmak yerine İsveç ve İspanya ile yeni bir ortaklık kurmasını tavsiye etti.
Politico‘nun ulaştığı bakanlık içi değerlendirme notlarında, Almanya, İsveç ve İspanya arasında kurulacak üçlü bir yapının, İngiltere, İtalya ve Japonya’nın yürüttüğü Küresel Muharebe Havacılık Programı’na (GCAP) dahil olmaktan “daha avantajlı ve umut verici” bir yaklaşım olduğu kaydedildi.
Belgedeki bu öneri henüz nihai bir hükümet kararını yansıtmadığı gibi, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius’un tavsiyeyi onayladığına dair bir bilgi de içermiyor.
Tavsiye, Almanya’nın Fransa ile yeni nesil savaş uçağı üretmek amacıyla yürüttüğü amiral gemisi projenin, yıllar süren sanayi çekişmeleri sonucu haziran ayında çökmesinin ardından hazırlandı.
Temeli 2017’de atılan ve daha sonra İspanya’nın da katıldığı Geleceğin Muharebe Hava Sistemi (FCAS), Avrupa savunma işbirliğinin vitrin projesi olarak tasarlanmıştı. Ortaklığın hedefi, 2040 yılından itibaren Almanya’nın Eurofighter filosunun yerini alacak bir uçak geliştirmekti.
Ancak girişim, Fransa merkezli Dassault ile Almanya merkezli Airbus Defence and Space arasında kontrol ve iş paylaşımı konularında yaşanan anlaşmazlıklara takıldı. Siyasi düzeydeki kurtarma girişimleri sonuç vermeyince Berlin yönetimi bu yıl ortak savaş uçağı projesinden çekildi.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, 8 Ekim’de Berlin’de Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede Almanya’nın GCAP projesine katılımı ihtimalini gündeme getirdi. İki lider, yetkililerin müzakereleri sürdürmesi konusunda mutabık kaldı.
Berlin için yapılacak seçim, hava kuvvetlerinin uçuracağı modelin ötesinde bir anlam taşıyor. Alınacak karar, geleceğin askeri teknolojisini kimin kontrol edeceğini, hangi ülkelerin üretim sözleşmelerini alacağını ve yeni bir Avrupa ortaklığının FCAS’ı dağıtan gerilimlerden kaçınıp kaçınamayacağını belirleyecek.
Bakanlık değerlendirmesi İngiliz ortaklığındaki GCAP projesine mesafeli duruyor
Bakanlık değerlendirmesinde GCAP projesine dair çeşitli çekinceler sıralandı. Raporda, mevcut programın Almanya’nın yetenek gereksinimlerinin dışındaki operasyonlara odaklandığı, Berlin’in ise kıta Avrupası üzerindeki görevlere daha uygun bir uçağa ihtiyaç duyduğu savunuldu.
Ayrıca halihazırda kurulmuş bir ortaklıkta Alman üreticilerin geliştirme ve üretim süreçlerinden kayda değer bir pay almasının zor olacağı kaydedildi.
Belgede, 1990’larda geliştirilen ve 2000’lerin başında hizmete giren Eurofighter programındaki deneyimler hatırlatılarak doğrudan İngiliz savunma şirketi BAE Systems hedef alındı.
Almanya Savunma Bakanlığı değerlendirmesinde BAE Systems, ihracatı Almanya ve İtalya’nın geliştirme çıkarlarının önüne koymakla suçlandı; İngiliz hakimiyetinin eşitler arası bir ortaklıkla bağdaşmayacağı uyarısı yapıldı.
Buna karşılık belgede Almanya, İsveç ve İspanya’nın askeri gereksinimlerinin birbiriyle örtüştüğü ve başlangıç pozisyonlarının dengeli olduğu aktarıldı.
Değerlendirmede havacılık devi Airbus ile İsveçli Saab arasında bir sanayi ortaklığı kurulması önerilirken yeni uçak geliştirilene kadar Saab üretimi Gripen E savaş uçağının teknolojik bir basamak olarak kullanılması tavsiye edildi.
Almanya Savunma Bakanlığı konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti. Bakanlığa ait ayrı bir notta ise İngiltere’nin Almanya’yı GCAP bünyesine gözlemci veya katılımcı olarak dahil etme çabaları kayda geçirildi ve Alman yetkililerden olası sanayi rollerini ve askeri gereksinimleri incelemeleri istendi.
Bir Airbus sözcüsü, Alman ve İspanyol sanayisinin geliştirme, üretim ve operasyon süreçlerinde “esaslı ve eşit bir rol” üstlenmesi şartıyla şirketin “işbirliğine genel olarak açık olduğunu” açıkladı.
Sözcü, “Sanayi temeli olmayan salt siyasi kararlar yetersiz kalır” diyerek Berlin ve Madrid yönetimlerine izlenecek yolu hızla netleştirme çağrısında bulundu.
Airbus savunma birimi yöneticisi Michael Schöllhorn, Handelsblatt gazetesinde pazartesi günü yayımlanan mülakatında Saab ile ilişkilere işaret ederek iki şirketin her zaman iyi çalıştığını söyledi.
Bir Saab sözcüsü de şirketin savaş uçakları dahil savunma alanındaki geniş işbirliklerine açık olduğunu belirtti.
Büyük ölçekli işbirliği projelerinin siyasi düzeyde ele alındığını ve katılım kararlarının ilgili hükümetler tarafından verildiğini hatırlatan sözcü, “İsveç’in olası katılımına ilişkin tüm sorular İsveç hükümetine yöneltilmelidir. Saab, her zaman olduğu gibi İsveç’in gelecekteki savaş uçağı ihtiyaçlarını desteklemeye hazırdır” dedi.
Avrupa
AB, Booking.com hakkında sahte ilan ve dolandırıcılık soruşturması açtı

Avrupa Komisyonu, Booking.com hakkında sahte konaklama ilanları, oltalama girişimleri ve gizli reklamlar nedeniyle resmi soruşturma başlattı. Hollanda kayıtlarına göre platformdaki şikayetler 2026’nın ilk yarısında on kat artarken kuralları ihlal ettiği belirlenirse şirkete küresel cirosunun yüzde 6’sına kadar ceza verilebilecek.
Avrupa Komisyonu, çevrim içi rezervasyon platformu Booking.com hakkında Dijital Hizmetler Yasası’nı (DSA) ihlal ettiği şüphesiyle resmi soruşturma başlattı.
Düzenleyici kurum, platformun kullanıcıları sahte ilanlardan ve oltalama (kimlik avı) girişimlerinden korumak için yeterli adımları atıp atmadığını inceleyecek.
Komisyonun yayımladığı basın bültenine göre inceleme üç ana başlıkta toplanıyor.
Soruşturmanın ilk ayağını gerçekte var olmayan konaklama yerlerine ait ilanlar, kendisini mülk sahibi gibi tanıtan kişilerin teklifleri ve kurallara uymayan diğer konaklama seçenekleri oluşturuyor. Avrupa Komisyonu, Booking.com‘un bu tür riskleri doğru tespit edip etmediğini ve ilanların sistemden kaldırılması da dahil olmak üzere etkili önlemler alıp almadığını değerlendirecek.
İkinci odak noktası, misafir ve rezervasyon verilerinin dolandırıcılık yöntemlerinde kullanılması iddialarını kapsıyor. Komisyon, platformun bilgileri mülk sahiplerine nasıl aktardığını ve kendi mesajlaşma sisteminin nasıl çalıştığını mercek altına alacak.
Düzenleyici kurum, bu verilerin oltalama saldırıları ile kullanıcılardan dolandırıcılara para göndermesini isteyen taleplerde kullanılmasına karşı sistemin yeterli koruma sağlayıp sağlamadığını netleştirmeyi hedefliyor.
Üçüncü başlık altında ise konaklama tesislerinin ücretli tanıtımları yer alıyor. Mülk sahipleri Booking.com‘a daha yüksek komisyon ödeyerek arama sonuçlarındaki görünürlüklerini artırabiliyor.
Avrupa Komisyonu, kullanıcıların bu tür sonuçların reklam niteliği taşıdığını açıkça anlaması gerektiğinin altını çiziyor. Komisyon ayrıca müşterilerin reklamı kimin verdiğini ve ödediğini, bu tanıtımın kendilerine neden gösterildiğini ve ilgili ayarları nasıl değiştirebileceklerini kolayca öğrenip öğrenemediklerini inceleyecek.
Düzenleyici kurum, bu şeffaflık sağlanmadığında kullanıcıların kendi arama kriterlerine uyan bir tesis ile ödeme yapılarak üst sıralara çıkarılan bir tesisi birbirinden ayıramadığını belirtiyor.
Avrupa Komisyonunun teknolojik egemenlik, güvenlik ve demokrasiden sorumlu İcra Kıdemli Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen, “Avrupalılar, dolandırıcıların kurbanı olma korkusu yaşamadan tatil rezervasyonu yapabilmelidir” dedi. Virkkunen, Dijital Hizmetler Yasası’nın bu tür risklere karşı platformlara açık yükümlülükler getirdiğini hatırlattı.
RTÉ tarafından aktarılan ve AB yetkililerine dayandırılan bilgilere göre, Hollanda’daki tüketici şikayetleri raporu 2026 yılının ilk yarısında Booking.com üzerinden 1072 dolandırıcılık bildirimi kaydedildiğini ortaya koydu. Uğranılan maddi zararın yaklaşık 82 bin avro olduğu hesaplanırken yetkililer, şikayet sayısının 2025 yılına kıyasla on kat arttığını dile getirdi.
Booking.com cephesinden ise Avrupa Komisyonu ile tam bir işbirliği yürütüldüğü mesajı geldi. Şirket temsilcisi RTÉ‘ye yaptığı açıklamada, “Güvenlik, güven ve kişisel bilgilerin korunması Booking.com‘un temel öncelikleridir” ifadesini kullandı.
Platform yetkilileri, siber suçlar ve çevrim içi dolandırıcılıkla mücadele amacıyla resmi makamlar, düzenleyici kurumlar ve kolluk kuvvetleriyle temas halinde kalmayı sürdüreceklerini bildirdi.
Avrupa Komisyonu, soruşturmanın başlatılmış olmasının peşinen bir ihlal kararı anlamına gelmediğini vurguladı. Euronews, ihlallerin doğrulanması halinde Booking.com‘un küresel yıllık cirosunun yüzde 6’sına varan bir para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor.
Avrupa ve Rusya’daki rekabet cezaları gündeme geldi
Otel, daire ve ev gibi konaklama birimlerinin rezervasyonuna aracılık eden ve gelirini bu işlemlerden aldığı komisyonla sağlayan Booking.com, 1996 yılında Amsterdam’da kuruldu. Platform, ABD merkezli Booking Holdings bünyesinde faaliyet gösteriyor.
Şirket, Ukrayna’daki askeri operasyonun ardından Mart 2022’den bu yana Rusya pazarında resmi bir operasyon yürütmüyor.
Avrupalı düzenleyiciler şirketin uygulamalarını daha önce de incelemeye almıştı. Avrupa Komisyonu ile ulusal tüketici koruma makamları, 2019 yılı başında Booking.com‘daki tekliflerin şeffaflığını artırmak için ortak bir süreç yürüttü.
Komisyon, Aralık 2020’de şirketin fiyat, indirim ve reklam gösterim biçimlerinde değişikliğe gittiğini duyurdu. Platform bu adımla birlikte mülk sahiplerinin yaptığı ödemelerin arama sıralamasına etkisini, konaklamanın toplam maliyetini ve kalan oda sayılarını daha net göstermeye başladı.
İspanya Ulusal Pazarlar ve Rekabet Komisyonu ise Temmuz 2024’te hâkim durumun kötüye kullanıldığı gerekçesiyle Booking.com‘a 413,24 milyon avro idari para cezası kesti. İspanyol düzenleyici, şirketin otellere kendi internet sitelerinde Booking.com‘dan daha düşük fiyat sunmalarını engelleyen ve rakip platformlarla rekabeti kısıtlayan dezavantajlı koşullar dayattığını tespit etti.
Benzer bir rekabet soruşturması Rusya’da da yürütülmüştü. Rusya Federal Rekabet Kurumu, otellere başka satış kanallarında daha avantajlı koşullar sunmalarını yasaklayan fiyat eşitliği şartı dayattığı için Ağustos 2021’de Booking.com‘a 1,3 milyar ruble ceza verdi.
Şirket bu karara karşı hukuki yollara başvurdu ancak mahkeme düzenleyici kurumu haklı buldu. Booking.com söz konusu cezayı Nisan 2022’de ödedi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları












