Ortadoğu
Bloomberg: İran, Hürmüz’den geçen gemilerden yuan veya kripto para ile ödeme alıyor

İran Devrim Muhafızları’nın, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmak isteyen gemilerden yuan veya kripto para üzerinden ödeme aldığı iddia edildi.
Bunun yanı sıra, boğazdan geçmek isteyen gemilere Pakistan bayrağı çekmeleri tavsiyesinde bulunuluyor.
Bloomberg’de yer alan habere göre son günlerde, Basra Körfezi’nde mahsur kalan bir petrol tankerinin işletmecisi, cazip bir teklif aldı.
Üzerinden füzeler ve insansız hava araçları geçip giderken haftalarca demirde kalan gemi, nihayet İran Donanması’nın eşliğinde Hürmüz Boğazı’ndan geçerek açık denize güvenli bir şekilde yelken açabilecekti.
Fakat bir şirket yöneticisine göre, bunun için önce gemi sicilini değiştirip Pakistan bayrağını çekmesi gerekiyordu.
Şirket, Pakistan hükümetinden gelen bu teklifi kabul edemedi. İran, 20 Pakistan gemisinin boğazdan geçişine izin vermeyi kabul etmişti, fakat ülkenin Körfez’de bayrağını taşıyan çok az sayıda gemisi vardı.
Görüşmelerden haberdar olan kaynaklara göre, İslamabad, geçici olarak Pakistan bayrağı altında seyrederek Hürmüz’den geçebilecek gemileri olup olmadığını görmek için dünyanın en büyük emtia tüccarlarından bazılarıyla temasa geçti.
Bu kişilerden biri, Pakistan’ın her biri 2 milyon varil taşıyabilen dev petrol tankerleri de dahil olmak üzere, bölgede bulabileceği en büyük gemileri aradığını söyledi.
Bu gemilerin geçişini ayarlamak, çatışmayı sona erdirmek için yapılan diplomatik çabaların başarısını göstermenin bir yolu olacaktı. En az iki büyük petrol ticaret şirketi bu teklifi aldı.
Bloomberg’e göre bu düzenleme, İran Devrim Muhafızları’nın, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazının (LNG) beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazındaki deniz taşımacılığı üzerinde nasıl önemli bir kontrol uyguladığını gösteriyor.
Denizcilik sektöründen kişiler ve müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan hükümet yetkilileri, Devrim Muhafızları’nın halihazırda boğazı geçen gemilerden geçiş ücreti aldığını, dost olarak gördüğü ülkelerin gemilerine ayrıcalıklı muamele uygularken, saldırgan olarak gördüğü ülkelerin gemilerini saldırmakla tehdit ettiğini söyledi.
Yarı resmi Fars haber ajansı, komite üyelerinden birine atıfta bulunarak, İran Ulusal Güvenlik Komitesi’nin Hürmüz Boğazında ücretler uygulayacak bir tasarıyı onayladığını bildirdi.
Gemi işletmecileri, Devrim Muhafızları ile bağlantılı bir aracı şirketle iletişime geçmek ve gemilerinin mülkiyeti, bayrağı, kargo manifestosu, varış noktası, mürettebat listesi ve otomatik tanımlama sistemi (AIS) verileri hakkında bilgi vermek zorunda.
AIS, gemilerin konumlarını kaydetmek ve yayınlamak için kullandıkları bir transponder.
Aracı, geminin İsrail, ABD veya İran’ın düşman olarak gördüğü diğer devletlerle hiçbir bağlantısı olmadığından emin olmak için, gemiyle ilgili arka plan kontrolü yapılmak üzere dosyayı Devrim Muhafızları Donanması’nın Hürmüzgan İl Komutanlığına iletiyor.
Bir gemi bu kriterleri karşılıyorsa, geçiş ücretiyle ilgili görüşmeler başlıyor. Konuşan kaynaklar, İranlıların ülkeler için birden beşe kadar bir sıralama sistemi uyguladığını ve dost olarak görülen ülkelerden gelen gemilerin daha iyi şartlar elde etme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtti.
Petrol tankerleri için müzakerelerde başlangıç fiyatı genellikle varil başına 1 dolar civarında ve yuan veya stabilcoinlerle ödeniyor.
Çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) genellikle yaklaşık 2 milyon varil kapasiteye sahip.
Geçiş ücreti ödendikten sonra İran bir izin kodu ve rota talimatları veriyor. Gemilerin, geçiş anlaşmalarını müzakere eden ülkenin bayrağını çekmesi ve bazı durumlarda resmi kayıtlarını o ülkeye çevirmesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazına yaklaşırken, gemi çok yüksek frekanslı telsizinden geçiş kodunu yayınlıyor ve sektörde “İran gişesi” olarak adlandırılan bir ada grubu arasındaki kıyıya yakın bir rotadan geçişi boyunca ona eşlik eden bir devriye botu tarafından karşılanıyor.
Gemi izleme verileri, Hürmüz Boğazından geçen gemi sayısının geçen hafta savaş öncesi seviyelerin çok altında da olsa hafifçe arttığını gösteriyor.
Bloomberg’e göre İran’ın geçiş ücreti uygulamasının yasal dayanağı net değil. Ülkelerin genellikle kıyı şeridinden 12 deniz mili (yaklaşık 14 mil veya 22 kilometre) uzanan ve gemileri denetleme yetkisine sahip oldukları karasuları sınırları var.
İran, bu ay dünyanın denizcilik denetim kurumu olan Uluslararası Denizcilik Örgütüne (IMO) gönderdiği bir mektupta, düşmanca olmayan devletlerle ilişkili gemilerin Hürmüz’den güvenli geçiş yapabileceğini belirtti. Mektupta, düşmanca olarak gördüğü gemilere kısıtlama uyguladığı da eklendi.
Mektupta şunlar söylendi:
“Boğaza kıyısı olan bir devlet olarak İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası hukukun yerleşik ilke ve kurallarına tam olarak uygun olarak, saldırganlara ait veya onlarla bağlantılı gemilerin geçişini kısıtlamıştır.”
City University London’da ticaret ve deniz hukuku profesörü Jason Chuah, “İran’ın gerekçesi, bunun meşru müdafaa hakkının bir uygulaması olduğu ve bu nedenle gemileri kontrol etmeleri gerektiğidir. Ve bu gemileri kontrol ederken bir ücret ödemeniz gerekiyor. Çoğu uluslararası hukuk yorumcusunun bakış açısına göre, bu yasal değil,” dedi.
Gemi sahipleri ve işletmecileri, geçiş ücreti ödemeleri gerekip gerekmediği, ABD ve İran tarafından kendilerine hangi kurallar, yaptırımlar ve sözleşmelerin uygulanabileceği ve sigortalarının neleri kapsayabileceği konusunda zorlu hukuki sorularla karşı karşıya.
Hormuz Boğazından geçmek isteyen gemiler için sigorta maliyetleri dramatik bir şekilde yükseldi. Birkaç gemi, Basra Körfezinde veya boğazda demirliyken mermilerle vuruldu.
Uzmanlar, fiziksel riskler ve sigorta maliyetinin yanı sıra, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarafından yaptırımlara tabi olan Devrim Muhafızları ile anlaşma yapmanın, gemileri yaptırımları veya kara para aklama kurallarını ihlal etme riskine maruz bıraktığını belirtti.
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









