Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Cezayir, Lübnan’a 30 bin ton akaryakıt gönderdi

Yayınlanma

Cezayir, yakıt sıkıntısı nedeniyle elektrik kesintileri yaşayan Lübnan’a içinde bulunduğu krizi aşabilmesi için dün akşam 30 bin ton yakıt kapasiteli bir tanker gönderdi.

Cezayir devlet şirketi Sonatrach’tan yapılan yazılı açıklamada, Lübnan’a akaryakıt taşıyan “Ain Aker” tankerinin dün akşam yola çıktığı kaydedildi. Tankerin “ilk aşama olarak 30 bin ton akaryakıtla ilk sevkiyatı yapacağı” aktarıldı.

Lübnan’a yakıt sağlayacak tankerin yola çıkışının, ülkedeki elektrik santrallerini işletmek için gerekli miktarda yakıt sağlanması emrini veren Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un talimatıyla gerçekleştirildiği kaydedildi.

Yakıt krizi Lübnan alt yapısını felç etti: Beyrut, Bağdat’tan borçlarını silmesini talep etti

Lübnan Başbakanı Necib Mikati ile Cezayir Başbakanı Muhammed Nezir el-Arbavi, 18 Ağustos’ta telefonda görüşmüştü.

Görüşme sonrası yapılan açıklamada Arbavi, Tebbun’un talimatıyla, elektrik kesintisi krizinin üstesinden gelmesinde Lübnan’a yardımcı olmak için Cezayir’in acil petrol yardımında bulunacağını söylemişti.

Lübnan Elektrik Bakanlığından 17 Ağustos’ta yapılan açıklamada, Lübnan geneline 2019’dan beri sadece 4 saat verilen elektrik hizmetinin, ülke geneline elektrik dağıtan güneydeki Zahrani Tesisleri’nin yakıt yetersizliği nedeniyle hizmet dışı kalmasının ardından durduğu açıklanmıştı.

Başkent Beyrut’taki havalimanı ile deniz limanı da dahil ülke genelinde elektrik kesintisinin yaşandığı belirtilmişti.

Lübnan’da 2019’da patlak veren ekonomik kriz nedeniyle Lübnan Merkez Bankası daha önce elektrik üretimi için sübvanse edilen desteği çekmek zorunda kaldığını duyurmuştu.

Elektrik üretimini sadece petrolden sağlayabilen Lübnan hükümeti, yaklaşık 5 yıldır vatandaşlarına Irak ile yaptığı “petrol” anlaşması ile günlük maksimum 4 saat elektrik hizmeti sunabiliyor.

Lübnanlıların ekseriyeti 4 saatlik devlet elektriği dışında diğer saatlerde özel jeneratörler kullanıyor.

Ortadoğu

İngiltere Suriye yaptırımlarından bazılarını kaldırdı

Yayınlanma

Mart ayında Merkez Bankası dahil Suriye ekonomisini etkileyen kurumlar üzerindeki yaptırımlarını kaldıran İngiltere Suriye yaptırımlarından bazılarında daha geri adım attı. İçişleri ve Savunma bakanlıkları gibi güvenlikle ilgili kurumların dondurulan malvarlıklarını serbest bıraktı.

Reuters’ın haberine göre İngiliz Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan bildiride, Suriye İçişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve Genel İstihbarat Müdürlüğü’nün daha önce dondurulan mal varlıkları üzerindeki kısıtlamaların kaldırıldığı bildirildi.

Kararın gerekçesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, mart ayında da Suriye Merkez Bankası ve aralarında bankalar ve petrol şirketlerinin de bulunduğu 24 kuruluşun varlıkları üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmıştı.

Mart ayındaki kararın ardından açıklama yapan İngiliz hükümeti “Bu yaklaşım, Suriye’nin öncülüğü ve ev sahipliğinde bir siyasi geçiş sürecine destek dahil olmak üzere, Suriye halkının ülkelerini ve ekonomilerini yeniden inşa etmelerine yardımcı olma kararlılığımızın altını çiziyor. Suriye’de geçici (hükümet) otoritelerini eylemleriyle değerlendirmeye devam edeceğiz” demişti.

İngiltere, Suriye’de HTŞ’nin kurduğu geçici hükümeti resmi olarak henüz tanımasa da Suriye savaşı boyunca HTŞ’nin “sivil savunma kolu” gibi hareket eden Beyaz Baretlileri (Beyaz Miğferler) fonladı. İngiliz hükümeti, dezenformasyonlarıyla bilinen “Beyaz Baretliler”e son mali yardımını da HTŞ’nin liderliğindeki örgütler Şam’a yürürken yaptı.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı, geçen yıl aralık ayında hükümetin “Suriye’deki son gelişmeler ışığında” Beyaz Baretlilere yeni yardım yapacağı duyurdu. 2023’te “Beyaz Baretliler”e 2 milyon sterlin (yaklaşık 88,5 milyon lira) destek verildiği hatırlatılan açıklamada, gruba ek olarak 300 bin sterlin (yaklaşık 13 milyon lira) daha destek sağlanacağı belirtildi.

Beyaz Baretliler Suriye savaşı boyunca birçok yerde çektikleri sahte video ve fotoğraflarla tanınıyorlar. Batının “Esad rejimi kimyasal silah kullandı” yalanlarının baş aktörü olan örgüt en büyük kışkırtmalarından birine 2018’de Doğu Guta’da imza atmıştı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump yönetiminin İran’a sunduğu teklif: BAE modeli

Yayınlanma

BAE modeli nükleer tesisler için ihtiyaç duyulan zenginleştirilmiş uranyumun ülke içinde üretimini yasaklarken ithaline izin veriyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington ile Tahran arasında bu hafta sonu yapılacak dolaylı müzakerelerin üçüncü turu öncesinde ABD’nin sivil nükleer reaktörler işletmesi için İran’a izin verebileceğini ancak kendi uranyumunu zenginleştirmesine karşı çıktığını belirtti.

The Free Press’te yayınlanan bir podcast programına konuk olan Rubio, İran’ın tıpkı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve diğer bazı ülkeler gibi, sivil amaçlı düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu ithal edebileceğini söyledi.

Rubio, şöyle konuştu: “Eğer İran sivil bir nükleer program istiyorsa, bunu diğer birçok ülke gibi yapabilirler; yani zenginleştirilmiş uranyumu ithal ederler. Eğer gerçekten bunu istiyorlarsa barışçıl, sivil bir nükleer programa giden bir yol var. Ama uranyumu zenginleştirmede ısrar ederlerse, nükleer silah programı olmayan ama uranyum zenginleştiren tek ülke olurlar ki bu da sorun yaratır.”

Tamamen sonlandırma talebinden geri adım

Wall Street Journal’a (WSJ) göre bu öneri, geçen ay Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz’ın dile getirdiği “nükleer programın tamamen sonlandırılması” talebinden önemli bir geri adım anlamına geliyor. Rubio’nun açıklamalarına göre İran, nükleer reaktörlerini işletmeye devam edebilecek ancak nükleer silah üretimine giden yol, uranyumu zenginleştirme yasağı ile tıkanmış olacak.

Bu öneri aynı zamanda İran’ın nükleer programının tamamen sonlandırılmasını öngören “Libya modeli”nde ısrar eden İsrail ile ABD’yi  karşı karşıya getirebilir.

BAE modeli için İran ne diyor?

ABD’nin sunduğu teklif, her ne kadar İran’a “sivil nükleer program” hakkı tanısa da İran’ın nükleer yakıt için dışa bağımlı hale gelmesini de öngörüyor. Bu da Tahran açısından siyasi ve stratejik bir geri adım anlamına gelebilir.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kıdemli danışmanı Ali Şamhani, bu öneriyi Roma’daki görüşmeler sırasında reddederek “BAE modeli”ni kabul etmediklerini açıkça dile getirmişti. BAE, nükleer programının sivil kalacağı güvencesini vermek için uranyumu kendi imkanları ile zenginleştirmek yerine ithal ediyor.

İthal yakıta güvenmiyor

Princeton Üniversitesi’nde nükleer politika uzmanı olan eski İranlı yetkili Seyyid Hüseyin Museviyan’a göre Tahran, 1980’lerde ve 1990’ların başında ABD’nin Avrupa ülkelerinin yakıt sağlamasına izin vermesi halinde zenginleştirilmiş uranyumu ithal etmeyi kabul etmeye hazırdı, ancak Washington bu teklifi reddetti.

Obama ve Biden yönetimlerinde müzakereci olarak görev yapan Richard Nephew da 2015 anlaşmasına giden süreçte benzer fikirlerin gündeme geldiğini, ancak İran’ın daima kendi yakıtını üretme isteğini koruduğunu ve ithalata güvenmediğini söyledi.  Nephew, WSJ’ye yaptığı açıklamada, “Ortak girişimler ve uluslararası nükleer yakıt tedariki konuları on yıllardır tartışılıyor. Ancak konu her zaman aynı yere geliyor: İran, yakıtın zamanında kendilerine sağlanacağına güvenmiyor” dedi.

İran’ın kabul etme ihtimali düşük

Brandeis Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Başkanı Gary Samore’a göre İran’ın uranyum zenginleştirme programından tamamen vazgeçmesi son derece düşük bir ihtimal. Bu durumda Trump yönetiminin ya sıkı denetleme mekanizmaları altında sınırlı zenginleştirmeyi kabul etmesi ya da askeri seçeneği düşünmesi gerekeceğini iddia etti.

2015 tarihli nükleer anlaşmaya göre İran, uranyum zenginleştirme oranını 2031’e kadar %3,67 ile sınırlandırmayı kabul etmişti. Ancak ABD’nin 2018’de İsrail’in de teşvikiyle bu anlaşmadan çekilmesinden sonra İran’ın şu anda uranyumu %60 oranına kadar zenginleştirdiği belirtiliyor. Silahlarda kullanılan uranyumun ise en az yüzde 90 oranında zenginleşmiş olması gerekiyor.

İran’ın şu an en az altı nükleer bomba üretmeye yetecek miktarda yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğu bildiriliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Müzakereler sürerken ABD’den yeni İran yaptırımı

Yayınlanma

ABD’nin İran’la yürüttüğü nükleer müzakerelerin üçüncü turu için hazırlıklar sürerken yeni İran yaptırımı  gündeme geldi. Amerikan yönetimi, İranlı bir LPG şirketini ve bağlı kuruluşları hedef alan yeni yaptırımlar açıkladı. Yeni yaptırımları kınayan İran bu yaptırımların “diyalog süreciyle çeliştiğini” belirtti.

Tahran ile Washington arasındaki nükleer müzakerelerin “beklenenden iyi gittiği” bir dönemde, ABD’den İran’ın enerji sektörüne yeni yaptırım geldi. ABD Hazine Bakanlığı, nükleer müzakerelerin üçüncü turuna günler kala, sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) sektöründe önde gelen İranlı iş insanı Seyid Asadullah Emamjomeh ve onunla bağlantılı kurumsal ağı hedef alan yeni yaptırımlar açıkladı. Yaptırımlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer müzakerelere rağmen sürdürdüğü “İran üzerinde azami baskı” politikası çerçevesinde geldi.

Yeni İran yaptırımı için ‘Hamas ve Husi’ gerekçesi

ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasında, Emamjomeh ile Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yaşayan İngiliz ve İran vatandaşı oğlu Meisam Emamjomeh’in iştiraklerinin “İran yönetimine ve vekillerine gelir sağladığı” ileri sürüldü. Bakanlık, baba-oğulun “birden fazla İran ve BAE merkezli şirketi kullanarak yüz milyonlarca dolarlık bir LPG satış, taşıma ve teslimat ağının sahibi ve işletmecisi olduğunu ifade edip şu iddiada bulundu:

ABD: İran’ın petrol ihracatını tamamen durdurabiliriz

“Ham petrolün yanı sıra LPG, İran rejimi için önemli bir gelir kaynağı olmaya devam ediyor ve bu gelir, İran’ın nükleer ve gelişmiş konvansiyonel silah programlarının yanı sıra Hizbullah, Husiler ve Hamas gibi bölgesel vekil grupları ve ortakları finanse ediyor.”

Yeni yaptırımla ilgili yazılı açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi yaptırımların, Washington yönetiminin İran halkına karşı düşmanca tutumunun açık göstergesi olduğunu ve ABD’nin diyalog iddialarıyla çeliştiğini söyledi.

Bekayi, ABD’nin “siyasi baskı amacıyla zorbalık yaptığını” ve yaptırımların “hukuksuz” olduğunu belirtti.

Üçüncü tur bu cumartesi

Yeni yaptırım, El Arabi el Cedid’e konuşan kaynakların, “Tahran ile Washington arasındaki nükleer müzakerelerin beklenenden daha iyi ilerlediğini” söylediği bir dönemde açıklandı. Söz konusu kaynaklar, “Tahran ile Washington arasında önümüzdeki iki ay içinde -ki daha erken olması da muhtemel- bir anlaşma bekliyoruz. İran-Amerikan müzakereleri beklenenden daha iyi ilerliyor” demişti.

Beyaz Saray’da “İran” çekişmesi

Haberde “Amerikan müzakerecisinin ciddi davranışlarının İran tarafını şaşırttığı; nükleer anlaşmazlıkla ilgisiz, gerçekçi olmayan taleplerin dile getirilmediği” belirtilerek “ABD, İran’ın prensipte uranyum zenginleştirme hakkını onaylıyor” ifadeleri kullanılmıştı. Kaynaklar, İran’ın da “nükleer programının barışçıl doğası konusunda güvence vermek için öneriler sunduğunu” söylemişti.

Tahran ile Washington arasında Umman’ın arabuluculuğunda başlayan nükleer müzakerelerin ilk turu önceki cumartesi Maskat’ta, ikinci turu da 19 Nisan’da Roma’da yapıldı. Üçüncü turun da bu cumartesi Umman’da yapılması planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English