Bizi Takip Edin

Asya

Rusya ve Çin ticaretinde maliyetleri düşüren yeni ödeme ağı

Yayınlanma

Reuters‘ın haberine göre, yaptırım altındaki Rus bankaları ve şirketleri, Çin ile ticarette ödemeleri kolaylaştırmak için gizli bir ‘netting’ sistemi kurdu. Bu sistem, SWIFT kısıtlamaları ve ikincil yaptırım tehditleri sonrası ortaya çıktı ve işlem maliyetlerini önemli ölçüde düşürerek fon akışını hızlandırdı. Sistem, Rusya’nın Çin ile ticaretini sürdürmesine yardımcı oluyor.

Reuters haber ajansının ödeme işlemlerine vakıf dört kaynağa dayandırdığı haberine göre, yaptırım altındaki Rus bankaları ve şirketleri, Çin ile ticarette ihracat ve ithalat ödemelerini gerçekleştirmek için aktif olarak netting sistemlerini kullanıyor.

Bu sistemler, Rusya’nın iş dünyasının maliyetlerini kayda değer ölçüde azaltırken, para akışını da hızlandırdı.

Kaynaklar, 2024’ün başlarında ödeme acentelerinin komisyonlarının fatura tutarının yüzde 12’sine kadar çıktığını, ancak şu anda acente komisyonunun ortalama yüzde 2 ila 3’e düştüğünü belirtti.

Bu düşüş, büyük Rus bankaları ve ihracatçıların, Çin ile finansal lojistiği basitleştirmek amacıyla kapalı netting sistemleri oluşturmasının ardından mümkün oldu.

Finansal lojistik, 2022’de Rus bankalarının SWIFT’ten toplu olarak çıkarılması ve 2024’te büyük Çin bankalarının ikincil yaptırım tehdidi altında Rusya ile doğrudan ödemeleri neredeyse durdurmasıyla iki ağır darbe almıştı.

Ödeme piyasasından bir kaynak, “O zamanlar herkes, bu ödemeleri engellemelerden korumak için finansal akışları dost ülkeler üzerinden yapılandırma ihtiyacıyla karşılaştı, fakat insanlar artık bununla çalışmayı öğrendi, farklı ödeme çözümleri gelişiyor,” dedi.

Aynı kaynak ve diğerleri, Çin ile ödeme yapmanın şu anda en ucuz yolunun karşılıklı mahsuplaşma yoluyla “netting” olduğunu söyledi.

Aynı kaynak, “Alt tedarikçi olarak ödeme acentesi hizmetlerinin yanı sıra, karşılıklı mahsuplaşma, oturumlar… Hatta paranın sınırı geçmemesi için takas işlemleri bile yapıyoruz. Özellikle büyük ithalatçılar olmak üzere pek çok şirket, kendi yabancı yapı ağlarını geliştirmek ve üçüncü kişilere bağımlı olmamak için yatırım yapıyor,” diye ekledi.

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, geçen günlerde parlamentoda yaptığı konuşmada, Batı yaptırımlarının Rus şirketleri için sınır ötesi ödemeleri zorlaştırdığını, ancak alternatif ödeme kanallarının ortaya çıktığını belirtmişti.

Bankacılık çevrelerinden başka bir kaynak, “En etkili araç mal nettingidir. Esasen bu, mülk takasını ve kendi çevrelerinde ve hizmet bankalarında ihracatçıların ve ithalatçıların karşı akışlarına hizmet veren, bu akışları mahsuplaştıran ödeme acentelerinin kullanılmasını içeren bir çözümdür,” diye konuştu.

Kaynak, bu hizmetin büyük Rus bankaları tarafından kendi çevrelerinde oluşturulduğunu ve onların katılımı sayesinde bu sistemin henüz önemli bir temerrüt görmediğini söyledi.

Büyük şirketlerin, ödemelerin garantörü olarak bir banka edinmekle ilgilendiğini ve bankaların onlar için ödeme acentesi temerrüt riskinden koruyan araçlar sunduğunu belirtti.

Bankacılar, ödeme acenteleri aracılığıyla Çin ile ödeme sistemini anlatırken, yaptırım altında olmayan mallar ve karşı tarafın Çin’in 11 vilayetinden birine (Anhui, Heilongjiang, Shandong, Zhejiang, Guangdong, Xinjiang, Jilin, Shaanxi, Sichuan, Fujian ve Hebei) kayıtlı olması koşuluyla ödemelerin herhangi bir Çin bankasına gecikme olmadan doğrudan gittiğini söyledi.

“Çin yolu” olarak da adlandırılan 11 eyalet şeması, esas olarak büyük şirketlere yönelik olup, dezavantajı her ödemenin onaylanması gerekliliğidir.

Ayrıca, kaynağa göre, tedarikçi bu şemayı her zaman kabul etmiyor, zira genelde ihracat KDV’sini geri alamıyor.

Başka bir bankacı, hizmetin avantajlarını şöyle anlattı: “Şema, Rusya’ya ihraç edilen malların üretimi için temel olan 11 Çin vilayetiyle doğrudan çalışmaya olanak tanıyor. Maliyet, Merkez Bankası kuruna göre hesaplanıyor, üzerinde bir spread yok.”

Acente hizmetlerinin maliyeti, ithalatta fatura tutarının yüzde 1’inden, ihracat işlemlerinde ise yüzde 0,5’inden başlıyor.

Bankalar, Çinli karşı taraflara danışmanlık yaparak bu şema üzerinden KDV iadesine yardımcı olduklarını dile getirdi.

Bir bankacı, “İstatistiklere göre, şu anda yüzde 100 para transferi başarımız var, yani tek bir iade bile olmadı. Para iki gün içinde teslim ediliyor. Şu anda haftada bir, Perşembe günleri bir takas oturumu yapılıyor,” dedi.

Nisan sonundan itibaren salı ve perşembe günleri olmak üzere iki takas oturumu başlatmayı planladıklarını da sözlerine ekledi.

Çin’in Moskova Büyükelçisi Zhang Hanhui, takasın iki ülke arasındaki karşılıklı ödemeleri düzenlemeye olanak sağladığını doğruladı.

Zhang, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Uluslararası karşılıklı mahsuplaşmayı iç mahsuplaşmaya dönüştürebiliriz. Sonra hesapları karşılaştırırız ve hepsi bu; denge,” dedi.

Diplomat, “Bankalarımız arasında SWIFT yerine yeni bir kanala ihtiyaç var. Şu anda bu konu tartışılıyor,” diye konuştu.

Rusya Maliye Bakanlığı Finans Politikaları Dairesi Direktör Yardımcısı Osman Kabaloyev ise, yetkililerin iş dünyası ve bankalar için farklı seçeneklerden oluşan tam bir “ödeme menüsü” oluşturmak amacıyla alternatif ödeme mekanizmalarının oluşturulmasını desteklediğini ifade etti.

Bankacılık çevrelerinden bir kaynak, “Geniş çözüm yelpazesi sayesinde, bankacılık sisteminde alternatif ödemelerin fiyatları son zamanlarda düştü… Her büyük ihracatçı veya ithalatçı, bankalarla rekabet ederek, Rusya dışındaki ilişkili şirketlerinin imkanlarını kullanarak ödemelere dahil olmaya çalışıyor,” dedi.

Kaynak, büyük kurumsal müşteriler için kur komisyonları dahil olmak üzere teslimat tarifelerinin ortalama aralığının ödeme tutarının yüzde 2 ila 3’ü olduğunu, bunun hem itibari para hem de kripto ödemeleri için geçerli olduğunu ekledi ve küçük ve orta ölçekli işletmeler için tarifelerin yüzde 4’ü aşmadığını kaydetti.

Kaynak, “Çin yolu”nda fiyat koşullarının en uygun olduğunu, ancak vilayetler ve mal isimleri konusunda kısıtlamalar olduğunu ve takas oturumlarının az olduğunu söyledi.

Küresel ticaret savaşları, Rus iş dünyasına Çin’in artık ABD tehditlerine daha kolay yaklaşacağı varsayımını güçlendirdi.

Rus Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, “Çin ithalatının Rus pazarına aktif olarak nüfuz etme olasılığı yüksek. Çinlilerin ikincil yaptırımlardan korkmayı bırakması dışlanmıyor,” dedi.

Çin Büyükelçisi ise, “Rusya-Çin ilişkileri sadece daha iyiye doğru, zaferden zafere değişiyor… Amerikan yaptırımlarını er ya da geç aşacağız,” diye konuştu.

Çin uluslararası sistemi nasıl değerlendiriyor? Şanghay, Hangzhou ve Pekin’den akademisyenlerle özel söyleşi

Asya

Japon elektrik üreticisi JERA, ABD’deki veri merkezi için 3 milyar dolarlık büyük gaz yakıtlı santral kuracak

Yayınlanma

Nikkei Asia’nın pazartesi günü edindiği bilgiye göre Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, ABD’de aynı sahada yer alacak bir veri merkezi için yaklaşık 500 milyar yen, yani 3 milyar dolar değerinde büyük bir gaz yakıtlı elektrik santrali inşa edecek.

Bu adım, Japon şirketinin ABD’li teknoloji devlerinin yapay zekâya yönelik benzeri görülmemiş yatırımları karşısında hızla büyüyen enerji altyapısı talebinden pay alma hedefiyle birlikte geldi.

Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, büyük dil modellerinin eğitimi için bitişikteki veri merkezlerine elektrik sağlamak üzere ABD’de doğal gaz santrali inşa etmek amacıyla büyük Amerikan teknoloji şirketleriyle ortaklık kuruyor. 3 milyar dolarlık yatırım kapsamında kurulacak santralin 2028’de faaliyete geçmesi planlanıyor.

Bu proje, yapay zekâ eğitimi için istikrarlı elektrik arzına duyulan acil ihtiyacı yansıtıyor. Doğal gaz santralleri, veri merkezlerinin yüksek yük taleplerini karşılamak için geçiş dönemi çözümü işlevi görüyor.

Piyasa mekanizmaları açısından bakıldığında, yapay zekâ sermaye harcamaları elektrik üretimi ile veri merkezlerinin birlikte gelişimini tetikliyor. Finansman doğal gaz altyapısına ve hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerine yönelirken, elektrik ekipmanı tedarikçileri ve bulut hizmet sağlayıcıları bu süreçten fayda sağlıyor.

JERA daha önce yurt dışı enerji varlıklarına yönelik yatırımlarını aktif biçimde geliştirmişti. ABD’li teknoloji devleriyle bu santral işbirliği, Japon şirketlerinin küresel yapay zekâ tedarik zincirine katılma stratejisinin devamı niteliğinde. Bu eğilim, Microsoft gibi şirketlerin kendi veri merkezi enerji kaynaklarını inşa etmesine benzer bir yönelimi yansıtıyor.

Sermaye akışları bakımından proje, altyapı fonlarını ve enerji dönüşümü sermayesini kendine çekecek. Bu da doğal gazın yapay zekâ veri merkezleri için güvenilir bir baz yük enerji kaynağı rolünü güçlendirirken, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarını da teşvik edecek.

Google ve Amazon’un veri merkezleri için uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları imzalamasına benzer şekilde, Japon şirketleri de doğrudan yatırımlar yoluyla yapay zekâ büyümesinden doğan kazançları güvence altına alıyor. Bu süreç, küresel enerji ve bilişim altyapısının entegrasyonunu hızlandırıyor.

Özünde bu gelişme, teknolojik ikame ve sanayi zincirinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Yapay zekâ eğitiminde kullanılan hesaplama gücündeki patlayıcı büyüme, yerel elektrik tedarikini zorunlu kılıyor. Bu durum, fiyatlama gücünü geleneksel kamu hizmeti şirketlerinden veri merkezleri ile elektrik üretiminin birleşimine doğru kaydırıyor ve küresel enerji sermayesinin tahsisini yeniden şekillendiriyor.

Japon sanayiciler ve yöneticiler, ABD’ye ‘sonu gelmez’ yatırımlar konusunda uyardı

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore, Orta Doğu’da savaş sonrası yeniden imar için görev gücü kurdu

Yayınlanma

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore hükümetinin, Güney Koreli şirketlerin çatışma sonrası yeniden imar çalışmalarına katılımını desteklemek amacıyla Orta Doğu genelinde ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını belirlemek üzere bir görev gücü kurduğunu söyledi.

Cho, düzenlediği basın toplantısında, “Güney Koreli şirketlerin Orta Doğu’daki yeniden imar çalışmalarına katılımını kolaylaştırmak ve bölgeyle daha geniş ekonomik işbirliği geliştirmek amacıyla bakanlık özel bir görev gücü kurdu ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını aktif biçimde tespit etti” dedi.

Cho, “Krizlere verdiğimiz yanıtlar, Orta Doğu ülkeleri nezdinde Güney Kore’nin zor zamanlarda yanlarında duran güvenilir bir ortak olduğu algısını güçlendirdi” diye ekledi.

Geçen hafta ABD ve İran, aylar süren savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı. Söz konusu mutabakat, iki ülke arasındaki ateşkesi 60 gün uzatacak; bu süre içinde nükleer meseleler ve diğer başlıkların ele alınarak nihai bir barış anlaşmasına varılması için müzakereler yürütülecek.

Cho, anlaşmanın yalnızca kısa vadeli bir gerilimi azaltma tedbiri olarak kalmaması, aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın temeli haline gelmesi için ABD ve daha geniş uluslararası toplumla birlikte çalışacaklarını taahhüt etti.

Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan Güney Kore bağlantılı gemilere ilişkin olarak Cho, hükümetin ilgili koşulları ve Kore gemileri ile mürettebatının güvenliğini yakından izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.

Cho, “Bizim gemilerimiz de dahil olmak üzere tüm gemiler için serbest ve güvenli geçişin hızla yeniden tesis edilmesini sağlamak amacıyla ilgili ülkelerle işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi. “Yakın gelecekte İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yapılması için Tahran ile koordinasyon halindeyiz” diye ekledi.

Okyanuslar Bakanlığı’na göre, Güney Kore tarafından işletilen iki gemi pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan çıktı. Bu gemiler, geçen haftaki ABD-İran anlaşmasıyla stratejik deniz yolunun yeniden açılmasının ardından su yolundan geçen ilk Güney Kore bağlantılı gemiler oldu.

Bu çıkışla birlikte bölgede kalan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı 22’ye düştü.

Daha sonra bakanlıktan üst düzey bir yetkili, Güney Kore ile ABD’nin bu yıl içinde, Seul’ün nükleer denizaltı arayışı ile uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtı yeniden işleme kabiliyetleri dahil olmak üzere temel nükleer işbirliği konularında anlaşmaya varmasının beklendiğini söyledi.

Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Son görüşmeler Güney Kore’de yapıldı ve yakın gelecekte ABD’de yeni bir turun gerçekleştirilmesi bekleniyor” dedi.

Güney Kore’nin zenginleştirme ve yeniden işleme haklarını elde edebilmesi için ABD ile ikili nükleer işbirliği anlaşmasında, 123 Anlaşması olarak bilinen düzenlemede, kısmi ya da kapsamlı değişiklikler yapılmasını veya bir ek protokol kabul edilmesini sağlaması gerekecek.

Yetkili, “Bir anlaşmanın biçiminden çok içeriği önemlidir” dedi ve aynı ilkenin nükleer denizaltılara ilişkin görüşmeler için de geçerli olduğunu belirtti. “Mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak gibi net bir hedef belirledik” dedi.

Kuzey Kore konusunda ise yetkili, Çin’in Pyongyang’ın nükleer silah programına fiilen göz yumduğu yönündeki spekülasyonları reddederek, Pekin’in “bu konuyu kamuoyu önünde tartışmaktan kaçınmış göründüğünü” söyledi.

Bu açıklamalar, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in kısa süre önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmek üzere Pyongyang’a yaptığı ziyaretin ardından geldi. Önceki görüşmelerinin aksine, bu ziyarette Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusu kamuoyu önünde dile getirilmedi.

Bakanlık yetkilisi, “Çin’in bu konuyu kamuoyu önünde ele alma konusundaki isteksizliği, Kuzey Kore ile ilişkileri ve Pyongyang ile Moskova arasındaki büyüyen ilişki bağlamında daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir” dedi.

Yetkili ayrıca Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasında derinleşen hizalanmanın arzu edilmeyen bir durum olacağı uyarısında bulundu ve Güney Kore, Çin ve Japonya arasındaki üçlü işbirliğinin önemini vurguladı.

Başkan Lee Jae Myung’un kısa süre önce G7 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’a Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasının aşamalı olarak yürütülmesi yönünde yaptığı öneriye ilişkin olarak yetkili, Seul ile Washington’ın büyük ölçüde aynı çizgide kalmaya devam ettiğini söyledi.

“Çalışma düzeyindeki istişareler yoluyla ABD ile koordinasyonu sürdürdük; bu nedenle pozisyonlarımız arasında temel bir fark olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Rusya’nın yaptırımlı LNG’si için ikinci terminali hazırlıyor

Yayınlanma

ABD yaptırımı altındaki Arktik LNG-2 projesinden geçen yıl sevkiyat almaya başlayan Çin, Rus sıvılaştırılmış doğalgazını kabul etmek için ikinci bir ithalat terminali hazırlıyor. Reuters’a konuşan kaynaklar, Şandong eyaletindeki yeni terminalin ekim ayına kadar hazır hale getirilmesinin planlandığını belirtiyor.

ABD yaptırımları altında bulunan ve geçen yıl Çin’deki bir limana sevkiyat gerçekleştiren Arktik LNG-2 projesinin yeni bir kabul noktasına sahip olabileceği belirtildi.

Reuters haber ajansına konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi olan üç kaynak, Çin’in yaptırımlı Rus sıvılaştırılmış doğalgazını (LNG) işlemek üzere ikinci bir ithalat terminali hazırladığını aktardı.

Söz konusu kaynaklar, bu amaçla doğu eyaleti Şandong’da yer alan ve inşası yeni tamamlanan Lungkou LNG terminalinin kullanılacağını bildirdi.

Enerji sektöründen üst düzey bir yönetici, mekanik ekipman montajı tamamlanan terminalin kış sezonu başlangıcı olan ekim ayından önce hazır hale getirilmesinin planlandığını ifade etti.

Yeni terminali, Ağustos 2025’ten bu yana Rus LNG’sini kabul eden Beyhay terminalini de işleten boru hattı şirketi PipeChina yönetecek.

Arktik LNG-2 projesini yürüten Novatek şirketi, Çin’in tek alıcı olarak kalması nedeniyle ürünlerini yüzde 35 ila yüzde 40 indirimle satmak zorunda kalıyor.

Projeden gaz ihracatının normal şartlarda 2024 yılının başında başlaması öngörülüyordu, ancak ABD 2023 yılının sonbaharında projeye yönelik yaptırımlar uygulamaya koydu.

Novatek, bu gelişmenin ardından LNG’yi yüzer depolama tesislerine taşımaya başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gerçekleştirdiği ziyaret döneminde, Kamçatka açıklarında bulunan bu depolama tesislerinin birinden Çin’e yönelik ilk sevkiyatlar gerçekleştirildi.

Kpler verilerine göre, 10 aydan kısa bir sürede Çin, Arktik LNG-2 projesinden toplamda 2,6 milyon ton ağırlığında 41 parti LNG teslim aldı. Projenin geliştirme planı ise yıllık 18,9 milyon ton üretim yapılmasını öngörüyordu.

Buna göre Novatek, yaptırımlar sebebiyle projenin tam kapasiteyle çalışması durumunda hedeflenen miktarın yaklaşık 6 kat daha azını satabildi. Şirket, iki üretim hattını inşa etmesine rağmen üçüncü hattın inşasını ertelemek zorunda kaldı.

Reuters, Beyhay terminalinin yaptırım listesinde yer alan bir diğer tesis olan “Gazprom LNG Portovaya” fabrikasından da üç parti gaz kabul ettiğini kaydetti.

Beyhay’daki Çin terminalinin yıllık kapasitesi 6 milyon ton düzeyinde bulunurken, Lungkou’daki yeni terminalin yılda 5 milyon ton gaz kabul etme kapasitesine sahip olacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English