Bizi Takip Edin

Asya

Çin ve Butan, Yeni Delhi’nin gölgesinde sınır anlaşmazlığını çözme yolunda ilerliyor

Yayınlanma

Çin ve Butan, aralarındaki sınır anlaşmazlığının bir an önce çözüme kavuşturulması ve diplomatik ilişkilerin kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, Pekin’in bir Himalaya krallığı olan Butan’ı Yeni Delhi’den uzaklaştırma çabalarında bir “dönüm noktası” olarak nitelendirildi.

Salı günü Pekin’de yeni bir tur sınır görüşmelerini tamamlayan iki ülke, sınırın belirlenmesi ve sınırlandırılması için teknik bir ekibin sorumluluk ve işlevleri konusunda bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Aynı gün geç saatlerde yapılan ortak basın açıklamasında, Butan Dışişleri Bakanı Tandi Dorji ve Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Sun Weidong başkanlığındaki görüşmelerin “sıcak ve dostane bir atmosferde” gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada her iki tarafın da “olumlu ivmeyi devam ettirme konusunda mutabık kaldıkları” kaydedildi.

Çin Başkan Yardımcısı Han Zheng ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, ziyaret eden Butanlı diplomatla ayrı ayrı yaptıkları görüşmelerde krallığı sınır sorununu çözmeye ve Pekin ile resmi diplomatik bağlar kurmaya çağırdı.

Geleneksel olarak Hindistan’ın yakın bir müttefiki olan Butan’ın Çin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin diğer dört daimi üyesiyle diplomatik bağları bulunmuyor. Çin’in 14 kara komşusu arasında Pekin ile sınır anlaşmazlıklarını henüz çözmemiş olan sadece iki ülke Butan ve Hindistan.

Çin’in resmi Xinhua haber ajansına göre Çin Başkan Yardımcısı Han, Butan ve Çin’i “dağları ve nehirleri paylaşan dost komşular” olarak tanımladı ve son yıllarda ikili ilişkilerde kaydedilen ilerlemeyi selamladı; her iki tarafın da sınır belirleme sürecini ve diplomatik ilişkilerin kurulmasını hızlandırma konusunda mutabık kaldıklarını söyledi.

Xinhua’nın aktardığına göre Butan Dışişleri Bakanı Tandi Dorji de Butan’ın tek Çin ilkesine verdiği desteği yineledi.

“Her iki taraf da sınırlarını belirleme ve erken bir tarihte diplomatik ilişkiler kurma konusunda kesin bir kararlılığa ve samimi bir arzuya sahip” diyen Dorji, Butan’ın Çin ile işbirliği ivmesini sürdürmeye ve ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesi için çaba göstermeye istekli olduğunu sözlerine ekledi.

Pazartesi günü Dorji ile bir araya gelen Wang, Çin’in sınır müzakerelerini sonuçlandırmaya ve Butan ile “mümkün olan en kısa sürede” diplomatik ilişkiler kurmaya hazır olduğunu söyledi.

Wang, Çin ile bir sınır anlaşması ve diplomatik bağların “Butan’ın uzun vadeli temel çıkarlarına tamamen hizmet ettiğini” vurguladı.

Hindistan yeşil ışık yakacak mı?

South China Morning Post’a konuşan Şanghay Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nde araştırmacı olan Zhao Gancheng, anlaşmanın ve her iki tarafın açıklamalarının çözülmemiş sınır sorunları konusunda yeni bir uzlaşıya işaret ettiğini ve önemli bir atılım anlamına geldiğini söyledi.

Zhao, Çin’in Butan ile bağ kurabilmesi halinde bunun Pekin’in Güney Asya’daki diplomasisi için büyük bir ilerleme anlamına geleceğini, zira denize kıyısı olmayan Himalaya ülkesinin dış politikasının büyük ölçüde Hindistan’ın etkisi altında olduğunu belirtti.

Çinli araştırmacı şöyle devam etti: “Bu çok cesaret verici, ancak bu atılım şüphesiz Hindistan için büyük bir sınav teşkil edecek. Yeni Delhi’nin buna nasıl karşılık vereceğini zaman gösterecek. Geçmişte yaptığı gibi tekrar müdahale edecek mi?”

Zhao’ya göre, Çin ve Butan 1996 civarında diplomatik bağlar kurma konusunda benzer bir uzlaşmaya varmış ancak Hindistan’ın muhalefeti nedeniyle ilerleyememişti.

1984 ve 2016 yılları arasında Çin ve Butan arasında 24 tur sınır görüşmesi yapıldı. Görüşmeler, 2017 yazında Çin ve Hindistan birliklerinin 73 gün süren bir çatışmaya girdiği Doklam sınır krizinin ardından askıya alındı.

Sınır müzakereleri, iki tarafın Ekim 2021’de görüşmeleri hızlandırmak için “üç adımlı bir yol haritası” imzalamasının ardından ivme kazandı.

Şanghay Belediyesi Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde bölgesel ilişkiler uzmanı olan Wang Dehua, Başbakan Lotay Tshering liderliğindeki mevcut Butan yönetiminin Pekin dostu olarak görüldüğünü, ancak Hindistan’ın Çin’in Butan ile ilişkilerindeki en büyük engel olmaya devam ettiğini belirtti.

Wang, “Bu, Çin ve Butan’ın [diplomatik bağlar kurma] işini halletmeleri için iyi bir fırsat. Ancak bununla birlikte, Butan hükümetinin Hindistan’ın desteğini almadan böylesine önemli bir dış politika kararı almasının mümkün olduğundan şüpheliyim,” dedi ve ekledi:

“Muhtemelen yüzde 50 başarı şansı var, bu da esas olarak Hindistan’ın yeşil ışık yakıp yakmayacağına bağlı. Ancak Butanlı yetkililerin [Çin’le daha yakın ilişkiler kurmak istediklerine dair] açıklamaları yine de Yeni Delhi için bir ikilem yarattı ve bu da Çin için Hindistan karşısında bir koz olabilir.”

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.

Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.

X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.

“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”

Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.

Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.

Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu

Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.

Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.

Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English