Amerika
Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Trump’ın İran uzlaşmasına şüpheyle yaklaşıyor

ABD’de Cumhuriyetçi Kongre üyeleri, Başkan Donald Trump’ın İran ile vardığı iki haftalık ateşkes kararını memnuniyetle karşılarken, geçici nitelikteki bu uzlaşmanın ‘ülkenin çıkarlarını korumak için yalnızca bir başlangıç olduğu’ uyarısında bulundu.
Amerika Birleşik Devletleri’nde Cumhuriyetçi Partili Kongre üyeleri, Başkan Donald Trump’ın İran ile vardığı iki haftalık ateşkes anlaşmasını olumlu karşılıyor.
Ancak partideki pek çok isim, bu geçici ve hassas sürecin yalnızca ilk adım olduğu, “ABD’nin ulusal çıkarlarını korumak ve kalıcı bir barışı tesis etmek için daha fazla çaba sarf etmesi gerektiği” uyarısında bulunuyor.
Başkan Trump, Tahran yönetimine Hürmüz Boğazı’nı aynı gün saat 20.00’ye kadar yeniden açması ve bir anlaşmaya varması için süre tanımış; aksi halde “bu gece koca bir medeniyetin öleceği” yönünde tehditte bulunmuştu.
Salı günü düşmanlıkların iki hafta süreyle askıya alındığını duyurması ise ülkede geniş yankı uyandırdı. Trump’ın bu ani stratejik dönüşü, daha önce kullandığı tehdit dilini eleştirenler de dahil olmak üzere pek çok Cumhuriyetçi arasındaki endişeleri hızla yatıştırırken; ateşkes, ABD için bir diplomatik başarı olarak nitelendirildi.
Tüm bunlara rağmen, anlaşmanın geleceğine dair belirsizlikler devam ediyor. İsrail’in çarşamba günü Lübnan’a düzenlediği saldırılar, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapattığına dair haberler ve taraflar arasındaki süregelen gerilim, Cumhuriyetçi milletvekillerini tedirgin ediyor.
Cumhuriyetçi Parti üyeleri, durumun istikrara kavuşması için Trump ve müzakere heyetinin önümüzdeki günlerde kararlı adımlar atması gerektiğini belirtiyor.
Nebraska Temsilcisi Cumhuriyetçi Don Bacon, çarşamba günü CNN’e verdiği mülakatta, savaşın sona ermekten çok uzak olduğunu vurguladı.
Mevcut yönetimin yerini koruduğuna dikkat çeken Bacon, müzakerelerin İran’ın değil ABD’nin elini güçlendirecek bir konumdan yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Bacon, “Beni endişelendiren husus şu: Eğer yerlerinde kalırlarsa ve bize nefret beslemeye devam ederlerse; bu insanlar, yani Devrim Muhafızları Ordusu, Ayetullahlar ve mollalar, ordularını yeniden inşa etmek için ilk fırsatta Rusya ve Çin ile işbirliği yapacaklardır. Bu da beş, altı veya sekiz yıl sonra yeniden bir tehdit haline gelecekleri anlamına geliyor” dedi.
İran, savaşı sonlandırma hedefiyle ABD’ye 10 maddelik bir yanıt metni iletmiş ve Trump salı akşamı bu metnin “müzakereler için üzerinde çalışılabilir bir zemin” olduğunu belirtmişti. Ancak İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada ABD’yi üç kritik maddeyi ihlal etmekle itham etti.
İran saldırıları sürerken ve Boğaz İran yönetiminin kontrolündeyken ortada gerçek bir anlaşma olup olmadığı sorusuna yanıt veren Bacon, “Bir anlaşma olduğundan emin değilim. Bunu önümüzdeki 24-48 saat gösterecek. Ancak ateş etmeye devam ederlerse, İran’da vurabileceğimiz daha çok hedefimiz var” ifadelerini kullandı.
Kongre’deki önemli isimlerden Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham ise çarşamba günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, öncelikli sonucun İran’daki şiddet dönemini sona erdirecek diplomatik bir çözüm olduğunu kaydetti.
Graham, müzakere edildiği belirtilen belgede kaygı verici hususlar olduğunu ifade ederek “Zaman her şeyi gösterecek” dedi.
Ayrıca, Obama dönemindeki İran nükleer anlaşmasını test etmek için Senato’nun izlediği yönteme benzer bir Kongre inceleme süreci çağrısında bulunan Graham, “Herhangi bir konuyu anlamanın en doğru yolu; açıklama yapma imkanının tanındığı adil ve zorlayıcı sorular ile tam bir şeffaflıktır” dedi.
Florida Temsilcisi Cumhuriyetçi Randy Fine ise Trump’ın süreci “uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözüme” ulaştıracağına güvendiğini belirtti.
Fine, “İki haftalık bir ateşkes bir son değildir. Çözüme ulaşmak için verilen bir aradır” değerlendirmesini yaptı. Fine, ABD’nin temel hedeflerinin İran hükümetinin nükleer silah arzusundan vazgeçmesini sağlamak ve bu silahları ulaştırma kabiliyeti geliştirme çabalarını durdurmak olduğunu vurguladı.
Fine ayrıca şunları kaydetti:
“Çok hassas bir dönemdeyiz ve nasıl sonuçlanacağını göreceğiz. Ancak Başkan Trump’ın ‘Ya iyileş ya da öl’ şeklindeki tehdidinin yerinde olduğunu düşünüyorum; sahip olacakları seçenek budur. Bizim işimiz başka bir ulus inşa etmek değil; geçmişte denediğimizde bunu iyi yapamadık. Bizim işimiz ‘Önce Amerika’ demek; yani Amerikan çıkarlarını korumak ve İran’ın bizi nükleer silahla vuramayacağından emin olmaktır. ‘Önce Amerika’ ilkesinin asıl karşılığı budur.”
Demokratlar ve Cumhuriyetçiler savaşla ilgili Kongre’ye brifing verilmesi talebinde bulunurken; Demokratlar, Trump’ın süreci yönetim biçimine sert tepki gösteriyor.
Demokrat Partili isimler, Trump’ın savaş yetkilerini kısıtlayacak önlemleri meclis gündemine taşımayı hedefliyor.
Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar perşembe günkü oturumda böyle bir kararı oybirliğiyle geçirmeyi planlarken, Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer üst kanadın önümüzdeki hafta İran savaş yetkileri kararı için oylama yapacağını duyurdu.
Schumer, “Trump’ın stratejik yetersizliği nedeniyle ülkemiz daha kötü bir durumda. Artık yeter. Savaş Yetkileri Kararını geçirin ve savaşı bitirin” dedi.
Cumhuriyetçiler ise çatışmada ABD’nin bazı hedeflerine ulaşıldığını vurgulayarak gelecek için iyimser olduklarını ifade ediyor. Florida Temsilcisi Jimmy Patronis, “Başkan’ın gücünün müzakere yeteneğinde olduğunu fark etmek çok önemli. Eğer onu küçümserseniz bu sizin sorumluluğunuzda olur. O kazanma konusunda çok başarılı; hatta sahip olduğumuz en iyi isim olabilir” dedi.
Patronis ayrıca Ortadoğu ülkelerinin bir araya gelerek bu mücadeleye göğüs gerdiğini ve ABD’nin yanında durduğunu belirterek, “İran’ın sayıca azınlıkta kaldığını, önümüzde daha güvenli ve müreffeh günlerin olduğunu düşünüyorum” diye ekledi.
Bacon, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada ise ABD için en iyi sonucun, “halkına saygı duyan, nükleer programdan geri adım atan ve ABD ile dostane ilişkiler kuran bir hükümet” olduğunu söyledi ve “Bu başarılamazsa, en azından İran’ın kabiliyetlerini önümüzdeki yıllar boyunca zayıflatmış olduk” dedi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek










