Rusya
Dağıstan’daki havalimanında İsrail’den gelen uçak nedeniyle şiddet olayları: 80’den fazla gözaltı

İsrail-Filistin çatışmasının tırmanmasıyla Tel Aviv’den gelen tarifeli bir yolcu uçağı nedeniyle 29 Ekim’de Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan’daki Mahaçkale havaalanında kitlesel şiddet olayları başladı.
TASS‘ın aktardığına göre yüzlerce kişi hava limanı binasına ve havaalanına girdi, daha sonra kolluk kuvvetleri tarafından dışarı çıkarıldılar. Dün gece açıklanan verilere göre, aralarında polis memurlarının da bulunduğu 20’den fazla kişi yaralandı ve 80’den fazla gösterici gözaltına alındı.
Dağıstanlı yetkililer ve din adamları olayı provokasyonla ilişkilendirerek kınadı.
Putin: Olay Batılı istihbarat örgütleri tarafından kışkırtıldı
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, olayların Ukrayna ile bağlantılı sosyal medya kanalları ve Orta Doğu’daki krizden faydalanmak isteyen Batılı istihbarat servisleri tarafından çıkarıldığını söyledi.
Dün Rus kolluk kuvvetleri yetkilileriyle düzenlediği toplantının öncesinde konuşan Putin, “Dün gece Mahaçkale’de meydana gelen olaylar, sosyal medya da dahil olmak üzere, Batılı istihbarat örgütlerinin eliyle Ukrayna topraklarından organize edildi,” ifadelerini kullandı.
Putin, Washington ve müttefiklerinin Ukrayna’da Nazileri ve işbirlikçilerini açıkça yücelten bir rejimi desteklerken aynı zamanda İsrail’e verdikleri desteği övmelerindeki ironiye işaret ederek, “Kiev’in Rusya’da pogromları kışkırtan destekçilerinin ne yaptıklarının farkında olup olmadıklarından emin değilim,” diye konuştu.
Batı’nın Rusya’nın çok etnikli ve çok dinli toplumunu istikrarsızlaştırma ve bölme girişimlerinde bulunduğuna işaret eden Putin, bunun şimdi de Orta Doğu’da devam eden kriz nedeniyle halkın öfkesinden faydalanmaya çalışılarak yapıldığını öne sürdü.
Putin şöyle devam etti: “Mecut Orta Doğu krizinin, İsrailli sivillere ve bu devletin topraklarındaki diğer ülkelerden insanlara yönelik bir terör saldırısıyla nasıl başladığını hatırlıyoruz. Fakat teröristleri cezalandırmak yerine, ne yazık ki kolektif sorumluluk ilkesi çerçevesinde Gazze halkından intikam alındığını da görüyoruz.”
Ukrayna, Filistin, Suriye, Irak, Afganistan ve başka yerlerde ekilen kaosun, Rusya da dahil olmak üzere tek kutuplu dünya düzenine son vermek isteyen rakiplerini ‘caydırmak ve istikrarsızlaştırmak’ adına kullanıldığını söyleyen Putin, ABD ve müttefiklerinin ‘küresel istikrarsızlığın ana menfaatçileri’ olduğunu belirtti.
Rusya lideri, “Kutsal topraklarda kalıcı bir barışa ihtiyaçları yok, Orta Doğu’da daimi bir kaosa ihtiyaçları var, bu yüzden Gazze Şeridi’nde derhal ateşkes sağlanmasında ısrar eden, akan kanın durdurulmasında ısrar eden ve krizin çözümüne katkıda bulunmaya hazır olan ülkeleri itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Birleşmiş Milletler bile, uluslararası toplumun açıkça ifade edilen tutumu, saldırılara, gerçek bir zulme ve itibarsızlaştırma girişimlerine maruz kalıyor. Tavrımızı açıkça ifade ettik ve etmeye devam ediyoruz ve bu yıldan yıla değişmiyor; ihtilafın çözümünün anahtarı egemen, bağımsız bir Filistin devletinin, tam teşekküllü bir Filistin devletinin kurulmasıdır,” değerlendirmesini yaptı.
Kadirov: Provokasyon girişimi engellendi
Bununla birlikte Çeçenistan lideri Ramzan Kadirov, yaşanan provokasyon girişiminin pazartesi gecesi engellendiğini bildirdi.
Telegram kanalından paylaşım yapan Kadirov, “Bu provokasyon girişimi dün gece Çeçen Cumhuriyeti’nde oldukça hızlı bir şekilde engellendi. Ulusal Politika, Dış İlişkiler, Basın ve Enformasyon Bakanı Ahmed Dudayev liderliğindeki bölge medyası, sahte çağrılara zamanında dikkat çekti ve halkı aceleci davranmamaları konusunda uyardı. Polis ve Rosgvardiya da her türlü provokasyona karşı teyakkuza geçirildi,” diye ekledi.
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog: Yaşananlar son derece rahatsız edici
İsrail Cumhurbaşkanı Ayzek Herzog ise Mahaçkale havaalanındaki ayaklanmaları şok edici olarak nitelendirdi. Die Welt gazetesine mülakat veren Herzog, “Bunlar şok edici ve son derece rahatsız edici. Bu tüm hükümetleri alarma geçirmesi gereken bir şey, bu saf anti-Semitizm ve kesinlikle kontrollü,” diye konuştu.
Herzog, “Pogroma benzer bir şeydi. Tanrıya şükür ki yetkililer nihayetinde engelledi,” yorumunu yaptı.
Dağıstan Cumhurbaşkanı Melikov: Katılımcı ve organizatörlere yönelik operasyonlar sürüyor
Özerk Dağıstan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sergey Melikov da gazeteci Vladimir Solovyov’un sunduğu Solovyov Live yayınında yaptığı açıklamada, Mahaçkale havaalanındaki kitlesel ayaklanmaların katılımcıları ve organizatörlerinin gözaltına alınmaya devam ettiğini kaydetti.
Melikov, “Gözaltılar, [Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr] Bastrıkin kontrolü ele geçirdikçe artıyor. Yani, önce 10 kişi gözaltına alınıyor, bazı bilgiler veriyorlar ve bu bilgilere dayanarak daha fazla gözaltı gerçekleşiyor,” dedi.
Melikov, ayrıca yetkililerin bu tür eylemlere hazır olması gerektiğini de belirterek “Hazır olmalıyız, bu son eylem değil. Bu Kafkasya gemisi birden fazla kez sallanacaktır,” dedi ve kolluk kuvvetlerinin hem şimdi hem de gelecekte kışkırtıcılarla uzlaşmayacağı ve diyalog kurmayacağını vurguladı.
Kremlin: Gelecekte bu tür olayların yaşanmaması adına yaşananlar analiz edilecek
Bunun yanı sıra Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, bugün düzenlediği basın toplantısında yaşananlara ilişkin soruya verdiği yanıtta, “Elbette ilgili makamlar soruşturma başlatacak ve bunun ardından elbette durum, gelecekte bu tür yasa dışı tezahürleri en aza indirmek ya da tamamen ortadan kaldırmak için neyin gerekli olduğu analiz edilecektir,” ifadelerini kullandı.
Peskov, 30 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan toplantının ardından verilen özel talimatlar hakkında, etkinlik kapalı olduğu için (devlet başkanının açılış konuşması hariç) ayrıntı veremeyeceğini belirtti.
Zaharova: Olayda Kiev rejimi kilit rol oynadı
Ayrıca Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, eylemlerde kilit rolün, yaşananlara anında tepki veren Kiev rejimine ait olduğunu öne sürdü.
Zaharova, yaptığı yazılı açıklamada “Dağıstan Cumhuriyeti’nde meydana gelen kitlesel ayaklanmalar Rusya Federasyonu halkının uyumlu gelişimini ve etnik-dinsel birliğini baltalamayı amaçlayan planlı ve yürütülen bir dış provokasyonun sonucudur,” değerlendirmesinde bulundu.
Zaharova protestoların ‘Rusya’daki iç siyasi durumu istikrarsızlaştırmak için defalarca açıkça aşırılıkçı ve terörist yöntemlere başvuranlardan’ ilham aldığını kaydetti.
Sözcü, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in yaşananların ardından yaptığı açıklamaların çabukluğu ve içeriğinin ‘Ukrayna istihbarat kurumları tarafından üstlenilen enformasyon sabotajının koordineli olduğunun doğrudan ispatı’ olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: “Ayaklanma çağrılarında, daha önce defalarca meydan okurcasına Rusya Federasyonu’na zarar verme arzusunu beyan etmiş olan kaçak provokatör İlya Ponomarev (Rus-Ukraynalı siyasetçi) ile ilişkili kaynakların görülmesi önemlidir.”
Beyaz Saray: Alakamız yok
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby ise, dün düzenlediği basın toplantısında Washington yönetiminin Mahaçkale hadisesiyle alakaları olmadığını belirterek suçlamaları reddetti.
AFP‘nin aktardığına göre Kirby, “Bazı insanlar bunu 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki pogromlara benzetiyor ve bence bu muhtemelen yerinde bir tanımlama,” dedi.
Kirby ayrıca Rusya Devlet Başkanı Putin’in ayaklanmaların sosyal medya aracılığıyla Batılı güvenlik kurumlarından ilham aldığı yönündeki iddiasını da yorumladı. Sözcü bunu ‘klasik Rus retoriği’ olarak nitelendirerek, “Batı’nın bununla hiçbir ilgisi yok. Bu sadece nefret, bağnazlık ve gözdağıdır,” diye ekledi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor







