Rusya
‘Rus medyasını yasaklıyorlar çünkü bizim gerçeklerimizden korkuyorlar’

TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov Harici’ye konuştu: “Batı bizim gerçeklerimizden korkuyor. Rus medyasını kapatmalarının tek nedeni bu”.
Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) ile Rusya’nın resmî devlet haber ajansı TASS işbirliğiyle Moskova’da düzenlenen medya forumu kapsamında TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov Harici adına gazeteci Esra Karahindiba’nın sorularını yanıtladı.
Kondraşov, Batı tarafından Rus medyasına uygulanan yaptırımları ve Rus gazetecilerin uluslararası alanda çalışma koşullarını anlattı. Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Kondraşov, “Batı destek vermeseydi bu savaş yıllar önce biterdi” dedi.
* Rusya’ya karşı yaptırımlar basın alanını da kapsıyor. Rus medyası yasaklanıyor. Özellikle Avrupa ve ABD’deki Rus gazeteciler zorluk çekiyorlar. Bazılarına “istenmeyen kişi” gibi muamelesi yapılıyor. Yurtdışında çalışan Rus gazetecilerin karşılaştıkları zorluklar neler? Mesleklerini nasıl icra ediyorlar?
Şu anda tanık olduğumuz şey, dost olmayan ülkelerden, özellikle ülke dışındaki Rus gazetecilere yönelik, eşi benzeri görülmemiş bir durum. İlk olarak 2015 yılında özellikle muhabirleri ve basını hedef alan yaptırımları fark ettiğimizde şok olduk. Yurt dışındaki tüm meslektaşlarımız ifade özgürlüğüne yönelik yaptırımların nasıl uygulanabileceği konusunda yorum bile yapamadılar. 2022’den sonra Batı siyaseti, yaptırımlar listesine kitle iletişim araçlarının da dahil edilmesi yönünde yaptırım kararı aldı ve bazı gazetecileri sanki siyasetin ve askerin parçasıymış gibi yaptırım listesine dahil ettiler. Bu durum çılgıncaydı.
Tabii Birçoğumuz SSCB’de doğduğumuz için hâlâ SSCB’yi hatırlıyoruz. İnsanların mutfak kapılarını kapatıp, Freedom Radio, Voice of America, Deutche Welle gibi SSCB döneminde “düşman sesleri” olarak adlandırdığımız kanalları dinledikleri günleri hâlâ hatırlıyoruz… Ve insanlar cezalandırılmaktan korkuyordu çünkü o dönemde hükümet insanları gerçeklerden uzaklaştırıyordu. Çünkü ekonomiye ve siyasi çevreye dair rakamları ancak Batılı radyo istasyonlarından öğrenebiliyordunuz.
Artık Batı ile rolleri tamamen değiştirdik. Çünkü artık Batı bizim gerçeklerimizden korkuyor. Sanırım Batı’nın Rus medyasını kapatmasının tek nedeni bu. Kitle iletişim araçlarını kapatmalarının ve Rus gazetecilerin çalışmalarını kısıtlamalarının nedeni “Rus propagandası” dedikleri şey. Son dönemdeki gerçeğe bakacak olursak, bu Rus propagandası değil. Bu, Batının korktuğu gerçek.
Burada, Rusya’da akredite olan herhangi bir Batılı gazeteciye, burada çalışırken herhangi bir kısıtlama veya zorluk yaşayıp yaşamadığını sorabilirsiniz. “Hayır, herhangi bir kısıtlama yok” diye cevap verecekler. Çünkü biz burada gazetecilere eskisi gibi davranıyoruz. Şu anda SSCB’nin Batılı gazetecilere yönelik illüzyonlarını yok ettik.
‘Bize çok kültürlülüğün toplumun tamamen ayrıştırılması olduğunu öğrettiler’
* Muhalif Rus gazeteciler hakkında çok fazla konuşulan ve medyaya yansıyan olay var. Bu konudaki görüşünüz nedir?
Muhalif gazetecilik dediğimizde neyi kastediyoruz? Mesela Türkiye’de savaş sırasında yaralı ve kayıplar hakkında iddiada bulunmak kanunen kısıtlanmıştır. Muhalif gazeteciliğe Rusya Federasyonu ve Rus ordusu hakkında yalan söylemek, hukuka aykırılık dersek, yalan söylemenin hukuken engellenmesi çok doğru ve mantıklıdır. Medyanın siyasi görüşlerinden bahsedecek olursak, oldukça geniş bir faaliyet alanına sahipler.
Rusya Federasyonu’nda tüm basın ve kitle iletişim araçlarının hükümet tarafından kontrol edildiğine dair bir efsane var. Ama bu öyle değil. Şu anda Rusya Federasyonu’nda 70 bin kayıtlı medya kuruluşumuz var. Bunun 65 bini özel medya kuruluşu. Yani medya kuruluşlarının yalnızca yüzde beş ila onu hükümete ait. Özel medya kuruluşlarının kendi ticari yönetimleri vardır.
Diğer gazetecilere ve eylemlerine kıyasla onları özgür sayarsak; örneğin Beyaz Baretliler (Suriye’de) hakkındaki yalanları anlatan İngiliz yayınları veya siyasetle ilgili sahte bilgiler üreten diğer örgütler ve kitle iletişim araçları var. Bunlar SSCB’nin çöküşünden sonra veda ettiğimiz illüzyonlar.
Batı, SSCB’nin çöküşünden sonra Rus gazetecilere nasıl çalışacaklarını, nasıl davranacaklarını, nasıl gazeteci olacaklarını öğretmeye karar verdiğinde, nasıl gazeteci olunacağını öğrenmek için dünya çapında yüzlerce kurs ve programımız vardı. Ben, Denimarka’nın Bornholm şehrindeki Baltık Medya Merkezi’ndeki programı bitirdim, bize nasıl hoşgörülü olunacağı öğretildi. Avrupa’daki çoğu toplumun başka kültürlerden insanları da bünyesine katmaya hazır olduğu o dönemde nasıl bir hoşgörüden bahsettiğimizi şimdi anlıyoruz. Fransa’da Araplar toplumdan tamamen kopmuş durumda. Almanya’daki Türk diasporasının da kaderi aynı oldu. Çok kültürlülüğün toplumun tamamen ayrıştırılması olduğunu anlattılar. Kültürler, mutfaklar vb. arasında etkileşimin olduğu Rusya’nın aksine…
‘Batı’da temsilcilerimizin banka hesaplarını bile kapatıyorlar’
* Yaptırımlar konusuna geri dönmek istiyorum. Rus gazeteciler Avrupa ve ABD’de işlerini nasıl yapıyorlar? Yani haber akışını sağlıklı bir şekilde nasıl sağlıyorsunuz?
Gazetecilerimiz bugün hem çalışma sürecinde hem de siyasi süreçte pek çok zorlukla karşı karşıya kalıyor elbette. Bazı ülkelerde gazetecilerimizin akreditasyon alması kısıtlanıyor veya akreditasyonları reddediliyor. Daha önce çalıştıkları basın merkezlerine giremiyorlar. Artık farklı ülkeler temsilcilerimizin banka hesaplarını kapatıyor. Ofislerimizin kirasını da ödeyemiyoruz. Bunun sonucunda yurt dışında tüm televizyon kanalları, Federasyona ait tüm kanallar, devlet televizyonu ve başta RT olmak üzere birçok medya izleyicisini kaybetti. Ve artık TV yayıncılığı internete geçti. Bu durumda Batı’daki Rus izleyiciler artık internette gezinerek eskiden izledikleri ve ilgi duydukları televizyon kanallarını arıyorlar.
Rusya’da “su akar, yatağını bulur” diye bir sözümüz vardır. Bu, ne kadar yabancı topluluk gazetecileri engellemeye çalışırsa çalışsın, Rus gazetecilerin, Rus kitle iletişim araçlarının kendi izleyici kitlesini bulacağı anlamına geliyor. Son olarak TASS Ajans’ının ofislerini dünyanın her yerine yayma ve genişletme planları var.
‘Batılı ülkelerden destek gelmeseydi bu savaş çok uzun yıllar önce bitebilirdi’
* Peki, bir gazeteci ve Rusya devlet haber ajansının yöneticisi olan size sormak istiyorum. Ukrayna’da son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birçok kez ön saflarda bulundum ve gazetecilerin orada çalışmasının ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu biliyorum. Filistin ve İsrail’de şu anda insanlar birbirlerini acımasızca öldürüyor ve her gün birbirlerinin aynası gibi davranıyorlar. Rus askeri güçleriyle birlikte çalışan Rus gazetecilerin gerçekten sadece Ukraynalı sivillerin değil, aynı zamanda Ukrayna askeri güçlerinin ölümünün acısını hissettiğini söylersem şaşırabilirsiniz.
Batılı ülkelerden destek gelmeseydi bu savaş çok çok uzun yıllar önce bitebilirdi. Bu arada elbette biliyorsunuz ki Türkiye, Ukrayna ordusuna yardım etme konusunda en azından başlangıçta çok kararlı davrandı. Herkes biliyor ki Ukrayna’ya ne kadar çok silah verilirse o kadar çok Ukraynalı ölüyor. Artık Batı’nın Zelenski’ye savaşın son Ukraynalı ölene kadar devam etmesini kesin olarak söylemesine kimse şaşırmıyor. Herkesin barışa ihtiyacı var, Ukraynalıların ve Rusların. Washington’un eliyle yönetilen politikacılar dışında herkesin buna ihtiyacı var.
* Ukrayna’ya askerî açıdan destek veren, onlara donanım ve başka silahlar vererek destek olan ülkeleri eleştirirken, size göre Ukrayna’nın duruşunun arkasında belki NATO ve ABD olabilir, tüm bunları bana anlatırken Rusların vatanseverliği kadar Ukraynalıların vatanseverliğini de anlayabiliyor musunuz?
Ukrayna savaşının kökenleri hakkında çok uzun süre, saatlerce konuşabilirim.
Rusya, Kürtlere sponsor olmak için silah sağlamaya başlasaydı nasıl cevap verirdiniz? Kürdistan devletine “Rus vatanseverliği” diyebilir miydiniz? Çünkü Ukraynalılar aslında Türkiye’de terör faaliyetleri yürüten Kürtlerin yaptığı gibi hemen hemen aynı şekilde Ukrayna topraklarında Rusça konuşan Rusları da öldürdüler.
‘Moskova’da PKK’nın, Türkiye’de de ayrılıkçı Çeçen grupların ofisi vardı’
* Şunu söyleyeyim ki bu söylediğiniz bir hayal değil, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Moskova’da bir merkezi olduğu bir gerçek. Burada bir varsayım yok. Bu bana söylediğiniz “Ya şöyle olsaydı”nın cevabı değil. Moskova yani Rusya geçmişte YPG’yi desteklemişti, Moskova’daki ofislerini açık tutmalarına izin vermişti değil mi?
Bu ilk konu. İkincisi, burada bir gazeteci olarak bulunuyorum, Türk hükümetinin bir üyesi olarak konuşmak istemiyorum ama gerçek şu ki Ukrayna, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Birleşmiş Milletler tarafından tanınan bağımsız bir ülke. Ancak aynı şey Türkiye topraklarında PKK’nın kurmaya çalıştığı sözde Kürdistan için geçerli değil.
Ben de Rus hükümetinin pozisyonundan sorumlu değilim, burada hepimiz gazeteciyiz. Ama sizin de belirttiğiniz gibi geçmişte Moskova’da Kürt örgütünün bir ofisi vardı. Ancak Çeçen ayrılıkçı grupların ve Çerkes ayrılıkçı grupların Türkiye’de ofislerinin bulunduğunu da söyleyebilirim. Moskova’da artık yok ama Türkiye’de şu anda var. Ama bunlar politik konular. Biz gazeteciliğe geri dönelim.
* Evet, yeterince adil. Öyleyse son sorum Rus kamuoyuyla ilgili. Anketleri ve kamuoyu araştırmalarını takip ediyor musunuz? Kamuoyu araştırmalarını veya anketleri takip ediyor musunuz? Rusya halkının Ukrayna’daki savaşa yönelik tutumu nasıl? Hükümete destek ne oranda?
Rusya Federasyonu’nda şu anda kamuoyunu gözlemleyen ve anket yapan üç merkez bulunmaktadır. Bunlardan biri kamuya ait, ikisi ise özel sektöre ait. Ve düzenli olarak kamuoyu araştırması yapıyorlar. Devlet merkezinin verdiği sayılardan şüphesi olan varsa özel araştırma merkezlerinin verdiği sayıları kontrol edebilir. Kamuoyunun siyaset ve hükümet eylemleri vb. konulardaki düşüncelerinden bahsedeceksek durum budur. Okuyucularımızın, izleyicilerimizin yorumlarına elbette daha fazla odaklanmalıyız.
Elektronik medyaya ilişkin olarak ülke genelinde TV izleyicilerinin faaliyetlerini ölçen medya ölçüm sistemimiz bulunmaktadır. Dijital medya, dijital gazeteler, dijital haber ajansları vb. kaynakların web sitelerini ziyaret eden kitle, ölçümlerde etkili. Yazılı basın çoğunlukla basılı tirajla karakterize edilir.
‘Siyasiler ne karar alırsa alsın, basın birbiriyle ilişkisini kesmemeli’
* Benim sormadığım ama sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Evet, söylemem gereken bir şey var. Artık dünyada ne olursa olsun, siyasiler hangi kararları alırsa alsın, birbirimizle ilişkileri kesmememiz gerektiğini basının anlaması gerekiyor.
Her ne kadar birçok ülke Rus gazetecilere ve Rus medyasına yaptırım uygulasa da, örneğin Rus haber ajansı TASS, özel operasyonun öncesinde olduğu gibi diğer haber ajanslarıyla uluslararası işbirliğini sürdürüyor. Çünkü biz değilsek bugün veya yarın halkımızın görüşlerini kim etkileyecek? Şu anda ne kadar savaş yaşanırsa yaşansın, nasılsa gelecekte hepimiz kendi ülkelerimizde halkımız için yeni bir başlangıç yapacağız. Geleceğimizi hep birlikte yaratmalıyız.
Rusya
Rusya’nın Çin ile Sibirya’nın Gücü 2 müzakereleri çıkmazda

Rusya’nın Avrupa pazarının yerini almasını hedeflediği Sibirya’nın Gücü 2 doğalgaz boru hattı projesinde Çin ile yürütülen müzakereler durma noktasına geldi. Wall Street Journal gazetesine konuşan kaynaklara göre Pekin yönetimi, Moskova’dan doğalgaz fiyatını Rusya iç pazarı seviyesine çekmesini talep etti.
Rusya’nın Avrupa pazarının yerini doldurması için bel bağladığı ve Çin ile 10 yılı aşkın süredir devam eden yeni doğalgaz boru hattı projesi Sibirya’nın Gücü 2’ye ilişkin müzakereler çıkmaza girdi.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Pekin’e gerçekleştirdiği son resmi ziyarette Çinli yetkililer, Rus delegasyonundan şartlar değişene kadar boru hattı konusunu bir daha gündeme getirmemelerini talep etti.
Pekin’in fiyat talebi Rusya iç pazarı seviyesinde
Söz konusu kaynaklar, Çin’in yeni boru hattı üzerinden gaz tedariki anlaşmasını imzalamak için fiyatta radikal bir indirim şart koştuğunu bildirdi.
Buna göre Pekin, bin metreküp doğalgaz için Rusya’nın iç pazar fiyatı olan yaklaşık 50 doları ödemek istiyor.
Çin halihazırda Gazprom’dan dünya piyasalarına kıyasla ciddi indirimlerle doğalgaz satın alıyor. Pekin bu yıl bin metreküp gaz için 258,8 dolar ödüyor.
Bu tutar, Rus şirketinin uzak dış ülkelerdeki diğer müşterilerine uyguladığı 420,2 dolarlık fiyattan yüzde 39 daha düşük bir seviyeye karşılık geliyor.
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı verilerine göre, gelecek yıl Çin Halk Cumhuriyeti için gaz fiyatının bin metreküp başına 223,9 dolara gerilemesi ve indirim oranının yüzde 34 olarak uygulanması öngörülüyor.
WSJ’ye konuşan kaynaklar, Mayıs ayındaki Pekin ziyaretine katılan Rus heyetinin adeta “duvara tosladığını” ifade etti.
Çin’in talebinin mevcut fiyatın beş kat, Gazprom’un diğer yabancı müşterilerine uyguladığı fiyatın ise sekiz kat altında bir ücrete denk geldiği, bunun da Moskova’nın Sibirya’nın Gücü 2 projesini fiilen sübvanse etmesi anlamına geldiği belirtildi.
Putin ve Gazprom’un açıklamaları karşılıksız kaldı
Rusya Devlet Başkanı Putin ve Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Eylül 2025’teki Çin ziyareti sonrasında, Batı Sibirya yataklarındaki gazı Çin’e taşıyacak boru hattı inşaatını başlatacak “hukuki olarak bağlayıcı bir mutabakat zaptı” imzalandığını duyurmuştu. Ukrayna savaşı öncesinde bu gaz Avrupa’ya ihraç ediliyordu.
Ancak savaşın ardından Gazprom’un eski ana pazarı konumundaki Avrupa’ya sevkiyatı, 1970’lerin başından bu yana en düşük seviyeye geriledi.
Rus tarafının açıklamalarına karşılık Çin kanadından herhangi bir teyit gelmedi. Putin’in Mayıs ayındaki Pekin ziyareti sonunda imzalanan 42 ikili belgenin hiçbirinde Sibirya’nın Gücü 2 projesine veya doğalgaz sevkiyatına yer verilmedi.
“Çin bu anlaşmayı hiçbir zaman imzalamayabilir”
Washington merkezli DGA Group ortaklarından Jörg Wuttke, Çin’in Gazprom ile hiçbir zaman bir sözleşme imzalamayabileceğini ifade etti.
Küresel piyasada yeterli miktarda gaz olduğunu ve Çin’in ithal gaz tüketiminin 2030’lu yılların ortalarında zirveye ulaşmasının beklendiğini kaydeden Wuttke, “İnşaatı altı yıl sürecek bir boru hattıyla kendilerini neden bağlasınlar ve başka ülkelerden gaz temin edebilecekken Rusya’ya olan bağımlılıklarını neden artırsınlar?” değerlendirmesinde bulundu.
Carnegie Rusya Avrasya Merkezi Direktörü Aleksandr Gabuyev ise Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in, Putin’i her türlü şartı kabul edene kadar “bekletmeyi” tercih edeceğini öngörüyor.
Gabuyev, Çin’in müzakerelerdeki yaklaşımını, “Rusya’daki ekonomik durumun daha da kötüleşmesini ve ülkenin Çin için tamamen avantajlı şartları imzalamak zorunda kalacağı anı beklemek” olarak tanımlıyor.
Rusya
Rus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj

Rus turistler, Türkiye’de tatil sezonunun en yoğun döneminde, nisan ayında devreye giren Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) üzerinden yaptıkları kart işlemlerinde kitlesel engellemelerle karşılaşıyor. Rus basınına ve sosyal medyadaki paylaşımlara yansıyan şikayetlere göre, özellikle Sberbank üzerinden QR koduyla yapılmak istenen ödemeler güvenlik gerekçesiyle askıya alınıyor.
Türkiye’deki Rus turistler, yaz tatili sezonunun en yoğun döneminde, nisan ayında ülkede kullanıma sunulan Hızlı Ödeme Sistemi (SBP) üzerinden yaptıkları banka kartı işlemlerinde kitlesel engellemelerle karşı karşıya kalıyor.
Rusya merkezli İzvestiya gazetesinin Rus tatilcilere dayandırdığı haberine göre, ödeme yaparken sorun yaşayan çok sayıda turist durumdan şikayet ediyor.
Yuri isimli bir Rus turist, İstanbul ve Antalya’daki mağaza ile kafelerde QR kodu kullanarak ödeme yapmaya çalıştığını ancak Sberbank’ın her işlemi askıya aldığını bildirdi.
Gazete muhabirinin de benzer bir sorunla karşılaştığı, ayrıca seyahat edenlerin Telegram gruplarında da SBP üzerinden ödeme engellemelerine yönelik şikayetlerin arttığı belirtildi.
Sosyal medyadaki paylaşımlara göre, Sberbank üzerinden ödeme yapmaya çalışan kullanıcılar başka bir bankanın sayfasına yönlendiriliyor ve onay işleminin ardından transfer 24 saatliğine askıya alınıyor.
Başka bir Rus bankasının tercih edildiği durumlarda ise kullanıcılara kısa mesaj veya anlık bildirim ulaşmıyor. Bazı durumlarda ise karttan para çekilmesine rağmen ödeme kasaya ulaşmıyor ve işlem başarısız oluyor.
Antalya’da otel zinciri sahibi olan Mahmut Dikbaş da Rus vatandaşlarının mal ve hizmet alımlarında yaşadığı ödeme sorunlarını doğruladı.
Dikbaş, Rus bankalarının sistemlerine bağlı olan bazı işletmelerde işlemlerin sorunsuz yapıldığını, diğerlerinde ise sürekli ret yanıtı alındığını ifade etti.
Sberbank yetkilileri, SBP üzerinden yapılan ödemelerin güvenlik gerekçesiyle askıya alınabileceğini açıkladı. Bankanın destek biriminden edinilen bilgilere göre, blokajlar artan dolandırıcılık vakaları nedeniyle devreye alınan ek koruma önlemlerinden kaynaklanıyor.
Banka, müşterilerine ödemeyi 24 saat sonra yeniden denemelerini veya alternatif olarak başka bir kişinin kartını kullanmalarını öneriyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayı sonunda bankalara şüpheli görünen müşteri transferlerini 6 saate kadar bloke etme yetkisi veren yasayı imzalamıştı.
Bu düzenleme hem banka kartı işlemlerini hem de SBP üzerinden yapılan transferleri kapsıyor.
Dijital ortamdaki hukuki riskler uzmanı Valeriya Smirnova, yurtdışında QR kodlarıyla yapılan ödeme girişimlerinin bankaların otomatik denetimine tabi tutulduğunu aktardı.
Smirnova, dolandırıcılık önleme sisteminin, kullanıcının alışılmadık bir IP adresinden işlem yapması, yeni bir ödeme yöntemi kullanması veya belirli bir alıcıya ilk kez para göndermesi durumunda devreye girdiğini kaydetti.
Smirnova duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir restoran, mağaza ya da eczane, bankanın ödemeyi onaylaması için 24 saat beklemeyecektir. Sonuç olarak, bu ödeme aracı kağıt üzerinde varlığını koruyor ancak pratikte müşteri bundan faydalanamıyor.”
Rusya
Rusya’da akaryakıt krizi kamu hizmetlerini vurdu

Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi, hastaneler, itfaiye ve belediye hizmetleri için yapılan kamu ihalelerinin iptal edilmesine yol açıyor. İzvestiya gazetesinin araştırmasına göre, Mayıs ve Haziran aylarında iptal edilen veya yinelenen akaryakıt ihalelerinin sayısı geçen yıla göre üç kat arttı.
Rusya’da yaşanan akaryakıt sıkıntısı, kamu kurumlarının benzin ve motorin alımlarına yönelik ihalelerini doğrudan etkilemeye başladı. İzvestiya gazetesinin haberine göre, Mayıs ve Haziran aylarında sağlık kurumları, belediye hizmetleri ve acil durum ekipleri için düzenlenen akaryakıt ihalelerinde iptal edilen, gerçekleştirilemeyen veya yeniden ilan edilenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç katına çıktı.
Piyasa uzmanları, akaryakıt tedarikçilerinin sabit fiyatlı kamu sözleşmelerine katılmayı karlı bulmadığını ifade ediyor. İhale süreci devam ederken akaryakıtın piyasa fiyatı hızla yükseldiği için şirketler, kamu ihalelerine girmek yerine ellerindeki ürünü perakende ağlarında veya ticari müşterilere satmayı tercih ediyor.
İhalelere teklif veren çıkmıyor
Tedarik sorunları nedeniyle birçok bölgede kamu kurumları akaryakıt temin edemiyor. Samara Bölge Tıp Merkezi Dinastiya, 580 bin ruble değerindeki 8 bin 500 litrelik AI-92 tipi benzin ihalesine hiç başvuru alamadı. Leningrad Bölgesi’ndeki Darina rehabilitasyon merkezi için planlanan 28 bin litrelik AI-95 tipi benzin alımı da aynı nedenle gerçekleştirilemedi.
Tambov belediye yönetiminin araç filosu için açtığı 2 milyon ruble tutarındaki benzin ve motorin ihalesi de tedarikçi bulunamadığı için sonuçsuz kaldı. Vladimir Bölgesi’nde ise Gorelektroset şirketinin 2,2 milyon rublelik ihalesi iptal edilenler arasında yer alıyor.
Stavropol’deki yangın söndürme ve arama kurtarma hizmetleri, akaryakıt ihalesini defalarca yeniden ilan etmek zorunda kaldıktan sonra sözleşmeyi tek bir tedarikçiyle imzalayabildi. Krasnodar Bölgesi’ndeki Tuapse Sosyal Hizmet Merkezi de benzer bir yöntemle yakıt tedarik edebildi.
Hastaneler, itfaiye teşkilatları, toplu taşıma araçları ve belediye hizmetleri şu an için mevcut rezervler ve öncelikli sevkiyatlar sayesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak uzmanlar, akaryakıt açığının sürmesi durumunda bütçe harcamalarının artacağı ve tekrarlanan ihale sayısının çoğalacağı yönünde uyarıda bulunuyor.
“Uzak bölgelerde kesintiler düzenli hale gelebilir”
Freedom Global analisti Vladimir Çernov, kamu kurumlarının yükselen piyasa fiyatlarını takip ederek ihale başlangıç bedellerini artırmak zorunda kalacağını öngörüyor. Çernov, özellikle uzak bölgelerin bu durumdan daha fazla etkileneceğini ve buralarda tedarik kesintilerinin kronikleşebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun belediye hizmetlerinde aksamalara, acil olmayan ulaşım seferlerinin iptaline ve toplu taşıma sıklığının azalmasına yol açabileceği belirtiliyor.
Finam Grubu analisti Sergey Kaufman da akaryakıt fiyatlarındaki keskin artışa dikkat çekiyor. Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, yıl başından bu yana benzin fiyatları yüzde 13,9, motorin fiyatları ise yüzde 14,7 oranında yükseldi. Bazı bölgelerde artış oranının çok daha yüksek olduğu ve AI-92 tipi benzinin litre fiyatının 80 rubleyi aştığı kaydediliyor. Kaufman, mevcut koşullarda tedarikçilerin kamu ihalelerine katılmak yerine endüstriyel müşterilere ve bağımsız akaryakıt istasyonlarına satış yapmayı daha avantajlı bulduğunu ifade ediyor.
Energy Intelligence analizlerine göre, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Rusya’nın rafinaj kapasitesinin yarısı devre dışı kalmış durumda.
Temmuz ayının ilk haftasında rafinerilerin günlük üretimi 3,53 milyon tona geriledi.
Reuters ajansının verilerine göre ise Temmuz ayının ikinci haftasında günlük benzin üretimi yüzde 35 azalarak 75 bin ila 80 bin ton seviyesine düştü. Rusya’da yaz dönemindeki günlük iç tüketimin 115 bin ila 120 bin ton arasında olduğu biliniyor.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti










