Rusya
‘Rus medyasını yasaklıyorlar çünkü bizim gerçeklerimizden korkuyorlar’

TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov Harici’ye konuştu: “Batı bizim gerçeklerimizden korkuyor. Rus medyasını kapatmalarının tek nedeni bu”.
Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) ile Rusya’nın resmî devlet haber ajansı TASS işbirliğiyle Moskova’da düzenlenen medya forumu kapsamında TASS Genel Müdürü Andrey Kondraşov Harici adına gazeteci Esra Karahindiba’nın sorularını yanıtladı.
Kondraşov, Batı tarafından Rus medyasına uygulanan yaptırımları ve Rus gazetecilerin uluslararası alanda çalışma koşullarını anlattı. Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Kondraşov, “Batı destek vermeseydi bu savaş yıllar önce biterdi” dedi.
* Rusya’ya karşı yaptırımlar basın alanını da kapsıyor. Rus medyası yasaklanıyor. Özellikle Avrupa ve ABD’deki Rus gazeteciler zorluk çekiyorlar. Bazılarına “istenmeyen kişi” gibi muamelesi yapılıyor. Yurtdışında çalışan Rus gazetecilerin karşılaştıkları zorluklar neler? Mesleklerini nasıl icra ediyorlar?
Şu anda tanık olduğumuz şey, dost olmayan ülkelerden, özellikle ülke dışındaki Rus gazetecilere yönelik, eşi benzeri görülmemiş bir durum. İlk olarak 2015 yılında özellikle muhabirleri ve basını hedef alan yaptırımları fark ettiğimizde şok olduk. Yurt dışındaki tüm meslektaşlarımız ifade özgürlüğüne yönelik yaptırımların nasıl uygulanabileceği konusunda yorum bile yapamadılar. 2022’den sonra Batı siyaseti, yaptırımlar listesine kitle iletişim araçlarının da dahil edilmesi yönünde yaptırım kararı aldı ve bazı gazetecileri sanki siyasetin ve askerin parçasıymış gibi yaptırım listesine dahil ettiler. Bu durum çılgıncaydı.
Tabii Birçoğumuz SSCB’de doğduğumuz için hâlâ SSCB’yi hatırlıyoruz. İnsanların mutfak kapılarını kapatıp, Freedom Radio, Voice of America, Deutche Welle gibi SSCB döneminde “düşman sesleri” olarak adlandırdığımız kanalları dinledikleri günleri hâlâ hatırlıyoruz… Ve insanlar cezalandırılmaktan korkuyordu çünkü o dönemde hükümet insanları gerçeklerden uzaklaştırıyordu. Çünkü ekonomiye ve siyasi çevreye dair rakamları ancak Batılı radyo istasyonlarından öğrenebiliyordunuz.
Artık Batı ile rolleri tamamen değiştirdik. Çünkü artık Batı bizim gerçeklerimizden korkuyor. Sanırım Batı’nın Rus medyasını kapatmasının tek nedeni bu. Kitle iletişim araçlarını kapatmalarının ve Rus gazetecilerin çalışmalarını kısıtlamalarının nedeni “Rus propagandası” dedikleri şey. Son dönemdeki gerçeğe bakacak olursak, bu Rus propagandası değil. Bu, Batının korktuğu gerçek.
Burada, Rusya’da akredite olan herhangi bir Batılı gazeteciye, burada çalışırken herhangi bir kısıtlama veya zorluk yaşayıp yaşamadığını sorabilirsiniz. “Hayır, herhangi bir kısıtlama yok” diye cevap verecekler. Çünkü biz burada gazetecilere eskisi gibi davranıyoruz. Şu anda SSCB’nin Batılı gazetecilere yönelik illüzyonlarını yok ettik.
‘Bize çok kültürlülüğün toplumun tamamen ayrıştırılması olduğunu öğrettiler’
* Muhalif Rus gazeteciler hakkında çok fazla konuşulan ve medyaya yansıyan olay var. Bu konudaki görüşünüz nedir?
Muhalif gazetecilik dediğimizde neyi kastediyoruz? Mesela Türkiye’de savaş sırasında yaralı ve kayıplar hakkında iddiada bulunmak kanunen kısıtlanmıştır. Muhalif gazeteciliğe Rusya Federasyonu ve Rus ordusu hakkında yalan söylemek, hukuka aykırılık dersek, yalan söylemenin hukuken engellenmesi çok doğru ve mantıklıdır. Medyanın siyasi görüşlerinden bahsedecek olursak, oldukça geniş bir faaliyet alanına sahipler.
Rusya Federasyonu’nda tüm basın ve kitle iletişim araçlarının hükümet tarafından kontrol edildiğine dair bir efsane var. Ama bu öyle değil. Şu anda Rusya Federasyonu’nda 70 bin kayıtlı medya kuruluşumuz var. Bunun 65 bini özel medya kuruluşu. Yani medya kuruluşlarının yalnızca yüzde beş ila onu hükümete ait. Özel medya kuruluşlarının kendi ticari yönetimleri vardır.
Diğer gazetecilere ve eylemlerine kıyasla onları özgür sayarsak; örneğin Beyaz Baretliler (Suriye’de) hakkındaki yalanları anlatan İngiliz yayınları veya siyasetle ilgili sahte bilgiler üreten diğer örgütler ve kitle iletişim araçları var. Bunlar SSCB’nin çöküşünden sonra veda ettiğimiz illüzyonlar.
Batı, SSCB’nin çöküşünden sonra Rus gazetecilere nasıl çalışacaklarını, nasıl davranacaklarını, nasıl gazeteci olacaklarını öğretmeye karar verdiğinde, nasıl gazeteci olunacağını öğrenmek için dünya çapında yüzlerce kurs ve programımız vardı. Ben, Denimarka’nın Bornholm şehrindeki Baltık Medya Merkezi’ndeki programı bitirdim, bize nasıl hoşgörülü olunacağı öğretildi. Avrupa’daki çoğu toplumun başka kültürlerden insanları da bünyesine katmaya hazır olduğu o dönemde nasıl bir hoşgörüden bahsettiğimizi şimdi anlıyoruz. Fransa’da Araplar toplumdan tamamen kopmuş durumda. Almanya’daki Türk diasporasının da kaderi aynı oldu. Çok kültürlülüğün toplumun tamamen ayrıştırılması olduğunu anlattılar. Kültürler, mutfaklar vb. arasında etkileşimin olduğu Rusya’nın aksine…
‘Batı’da temsilcilerimizin banka hesaplarını bile kapatıyorlar’
* Yaptırımlar konusuna geri dönmek istiyorum. Rus gazeteciler Avrupa ve ABD’de işlerini nasıl yapıyorlar? Yani haber akışını sağlıklı bir şekilde nasıl sağlıyorsunuz?
Gazetecilerimiz bugün hem çalışma sürecinde hem de siyasi süreçte pek çok zorlukla karşı karşıya kalıyor elbette. Bazı ülkelerde gazetecilerimizin akreditasyon alması kısıtlanıyor veya akreditasyonları reddediliyor. Daha önce çalıştıkları basın merkezlerine giremiyorlar. Artık farklı ülkeler temsilcilerimizin banka hesaplarını kapatıyor. Ofislerimizin kirasını da ödeyemiyoruz. Bunun sonucunda yurt dışında tüm televizyon kanalları, Federasyona ait tüm kanallar, devlet televizyonu ve başta RT olmak üzere birçok medya izleyicisini kaybetti. Ve artık TV yayıncılığı internete geçti. Bu durumda Batı’daki Rus izleyiciler artık internette gezinerek eskiden izledikleri ve ilgi duydukları televizyon kanallarını arıyorlar.
Rusya’da “su akar, yatağını bulur” diye bir sözümüz vardır. Bu, ne kadar yabancı topluluk gazetecileri engellemeye çalışırsa çalışsın, Rus gazetecilerin, Rus kitle iletişim araçlarının kendi izleyici kitlesini bulacağı anlamına geliyor. Son olarak TASS Ajans’ının ofislerini dünyanın her yerine yayma ve genişletme planları var.
‘Batılı ülkelerden destek gelmeseydi bu savaş çok uzun yıllar önce bitebilirdi’
* Peki, bir gazeteci ve Rusya devlet haber ajansının yöneticisi olan size sormak istiyorum. Ukrayna’da son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birçok kez ön saflarda bulundum ve gazetecilerin orada çalışmasının ne kadar zor ve tehlikeli olduğunu biliyorum. Filistin ve İsrail’de şu anda insanlar birbirlerini acımasızca öldürüyor ve her gün birbirlerinin aynası gibi davranıyorlar. Rus askeri güçleriyle birlikte çalışan Rus gazetecilerin gerçekten sadece Ukraynalı sivillerin değil, aynı zamanda Ukrayna askeri güçlerinin ölümünün acısını hissettiğini söylersem şaşırabilirsiniz.
Batılı ülkelerden destek gelmeseydi bu savaş çok çok uzun yıllar önce bitebilirdi. Bu arada elbette biliyorsunuz ki Türkiye, Ukrayna ordusuna yardım etme konusunda en azından başlangıçta çok kararlı davrandı. Herkes biliyor ki Ukrayna’ya ne kadar çok silah verilirse o kadar çok Ukraynalı ölüyor. Artık Batı’nın Zelenski’ye savaşın son Ukraynalı ölene kadar devam etmesini kesin olarak söylemesine kimse şaşırmıyor. Herkesin barışa ihtiyacı var, Ukraynalıların ve Rusların. Washington’un eliyle yönetilen politikacılar dışında herkesin buna ihtiyacı var.
* Ukrayna’ya askerî açıdan destek veren, onlara donanım ve başka silahlar vererek destek olan ülkeleri eleştirirken, size göre Ukrayna’nın duruşunun arkasında belki NATO ve ABD olabilir, tüm bunları bana anlatırken Rusların vatanseverliği kadar Ukraynalıların vatanseverliğini de anlayabiliyor musunuz?
Ukrayna savaşının kökenleri hakkında çok uzun süre, saatlerce konuşabilirim.
Rusya, Kürtlere sponsor olmak için silah sağlamaya başlasaydı nasıl cevap verirdiniz? Kürdistan devletine “Rus vatanseverliği” diyebilir miydiniz? Çünkü Ukraynalılar aslında Türkiye’de terör faaliyetleri yürüten Kürtlerin yaptığı gibi hemen hemen aynı şekilde Ukrayna topraklarında Rusça konuşan Rusları da öldürdüler.
‘Moskova’da PKK’nın, Türkiye’de de ayrılıkçı Çeçen grupların ofisi vardı’
* Şunu söyleyeyim ki bu söylediğiniz bir hayal değil, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Moskova’da bir merkezi olduğu bir gerçek. Burada bir varsayım yok. Bu bana söylediğiniz “Ya şöyle olsaydı”nın cevabı değil. Moskova yani Rusya geçmişte YPG’yi desteklemişti, Moskova’daki ofislerini açık tutmalarına izin vermişti değil mi?
Bu ilk konu. İkincisi, burada bir gazeteci olarak bulunuyorum, Türk hükümetinin bir üyesi olarak konuşmak istemiyorum ama gerçek şu ki Ukrayna, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Birleşmiş Milletler tarafından tanınan bağımsız bir ülke. Ancak aynı şey Türkiye topraklarında PKK’nın kurmaya çalıştığı sözde Kürdistan için geçerli değil.
Ben de Rus hükümetinin pozisyonundan sorumlu değilim, burada hepimiz gazeteciyiz. Ama sizin de belirttiğiniz gibi geçmişte Moskova’da Kürt örgütünün bir ofisi vardı. Ancak Çeçen ayrılıkçı grupların ve Çerkes ayrılıkçı grupların Türkiye’de ofislerinin bulunduğunu da söyleyebilirim. Moskova’da artık yok ama Türkiye’de şu anda var. Ama bunlar politik konular. Biz gazeteciliğe geri dönelim.
* Evet, yeterince adil. Öyleyse son sorum Rus kamuoyuyla ilgili. Anketleri ve kamuoyu araştırmalarını takip ediyor musunuz? Kamuoyu araştırmalarını veya anketleri takip ediyor musunuz? Rusya halkının Ukrayna’daki savaşa yönelik tutumu nasıl? Hükümete destek ne oranda?
Rusya Federasyonu’nda şu anda kamuoyunu gözlemleyen ve anket yapan üç merkez bulunmaktadır. Bunlardan biri kamuya ait, ikisi ise özel sektöre ait. Ve düzenli olarak kamuoyu araştırması yapıyorlar. Devlet merkezinin verdiği sayılardan şüphesi olan varsa özel araştırma merkezlerinin verdiği sayıları kontrol edebilir. Kamuoyunun siyaset ve hükümet eylemleri vb. konulardaki düşüncelerinden bahsedeceksek durum budur. Okuyucularımızın, izleyicilerimizin yorumlarına elbette daha fazla odaklanmalıyız.
Elektronik medyaya ilişkin olarak ülke genelinde TV izleyicilerinin faaliyetlerini ölçen medya ölçüm sistemimiz bulunmaktadır. Dijital medya, dijital gazeteler, dijital haber ajansları vb. kaynakların web sitelerini ziyaret eden kitle, ölçümlerde etkili. Yazılı basın çoğunlukla basılı tirajla karakterize edilir.
‘Siyasiler ne karar alırsa alsın, basın birbiriyle ilişkisini kesmemeli’
* Benim sormadığım ama sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Evet, söylemem gereken bir şey var. Artık dünyada ne olursa olsun, siyasiler hangi kararları alırsa alsın, birbirimizle ilişkileri kesmememiz gerektiğini basının anlaması gerekiyor.
Her ne kadar birçok ülke Rus gazetecilere ve Rus medyasına yaptırım uygulasa da, örneğin Rus haber ajansı TASS, özel operasyonun öncesinde olduğu gibi diğer haber ajanslarıyla uluslararası işbirliğini sürdürüyor. Çünkü biz değilsek bugün veya yarın halkımızın görüşlerini kim etkileyecek? Şu anda ne kadar savaş yaşanırsa yaşansın, nasılsa gelecekte hepimiz kendi ülkelerimizde halkımız için yeni bir başlangıç yapacağız. Geleceğimizi hep birlikte yaratmalıyız.
Rusya
FT: ABD, Rusya içindeki saldırılar için Ukrayna’ya istihbarat sağlıyor

Financial Times’ın kaynaklarına göre ABD, Ukrayna’nın Rusya’nın iç kesimlerindeki petrol rafinerileri ve askeri hedeflere yönelik saldırılarında istihbarat desteği sağlıyor. Gazetenin görüştüğü kaynaklar, Batılı müttefiklerin Washington’a bu desteği sürdürmesi çağrısında bulunduğunu aktardı. Haberde, ABD Başkanı Trump’ın da Ukrayna’nın son saldırılarından ‘etkilendiği’ belirtildi.
Financial Times’ın (FT) görüştüğü kaynaklara göre ABD, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Rusya’nın iç kesimlerindeki petrol rafinerileri ve askeri tesislere yönelik saldırılarında istihbarat desteği sağlıyor.
Kaynaklar, Kiev’in Batılı müttefiklerinin Washington’a bu amaçla istihbarat paylaşımını sürdürme çağrısında bulunduğunu söyledi.
Gazeteye konuşan kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi sırasında Ukrayna’nın saldırılarından “son derece etkilendi” ve bu gelişmelerden cesaret aldı.
Kaynaklardan biri, Trump’ın zirve kapsamında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile bu konu hakkında uzun bir görüşme yaptığını aktardı.
Kyiv Independent’ın kaynaklarına göre Trump, Zelenski’ye Rusya konusunda daha “cesur” davranmasını tavsiye etti.
Aynı kaynaklara göre Trump, Vladimir Putin’in baskı görmeden önemli bir adım atmasının beklenmediğini ifade etti. Bir ABD’li yetkili, “Başkan Trump, ‘güç yoluyla barış’ ilkesine inanıyor” dedi.
Politico’nun kaynakları da Trump’ın G7 Zirvesi’nde Ukrayna’yı desteklemeye ve Rusya üzerindeki baskıyı artırmaya hazır olduğunu söylediğini aktardı.
Bloomberg’in daha önce görüştüğü kaynaklar ise ABD Başkanı ve çevresinin artık Moskova’nın savaş alanında zafer kazanamayacağını, Kiev’in konumunun ise güçlendiğini değerlendirdiğini bildirmişti.
Zirvedeki görüşmelerin ardından Zelenski, Trump ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Ukrayna’da Patriot hava savunma sistemleri için önleme füzeleri üretilmesine yönelik lisanslar konusuna “ilk kez olumlu yaklaştığını” söyledi.
Ukrayna lideri, “Şu anda Patriot sistemleri için füze üretimine başlamak adına gerekli tüm teknik imkanlara sahip olduğumuz konusunda herkes hemfikir. Artık yalnızca Başkan Trump’ın kişisel onayı gerekiyor” dedi.
FT’nin haberine göre Putin, zirve öncesinde Trump’ı etkilemeye çalışarak ABD Başkanı’nı telefonla aradı ve doğum gününü kutladı.
Ancak gazete, bunun Trump üzerinde kayda değer bir etki yaratmadığını yazdı. Trump’ın bu süreçte “Rusya bir anlaşmaya varmalı” dediği aktarıldı.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 2026 yılında Rus enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırdı. Bloomberg’in hesaplamalarına göre Ukrayna mayıs ayında Rus hedeflerine yönelik rekor düzeyde 30 saldırı gerçekleştirdi.
Energy Intelligence’ın değerlendirmesine göre Ukrayna insansız hava araçlarının petrol rafinerilerine yönelik saldırıları sonucunda Rusya’nın petrol işleme hacmi haziran ayının başında günlük 4 milyon varilin altına geriledi.
Bu seviye son 21 yılın en düşük düzeyi olarak kaydedildi. Aynı dönemde Rus rafineri kapasitesinin yaklaşık üçte biri, yani günlük 2,14 milyon varillik bölümünün devre dışı kaldığı belirtildi.
Bu gelişmelerin ardından 23 Haziran itibarıyla Rusya’nın 61 bölgesinde yakıt satışlarına yönelik kısıtlamalar uygulamaya konuldu.
Energy Intelligence analistleri, “Ukrayna’nın Rus enerji sektörüne yönelik kampanyası büyük çaplı zarar verdi ve ülke tarihindeki en ağır yakıt krizine doğru ilerliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Rusya
Rosneft’ten yakıt piyasasını istikrara kavuşturma planı

Rosneft Başkanı İgor Seçin, Rusya iç akaryakıt piyasasının istikrara kavuşturulmasına yönelik önerilerini Devlet Başkanı Vladimir Putin’e iletti. Kommersant’ın gördüğü belgeye göre öneriler arasında nihai tüketicilere borsada öncelik verilmesi ve “Euro-3” standardındaki tüm yakıtın borsada satılması yer alıyor.
Rosneft Başkanı İgor Seçin, Rusya iç akaryakıt piyasasının istikrara kavuşturulmasına yönelik önerilerini Devlet Başkanı Vladimir Putin’e sundu.
Kommersant’ın incelediği belgeye göre Seçin’in önerileri arasında nihai tüketicilere emtia borsasında öncelikli erişim sağlanması, “Euro-3” standardındaki tüm yakıtın borsaya yönlendirilmesi ve büyük petrol şirketleri için ayrı borsa satış yükümlülükleri getirilmesi bulunuyor.
Gazetenin aktardığına göre Seçin, mayıs ayı sonunda Putin’e gönderdiği mektupta, Rus rafinerilerinin “eşi benzeri görülmemiş sayıda hasar” aldığı koşullarda ülkenin yakıtla kesintisiz şekilde tedarik edildiğini belirtti.
Haberde, Putin’in de Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak’a konuyu “incelemesi ve rapor etmesi” talimatını verdiği ifade edildi.
Seçin’in başvurusunda, “Euro-5” standartlı benzin ve motorin üreticileri için sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 16 düzeyinde borsa satış yükümlülüğü bulunduğu kaydedildi.
Ancak borsadaki alıcıların yüzde 80’ine kadarının yakıtı yeniden satarak, satışlar üzerindeki denetim eksikliği nedeniyle gelirlerini azami düzeye çıkardığı belirtildi.
Rosneft Başkanı, rafineri kapasiteleri tamamen yeniden devreye alınana kadar mevcut borsa satış yükümlülüklerinin askıya alınmasını ve bu süreçte alternatif tedbirlerin uygulanmasını önerdi.
Öneriler arasında petrol şirketlerinin ürettikleri ham petrolün en az yüzde 30’unu Rusya içinde işlemeye göndermesinin zorunlu hale getirilmesi de yer aldı.
Seçin ayrıca dikey entegre petrol şirketleri için borsa satış yükümlülüklerinin, akaryakıt istasyonlarının ihtiyaçları, devlet siparişleri ve hayati öneme sahip işletmelere yapılan sevkiyatlar dikkate alınarak yeniden hesaplanmasını teklif etti.
Seçin, geçici olarak düşürülmüş kalite standartlarıyla satışına izin verilen yakıtı üreten şirketlerin de bu ürünlerin tamamını borsada satmakla yükümlü tutulması gerektiğini savundu.
Devlet Duması Bütçe ve Vergi Komisyonu bir gün önce, dempfer mekanizmasının yeniden düzenlenmesi ve iç piyasaya yakıt sevkiyatının teşvik edilmesi amacıyla hükümetin Vergi Kanunu’nda öngördüğü değişiklikleri destekledi.
Haziran ayının başında Rus medyası, Başbakan Yardımcısı Novak’ın piyasayı istikrara kavuşturacak tedbirler üzerinde çalışılması talimatı verdiğini aktarmıştı.
Bu tedbirler arasında Belarus ile yakıt sevkiyatlarının artırılmasına yönelik görüşmeler, ithal yakıt için dempfer ödemelerinin artırılması olasılığı ve Vergi Kanunu değişikliklerinin 1 Haziran 2026’dan itibaren geriye dönük uygulanması bulunuyordu.
Novak ayrıca Enerji Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı’ndan benzinde sıfır ithalat vergisi uygulamasının 30 Haziran 2027’ye kadar uzatılmasını ve bazı yakıt türlerine ilişkin vergi rejiminin değiştirilmesini değerlendirmelerini istedi.
Bu kapsamda, AI-92 benzini ile katkı maddelerinin karıştırılmasıyla elde edilen AI-95 benzini için sıfır tüketim vergisi uygulanması da değerlendirilen seçenekler arasında yer aldı.
Mayıs ayının sonundan bu yana Rusya’nın bazı bölgelerinde yakıt tedarikinde aksamalar kaydedildi. Kırım, Sivastopol ve Kuban yönetimleri akaryakıt istasyonlarında yakıt sıkıntısı yaşandığını bildirdi.
Kırım lideri Sergey Aksyonov ise yarımadadaki tüm akaryakıt istasyonlarının yalnızca kamu hizmetleri için yakıt vermeye yönlendirildiğini açıkladı.
Rusya Enerji Bakanlığı, iç piyasadaki durumun istikrarlı ve kontrol altında olduğunu vurgularken, Federal Rekabet Kurumu’nun (FAS) da bu durumun sürdürülmesi için alınan tedbirler hakkında bilgi verdiği belirtildi.
Rusya
Rusya’da benzin açığı için ithalat desteği gündemde

Rusya hükümeti, ülkedeki yakıt açığını gidermek amacıyla Hindistan’dan geniş çaplı benzin ithalatının önünü açacak düzenlemeler üzerinde çalışıyor. RBK’nın aktardığı tasarı, yurt dışından benzin satın alan petrol şirketlerine bütçeden sübvansiyon verilmesini öngörüyor. Düzenleme, Rusya’da artan benzin açığı ve rafineri üretimindeki düşüş ortamında gündeme geldi.
Rusya yönetimi, ülkedeki yakıt açığını kapatmak amacıyla Hindistan’dan geniş çaplı benzin ithalatına başlamaya hazırlanıyor.
RBK medya kuruluşunun haberine göre, bu amaçla hazırlanan Vergi Kanunu değişikliği tasarısı, yakıt piyasasını istikrara kavuşturmayı hedefliyor.
Tasarı, yurt dışından benzin satın alan petrol şirketlerine bütçeden sübvansiyon verilmesini öngörüyor. Sübvansiyonların, perakende akaryakıt fiyatlarını kontrol altında tutmak amacıyla sekiz yıl önce yürürlüğe giren dempfer mekanizması kapsamında uygulanması planlanıyor.
AEB dışında üretilen ithal benzine verilecek desteğin miktarı, Hindistan piyasasındaki gösterge benzin fiyatı ile Hindistan limanlarından yapılacak sevkiyatın maliyeti esas alınarak hesaplanacak.
RBK’nın aktardığına göre tasarı, bir gün önce Devlet Duması Bütçe ve Vergi Komisyonu tarafından desteklendi. Gazeteye konuşan bir kaynak, düzenlemenin çarşamba günü ikinci ve üçüncü okumada kabul edilebileceğini söyledi.
Hindistan, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından deniz yoluyla taşınan Rus petrolünün en büyük alıcısı haline geldi. Ülke geçen yıl günlük 1,5 ila 2 milyon varil Rus petrolü satın alırken, Haziran 2026’da ithalatını günlük rekor 2,66 milyon varile çıkardı.
Hindistan, Rusya’dan satın aldığı petrolün bir bölümünü dizel, gazyağı ve benzin gibi petrol ürünlerine dönüştürerek ihraç ediyor.
Wood Mackenzie’nin değerlendirmesine göre, Hindistan’ın benzin ihracatı geçen yıl günlük 400 bin varille rekor seviyeye ulaştı. Bu ürünlerin başlıca alıcıları Asya ülkeleri oldu.
Reuters’ın aktardığına göre Hindistan’da üretilen benzinin yaklaşık yüzde 20’si etanol içeriyor. Bu oran, Rusya’da izin verilen yüzde 10’luk sınırın iki katına karşılık geliyor.
Rusya geçen yıl, rafinerilere yönelik bir dizi saldırının ardından izin verilen etanol oranını yükseltmişti.
2026 yılında insansız hava aracı saldırıları Rus petrol rafinerilerine yönelik olarak şimdiye kadarki en geniş ölçekte gerçekleşti. M
ayıs ayında 16 rafineri vurulurken, haziranda en az altı rafineri daha saldırılardan etkilendi. Bunun sonucunda Rusya’da petrol işleme hacmi son yirmi yılın en düşük seviyesine geriledi ve benzin üretimi yüzde 25 azaldı.
Reuters’ın verilerine göre Rusya’daki benzin açığı şu anda iç tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine ulaşıyor.
Faaliyette kalmayı sürdüren rafineriler günde 85 bin ton benzin üretirken, yaz aylarında ekonominin günlük ihtiyacı 110 bin ton seviyesinde bulunuyor.
Rusya halihazırda Belarus’tan da benzin satın alıyor. Ancak Reuters’ın kaynaklarına göre Belarus’tan gelen miktar, yakıt dengesindeki açığı kapatmaya yetmiyor.
Aylık 100 ila 150 bin ton seviyesindeki sevkiyatlar günlük yaklaşık 3 ila 5 bin tona karşılık gelirken, ülkedeki benzin açığı günlük 25 bin tona ulaşıyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









