Amerika
Demokratlar Nebraska’daki kritik sandalye için yarışıyor

ABD’de Nebraska ve Batı Virginia’da seçmenler salı günü ön seçimler için sandığa giderken, dikkatler özellikle Nebraska’nın “mavi nokta” olarak bilinen 2. Kongre Bölgesi’ne çevrildi. Emekliye ayrılan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Don Bacon’ın koltuğu, Demokratların kasım seçimleri öncesindeki en önemli hedeflerinden biri olarak görülüyor.
ABD’nin Nebraska eyaletinde bugün yapılacak ön seçimler, kasım ayında Temsilciler Meclisi’nin kontrolü için yürütülecek mücadelede kritik eşiklerden biri olarak görülüyor.
Özellikle eyaletin “mavi nokta” olarak anılan kongre bölgesi, iki parti açısından da dikkatle izleniyor.
Nebraska ve Batı Virginia’daki seçmenler salı günü Kongre ve eyalet meclisi ön seçimleri için oy kullanacak.
Nebraska’daki seçmenler ayrıca valilik dahil olmak üzere eyalet çapındaki yürütme makamları için parti adaylarını belirleyecek.
Nebraska’daki en yakından izlenen yarış, emekliye ayrılan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Don Bacon’ın yerine aday olacak Demokrat ismin belirlenmesi olarak öne çıkıyor.
Demokrat Parti ön seçiminde eyalet senatörü John Cavanaugh ile siyasi danışman Denise Powell yarışıyor.
Cumhuriyetçi ön seçimde rakipsiz olan Omaha Kent Konseyi üyesi Brinker Harding ise kasım ayında Demokrat adayın karşısına çıkacak.
Bacon, 2024 seçimlerinde eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris tarafından kazanılan bölgelerde seçilmeyi başaran yalnızca üç Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesinden biriydi.
Bu nedenle koltuk, Demokratların sonbahar seçimlerindeki başlıca hedeflerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Decision Desk HQ baş seçim analisti Geoffrey Skelley, The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bu, yeniden seçim bölgelerine ayrılmamış koltuklar arasında muhtemelen Demokratların kazanma ihtimalinin en yüksek olduğu yer” dedi.
Skelley, “2024’te Harris’in yaklaşık 4 ya da 5 puan farkla kazandığı bir bölgeden söz ediyoruz. Bu nedenle burası Demokratlar için öncelikli hedeflerden biri ve Don Bacon’ın emekliye ayrılması yarışı onlar açısından daha da avantajlı hale getirdi” ifadelerini kullandı.
Skelley ayrıca, “Şu aşamada genel kanaat, genel seçimde Demokratların bu koltuğu kazanma ihtimalinin Cumhuriyetçilerden daha yüksek olduğu yönünde. Ancak bu, Cumhuriyetçilerin şansını tamamen göz ardı etmek anlamına gelmiyor” diye konuştu.
Nebraska’daki Senato ön seçimlerinde ise Demokratların bağımsız aday Dan Osborn için alan açma çabası nedeniyle sert bir vekalet mücadelesi ortaya çıktı.
Demokratlar, Osborn’un kasım ayında görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Pete Ricketts’a karşı rekabetçi bir yarış yürütebilmesi için genel seçim pusulasında mümkün olduğunca az aday görmek istiyor.
Skelley, “Ricketts Cumhuriyetçi ön seçimi kazanacak. Ardından soru şu olacak: Genel seçimde bağımsız Dan Osborn ile baş başa mı yarışacak, yoksa pusulada başka adaylar da olacak mı?” değerlendirmesinde bulundu.
Nebraska’nın 2. Kongre Bölgesi’nde eyalet siyasetindeki aile bağları ve yüksek tanınırlığıyla öne çıkan Cavanaugh ile pazarlama danışmanı Powell, altı adaylı Demokrat ön seçiminin en güçlü isimleri olarak görülüyor.
Ön seçim süreci oldukça sert geçti. İki adayın birbirine yönelik olumsuz reklamları eyalette yoğun biçimde yayımlandı.
Ancak stratejistler, bu sert rekabetin “mavi nokta” bölgesinin taşıdığı siyasi ağırlığı gösterdiğini belirtiyor.
Nebraska’da yaşayan Demokrat stratejist Vince Powers, “Birbirlerine sert biçimde yükleniyorlar çünkü kazananın Kongre’ye gideceğini biliyorlar. Bu koltuk mücadele etmeye değer. Kasım ayında ikinci olmak için yarışmıyorlar” dedi.
Cumhuriyetçi stratejist Ryan Horn da Demokratların genel seçime avantajlı başlayacağını kabul etti.
Horn, Harris’in “kötü bir aday” ve “bu bölge için kötü bir eşleşme” olduğunu söyledi ancak buna rağmen Harris’in 2024’te bölgeyi 5 puan farkla kazandığını hatırlattı.
Horn, The Hill’e verdiği demeçte, “Burası Cumhuriyetçi bir bölge değil. Aslında salıncak bölge bile sayılmaz. Tarafsız bir yılda Demokratlara 5 ya da 6 puan avantaj sağlayan bir bölge” dedi.
Horn, “İnsanların hâlâ burayı rekabetçi görmesinin tek nedeni Don Bacon’ın koltuğu korumakta ve her seçimde yeniden kazanmakta başarılı olması” ifadelerini kullandı.
Douglas County Bölge Mahkemesi katibi Crystal Rhoades da yarışta yer alıyor. Ancak Powers, Rhoades’un kazanma ihtimalinin düşük görüldüğünü söyledi.
Powers, “Çok fazla parası yok ama etkili bir kampanya yürütüyor. Umudu, Cavanaugh ve Powell birbirleriyle mücadele ederken ortadan sıyrılabilmek” dedi.
Ön seçimlerde yaşanan sert rekabete rağmen Powers, Demokratların kasım ayı öncesinde birleşeceğini düşündüğünü belirtti.
Powers, “Sonuçta Nebraska ılımlı bir eyalet ve Omaha ile Lincoln dışındaki bölgeler muhafazakar çizgide” dedi.
Powers, “Bu nedenle yarışan Demokrat adayların her biri Cumhuriyetçiler açısından gerçek bir meydan okuma oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Powers ayrıca, “4 Temmuz’a gelindiğinde herkes aynı çizgide olacak. O çizgi de Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması gerekliliği” diye konuştu.
Öte yandan Senato yarışındaki karmaşık Demokrat ön seçimi, partinin Osborn’u destekleme planlarını zora sokabilir.
Ön seçimde emekli eczane teknisyeni Cindy Burbank ile papaz William Forbes yarışıyor. Burbank, salı günü kazanması halinde yarıştan çekileceğini söyledi.
Forbes ise Ricketts kampanyasının “yerleştirdiği aday” olduğu suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Ricketts karşıtlarının önemli bölümü Osborn etrafında toplandı. Bu kesim, genel seçim pusulasında yer alacak ek bir adayın bağımsız adayın şansını azaltabileceğinden endişe ediyor. Osborn, 2024’te Cumhuriyetçi Senatör Deb Fischer’a karşı beklenenden daha yakın geçen yarış sonrası ülke çapında dikkat çekmişti.
Skelley, “Osborn açısından Demokrat adaya gidecek her oy, normalde muhtemelen ona gidecek oyların eksilmesi anlamına geliyor” dedi.
Skelley, “Dolayısıyla Osborn’un kazanma şansı olacaksa Demokratların pusulada aday bulundurmaması gerekebilir. Çünkü günün sonunda her küçük yüzde puanı önem taşıyacak” ifadelerini kullandı.
Nebraska Demokrat Partisi de Forbes’un geçmişte Cumhuriyetçi Parti’yi desteklediğini vurgulayan broşürler dağıttı.
Forbes, mart ayında CNN’e yaptığı açıklamada Başkan Trump’a birden fazla kez oy verdiğini ve ocak ayında Cumhuriyetçi aday eğitim programına katıldığını söyledi.
Nebraska Legal Marijuana NOW Party adaylığı için yarışan bir başka isim de Demokratlardan bağış aldığı suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Her iki kampanya da “atanmış aday” suçlamalarını reddetti.
Skelley, “Her iki ön seçim de bir anlamda Ricketts ile Osborn arasındaki vekalet mücadelesi gibi işliyor” dedi.
Skelley, “Bu girişimlerle doğrudan bağlantılı olup olmadıkları bir yana, ortaya çıkan etki bu yönde” değerlendirmesinde bulundu.
Demokrat stratejist Powers ise seçmenlerin Forbes’a yanlışlıkla oy vereceği yönündeki kaygıları fazla önemsemediğini söyledi.
Powers, “Burbank’ın Forbes’u yenmesinden eminim” dedi.
Powers ayrıca, “Bu bir ön seçim olduğu için ciddi bir kafa karışıklığı yaşanacağını düşünmüyorum. Benim kanaatim, ön seçim seçmenlerinin genel seçmen kitlesine kıyasla daha bilgili olduğu yönünde” ifadelerini kullandı.
Eyalet düzeyinde ise Cumhuriyetçi Nebraska Valisi Jim Pillen salı günkü ön seçimlerde çok sayıda rakiple karşı karşıya bulunuyor. Ancak rakiplerinin ciddi ivme kazandığına dair güçlü işaret bulunmuyor.
Demokrat cephede ise eski eyalet senatörü Lynne Walz’ın, emekli hırdavat mağazası sahibi Larry Marvin karşısında favori olduğu değerlendiriliyor.
Bununla birlikte Horn, Pillen Cumhuriyetçi seçmenler arasında çok popüler görülmese bile Walz’ın kasım ayı öncesinde ciddi ivme yakalamasının “son derece düşük ihtimal” olduğunu söyledi.
Horn, “Bir Demokratın gelip yarışı kazanabilmesi için kusursuz bir fırtınanın oluşması gerekir” dedi.
Horn, “Şu anda bunun olacağına dair işaret yok. Böyle bir değişime yönelik güçlü bir eğilim görünmüyor” ifadelerini kullandı.
Nebraska’nın 2. Kongre Bölgesi’ndeki Cumhuriyetçi ön seçimden çekilen ve bağımsız olan Brett Lindstrom’un da kasım ayı öncesinde valilik yarışına girebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Lindstrom’un adaylık başvurusu için ağustos ayına kadar süresi bulunuyor. Kararı salı günkü ön seçimleri etkilemeyecek olsa da Skelley, “Bu durum valilik yarışında beklenmedik bir unsur yaratabilir” dedi.
Skelley, “Çünkü aksi durumda Pillen’ın Demokrat adayla baş başa yarışta Nebraska’da yeniden seçilmekte ciddi sorun yaşamaması beklenir” diye konuştu.
Batı Virginia da salı günü ön seçimlere gidiyor. Görevdeki isimlerin büyük bölümünün kasım seçimlerine rahat biçimde ilerlemesi bekleniyor.
Cumhuriyetçi Senatör Shelley Moore Capito ile Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyeleri Riley Moore ve Carol Miller’ın genel seçimlere kolaylıkla çıkacağı öngörülüyor.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası












