Amerika
Donald Trump Ticaret Bakanlığının başına Howard Lutnick’i getirdi

Donald Trump, Wall Street yatırımcısı ve seçim kampanyası bağışçısı Howard Lutnick’i Amerikan ticaretini yönetmesi için aday göstereceğini ve milyarderi, seçmenlere sunduğu kapsamlı gümrük tarifelerinin uygulanmasından sorumlu tutacağını söyledi.
Trump’ın geçiş ekibinin eş başkanı olan Lutnick, yeni yönetimde Hazine Bakanlığını yönetmek için de adaylar arasında yer alıyordu. Lutnick, yatırım şirketi Cantor Fitzgerald’ın CEO’su.
Trump salı günü Lutnick’in Ticaret Bakanlığına liderlik etmenin yanı sıra ABD ticaret temsilciliği (USTR) ofisinden de “doğrudan sorumlu” olacağını açıkladı.
Önceki yönetimlerde, 1974 yılında kurulan ve ABD’nin ticaret ortaklarıyla müzakereleri denetleyen ABD ticaret temsilcisi ofisi doğrudan başkana rapor veriyordu.
Senato tarafından onaylanması halinde 63 yaşındaki milyarder yatırımcı, ABD işletmelerini desteklemekten sorumlu olacak ve Trump’ın ülkenin ticaret ortaklarına kapsamlı gümrük vergileri uygulama planının hayata geçirilmesinde merkezi bir rol oynayacak.
Seçilmiş başkan, Çin’den ithal edilen mallara yüzde 60 gümrük vergisi getirilmesinin yanı sıra yüzde 20’ye varan küresel bir gümrük vergisi uygulanmasını önerdi.
Daha önce hiçbir devlet görevinde bulunmayan Lutnick, seçim kampanyası sırasında Trump’ın en büyük destekçilerinden biri olarak ortaya çıkarken, seçilmiş başkanın politikalarının sadık bir savunucusu oldu.
Lutnick, New York’ta yapılan bir seçim mitinginde, “Amerika ne zaman büyüktü? Yüzyılın başında ekonomimiz sallanıyordu! Bu 125 yıl önceydi. Gelir vergimiz yoktu ve sahip olduğumuz tek şey gümrük vergileriydi,” demişti.
Lutnick, Clintonların hâlâ arkadaşı
Trump’ın en büyük bağışçılarından biri olmadan önce Lutnick, Chuck Schumer ve Jeb Bush da dahil olmak üzere “müesses nizam” Demokratlarına ve Cumhuriyetçilerine para vermişti.
Lutnick, Hillary Clinton’ın 2008 ve 2016 başkanlık seçimlerine katkıda bulunmuş, 2015’te onun için bir bağış toplantısına ev sahipliği yapmıştı ve Bill Clinton ve kızı Chelsea’nin geçtiğimiz 11 Eylül’de şirketinin yardım gününe geldiğini belirterek Clintonları hâlâ arkadaş olarak gördüğünü söylüyor.
Lutnick aynı zamanda on yıllardır Trump’a da yakın, hatta 2008 yılında seçilmiş başkanın NBC’deki programı The Celebrity Apprentice’e bile katılmıştı.
Cantor Fitzgerald’ın patronu ekim ayında Financial Times’a verdiği demeçte, Trump’ın 2024 kampanyasına 10 milyon dolardan fazla bağış yaptığını, geçiş süreci için 500.000 dolar daha bağışladığını ve toplamda yaklaşık 75 milyon dolar topladığını söyledi.
Hazine Bakanı henüz belli değil
Son günlerde Lutnick’in adı Hazine Bakanlığı için de geçiyordu fakat yatırımcının kampı ile hedge fon yöneticisi olan Scott Bessent’i destekleyenler arasındaki çatışmalar seçim sürecini altüst etti.
Lutnick, Trump’ın yakın danışmanı haline gelen milyarder girişimci Elon Musk’ın desteğini kazandı. Musk, Lutnick’i “olağan seçim” olarak nitelendirdiği Bessent’in aksine “gerçekten değişim yaratacak” bir Hazine Bakanı olarak tanımlamıştı.
Bir başkanın yönetimindeki en önemli ekonomik görev olan Hazine Bakanlığının ötesinde, Trump henüz Ulusal Ekonomi Konseyinin direktörlüğünü kimin yapacağına karar vermedi.
Marc Rowan Hazine için öne çıktı
Konuya aşina birkaç kişinin FT’ye aktardığına göre özel sermaye milyarderi Marc Rowan, Donald Trump’ın Hazine Bakanı olmak için en büyük aday olarak ortaya çıktı ve çarşamba günü seçilmiş başkanla bir araya gelerek mevki için sunumunu yapacak.
Konu hakkında bilgi sahibi iki kişi, Apollo Global Management başkanının görüşme için kapsamlı bir hazırlık yaptığını söyledi. Rowan, Trump’la Florida’da buluşmak üzere Hong Kong’dan geri döndü.
Rowan, finans piyasalarındaki derin deneyimine atıfta bulunan bazı Trump sırdaşlarının ve Wall Street bağışçılarının desteğine sahip. Wall Street’teki destekçilerinden biri, “Marc çok zeki ama çok bağımsız,” dedi.
Fakat 62 yaşındaki özel sermaye patronu, hedge fon yatırımcısı Scott Bessent’in hâlâ önde gelen bir aday olması nedeniyle bu görev için sıkı bir rekabetle karşı karşıya.
Geçiş ekibine politika konusunda danışmanlık yapan eski bir Federal Rezerv yöneticisi olan Kevin Warsh da bir sonraki Hazine bakanı olmaya aday olmaya devam ediyor.
Tahmin sitesi Polymarket salı günü Warsh’ı açık ara favori olarak gösterirken, Bessent ikinci favori ve onları Rowan ve Hagerty’yi takip ediyor.
Bessent, Hazine Bakanı olma teklifinin reddedilmesi halinde yeni yönetimin Ulusal Ekonomik Konseyinin başkanı olmak için de yarışıyor.
Trump, Medicare ve Medicaid için Mehmet Öz’ü seçti
Trump salı günü yaptığı açıklamada, Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezlerinin (CMS) başına doktor ve televizyoncu Mehmet Öz’ü getirdiğini duyurdu.
Trump yaptığı açıklamada, Robert F. Kennedy Jr. tarafından popüler hale getirilen bir slogana atıfta bulunarak, “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Hale Getirmek için Dr. Öz’den daha nitelikli ve yetenekli bir Hekim olmayabilir,” dedi.
Trump, Öz’ün, ülkenin “en pahalı devlet kurumundaki israf ve dolandırıcılığı azaltacağını” söyleyerek yetki harcamalarında kesintiye gidilebileceğinin sinyalini verdi. Ayrıca Öz’ün “Hastalıkların Önlenmesinin teşvik edilmesinde lider olacağını” söyledi.
Öz eski bir kalp cerrahı ve Columbia Üniversitesinde profesör. Oprah Winfrey’in “sağlık gurusu” olarak ulusal üne kavuşmuş ve daha sonra kendi uzun soluklu talk show programını sunmuştu.
Öz, “bilimsel olarak şüpheli” teorileri benimsediği ve etkinliği belgelenmemiş tedavileri teşvik ettiği için tıp uzmanları da dahil olmak üzere yıllar boyunca defalarca eleştirildi.
Trump 2022 Pennsylvania Senato yarışında onu destekledi, fakat Öz, Demokrat John Fetterman tarafından yenilgiye uğratıldı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek











