Bizi Takip Edin

Ortadoğu

El Hol kampı tahliye edildi: Yabancı IŞİD’li aile üyeleri nereye gitti?

Yayınlanma

Suriye’nin Haseke vilayetinde bulunan ve kontrolü Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) Şam yönetimine geçen El Hol Kampı’ndaki yabancılar bölümünün tamamen boşaldığı bildirildi. Yerel kaynaklar ve güvenlik uzmanları, 60’tan fazla ülkeden gelen binlerce IŞİD bağlantılı kişinin kaçakçılık şebekeleri aracılığıyla Türkiye sınırındaki İdlib’e ve diğer bölgelere taşındığını öne sürüyor.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke ilinde yer alan ve IŞİD bağlantılı ailelerin tutulduğu en büyük merkez olarak bilinen El Hol Kampı’nda, kontrolün el değiştirmesinin ardından yabancı uyrukluların bulunduğu bölümün tahliye edildiği bildirildi.

Şam’daki geçici hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşma kapsamında kampın yönetimi Suriye merkezi hükümetine devredildi.

Ancak bu süreçte, SDG’nin IŞİD’in son kalesi Bağuz’dan çıkarılmasının ardından kampa yerleştirilen binlerce yabancı uyruklu kişinin akıbeti belirsizliğini koruyor.

Kampın, son verilere göre 25 bin ila 30 bin kişiye ev sahipliği yaptığı, bu nüfusun yaklaşık 6 binini 60’tan fazla ülkeden gelen yabancı kadınlar ve çocukların oluşturduğu biliniyor. Rusya, Kafkasya ve Orta Asya kökenli kişilerin, Suriyeli ve Iraklılardan ayrı olarak yüksek güvenlikli özel bir bölümde tutulduğu kaydedildi.

Kamp nüfusunda radikal düşüş gözlemlendi

Bölgedeki saha kaynakları ve insani yardım kuruluşu çalışanları, kamp nüfusunun önemli ölçüde azaldığını doğruladı.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir yardım kuruluşu çalışanı, “Geçen cumartesiden beri yabancılar bölümünde en fazla 20 aile kaldı” bilgisini paylaştı.

Bir başka kaynak ise yabancıların büyük bir kısmının İdlib ve diğer illere götürüldüğünü, küçük bir grubun ise ana kampa karıştığını belirtti. Kaynak, yabancılar bölümünün fiilen boş olduğunu ifade etti.

El Hol’de faaliyet gösteren bir diğer yardım kuruluşu yetkilisi, insanların kamptan ayrılması, merkezlerin hasar görmesi ve yağmalanması nedeniyle programlarına devam edemediklerini vurguladı.

AFP’ye konuşan bir görgü tanığı, hükümet güçlerinin kontrolü sağlamasının ardından silahlı kişilerin çarşaflı kadınları araçlarla kamptan çıkardığını gördüğünü aktardı.

Diplomatik kaynaklar ve uzmanlar tahliyeyi doğruladı

Middle East Eye’a (MEE) konuşan Batılı bir diplomat ve bölgesel güvenlik uzmanı, IŞİD’li ailelerin tutulduğu ek binanın tamamen boşaltıldığını teyit etti.

İsmi gizli tutulan güvenlik uzmanı, “Yabancılar bölümü çarşamba gecesi boşaltıldı ancak tutukluların nereye ve neden götürüldüğü dahil olmak üzere koşullar belirsiz” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası Şiddet İçeren Aşırıcılık Araştırma Merkezi’nden (ICSVE) Anne Speckhard, kamptaki 6 bin 279 yabancı tutuklunun artık orada bulunmadığını belirtti.

Speckhard, “El Hol’de tutulan Bosnalı kadınların Suriye ordusu tarafından batıdaki İdlib vilayetine nakledildiği bilgisi mevcut. Bu kadınlar ailelerine, İdlib’de kaldıkları evlerden ayrılamadıklarını ve Suriye hükümeti tarafından tutuklanmaktan korktuklarını iletiyor” diye konuştu.

Şam yönetiminin dahli ve kaçakçılık iddiaları

Tahliye operasyonunun niteliği konusunda farklı iddialar gündeme geldi. MEE’ye bilgi veren bazı kaynaklar, kadın ve çocukların Suriye hükümeti tarafından taşındığını öne sürerken, diğer kaynaklar kaçak yollarla çıkış yapıldığını savundu.

El Hol ve El Roj kamplarında çalışmalar yürüten bir kaynak, yabancı uyrukluların en azından bir kısmının şu an İdlib’de olduğunu belirterek, “Bu transferleri hükümetin mi yoksa başka grupların mı yaptığından kesin emin değiliz. Bildiğimiz kadarıyla bu aileler ülkelerine iade edilmek istiyor” ifadelerini kullandı.

Suriye Dışişleri Bakanlığı’na bağlı kamp yönetiminden bir yetkili ise AFP’ye yaptığı açıklamada, yetkililerin sayım yaptığını ancak firar durumunu doğrulamadığını, olası kaçışların “Kürt güçlerin kampı düzgün şekilde teslim etmeden çekilmesinden” kaynaklandığını savundu.

Kaçakçılık ağlarının faaliyeti tespit edildi

Şam yönetimi 21 Ocak’ta kaçtığı belirtilen kişilerin aranması için çalışma başlattığını duyursa da, binlerce kişinin nereye gittiğine dair resmi açıklama yapılmadı.

Yerel kaynaklar, denetim boşluğundan yararlanan insan kaçakçılığı ağlarının Türkiye ve Irak sınırlarında faaliyetlerini artırdığını belirtiyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), kaçakçılık şebekelerinin güvenlik kaosundan faydalanarak tutukluları çeşitli güzergahlar üzerinden dışarı çıkardığını rapor etti.

SOHR, yabancı uyruklu IŞİD’li kadınların bir kısmının kuzeye geçmeye çalıştığını, bazılarının ise Suriye çölündeki (Badiye) IŞİD hücrelerine katılmasından endişe edildiğini kaydetti.

Al Modon: Eski savaşçılarla bağlantılı şebekeler devrede

Beyrut merkezli haber sitesi Al Modon, eski yabancı savaşçılarla bağlantılı olduğundan şüphelenilen kaçakçılık şebekelerinin güvenlik açıklarını kullandığını yazdı.

Haberde, “Bu şebekeler, kamptaki kadın ve çocukları İdlib’e karmaşık güzergahlar üzerinden taşıdı. Veriler, kaçakçılığı yapılan ailelerin çoğunun, IŞİD’e karışmış savaşçılarınkine benzer yabancı uyruklara sahip olduğunu gösteriyor” ifadeleri yer aldı.

Al Modon ayrıca, Suriye güvenlik güçlerinin İdlib ve El Hol hattında alarm durumuna geçtiğini ve lojistik destek sağlayan tarafları takibe aldığını belirtti.

El Hol Kampı, Batılı ülkelerin kendi vatandaşı olan IŞİD mensuplarını geri almayı reddetmesi nedeniyle uzun süredir ciddi bir güvenlik riski oluşturuyordu. Son dönemde sadece Irak yönetimi, kamptan yaklaşık 5 bin vatandaşını geri aldığını duyurmuştu.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English