Bizi Takip Edin

Diplomasi

Endonezya ve Katar 4 milyar dolarlık ortak fon kuracak

Yayınlanma

Başkan Prabowo Orta Doğu turunu tamamlarken Endonezya ve Katar 4 milyar dolarlık ortak fon kuracak.

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto salı günü bir hafta süren Orta Doğu turunu tamamlarken yeni ticari bağlar ve yatırım taahhütleri konusunda iyimserliğini ifade etti. Özellikle de Danantara Endonezya ve Katar arasında planlanan 4 milyar dolarlık ortak fon konusunda.

Prabowo tarafından şubat ayında başlatılan Endonezya’nın yeni varlık fonu Danantara, salı günü yaptığı açıklamada, kendisinin ve Katar Yatırım Otoritesi’nin ortak fona 2’şer milyar dolar katkıda bulunacağını söyledi. Endonezya ve Katar arasındaki bu ortak fon, Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisinde maden işleme, yenilenebilir enerji, sağlık ve teknoloji sektörlerine yatırıma odaklanacak.

Prabowo, pazar günü Doha’da Katar Emiri Tamim bin Hamad Al Thani ile yaptığı görüşmenin ardından “Ortaklığımızı derhal artırma konusunda anlaştık” dedi.

Danantara İcra Kurulu Başkanı Rosan Roeslani, fonun ortak fonu “ihtiyatlı, şeffaf ve sonuç odaklı” bir şekilde yönetmesi için Katar tarafından verilen “güveni” takdir ettiğini söyledi.

Roeslani, “Odak noktamız, finanse edilen her projenin ulusal ekonomi üzerinde stratejik ve sürdürülebilir etkilere sahip olmasını sağlamaktır” dedi.

Katar ziyareti Prabowo’nun Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Mısır ve Ürdün’ü de kapsayan Orta Doğu turunun bir parçasıydı. Prabowo, Endonezya’nın İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında yerlerinden edilen 1,000 Filistinliyi geçici olarak barındırmaya hazır olduğunu belirtirken, Orta Doğu’daki çatışmaya “barışçıl bir çözüm” bulunması da ele alınan başlıca konular arasındaydı.

Ancak diğer Müslüman liderlerle yaptığı görüşmelere ekonomik işbirliği damgasını vurdu.

Analistler bu geziyi, Prabowo’nun ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergisi politikalarının etkilerine ilişkin endişelerin arttığı bir ortamda geleneksel olmayan ortaklarla ekonomik ve ticari bağları güçlendirme çabalarının bir parçası olarak görüyor. Endonezya, Trump’ın geçen hafta açıkladığı çoğu ülke için 90 günlük uygulama duraklaması sırasında daha iyi koşullar üzerinde müzakere edemezse ABD’ye ihracatında %32’lik bir gümrük vergisi oranıyla karşı karşıya kalacak.

Orta Doğu turu, Endonezya rupiahının ABD doları karşısında tüm zamanların en düşük seviyesine inerek bölgedeki en kötü performans gösteren para birimlerinden biri haline gelmesinin ve Endonezya Borsası’nda işlemlerin askıya alınmasıyla endeksin %9’un üzerinde değer kaybetmesinin hemen ardından gerçekleşti. Bu olaylar, Endonezya’nın mali istikrarı ve büyüme beklentilerine ilişkin piyasa endişelerini yansıtıyor.

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından Türkiye’de konuşan Prabowo, ABD-Çin ticaret savaşında tarafsız kalacaklarını söyledi. “Biz [taraf tutmuyoruz], tüm ülkelere saygı duyuyoruz. ABD’yi olduğu kadar Çin’i de iyi bir dost olarak görüyoruz” dedi.

Endonezya ve Türkiye’nin “birlikte bir dünya ekonomik gücü olarak gelişmesi gerektiğini, çünkü ancak o zaman sesimizin duyulacağını” da sözlerine ekledi.

Liderler geçen yıl kaydedilen yaklaşık 3 milyar dolarlık ikili ticaret hedefini 2025 yılında 10 milyar dolara yükseltti. Endonezya’nın ekonomik işlerden sorumlu koordinatör bakanı Airlangga Hartarto, her iki ülkenin de “sınırlı tercihli ticaret anlaşmasının” hızlandırılmış bir şekilde uygulanması yoluyla bu iddialı hedefe ulaşmaya çalışacağını söyledi.

Endonezya, Güneydoğu Asya ülkesine tütün, makine ve buğday gibi başlıca ihraç kalemleri olan Türkiye’ye ağırlıklı olarak palmiye yağı, tekstil ve kauçuk gönderiyor.

Prabowo, Türk işletmelerini elektrikli araç bataryaları, yenilenebilir enerji ve altyapı gibi projelere yatırım yapmaya davet etti. Prabowo ve Erdoğan ayrıca savunma sanayinin geliştirilmesine yönelik işbirliğini de ele aldı.

Dubai merkezli enerji şirketi Masdar ve Endonezya devlet kuruluşu Perusahaan Listrik Negara, Batı Java’da 100 megavatlık yeni bir yüzer güneş enerjisi santrali geliştirmek üzere BAE’de bir anlaşma imzaladı. Bu, Masdar’ın aynı eyalette 145 megavatlık benzer bir tesisi faaliyete geçirmesinin ardından Endonezya’daki ikinci yüzer güneş enerjisi santrali olacak.

Prabowo, Endonezya’nın temiz enerji dönüşümüne yatırım yapmaları için Orta Doğu ülkelerine kur yapıyor; gelişmekte olan ülkeler üzerinde fosil yakıtlardan uzaklaşma baskısı artarken, gelişmiş ülkelerden gelen destek vaatleri yavaş gerçekleşiyor. Trump yönetimi mart ayında ABD’nin, aralarında Endonezya’nın da bulunduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde enerji dönüşümünü desteklemek için gelişmiş ülkelerden fon sağlamayı amaçlayan Just Energy Transition Partnership’ten çekildiğini açıkladı.

Prabowo’nun diğer Müslüman liderlerle yaptığı görüşmelerde ele alınan diğer sektörler arasında tarım ve balıkçılık da vardı, zira Başkan gıda güvenliği programı için destek arayışında. BAE’nin önde gelen süt ürünleri üreticisi Al Ain Farms, Prabowo’nun ziyareti sırasında Endonezya’da yatırım yapmak üzere bir anlaşma imzaladı.

Padjadjaran Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Teuku Rezasyah, Endonezya’nın ABD’nin gümrük vergisi artışlarının yarattığı riskleri dengelemek için yeni bir hedef ihracat pazarı ve yatırım kaynağı olarak “Orta Doğu’yu sağlamlaştırması gerektiğini” söyledi.

Arap ülkelerinin şu anda “ABD’ye yatırım yapma ve ABD ile ticaret yapma konusunda kendilerini rahat hissetmeyebileceklerini” belirten Pandie, Endonezya’nın bu ülkelerin yatırımlarını çekmek için daha fazla şansa sahip olduğunu söyledi.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English