Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi, Kim ve Putin Zafer Günü için Kızıl Meydan’da buluşacak mı?

Yayınlanma

Kremlin’e göre Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ‘un önümüzdeki aylarda Rusya’yı ziyaret etmesi bekleniyor. 9 Mayıs’taki Zafer Günü töreni için Moskova’daki Kızıl Meydan’da Çinli ve Rus mevkidaşlarıyla bir araya gelebileceği yönünde söylentiler de var.

Uzmanlar, Kim’in Devlet Başkanları Xi Jinping ve Vladimir Putin ile birlikte podyuma çıkması halinde, üç liderin ilk kez kamuoyu önünde bir araya geleceğini ve bunun ABD baskısına karşı güçlü bir dayanışma ve meydan okuma sinyali olacağını söyledi.

Kremlin, Xi’nin önümüzdeki ayın başlarında, Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı zaferinin 80. yıldönümü münasebetiyle 9 Mayıs’ta düzenlenecek tören için Moskova’yı ziyaret edeceğini açıkladı.

Moskova’nın resmi Tass haber ajansına göre ise, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko geçen ayın sonlarında yaptığı açıklamada Kim’in Rusya’ya yapması beklenen ziyaret için hazırlıkların halihazırda devam ettiğini söyledi.

Putin geçen yıl haziran ayında Pyongyang’a yaptığı nadir bir gezi sırasında Kim’i Moskova’yı ziyaret etmeye davet etmişti. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergei Şoygu da 21 Mart’ta Pyongyang’da Kim ile bir araya geldi ve Kuzey Kore liderine Putin’in mesajını iletti.

Üç gün sonra Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Kim’in Rusya’yı ziyaret etmek için “geçerli” bir davet aldığını ve diplomatik kanallar aracılığıyla koordinasyonun devam ettiğini söyledi. Ancak Putin’in üst düzey güvenlik yardımcısı Şoygu’nun Kim’e yeni bir davet gönderip göndermediğini teyit etmekten kaçındı ve ekledi: “Henüz resmi bir açıklama yapmaya hazır değiliz.”

Kim, 2019 ve 2023 yıllarında zırhlı treniyle Rusya’nın Uzak Doğu bölgesine iki kez gitmiş olmasına rağmen Moskova’ya resmi bir ziyarette bulunmadı.

Vladivostok’taki Rusya Uzak Doğu Federal Üniversitesi’nde doçent olan Artyom Lukin, Kim’in çok sayıda dünya liderinin katıldığı çok taraflı bir toplantı olan 9 Mayıs etkinliğine gitmesinin Kuzey Kore geleneğinden bir kopuş olacağını söyledi.

“Kim Moskova’daki Zafer Günü geçit törenine gelirse, bu eşi benzeri görülmemiş bir şey olur. Bildiğim kadarıyla daha önce hiçbir Kuzey Kore lideri birden fazla devlet ve hükümet başkanının katıldığı uluslararası etkinliklere katılmadı” dedi.

South China Morning Post’a konuşan Lukin’e göre en az bir düzine liderin mayıs ayında Rusya’nın başkentinde olması muhtemel ve bu da Putin için Ukrayna savaşının ortasında bir başka yüksek profilli diplomatik zafer olacak.

Lukin Moskova’da düzenlenecek etkinliği, geçen yıl Kazan’da düzenlenen ve 20’den fazla üst düzey uluslararası delegasyonun katıldığı BRICS zirvesinin bir tekrarı olarak nitelendirdi.

Öte yandan AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Avrupalı liderleri 9 Mayıs’ta Moskova’da düzenlenecek Zafer Günü kutlamalarına katılmamaları konusunda uyardı. Kallas, iderleri bunun yerine Kiev’i ziyaret ederek Ukrayna ile dayanışma göstermeye çağırdı.

George H.W. Bush ABD-Çin İlişkileri Vakfı’nda kıdemli araştırmacı olan Lee Seong-hyon, Kim ve Xi’nin mayıs ayındaki Moskova geçit töreninde birlikte görünme olasılığının “yüksek” olduğunu söyledi.

Kuzey Kore, Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Moskova’ya daha da yakınlaştı. Geçen yıl Putin’le imzaladığı, karşılıklı savunma maddesini de içeren kapsamlı askeri anlaşmayla bağlar daha da güçlendi, hatta Kim’in Ukrayna’ya Rusya saflarında savaşmak üzere binlerce asker gönderdiği iddia edildi.

Kim, geçen ay Şoygu ile yaptığı görüşmede Rusya’ya tereddütsüz desteğini ifade etti. Rusya’nın eski savunma bakanı da, Moskova’nın, iki ülkeden birinin saldırıya uğraması halinde karşılıklı yardım sözü veren anlaşmaya “kayıtsız şartsız” uyacağını teyit etti.

Sözcü Peskov’a göre, Putin ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ı şubat ayındaki ilk resmi telefon görüşmelerinde Moskova’ya davet etti, ancak şu ana kadar herhangi bir anlaşma yapılmadı.

Doç. Dr. Artyom Lukin, Xi’nin Zafer Günü podyumu Kim ile paylaşmayı kabul edeceğine dair şüphelerini dile getirerek Pyongyang’ın Pekin için stratejik öneminin abartıldığını savundu.

“Pekin-Pyongyang ilişkilerinden bahsetmişken, Kuzey Kore’nin Çin için yüksek stratejik değerini ortaya koyan geleneksel bilgeliğin yeniden incelenmesi gerektiğini iddia ediyorum. Bence Kuzey’in Çin için meşhur jeopolitik ‘tampon’ olarak önemi azalıyor” dedi.

“Çin’in artık tamponlara ihtiyacı yok. Herhangi birinin Kuzey Kore üzerinden Çin’e saldırmaya kalkışması pek düşünülemez. Çin tamponlardan ziyade pazarlarla ve henüz kendisinin sahip olmadığı ileri teknolojilere erişimle ilgileniyor. Bu bakımdan Kuzey Kore neredeyse değersizdir,” dedi Lukin.

The Post gazetesi şbat ayında Çin’in İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yıldönümünü anmak üzere bir askeri geçit töreni düzenleyeceğini bildirmişti. Geçit töreni ya da kimlerin davet edildiğine dair resmi bir doğrulama yapılmadı ancak 10 yıl önce düzenlenen benzer bir etkinliğe Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye katılmış ancak Kuzey Kore lideri katılmamıştı.

Pekin’deki Renmin Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Shi Yinhong da Çin-Kuzey Kore ilişkilerinin durumu göz önüne alındığında, Çin liderinin Moskova’daki etkinlikte Kim ile birlikte görünmekten kaçınmasının muhtemel olduğunu söyledi.

Pekin ve Pyongyang arasındaki ilişkilerin Kuzey Kore’nin Rusya ile askeri ittifakı ve Ukrayna savaşına doğrudan katılımı, Pyongyang’ın tekrarlanan nükleer denemeleri ve Güney Kore ile alevlenen olaylar nedeniyle gerildiğini kaydetti. Shi, “Çin-Kuzey Kore ilişkilerinin şu anda iyi olduğu söylenemez” dedi.

Shi ayrıca Putin’in hem ABD hem de Çin ile ilişkileri tehlikedeyken Kim’i Moskova’daki askeri geçit törenine davet etmesinin akıllıca olup olmayacağını sorguladı.

“Ukrayna meselesi nedeniyle ABD-Rusya ilişkilerinin kırılgan ve hassas durumu göz önüne alındığında Putin’in Kim’in Moskova’yı ziyaret etmesini istemesi pek olası değil. Ayrıca, gergin Çin-Kuzey Kore ilişkileri Putin’in kasıtlı olarak garip bir durum yaratmasını olanaksız kılıyor” dedi.

“Kim’in ziyaretinin Kuzey Kore’nin Rusya ile askeri işbirliği üzerinde çok az önemli etkisi olsa da, Rusya’nın hem Çin hem de ABD ile olan çok önemli ilişkilerinde zorluklara yol açabilir. Putin’in Kim’i bilerek davet edeceğinden şüpheliyim” dedi.

Seul’deki Yonsei Kuzey Kore Araştırmaları Enstitüsü’nde doçent ve müdür yardımcısı olan Paik Woo-yeal de Kim’in Moskova’ya olası gelişinin, Pekin’in çok konuşulan Çin-Rusya-Kuzey Kore ittifakıyla resmi olarak ilişkilendirilmek istememesi nedeniyle Çin’i “oldukça garip bir duruma” sokacağını söyledi.

“Çin şu anda aynı anda hem Rusya hem de Kuzey Kore ile aynı çerçevede yer almak istemiyor” dedi.

Kuzey Kore’nin Moskova’ya doğrudan seyahat edebilecek özel bir uçağı bulunmuyor. Kim ilk kez 2018’de Dalian’da Xi ile görüşmek üzere havayoluyla uçmuş, bir ay sonra da Çin’den ödünç aldığı bir uçakla Trump ile görüşmek üzere Singapur’a gitmişti.

Kim, Pekin, Rusya ve 2019’da Hanoi’de Trump’la yapacağı ikinci zirve de dahil olmak üzere diğer yurtdışı ziyaretlerinin çoğunda ailesine ait zırhlı treni kullandı.

Babası Kim Jong-il 2001 yılında Moskova’ya zırhlı trenle gitmiş ve gidiş-dönüş 23 gece geçirmişti.

Diplomasi

Ukrayna, 56 milyar dolarlık bütçe açığıyla baş başa

Yayınlanma

Savaşın başından bu yana en ağır bütçe kriziyle karşılaşan Ukrayna yönetimi, kamu harcamalarında tasarrufa giderek kaynakları savunmaya yönlendirdi. Ülkenin 56 milyar dolarlık bütçe açığının 27 milyar dolarını askeri harcamalar oluştururken, bir günlük çatışmanın maliyeti 190 milyon dolara ulaştı.

Ukrayna, 2022’de başlayan Rusya işgalinden bu yana en büyük bütçe kriziyle karşı karşıya.

Kiev yönetimi, ekonomik üretiminin yaklaşık dörtte birine denk gelen 56 milyar dolarlık açığı kapatmaya çalışıyor. Bu açığın 27 milyar dolarlık kısmını doğrudan askeri harcamalar oluşturuyor.

Hükümet, artan mali baskı nedeniyle acil olmayan harcamaları askıya aldı. Başbakan Sergii Koretskyi, hasar gören binaların ve altyapının onarımı dahil zorunlu görülmeyen projelerin dondurulduğunu, kaynakların öncelikle savunma harcamalarına, memur maaşlarına ve emekli aylıklarına aktarılacağını açıkladı.

Koretskyi, ülkenin azami tasarruf rejimine geçtiğini vurgulayarak, “Tüm kaynaklar hayati alanlara yönlendirilmek zorunda” dedi.

Savaş harcamaları artarken vergi gelirleri düşüyor

Ukrayna Parlamentosu Bütçe Komisyonu Başkanı Roksolana Pidlasa, savaşın bir günlük maliyetinin iki yıl önce 140 milyon dolar seviyesindeyken bugün 190 milyon dolara çıktığını kaydetti. Bu rakama Batılı müttefiklerin doğrudan askeri destekleri dahil edilmiyor.

Harcamalardaki artışta, Rusya’daki petrol rafinerileri ile askeri tesisleri hedef almak için gereken pahalı orta ve uzun menzilli silahlara duyulan ihtiyaç, genişletilen ordunun artan maaş yükü ile yaralı ve hayatını kaybeden askerlerin ailelerine yapılan ödemeler etkili oluyor.

Yılın ilk dokuz ayında Ukrayna savunmaya 44 milyar dolardan fazla harcama yaparken, toplanan vergi gelirleri 42 milyar dolarda kaldı.

Pidlasa, Rusya’nın düzenlediği saldırıların lojistiği aksatması ve işletmelerin çalışma saatlerini kısıtlaması sebebiyle bütçenin ilk dokuz ayda 49,5 milyar grivna (yaklaşık 1,1 milyar dolar) vergi kaybına uğradığını belirtti.

Hükümet, yıl sonuna kadar bu kaybın 70 milyar grivnaya ulaşabileceğini hesaplıyor.

Savaş öncesinde gayrisafi yurt içi hasılanın onda birini oluşturan çelik sektörü büyük ölçüde devre dışı kalırken, Karadeniz limanlarına yönelik saldırılar eylül ayında tahıl ihracatında yıllık bazda yüzde 36,6 düşüşe yol açtı.

Ekonomi Bakanı Oleksandr Kravçenko, abluka nedeniyle 40 milyar dolarlık ihracat gelirinin tehlikede olduğunu bildirdi.

Batı kredileri yasal düzenlemelerin gecikmesiyle aksıyor

Savaşın başından bu yana Batılı ortaklarından yaklaşık 200 milyar dolar mali yardım alan Ukrayna, yeni kaynaklara erişimde güçlük yaşıyor.

Batılı müttefiklerin talep ettiği vergi reformları ve yolsuzlukla mücadele yasalarının parlamentodan geçmemesi sebebiyle 29,5 milyar dolarlık dış yardım riske girdi.

Başbakan Koretskyi, parlamentonun gerekli düzenlemeleri 15 Ekim’e kadar onaylamasını hedeflediklerini belirterek, dış kaynak akışının bu taahhütlerin yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade etti.

Gelecek yılın bütçesini tartışan Ukrayna parlamentosunun gündeminde 110 milyar dolarlık rekor bir savunma bütçesi teklifi yer alıyor.

Maliye Bakanı Sergii Marçenko, gelecek yıla ilişkin karşılanmamış bütçe açığının şimdiden 32 milyar doları aştığını belirterek, Avrupa’da dondurulan 210 milyar avroluk Rus merkez bankası varlıklarının devreye sokulması çağrısı yaptı.

Avrupa Birliği (AB) daha önce Kiev için 90 milyar avroluk bir kredi üzerinde anlaşmıştı. Ancak Avrupa Komisyonu hesaplamalarına göre Ukrayna’nın 2026-2027 döneminde 135,7 milyar avroya ihtiyacı olacak.

Ukrayna Maliye Bakanlığı ise 2026-2029 dönemi için yaklaşık 146 milyar dolarlık dış finansman gerekeceğini öngörüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) da ülkenin 2029’a kadar 54 milyar dolarlık bir finansman açığıyla karşılaşacağını, ayrıca Kiev’in yıl sonuna kadar IMF’ye yaklaşık 1 milyar dolar geri ödeme yapması gerektiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tahıl sevkiyatındaki aksama Ukrayna’ya 8 milyar dolara mal olabilir

Yayınlanma

Financial Times gazetesinde yer alan haberde, Ukrayna limanlarında tahıl ihracatının durma noktasına gelmesi nedeniyle Kiev yönetiminin 8 milyar doları aşkın gelir kaybı yaşayabileceği bildirildi. Tarım Bakanlığı, limanların kapalı kalması durumunda hedeflenen 64 milyon tonluk tarımsal ihracatın ancak yarısının gerçekleştirilebileceğini öngörüyor.

Ukrayna limanlarından yapılan tahıl ihracatında yaşanan aksaklıklar, Kiev yönetimi açısından ciddi gelir kaybı riski doğuruyor.

Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre, deniz taşımacılığındaki risklerin artması nedeniyle rekoltenin önemli bir kısmının karayolu üzerinden taşınması zorunluluğu doğarken bu durum toplam ihracat hacmini ciddi ölçüde daraltıyor.

Haberde, karayoluyla tahıl sevkiyatının yüksek maliyeti sebebiyle ürünlerin yalnızca küçük bir kısmının dış pazarlara ulaştırılabildiği aktarıldı.

Ukrayna Tarım Politikası Bakanı Taras Vısotskiy’nin paylaştığı tahminlere göre, limanların kapalı kalmayı sürdürmesi halinde Ukrayna, Haziran 2026 ile Haziran 2027 arasındaki dönemde en az 8 milyar dolar kaybedebilir.

Bu meblağ, ülkenin bir önceki yıl elde ettiği ihracat gelirinin yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor.

İhracat beklentisi yarı yarıya düşebilir

Bakan Vısotskiy, Ukrayna’nın bu yıl 64 milyon ton tarım ürünü ihraç etmeyi planladığını, ancak limanların kapalı olması durumunda bu miktarın en fazla yarısının sevk edilebileceğini belirtti.

Bazı uzmanlar ise nihai ihracat rakamının bu tahminin de altına inebileceğini değerlendiriyor.

Çiftçilerin tarımsal kredi faiz yükünü hafifletmek amacıyla Dünya Bankası Ukrayna’ya 250 milyon dolarlık imtiyazlı kredi sağlıyor.

Ancak Bakan Vısotskiy, söz konusu desteğin yalnızca geçici bir çözüm sunduğunu ifade etti.

Haberde, bu yıl buğday veriminin yüzde 40 oranında arttığı, buna karşılık ton başına buğday fiyatının 220 dolardan 130 dolara gerilediği yönündeki üretici beyanlarına da yer verildi.

Birleşmiş Milletler verileri, 2022 yılı öncesinde Rusya ve Ukrayna’nın küresel buğday ihracatının üçte birini, mısır ihracatının ise yüzde 20’sini karşıladığını gösteriyor.

Alternatif güzergah arayışı

Ukrayna Tarım Konfederasyonu verilerine göre, temmuz ayında Odessa bölgesindeki Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarının aylık sevkiyat kapasitesi 6 milyon tondan yaklaşık 4 milyon tona geriledi.

Söz konusu üç liman, savaş öncesinde Ukrayna’nın tahıl ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyordu.

Temmuz ayı sonundan itibaren Ukraynalı tüccarlar Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara yönelmeye başladı.

FT’nin aktardığına göre, ülkenin en büyük limanındaki depolama kapasitesi yaklaşık üçte bir oranında daraldı ve gemi sahipleri Odessa bölgesine sefer yapmaktan kaçınmaya başladı.

Bakan Vısotskiy, ağustos ayında yaptığı değerlendirmede limanların devre dışı kalması ve sevkiyatın yavaşlaması nedeniyle yeni hasadın saklanması için depolama alanlarının yetersiz kalabileceği uyarısında bulunmuştu.

Vısotskiy, depolama kapasitesindeki açığın 8 ila 11 milyon tona ulaşabileceğini kaydetmişti.

Ukrayna Merkez Bankası ise yıl sonuna kadar oluşabilecek döviz geliri kaybının yaklaşık 2,5 milyar doları bulacağını öngörmüştü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Birleşik Krallık’taki tüm B-1 bombardıman uçakları ABD’ye döndü

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık’taki RAF Fairford hava üssünde bulunan tüm B-1 bombardıman uçaklarını geri çekti.

Amerikalı yetkililer pazar günü, bu kararın tesise yönelik “terör planları” ile ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle alındığını belirtti.

Bu karar, Londra’nın kuzeybatısındaki askeri üssü İran’a yönelik bombardıman saldırıları düzenlemek için bir merkez olarak kullanan ABD için bir yön değişikliğini temsil ediyor.

Yakın zamanda üsten ayrılana kadar, üssünde bir düzine B-1 uçağı konuşlandırılmıştı.

Bu karar, ABD ve İngiliz yetkililerin geçen pazar günü engellendiğini açıkladıkları üsse yönelik bir saldırı şüphesi ile bağlantılı olarak altı kişinin gözaltına alınmasının ardından alındı.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İngiltere’nin şüphelileri kefaletle serbest bırakmasına rağmen soruşturmaya devam etmesiyle gizemle örtülü kalan olayda İran’ın rol oynadığına dair “güçlü işaretler” olduğunu söyledi.

Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD’li yetkililer, bombardıman uçağına saldırı düzenleyip üssündeki personeli öldürmeyi amaçlayan İran bağlantılı bir komplo hakkında bilgi sahibiydi.

Üst düzey bir ABD’li yetkiliye göre, Devrim Muhafızları’nın bir kolu, komployu gerçekleştirmek üzere İngiliz vatandaşlarını işe almıştı.

Komplo, yakın mahallede dikkatleri başka yöne çekmeyi de içeren çok aşamalı bir planı içeriyordu.

Birleşik Krallık’ta yetkililer hâlâ olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyor ve bazı İngiliz yetkililer planlanan saldırının ne kadar sofistike olduğu konusunda şüphelerini dile getiriyor.

Donald Trump daha önce, gözaltına alınan kişilerin üsse ciddi zarar verme niyetinde olduklarını ve hakkında soruşturma yürütüldüğünü belirtmişti.

Trump, şüphelileri kefaletle serbest bırakma kararını sorgulayarak, “Ben olsam onları serbest bırakmazdım” demişti.

Bu kişilerden beşi geçen pazar günü üç beyaz minibüsle Fairford’a gitti. İngiliz polisi, minibüslerde patlayıcı bulunmadığını ama önemli miktarda yakıt olduğunu açıkladı.

Gruptan bir kişinin polisi arayarak komployu ihbar etmesinin ardından bu kişiler gözaltına alındı.

Altıncı kişi olan İngiltere-İran çifte vatandaşı ise birkaç gün sonra terör eylemi planladığı şüphesiyle alındı ama o da kefaletle serbest bırakıldı.

Uzun pistiyle Fairford üssü, ABD tarafından İran’a yönelik B-1 ve B-52 saldırılarını başlatmak için yoğun bir şekilde kullanılıyordu.

Üs, ABD anakarasından yapılan uçuşlara kıyasla Amerikan bombardıman uçaklarının kat etmesi gereken mesafeyi kısalttığı için ABD hava operasyonları açısından önemliydi.

Savaş uzadıkça B-52’ler üsten ayrıldı ve bazı B-1’ler ABD’ye geri döndü ama bir düzine B-1 hâlâ üsteydi.

Fairford’daki ABD varlığı, Birleşik Krallık’ta siyasi açıdan tartışmalı bir konu.

Birleşik Krallık hükümeti başlangıçta ABD’nin üssünden İran’a yönelik sortiler düzenlemesine izin vermeyi reddetmişti.

Fakat daha sonra İran’ın Körfez’deki İngiliz müttefiklerine ve çıkarlarına yönelik misillemelerinin ardından üssün “savunma amaçlı” görevler için kullanılacağı şartıyla bu kararından vazgeçmişti.

Engellendiği sanılan saldırının ardından, Birleşik Krallık savunma yetkilileri, özellikle insansız hava aracı saldırılarına karşı askeri üslerin çevresindeki korumanın güçlendirilmesi için daha fazla önlem alınması gerektiğini belirtti.

ABD ayrıca, İngiltere’nin doğusundaki RAF Lakenheath üssünde F-35 ve F-15E avcı uçakları konuşlandırmış durumda ve bu üssün güvenlik alarm seviyeleri yükseltildi.

ABD, Lakenheath üssünün yakınındaki RAF Mildenhall üssüne de yakıt ikmal uçakları konuşlandırdı.

Uçuş izleme sistemleri, bu hafta sonu RAF Fairford üssünden kalkan B-1 bombardıman uçaklarını tespit etti.

İran, RAF Fairford’a yönelik saldırı planının arkasında olduğu iddialarını yalanladı.

Devrim Muhafızları, Temmuz ayında ABD’nin İran’a saldırmak için kullandığı İngiliz üslerinin “kuvvetlerimiz için meşru bir hedef” olacağı uyarısında bulunmuştu.

Pentagon yaptığı açıklamada, “Operasyonel güvenlik nedenleriyle varlıklarımızın ve kuvvetlerimizin hareketlerini gerçek zamanlı olarak teyit edememiş olsak da, RAF Fairford’a konuşlandırılmış tüm ABD bombardıman uçaklarının ABD’deki ana üslerine geri çekildiğini şimdi teyit edebiliriz,” dedi.

Bakanlık, ABD bombardıman uçaklarının ABD’den saldırılar düzenlemeye hazır durumda olduğunu ekledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı ise yorum yapmaktan kaçındı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English