Bizi Takip Edin

Diplomasi

Soçi’de dört saatlik zirve: ‘Suriye’de eş güdüm’ vurgusu

Yayınlanma

Erdoğan, Soçi’de Putin ile bir araya geldi. 20 gün içindeki bu ikinci görüşme öncesi kısa açıklama yapan liderlerden Erdoğan, “Suriye’yi ele almamız bölgeye ayrıca rahatlama getirecek” dedi. Putin ise, “Avrupa, Türkiye’ye minnettar olmalı” ifadelerini kullandı. Dört saat süren görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada ise “Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede, dayanışma ve eş güdüm” vurgusu yapıldı.

En son 19 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da yapılan Astana Zirvesi’nde görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki tatil beldesi Soçi’de bir araya geldi. İki liderin gündeminde Ukrayna’da devam eden Rus harekâtı ve tahıl koridoru anlaşması ile Türkiye’nin olası Suriye operasyonu ve gerilimin yeniden yükseldiği Karabağ var. Akkuyu’da devam eden nükleer santral projesi de dahil iki ülke arasındaki enerji işbirliği de liderlerin gündeminde.

Görüşmenin basına açık bölümünde konuşan Putin, Soçi ziyareti öncesi, bir Rus hükûmet delegasyonunun Türkiye’yi ziyaret ettiği ve ülkeler arasındaki büyük projelerin hepsinin üstünde çalıştığı bilgisini verdi. Tahıl anlaşmasına varılabilmesinde üstlendiği rol için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kişisel olarak teşekkür eden Putin, “Sizin doğrudan katılımınız ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin (Antionio Guterres) ara buluculuğu ile Ukrayna’daki tahılın Karadeniz limanlarından sevkiyatı konusu çözüldü. Sevkıyat başladı bile. Size hem bunun için hem de Rus tarım ürünleri ve gübresinin dünya pazarlarına kesintisiz tedariki hususunda ‘paket karar’ alındığı için teşekkür etmek istiyorum” dedi.

‘Avrupa müteşekkir olmalı’

Türkiye ile ticaret hacmi mayıs ayına kadarki dönemde iki katına çıktığını söyleyen Putin, “TürkAkım doğalgaz boru hattı, Rus gazının Avrupa’ya sevkıyatının ana arterlerinden biri. TürkAkım kesintisiz çalışıyor. Avrupalı partnerlerimiz bunun için Türkiye’ye müteşekkir olmalı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aylar önce sinyalini vermesine rağmen hala yapılamayan yeni Suriye operasyonu konusunda Putin’in “Erdoğan’ı ilgilendiren tüm meseleleri muhakkak ele alacağız, göz ardı etmeyeceğiz” ifadeleri dikkat çekti.

‘İki ülkenin oynadığı rol…’

Putin’e teşekkür ederek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan da her iki ülke heyetinin Türkiye’de yaptığı görüşmelerin de verimli geçtiğini söyledi: “Siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda birçok konuları ele aldılar ve şimdi de bizim bu konulardan sonra buna bir adeta nokta koymamız inanıyorum ki Türkiye-Rusya ilişkilerinde çok farklı bir sayfayı da açacaktır. Gerek enerjide gerek Karadeniz hattının tarımda, tahılda buradan atılan adımlar, turizmde yapılan görüşmeler, ulaşımla ilgili olarak atılan adımlar ki bütün bunlarla beraber bölgedeki bazı adımların atılması, bunlar gerek heyetlerimizin yaptığı ama bizim de bugün başa baş ikili bu görüşmeyi yapmak suretiyle Türkiye ve Rusya’nın bölgede oynadığı rolü ortaya koyması bakımından çok önemli.”

‘Bölgeye rahatlama getirecek’

Erdoğan, Suriye konusunda şunları kaydetti: “Suriye’deki gelişmeleri bu vesileyle özellikle ele almamız inanıyorum ki bölgeye ayrıca rahatlama getirecektir. Terörle mücadelede dayanışmamız büyük önem arz ediyor ve bu konuyla ilgili olarak da atacağımız adımlar, yapacağımız görüşmelerle inanıyorum ki bir güç kazanacaktır. Yine bugün tabii dünyanın gözü Soçi’de. ‘Acaba Soçi’de ne görüştüler, ne yaptılar?’ Burayı takip ediyorlar. Bizim de yapacağımız bu görüşmelerden sonra da bunlara verilecek olan cevaplar onları belli istikamette yönlendirecektir.”

Erdoğan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi ile ilgili de şöyle konuştu: “Enerji alanında Akkuyu konusunu bugün sizlerle bir noktaya getirmemiz onu belli bir yerde gerçekten değerlendirerek, karara bağlanmamız Akkuyu’daki süreci ertelemeye fırsat vermeyecektir. Çünkü belirlenen takvimin işlemesi ve Akkuyu’nun belirlenen zamanda bitirilmesi çok çok büyük önem arz ediyor. Zira Türkiye’nin enerji temininde yüzde 10 enerji potansiyelini Akkuyu Enerji Santrali halledecek ve bu konuyla ilgili olarak da etraflıca bir görüşme yapmamızın faydalı olacağına inanıyorum. Ben de bugün böyle bir fırsatı bulduğumuz için memnuniyetimi özellikle ifade etmek istiyorum.”

Ortak açıklama yapıldı

Açıklamaların ardından görüşmelere geçildi ve Rus Sanatoryumu’nda yapılan görüşme 4 saat sürdü. Görüşmenin sonunda iki lider, ortak basın açıklaması yayımladı.

İki liderin, Türkiye-Rusya ilişkilerinin, mevcut bölgesel ve küresel tüm sınamalara rağmen, karşılıklı saygı ve mütekabil çıkarların tanınması temelinde ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olarak ilerletilmesi yönündeki ortak iradelerini teyit ettiklerinin belirtildiği açıklamaya göre, bu anlayış çerçevesinde Türkiye-Rusya ikili ilişkilerinin gündeminde yer alan konular üzerinde kapsamlı istişarelerde bulunan liderler, iki ülke arasındaki ticaret hacminin tespit edilen hedefler doğrultusunda ve dengeli bir temelde artırılması, ekonomi ve enerji alanlarında iki ülkenin birbirlerinden beklentilerinin mütekabiliyet çerçevesinde karşılanması, ulaştırma, ticaret, tarım, sanayi, finans, turizm ve inşaat gibi sektörlerde uzun süredir iki ülke gündeminde bulunan konularda iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılması üzerinde mutabık kaldı.

İstanbul Mutabakatı vurgusu

Bölgesel konular bağlamında, liderler, Türkiye ile Rusya arasında var olan samimi, açık sözlü ve güvene dayalı ilişkilerin bölgesel ve uluslararası istikrarın tesisi açısından taşıdığı kilit öneme işaret etti. İki lider bu çerçevede, Ukrayna limanlarından tahıl ve gıda ürünlerinin emniyetli taşınmasına yönelik İstanbul Mutabakatına varılmasında iki ülke arasındaki yapıcı ilişkilerin rol oynadığını teyit etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin, Rusya’nın tahıl, gübre ve gübre üretimi için gerekli ham maddenin kesintisiz ihracı dahil, İstanbul Mutabakatının lafzı ve ruhuna uygun şekilde tam olarak uygulanması lazım geldiğinin önemini vurguladı.

Suriye’nin birliği ve terörle mücadele

Suriye’deki son gelişmeler üzerinde durulan görüşmede Erdoğan ve Putin, ülkede kalıcı çözüme ulaşılması için siyasi sürecin ilerletilmesine atfettikleri önemin altını çizdi. Liderler, Suriye’nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına atfettikleri öneme işaretle, Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede, dayanışma ve eş güdüm içinde hareket etme kararlılıklarını teyit etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin, Libya’nın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine olan güçlü bağlılıklarını vurguladı. Libyalılar arasında mümkün olan en geniş mutabakat temelinde serbest, adil ve muteber seçimlerin düzenlenmesinin önemini vurgulayan iki lider, BM himayesinde yürütülen Libya liderliğindeki ve Libya sahipliğindeki siyasi sürece desteklerini yineledi.

Erdoğan ve Putin, Türkiye-Rusya Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin müteakip toplantısının Türkiye’de gerçekleştirilmesi üzerinde mutabık kaldı.

Erdoğan’a kalabalık heyet eşlik etti

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de Soçi ziyaretinde Erdoğan’a eşlik etti.

Diplomasi

Güney Afrika liman reformlarını hızlandırıyor

Yayınlanma

Güney Afrika’da stagflasyon endişelerinin azalması ve ekonomik büyüme beklentilerinin iyileşmesiyle yerel varlıklara yönelik yatırımcı ilgisi yeniden canlandı. Hükümet, bu süreçle eş zamanlı olarak lojistik darboğazları aşmak amacıyla özel terminal işletmecileriyle yeni anlaşmalar imzalayarak liman reformlarına hız verdi.

Güney Afrika’daki yerel varlıklar, haziran ayında yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Stagflasyon endişelerinin gerilemesi, enflasyon beklentilerinin düşmesi ve ekonomik büyüme öngörülerinin iyileşmesi bu ilgiyi desteklerken, hükümet de liman ve lojistik sektöründe kapsamlı reformlar uygulamaya devam ediyor.

Bank of America Global Research tarafından önde gelen fon yöneticileri arasında yapılan bir anket, kurumsal yatırımcıların yüzde 93’ünün Güney Afrika pazarında şu anda alım fırsatlarının satım fırsatlarından daha fazla olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Bu oran, 2009 yılından bu yana kaydedilen en yüksek iyimserlik seviyesi olarak kayda geçti. Ayrıca madencilik şirketi hisselerine yapılan yatırımlar son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Yatırımcı eğilimindeki bu iyileşme, petrol fiyatlarının önceki zirvesine göre yaklaşık yüzde 29 oranında gerileyerek enflasyonist baskıları önemli ölçüde hafifletmesinin ardından geldi.

Ankete katılan yatırımcılar arasında enflasyonun yükseleceği yönündeki beklentiler yüzde 75’ten yüzde 7’ye gerilerken, keskin bir ekonomik yavaşlama yaşanacağına dair endişeler neredeyse tamamen ortadan kalktı.

Güney Afrika devlet tahvilleri de yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Fon yöneticilerinin yüzde 29’u 10 yıllık tahvillerin hâlâ gerçek değerinin altında olduğunu düşünüyor.

Siyasi istikrarın sağlanması ve dış ticaret dengesinin iyileşmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte randın performansının güçleneceği yönündeki beklentiler de artış gösteriyor.

Hükümet liman altyapısı için yeni anlaşmalar imzaladı

Diğer yandan, Transnet bünyesindeki Ulusal Limanlar Otoritesi, liman altyapısının yönetimi ve geliştirilmesine özel sektör katılımını hızlandırmak amacıyla uzmanlaşmış terminal işletmecileriyle bir dizi anlaşma imzaladığını duyurdu.

Bu adım, geçtiğimiz yıllarda maden ve tarım ürünleri ihracatını olumsuz etkileyen, ülkenin ekonomik rekabet gücünü zayıf düşüren lojistik tıkanıklıkları gidermeyi amaçlayan kapsamlı bir reform programının parçası olarak hayata geçirildi.

Reformlar, çeşitli büyük limanlarda konteyner terminallerinin ve sıvılaştırılmış doğalgaz tesislerinin geliştirilmesini de kapsıyor.

Analistler, yatırımcı güvenindeki artış ile ulaştırma ve liman reformlarının hızlandırılmasının, yılın ikinci yarısında Güney Afrika ekonomisine ek bir ivme kazandırabileceğini belirtiyor. Bu durum, hükümetin daha fazla yabancı yatırım çekme ve ihracatı artırma hedefiyle de uyum gösteriyor.

Güney Afrika, kıtanın en büyük sanayi ekonomisi konumunda bulunmasına rağmen, son yıllarda lojistik altyapı yetersizlikleri, enerji krizleri ve yavaşlayan büyüme gibi yapısal sorunlarla mücadele ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Vance: İran ile kalıcı bir anlaşma için temel atıldı

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında yürütülen İran müzakerelerinin nihai bir anlaşma için sağlam bir temel oluşturduğunu açıkladı. Vance, İran’ın nükleer tesislerine Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçilerini yeniden davet etmeyi kabul ettiğini duyurdu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında İran ile yürütülen müzakerelerin nihai bir anlaşmaya varılması için sağlam bir temel oluşturduğunu bildirdi.

Düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vance, başarılı bir nihai anlaşma için çok iyi bir temel attıklarını belirterek, “Nihai anlaşma bir evdir, biz ise temelini attık. Henüz evi inşa etmedik ama iyi bir temel oluşturduk” ifadesini kullandı.

İran yönetiminin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerini yeniden nükleer tesislerine davet etmeyi kabul ettiğini açıklayan Vance, bu gelişmenin ABD tarafı için özellikle büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Vance, “İranlılar UAEA denetçilerini ülkelerine yeniden davet etmeyi kabul etti. Bu, nihai nükleer silahsızlanmaya veya İran’daki nükleer programın sonlandırılmasına yönelik ilk adımdır. Bu tam olarak istediğimiz, talep ettiğimiz şeydi” dedi.

Vance, UAEA denetçilerinin 22 Haziran gibi erken bir tarihte İran’a gelebileceklerini, ABD tarafının pazartesi gecesi denetçilerle iletişime geçmeye çalıştığını da sözlerine ekledi.

Müzakerelerde Hürmüz Boğazı konusunun da ele alındığını kaydeden Vance, boğazın şu an açık olduğunu belirtti.

Vance, “Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını sağlayacak bir mekanizma oluşturmak istiyorduk ve boğaz açık. Gaz ve petrol fiyatlarının düştüğünü, daha önce olmayan bir şekilde milyonlarca varil petrol ve doğalgazın Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini görüyoruz. Ancak aynı zamanda, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınları temizleyebilmemiz için gerçekten bir koordinasyon mekanizması kurduğumuzdan da emin olmak istedik” diye konuştu.

ABD ile İran arasındaki teknik müzakerelerin önümüzdeki günlerde veya haftalarda yeniden başlayacağını ifade etti.

Lübnan’daki duruma da değinen Vance, İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmanın çözülmesi için sürekli olarak müzakereler yürütüldüğünü kaydetti.

Bölgede bir ateşkese ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Vance, “Bir şeyler başlasa bile daha geniş bir gerilimin önüne geçmek istiyoruz. Bir olay yaşandığında tarafların birbirleriyle konuşabileceği bir mekanizmaya ihtiyacımız var. Bunu dün tartıştık ve bence sadece 24 saat öncesine göre çok daha fazla mesafe katettik. Bu çalışma henüz tamamlanmadı” değerlendirmesinde bulundu.

FT: ABD ile İran arasındaki anlaşma İsrail için felaket oldu

Vance ayrıca, İran’ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılmasının ABD’nin de yararına olacağını söyledi.

Serbest kalan varlıkların Amerikalı çiftçilerin kalkınmasında kullanılacağını, İran halkına Amerikan soyası, tahılı ve buğdayı sağlanacağını ifade eden Vance, bu durumu “Trump tarzı, çok iyi ve klasik bir anlaşma” olarak nitelendirdi.

Açıklamalar öncesinde, İran heyeti ABD ile yürütülen yaklaşık 18 saatlik yoğun müzakerelerin ardından İsviçre’den ayrılmıştı.

İsviçre Federal Dışişleri Departmanı, arabulucuların yanı sıra İran ve ABD temsilcilerinin katıldığı Bürgenstock turizm merkezindeki görüşmelerin 21 Haziran’ı 22 Haziran’a bağlayan gece boyunca sürdüğünü bildirdi.

Bern yönetimi, müzakerelerin sonuçlarını ve tarafların anlaşma üzerindeki çalışmaları sürdürmek amacıyla özel bir komite kurmasını olumlu değerlendirdiğini açıkladı.

ABD ve İran, 18 Haziran gecesi bir mutabakat zaptı imzalamıştı. “İslamabad Memorandumu” olarak adlandırılan ve Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından uzaktan imzalanan belge; çatışmaların durdurulmasını, 60 gün içinde nihai anlaşma için müzakerelerin yürütülmesini, ABD yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’nın bloke edilmemesini ve İran’ın nükleer programının ele alınmasını öngörüyordu.

Ancak Tahran yönetimi, 20 Haziran’da ABD’yi anlaşmaları ihlal etmekle suçlayarak ve İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarına işaret ederek Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurmuştu.

İran makamları, Washington’ın acilen İsrail üzerinde nüfuzunu kullanması gerektiğini, aksi takdirde mutabakat zaptının tehlikeye gireceğini belirtmişti.

Yaşanan bu gelişmenin ardından iki ülke heyetlerinin İsviçre’de yüz yüze görüşmesi kararlaştırılmış, başlangıçta 19 Haziran olarak planlanan buluşma ertelenmişti.

Müzakerelerin devam ettiği sırada ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden paylaştığı mesajda, Lübnan’da “sorun çıkaran” vekil güçlerini durdurmaması halinde İran’ı “çok güçlü bir darbe vurmakla” tehdit etmişti.

İran heyeti ise bu tehditlere tepki göstererek, ABD’li müzakerecilerden Başkan Trump’ın tehditleri nedeniyle özür dilemesini ve İsrail güçlerinin Lübnan’dan çekilmesini talep etmişti.

İran nihai anlaşma için Lübnan’da ateşkes şartını koştu

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Avrupa, LNG için Asya ile kıyasıya rekabete girmek zorunda

Yayınlanma

Avrupa, yaz aylarında ulusal rezervlerin azalması ve talebin hızla artmasıyla birlikte, sınırlı doğal gaz kaynakları konusunda Asya’dan gelen artan rekabetle karşı karşıya kalıyor.

POLITICO’nun aktardığına göre analistler ve yetkililer, AB’nin bu rekabeti kazanmakta zorlanacağı konusunda uyarıyor.

Çin, Vietnam ve Güney Kore gibi merkezi planlamalı Asya ekonomileri, spot piyasada gaz alımı için anlaşmalar yapmak konusunda daha donanımlı durumda; bu da serbest piyasa odaklı Avrupa’yı dezavantajlı konuma düşürüyor.

AB, Ukrayna savaşının ardından toplu enerji alımlarını koordine etmek için Avrupa Komisyonu’na yetki vermişti ama bu politika pek işe yaramadı.

Bu da, ABD ile İran arasındaki barış anlaşması yürürlükte kalsa bile, Avrupa’nın önümüzdeki aylarda yine de daha yüksek doğalgaz ve elektrik fiyatlarıyla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.

TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné, bu hafta başında Fransız milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Gergin bir dönem bizi bekliyor” dedi ve AB’nin Katar’dan gelen tedarikleri hızla yeniden başlatmazsa zor durumda kalacağını savundu.

Pouyanné, “Fiyatların 2022 seviyelerine çıkacağını sanmıyorum fakat yakıt fiyatlarında olduğu gibi düşmesini de beklemiyorum,” diye ekledi.

AB kuralları uyarınca, üye ülkeler Aralık ayına kadar gaz rezervlerini ulusal kapasitelerinin en az yüzde 80’ine kadar doldurmak zorunda.

Normalde bu işlem, talep ve fiyatların daha düşük olduğu yaz aylarında gerçekleştirilir.

Enerji tüccarları genellikle yaz aylarında bu düşük fiyatlardan yararlanarak gaz satın alıp depolar, ardından talep ve fiyatların yükseldiği kış aylarında kâr elde etmek üzere satarlar.

Ne var ki bu yıl, yaz aylarındaki yüksek fiyatlar bu teşviki ortadan kaldırdı ve bloğun depolama seviyelerini beş yıllık ortalamanın altında bıraktı.

Asya’daki gelişmeler durumu daha da kötüleştirebilir. Analistler, Asya’da daha sıcak geçecek bir yazın klima kullanımını artıracağı ve bu durumun Asya’daki gaz talebini yukarı çekeceği konusunda uyarıyor.

Asya ülkeleri öncelikle uzun vadeli tedarik anlaşmalarına güveniyor fakat artan talep ve azalan rezervler, onları fiyatların günlük olarak belirlendiği ve talep aniden yükseldiğinde hemen artma eğiliminde olan spot piyasadan gaz satın almaya giderek daha fazla itebilir.

Bu durum, Asya ülkelerini, tedarik güvenliğini sağlamak için bu yıl spot piyasaya olağanüstü derecede bağımlı hale gelen Avrupa ile doğrudan rekabete sokacaktır.

Artan Asya talebi, Avrupa’nın yaz sonundaki panik alımlarıyla çakışırsa enerji yükü üzerinde kıtalararası bir mücadeleye yol açabilir.

Montel Energy’nin baş analisti Tobias Federico, AB’nin depolama hedeflerine ulaşmak için spot piyasada Asya’dan daha yüksek teklifler vermek zorunda kalabileceğini söyledi.

AB enerji ajansı ACER’e göre, bu yıl bu hedeflere ulaşmak için 2025 yılına kıyasla LNG ithalatında yüzde 13’e varan bir artış gerekebilir.

Bu, mevcut koşullar altında, özellikle de Basra Körfezi’ndeki üretim toparlanmazsa, başarılması zor bir hedef.

Bu durum, gaz fiyatları üzerindeki baskıyı yeniden alevlendirebilir ve Avrupa rezervlerini hızla tüketecek ek çekimlere yol açabilir.

Analitik şirketi Energy Flux’un kurucusu Seb Kennedy, “Küresel piyasaları sıkılaştıracak daha çaresiz LNG alımları görebiliriz; bu durumda, belki de Avrupa gaz depolama yenileme çabalarından tamamen vazgeçip sorunu kışa erteleyecektir,” dedi.

Bir üst düzey AB yetkilisine göre, bu risk Avrupa Komisyonu tarafından da yakından izleniyor.  İşler şiddetli bir mücadeleye dönüşürse, AB kendini dezavantajlı bir durumda bulabilir.

2021’de spot piyasadan agresif bir şekilde LNG satın alan Çin gibi merkezi ekonomiye sahip Asya ülkelerinin aksine, Avrupa’nın farklı önceliklere sahip ve 27 farklı üye devlete yayılmış enerji ithalatçıları üzerinde çok az etkisi var.

Ukrayna savaşının ardından AB, özel şirketlerin uluslararası piyasada gaz için daha iyi anlaşmalar yapabilmelerini sağlayacak bir platform (AggregateEU) kurmaya çalıştı.

Kaynakları daha kısıtlı olan küçük ithalatçılar arasında popüler olsa da, platformda kaç anlaşma yapıldığına dair net bir bilgi yok.

Büyük oyuncular, genellikle bu platformdan uzak durduklarını ve tek başlarına hareket etmeyi tercih ettiklerini söylüyor.

Alman enerji devi SEFE’nin iletişim başkanı Christoph Gottstein, POLITICO’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Birkaç müzakere başlatılmış olsa da, bunlar tamamlanmış işlemlerle sonuçlanmadı. Bu deneyim, gaz piyasasının müdahaleye gerek kalmadan etkili bir şekilde işleyişini sürdürdüğü yönündeki değerlendirmemizi pekiştiriyor.”

İki AB yetkilisi, POLITICO’ya, gaz koordinasyon platformunun hizmet dışı bırakıldığını fakat Komisyon’un İran savaşının ardından platformu yeniden faaliyete geçirmeyi düşündüğünü söyledi.

Fakat yetkililer, AB’nin şirketleri bu platformları kullanmaya fiilen zorlamak için pek bir şey yapamayacağını da belirtti.

İlk yetkili, ithalatçıların platform üzerinden koordinasyonun bir tür gizli anlaşma olabileceğinden endişe duyduğunu ve Komisyon’un da şirketlerin karmaşık rekabet kurallarını ihlal etmediklerinden emin olmalarına yalnızca gayri resmi olarak yardımcı olabileceğini belirtti.

Avrupalı yetkililer, rakiplerle doğrudan müzakere de edemez. İki yetkili, savaşın patlak vermesinden bu yana Komisyon ve Asyalı muhataplarının piyasaları karıştırmamak için enerji politikalarına ilişkin güncellemeleri doğrudan paylaştıklarını fakat hangi yüklerin nereye gideceği konusunda pazarlık yapamayacaklarını belirtti.

İkinci bir yetkili, “Herkes kendi başının çaresine bakıyor,” dedi.

Bu, Asya ülkelerinin Avrupa’ya göre bir avantaj sahibi olabileceği anlamına geliyor.

İkinci AB yetkilisi, “Kriz durumlarında, otorite odaklı piyasalar birkaç şirkete ‘Sadece işinizi yapın’ diyebilir. Koordinasyon sağlayabiliriz, teşvik edebiliriz, fakat Çin’in yaptığı gibi hareket edemeyiz,” dedi.

Analistler, ABD-İran barış anlaşmasının bu baskıları hafifletebileceği konusunda uyarıda bulunsa da, Asyalı alıcıların spot piyasaya girmeye başladığına dair işaretler şimdiden var.

Kpler LNG analisti Charles Costerousse, Güney Kore, Tayland ve Vietnam’ın yaz boyunca spot piyasadan LNG tedariki arayışına girmelerinin beklendiğini belirtti.

Nihayetinde dengeleri değiştirebilecek olan Çin. İran savaşının patlak vermesinden bu yana, normalde dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olan ülke, ithalatını azaltıp muazzam rezervlerine güvenerek küresel piyasada dengeleyici bir güç olarak hareket etti.

Fakat Costerousse’a göre, mart ayından bu yana LNG rezervlerini beş yıllık ortalamanın çok altına düşüren Çin’in yakında spot alımlarını yeniden artırması gerekebilir.

AB yetkilileri için bu, savaşın sona erme belirtileri göstermesine rağmen devam eden bir endişe kaynağı. Yetkililerden biri, “Çin’in büyük çapta geri dönmesi anında… bu önemli bir faktör olacak,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English