Bizi Takip Edin

Diplomasi

“Erdoğan’ın zaferinden sonra Türkiye’nin Suriye politikası”

Yayınlanma

Türkiye 28 Mayıs seçimlerine giderken Suriye ile normalleşme gündemi, adayların en önemli başlıklarından biriydi. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz ağırlaştıkça üç milyonu aşkın Suriyeli mültecinin getirdiği ek yük, muhalefet partilerinin iktidarı eleştirirken en önemli argümanı haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tablo karşısında kısmen eleştirileri boşa düşürmek için Şam ile normalleşme gündeminde gaza bastı. Peki seçimlerden zaferle çıkan Erdoğan’ın Suriye politikasında bir değişiklik olacak mı? Şam ile normalleşme adımları hızlanacak ya da Türkiye başka bir yol mu deneyecek? Gelişmeler, Türkiye’deki mültecileri nasıl etkileyecek?

Uluslararası Kriz Grubu, Erdoğan’ın üçüncü cumhurbaşkanlığı döneminde Suriye politikasının nasıl olacağına dair bir analiz yayınladı. Merkezi Belçika’da bulunan ve kurucuları arasında George Soros ve Morton Abramowitz gibi tartışmalı isimlerin yer aldığı Uluslararası Kriz Grubu’nun söz konusu analizinde genel bir durum değerlendirmesi yapılıyor. Ancak yine de Suriye’nin kuzeyinde çözüm için Oslo görüşmelerine atıf yapmaktan geri durmayan analizi, grubun daha sonra Türkiye açısından ağır sonuçları olacak “çözüm” sürecine destek verdiğini unutmadan okumakta fayda var:

***

Erdoğan’ın Zaferinden Sonra Türkiye’nin Suriye Politikası

Dareen Khalifa, Gregory Waters

Suriye’de ayaklanmanın başladığı 2011’den bu yana Ankara krizin daha da derinlerine çekildi. Yaklaşımı muhtemelen şimdilik sabit kalacaktır. Ancak bundan sonra yapacağı seçimler milyonlarca Suriyelinin kaderi açısından önem taşıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesi, birçok Suriyelinin Ankara’nın Şam politikasının kendi aleyhlerine dramatik bir şekilde değişebileceği yönündeki korkularını yatıştırdı. Türk lider beş yıl daha koltuğunda oturmaya devam ederken Ankara askerlerini Suriye’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde tutmaya kararlı. Ayrıca Türkiye’deki üç milyondan fazla Suriyeli mültecinin de en azından şimdilik orada kalması muhtemel. Ankara, Şam’la savaş başladığında kopan ilişkileri yeniden başlatmak için görüşüyordu ve görüşmeye devam edecek, ancak Erdoğan’ın yeni kabinesi, Türkiye’nin güney komşusundan kaynaklanan ulusal güvenlik sorununun, ani bir değişim riskini göze alamayacak kadar çok olduğunu düşünen yetkililerle dolu. Mülteciler ve Suriye’nin kuzeyinde yerinden edilmiş milyonlarca insan için statükonun devamı, Türkiye’nin politikasında yaşanacak bir kırılmanın yol açacağı kargaşayı önlüyor ya da en azından geciktiriyor. Ancak aynı zamanda bu Suriyelileri, Türkiye de baş aktörlerinin büyük ölçüde uzlaşmaz hedefler peşinde koştuğu ve bu hedeflere ulaşmak için net stratejilerden yoksun olduğu bir savaşın gelgitlerine karşı, savunmasız bir şekilde belirsizlik içinde bırakıyor.

Erdoğan üçüncü cumhurbaşkanlığı dönemine güçlü bir pozisyonda giriyor ancak çok sayıda zorlukla karşı karşıya. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz, Ankara’nın Suriyeli mültecilere yönelik cömert yaklaşımını ciddi bir siyasi baskı altına alıyor. Ankara’nın temmuz ayında İsveç’in NATO üyeliğini engellemekten vazgeçmesi ittifak içindeki ilişkilerini yumuşatmaya yardımcı olacak. Ancak Türkiye’nin Rus füze savunma sistemlerini satın alması ve Washington’un Suriye’deki IŞİD karşıtı mücadelesinde Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) ana ortağı olarak seçmesi de dahil ABD ile yaşanan gerginlikler devam ediyor. Türkiye’nin Rusya ile olan hassas ilişkileri de kısmen Ankara’nın, Şam’daki Moskava’nın müttefikiyle yaşadığı çıkmaz nedeniyle, sürekli olarak yeniden ayarlanmayı gerektiriyor.

Suriye’deki savaş özellikle Ankara için karmaşık bir dizi risk ve fırsat sunuyor. Türkiye, Suriye ile 900 km’lik bir sınırı paylaşıyor ve yaklaşık 3,3 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Türkiye, kırk yıldır Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile çatışma halinde ve PKK’nın Suriye kolu SDG (Suriye Demokratik ABD desteğiyle IŞİD ile savaştıktan sonra geniş bir bölgeyi kontrol altında tutuyor. Türkiye, ABD ve AB ile birlikte PKK’yı terör örgütü olarak kabul ediyor. Türkiye’nin ulusal güvenlik politikasının iki ayağı, Suriye’nin kuzeybatısında güvencesiz bir şekilde yaşayan yaklaşık beş milyon yerinden edilmiş insan arasından daha fazla mülteci akınını önlemek ve SDG’nin (ve dolayısıyla PKK’nın) kuzeydoğudaki kontrolünü kırmasa da zayıflatmak. Suriye’nin komşusu olarak Türkiye, Şam ile ilişkilerini düzeltmek için harekete geçen Arap ülkelerinin çoğundan daha fazla risk altında. Beşar Esad rejiminin bu iki endişeyi tatmin edici bir şekilde ele almaya istekli ya da muktedir olduğu konusunda derin şüpheler var.

2011’de Suriye’de halk ayaklanmasının başlamasından bu yana ve bunu takip eden iç savaş boyunca Türkiye, kendisini çatışmanın daha da derinlerine çeken, kısa vadeli politikalar arasında bıçak sırtında yürüdü. Batılı güçler gibi Ankara da ilk başta Esad’a karşı sağlam bir duruş sergiledi ve Suriye liderini devirmek için isyancıları destekledi. Ancak daha sonra, Esad’ın hayatta kalacağı netleştikçe, yukarıda belirtilen ikiz hedeflere öncelik verdi. SDG’yi dizginlemek için Ankara 2016’dan bu yana Suriye’ye dört saldırı düzenledi. SDG hedeflerine düzenli olarak insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenliyor ve Washington ile Moskova’nın görmezden geldiğine inandığı Suriye’deki PKK’lıların peşine düşmek için rutin olarak daha fazla müdahale tehdidinde bulunuyor.

Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki üç bölgede konuşlandırdığı tahmini 10,000 askeriyle çıtayı yükseltti ve çatışmanın yönünü şekillendirebilecek son derece etkili bir oyuncu haline geldi. Şam, SDG gibi kendi nedenleriyle Türkiye’yi işgalci bir güç olarak görürken, yerinden edilmiş milyonlarca Suriyeliye göre Türk ordusunu acımasız bir rejimle aralarındaki tek tampon. Suriye’nin kuzeybatısında bir vilayet olan İdlib’deki Türk birlikleri, Ankara’nın 2020’de Rusya ile müzakere edilen ve milyonlarca insanı koruyan ve mülteci akışını durduran ateşkese uyulmasını sağlıyor. Aynı zamanda, BM ve birçok devlet tarafından hâlâ terörist grup olarak tanımlanan El Kaide’nin eski bir kolu Heyet Tahrir el Şam’ın bölgedeki kontrolünü pekiştirmesine de izin verdi. Halep’in kuzeyinde Türk askeri, polis ve istihbarat teşkilatları, Suriye Ulusal Ordusu adı verilen ve yaygın olarak yolsuzluk ve suç işlemekle itham edilen Suriyeli gruplar topluluğunu denetliyor. Daha doğuda ise Ankara 2018 ve 2019’da SDG’den ele geçirdiği bölgeleri elinde tutuyor. Grupla sık sık karşılıklı ateş açılıyor.

Ne Suriye’deki askeri konuşlanma ne de milyonlarca Suriyeli mültecinin varlığı Türkiye’de popüler değil. Ülkenin dibe vuran ekonomisi ve mültecilere yönelik milliyetçi düşmanlık, mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesinde Suriye karşıtı söylemlerin yükselmesine neden oldu. Hem Erdoğan hem de ana rakibi Kemal Kılıçdaroğlu kampanyalarında mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesinden bahsetti. Türk muhalefet partileri, mültecilerin geri dönüşünü kolaylaştırmak ve Türkiye’nin Suriye’deki askeri müdahalesini azaltmak için Esad ile ilişkilerin normalleştirilmesi vaadinde bulunacak kadar ileri gittiler. Erdoğan’ın kendisi de kısmen bu iddiaları boşa çıkarmak için 2022 ortalarında Rusya’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve daha sonra İran’ın da katıldığı bir dizi görüşmeye katılarak Şam’a yönelik kamuoyu önünde girişimlerde bulunmaya başladı. Erdoğan’ın Suriye rejimiyle arasını düzeltmeye çalıştığı algısı, Ankara ile Şam arasında bir pazarlığın kurbanı olacaklarından korkan hem Türkiye’deki hem de Suriye’nin kuzeyindeki Suriyeliler arasında endişeye yol açtı.

Erdoğan’ın yeniden seçilmesi, Şam ile esaslı görüşmeler yapma ihtiyacını geçici olarak ortadan kaldırmış görünüyor. Ancak hem Cumhurbaşkanı hem de muhalifleri tarafından yüksek riskli olarak algılanan 2024 yerel seçimleri, önümüzdeki aylarda Erdoğan’ın Suriye politikasını gündemde tutmaya devam edecek. Mevcut durum, desteklediği isyancıların ve kontrol ettiği bölgelerin geleceği de dahil, Türkiye’nin Suriye’deki varlığına ilişkin bazı önemli soruları yanıtsız bırakıyor. Türkiye’nin kuzeybatı Suriye’de asker konuşlandırması rejimin yeni saldırılarını caydırdı ve böylece -en azından şimdilik- bu bölgelerin Şam’dan fiili özerkliğini sağlamlaştırdı. Ankara artık, haklı olarak, caydırıcı rolünü sona erdirmenin ve rejim güçlerinin geri dönüşüne izin vermenin çok daha fazla mülteciyi Türkiye’ye iteceğine ve bunun büyük iç siyasi sonuçları olacağına inanıyor. Bu bölgelerin kontrolünü süresiz olarak sürdürmek siyasi ve mali açıdan maliyetli olsa da Türk hükümetinin gözünde alternatifi daha da maliyetli.

Türkiye’nin SDG ile mücadelesi de benzer şekilde geçici önlemlerle sınırlı kaldı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılarda, çoğu Ankara’nın yıllardır peşinde olduğu PKK ile bağlantılı çok sayıda SDG mensubu öldürüldü. Ancak Türkiye’nin askeri eylemlerinin hiçbiri örgütün topraklar üzerindeki hakimiyetini zayıflatmadı ya da en önemlisi petrol olan stratejik kaynaklara erişimini azaltmadı. Saldırılar zaman zaman sivil kayıplara yol açarak uluslararası tepkileri tetikledi. Dahası, bazı füzeler Suriye ve Irak’taki ABD güçlerinin endişe verici derecede yakınına düşerek Ankara’nın Washington ile ilişkilerini daha da sıkıntıya soktu. Erdoğan’ın defalarca tehdit ettiği olası bir Türk kara operasyonu, SDG ve PKK savaşçılarını sınırdan birkaç kilometre daha uzağa itmekten başka bir işe yaramayacak.

Ankara defalarca Şam’la temasa geçti ve kısmen Ankara’nın temel güvenlik kaygıları olarak gördüğü konuları ele almanın yollarını test etmek için rejimin güvenlik yetkilileriyle sessizce iletişim kurdu. Türk ve Suriyeli yetkililer görüşmelerin SDG’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna ulaşmasını engellemeye odaklandığını ve bu konuda muhtemelen ortak bir zemin bulabileceklerini söylüyorlar. Ardından, 2022’nin ortalarında, Türk liderliği, kısmen seçim nedeniyle, ancak aynı zamanda Rusya, İran ve Irak’tan gelen taleplere yanıt olarak, Esad rejimiyle uzlaşmaya hazır olduğu sinyalini vermeye başladı. İki ülkenin üst düzey diplomatları, Rus ve İranlı mevkidaşlarıyla birlikte nihayet bir sonraki mayıs ayı başında Moskova’da bir araya geldi, ancak ileriye dönük somut adımlar üzerinde anlaşamadılar.

Ancak bu toplantılar devam ederken bile Ankara, temel kaygılarını gidermeye Şam’ın istekli ya da muktedir olacağından şüphe duyduğunu belirtti. Örneğin, rejimin milyonlarca Suriyelinin daha sınırı geçmesine neden olmadan, mevcut mültecilerin Türkiye’den güvenli bir şekilde geri dönmesine izin vermek bir yana, şu anda Türkiye’nin koruması altında olan kuzeydeki toprakları geri kazanabileceği konusunda ikna olmuş değil. Ocak ayında Kriz Grubu’na konuşan üst düzey bir Türk yetkili, “Şam’ın geri aldığı her kilometre binlerce mülteciyi bize gönderiyor” demişti. Ankara ayrıca, Türkiye’nin güçlerini çekmesi ve hava saldırılarına son vermesi halinde Şam’ın Suriye’nin kuzeydoğusundan PKK saldırılarını önleyebileceğinden de kuşkulu. Türk liderler, Şam’ın kuzeydoğuda devlet varlığını göstermelik olmaktan öteye götüremeyeceğini ve tüm yetkiyi SDG’ye bırakacağını düşünüyor. Dolayısıyla Şam’ın geri dönüşü SDG’yi dize getirmekten ziyade meşruiyetini artırabilir. Bu nedenle Ankara, ilişkilerin normalleşmesi için Şam’ın ön şartı olan tüm Türk askerlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunu görüşmeyi kategorik olarak reddediyor.

Özetle, Erdoğan’ın yeniden seçilmesi, muhtemelen Türkiye’nin Suriye politikasında çok az şeyin değişeceği anlamına geliyor. Muhalefetin zaferinin sonuçlarından endişe duyan Suriyeliler için Erdoğan’ın zaferi bir nebze rahatlama sebebi gibi görünüyor. Öte yandan rejimi ya da SDG’yi destekleyenlerin kutlayacak daha az şeyi var. Ankara’nın Suriye’deki öncelikleri -SDG’den algıladığı tehdidi ele almak ve İdlib’de Türkiye’ye doğru daha fazla göçü tetikleyecek bir rejim saldırısını durdurmak -aynı kalacak. Dahası, yeniden seçilmiş olsa bile Erdoğan’ın Türkiye’nin Suriye politikası için daha uzun vadeli bir vizyon ortaya koyması, Suriye’deki oyunun sonunun nasıl görüneceğine dair belirsizlik ve tüm etkisine rağmen Türkiye’nin söz sahibi tek ve hatta en önemli aktör olmadığı göz önüne alındığında pek olası görünmüyor. O halde Suriyeli mülteciler ve ülke içinde yerinden edilenler bazı açılardan diken üstünde kalmaya devam edecek.

Ankara muhtemelen bir politika değişikliğine pek yanaşmayacak olsa da özellikle SDG ile ilgili bazı hedeflerine Suriye’de diplomatik yollardan ulaşıp ulaşamayacağını test etmeye değer. ABD’nin yirmi yıllık “terörle savaş” deneyiminin de gösterdiği gibi, askeri araçlar tek başına siyasi sorunları nadiren çözer. Türkiye, Suriye’nin kuzeydoğusundaki sorununu, bu bölgeler için makul bir uzun vadeli vizyonu olmadan kontrol ettiği alanları genişleterek çözmeyi umamaz. Şimdilik, özellikle SDG’nin de gerilimi azaltıcı adımlar atması, örneğin PKK’nın Suriye’nin kuzeydoğusundaki görünürlüğünü azaltması ya da Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurması halinde, gerilimin azaltılmasına yönelik koşulların dile getirilmesinde fayda var. Özellikle de Erdoğan ve yeni kabinede Dışişleri Bakanı olan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 2012 sonlarında PKK ile bu çatışmadan barışçıl bir çıkış yolu bulmak için masaya oturması dikkat çekiciydi. Yeniden seçim kampanyasını geride bırakan ve PKK’yı askerî açıdan gerileten Türkiye Cumhurbaşkanı, içinde bulunduğumuz dönemi SDG ile bir tür yumuşama arayışı için elverişli görüyor olabilir.

Erdoğan’ın ne yapacağını zaman gösterecek ama her halükârda Ankara’nın yapacağı seçim Suriye’deki çatışmanın gidişatını ve Türkiye’de yaşayan milyonlarca Suriyelinin ve Suriye’nin Türk askerleri tarafından şu ya da bu ölçüde korunan bölgelerinin kaderini belirlemeye yardımcı olacak.

Diplomasi

BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Yayınlanma

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.

ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.

Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.

Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.

Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.

Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.

Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.

Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.

Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.

Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.

Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.

Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.

Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.

Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Yayınlanma

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.

Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.

Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.

Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.

ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:

Brezilya

Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.

Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.

İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.

Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.

Rusya

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi. 

Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.

Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.

Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.

İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.

BRICS Zirvesi’nde Xi ve Modi bir araya gelecek mi?

Çin

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.

Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.

Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.

Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.

Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.

Güney Afrika

Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.

Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.

Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.

Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.

İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.

Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.

Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.

Etiyopya

Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.

Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.

Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.

Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.

İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.

İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.

Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.

Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.

İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.

Birleşik Arap Emirlikleri

Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.

Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.

BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.

Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.

BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.

Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.

Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.

Endonezya

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.

Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.

Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.

2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.

Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.

BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.

Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.

Ortak ülke heyetleri

BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.

Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.

Belarus

Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.

Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.

Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.

Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.

Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.

Bolivya

Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.

Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.

Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.

Küba

Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.

Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.

Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.

Kazakistan

Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.

Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.

Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.

Malezya

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.

Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.

Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.

Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya

Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.

Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.

Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.

Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.

Tayland

Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.

Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.

Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.

Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.

Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.

Uganda

Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.

Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.

Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.

Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.

Özbekistan

Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.

Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.

Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.

Vietnam

Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.

Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.

Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.

 

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.

Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.

Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.

Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.

Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.

Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.

İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.

Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.

Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.

Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English