Avrupa
Fransa ve Almanya, Ukrayna’ya kredi vermek için Rusya’nın dondurulan rezervlerine el koyabilir

Politico‘nun haberine göre Fransa ve Almanya, Ukrayna’ya yeni krediler sağlamak amacıyla Rusya’nın dondurulan rezervlerine belirli şartlar altında el koyma olasılığını görüşmeye başladı. Güvenlik ortamındaki değişiklikler ve Almanya’daki potansiyel hükümet değişikliği, bu konudaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. G7 ülkeleri daha önce bu rezervlerden elde edilecek gelecekteki gelirleri Ukrayna’ya kredi sağlamak için kullanma konusunda anlaşmıştı.
Fransa ve Almanya, Ukrayna’ya yeni krediler vermek için Rusya’nın dondurulan rezervlerine el koyma olasılığını değerlendiriyor.
Politico‘nun haberine göre, Paris ve Berlin, belirli koşullar altında Rusya’nın dondurulan rezervlerine el koyma olasılığını tartışmaya başladı.
Rezervler konusundaki tartışmalar uzun süredir devam ediyordu, ancak Batı Avrupa ülkelerinin yetkilileri, hukuki ve finansal sonuçlardan duydukları endişe nedeniyle şimdiye kadar bu yönde bir adım atmaktan kaçınıyordu.
Fakat Donald Trump’ın gelişiyle güvenlik alanında yaşanan ani değişim, Avrupalıları Ukrayna’ya yardım etmek için yeni yollar aramaya itiyor.
Politico‘ya konuşan ve Paris’teki ve Paris-Berlin arasındaki görüşmeler hakkında doğrudan bilgi sahibi olan bir Fransız yetkili, Fransa hükümeti üyelerinin, Rusya Merkez Bankası’nın rezervlerine el koyarak bunları Ukrayna’ya verilecek krediler için teminat olarak kullanma konusunu kendi aralarında ve Alman yetkililerle görüştüklerini belirtti.
Yetkili, “G7 ülkeleri geçen yıl, rezervlerden elde edilecek gelecekteki gelirleri Kiev’e 50 milyar dolar tutarında kredi sağlamak için kullanma konusunda anlaşmıştı. Şimdi Fransız yetkililer, bu amaçla rezervlerin kendisini de kullanmayı düşünüyor,” dedi.
Baltık ülkeleri ve Kuzey Avrupa ülkeleri, rezervlere el konulup derhal Ukrayna’ya devredilmesi konusunda defalarca ısrar etti.
Fakat Almanya, Fransa ve diğer Batı Avrupa ülkeleri, bunun uluslararası hukuku ihlal edeceğini ve avroya ve avro bölgesi devletlerinin tahvillerine yapılan yatırımlara olan güveni zedeleyebileceğini savunarak buna karşı çıktı. Avrupa Merkez Bankası da benzer bir uyarıda bulunmuştu.
Almanya’daki yetkililerin pozisyonu, hükümet değişikliğiyle birlikte değişebilir.
Şubat ayındaki seçimleri kazanan ve yeni hükümeti kuran Hristiyan Demokrat Birliği’nden üst düzey milletvekili Norbert Röttgen, geçtiğimiz günlerde Rus varlıklarının Kiev’e yardım için kullanılması çağrısında bulundu.
Röttgen’in aktardığına göre, Belçika’daki saklama kuruluşu Euroclear’da 2024 sonu itibarıyla 183 milyar avro değerinde Rus varlığı dondurulmuş durumda.
G7’nin bu varlıklardan elde edilecek gelecekteki gelirlerle ilgili 50 milyar dolarlık anlaşmasının yanı sıra, Avrupa Birliği’nin kararıyla Euroclear, Rus varlıklarının yatırımından elde edilen kârı da geçmiş dönemler için Ukrayna’ya ödüyor.
Euroclear, 2024’ün ilk yarısında 1,55 milyar avro transfer ederken, şubat ayının başlarında mart ayında ikinci yarı için 2 milyar avro daha transfer edeceğini duyurmuştu.
Avrupa
Göçmen krizi: İspanya, AB’ye karşı

İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, bugün Ceuta kriziyle ilgili acil AB toplantısında her yönden gelecek eleştirilere karşı kendini hazırlıyor.
Euractiv’in aktardığına göre çevrimiçi toplantıda ilk sözü o alacak; ardından söz, geçen hafta İspanya topraklarına 60.000 kişinin yasadışı girişini yönetme biçimi nedeniyle hükümetine sert tepki gösteren diğer ülkelere geçecek.
İspanyaBaşbakanı Pedro Sánchez, diğer AB hükümetlerinin tepkilerinin “siyasi çıkar, cehalet ve önyargı” ile şekillendiğini söyleyerek sert bir çıkış yaptı.
Bu hükümetlerden 22’si hafta sonu yayınladıkları açık mektupta ona karşı birleşerek, İspanya Başbakanı’nı göç yanlısı politikalarından sorumlu tutmuştu.
Eleştirilerin başını çeken İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise İspanya’dan gelen yolculara geçici iç sınır kontrolleri getirilmesi yönünde adım attı.
Birçok diplomatın aktardığına göre, büyükelçiler dün (3 Ağustos) yapılan hazırlık toplantısında gerilimi yatıştırmak ve odağı geleceğe kaydırmak için ortak bir çaba gösterdi.
Madrid, üye devletleri “dayanışma göstermemek” ile suçladı
Fakat bazıları, bakanlar toplantısında da siyasi bir çatışma yaşanmasını beklediklerini belirtti.
İki diplomat, İspanya büyükelçisinin uzun bir sunum yaptığını ve diğerlerini Madrid’e karşı dayanışma göstermemekle suçladığını söyledi.
Diplomatlardan biri bu konuşmayı “30 dakikalık bir tirat” olarak nitelendirdi.
Diğer iki diplomat ise bugünkü toplantının gidişatının büyük ölçüde, Sánchez’in uzun süredir müttefiki olan Grande-Marlaska’nın nasıl bir tavır alacağına bağlı olacağını belirtti.
İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, pazartesi günü basına yaptığı açıklamada, Madrid’in toplantıda Avrupalı ortaklarından daha fazla dayanışma talep edeceğini belirtti ve özellikle İtalya’yı eleştirdi.
Bakan bir röportajda, Roma’nın İspanya’nın Schengen serbest dolaşım bölgesi üyeliğinin askıya alınmasını talep ederek “duruma uygun davranmadığını” savundu.
Albares, Ceuta ve Melilla’nın serbest seyahat bölgesinin bütünlüğünü hiçbir zaman tehdit etmediğini belirterek, bunun yerine Avrupa’nın diğer bölgelerindeki göç baskılarına dikkat çekti.
İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti
Leyen’den gerilimi yatıştırma çabası
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Sánchez’e yazdığı mektupta gerilimi yatıştırmaya çalışırken dikkatli bir çizgi izledi ve krizi çözmek için gösterdiği çabaları övdü.
Ayrıca, krizden çıkarılması gereken en önemli dersin Avrupa’nın göç konusundaki tutumunu sertleştirmesi gerektiği olduğunu belirterek, Avrupa hükümetlerinin büyük çoğunluğunu yatıştırdı.
AB Göç Komiseri Magnus Brunner ise, Euractiv’in haber bülteni Rapporteur ile paylaştığı yorumlarda şunları söyledi:
“Şu anda önemli olan, AB’nin birleşik bir şekilde hareket etmesi ve bu olaylardan doğru sonuçları çıkarmasıdır. Şu an için Avrupa bu sınavı geçti; insanlar Schengen bölgesine giremedi.”
Fakat Sánchez’in İspanya’daki yaklaşık 500.000 göçmenin statüsünü düzenleme girişimi AP’de de büyük tepki görüyor.
Von der Leyen’in de üyesi olduğu AP’nin en büyük grubu Avrupa Halk Partisi (EPP), bu nedenle iktidara bedel ödetmek istiyor.
EPP Genel Sekreteri ve İspanyol merkez sağ milletvekili Dolors Montserrat, “Sánchez hükümeti, Fas hükümetinden saygı, işbirliği ve karşılıklı bir yanıt talep etmekten ziyade, komplo teorileri üretmek ve Avrupalı ortaklarıyla diplomatik anlaşmazlıklar yaratmakla daha çok ilgilendi,” dedi.
Sánchez, içeride de sıkışıyor
Sağcı Vox, Senato’da Albares ve CNI başkanından Ceuta’daki göç kriziyle ilgili açıklama yapmalarını talep ediyor.
Parti, hükümetin Ceuta’ya göçmenlerin kitlesel girişinden önce elinde bulunan tüm belgeleri ve bilgileri sunmasını amaçlayan kapsamlı bir girişim paketi sundu.
Aynı zamanda, Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ve Ulusal İstihbarat Merkezi (CNI) Direktörü Esperanza Casteleiro Llamazares’in, kriz sırasında yürütülen yönetim sürecini açıklamak üzere Senato’ya gelmelerini talep etti.
Vox senatörü Ángel Pelayo Gordillo, özellikle Başbakan Pedro Sánchez ile ilgili bakanlıklar, CNI, Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) ve Faslı yetkililer arasında yapılan yazışmaların bir kopyasını talep ediyor.
Ayrıca, yaşananları öngörmek ve önlemek amacıyla gönderilmiş olabilecek uyarılar, tahminler veya bilgileri içeren tüm önceki mesajların da sunulmasını istiyor.
Partinin lideri Santiago Abascal pazar günü Ceuta’yı ziyaret ederek, hükümeti Fas’ın emrinde olmakla suçladı.
Basın mensuplarına konuşan Abascal, yaşananların sorumluluğunu Rabat hükümetine ve her şeyden önce Pedro Sánchez’in kendisine yükledi.
Abascal, Fas’ın, İspanya başbakanının kendi ifadesiyle “bu Afrika ülkesine boyun eğmiş” olması nedeniyle, herhangi bir tepki veya misilleme olmayacağına inanarak hareket ettiğini savundu.
Vox dışındaki sağcı gruplar Núcleo Nacional ve SALF de göç krizi ile öne çıkarak hükümete karşı söylemlerini sertleştirdi.
Avrupa
İran savaşı Belçika’yı Rus LNG’sine tamamen bağımlı hale getirdi

Basra Körfezi’nden LNG tedarikinin kesilmesi, Belçika’yı uzun vadeli sözleşmeler kapsamında temmuz ayında yalnızca Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz ithal ederken buldu. Bloomberg verilerine göre Belçika geçen ay yaklaşık 400 bin ton Rus LNG’si aldı ve diğer kaynaklardan alım yapmadı.
Basra Körfezi’nden sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tedarikinin durması ve bunun Avrupa’da gaz fiyatlarını yükseltmesi, Belçika’yı temmuz ayında Rusya’dan LNG ithalatına tamamen bağımlı hale getirdi.
Çoğu AB ülkesi geçen ay LNG alımlarından kaçınırken, Belçika uzun vadeli sözleşmeler çerçevesinde Rus gazı almaya devam etti.
Bloomberg’in aktardığı gemi takip verilerine göre, Belçika’nın temmuz ayındaki Rus LNG ithalatı yaklaşık 400 bin ton olarak gerçekleşti.
Bu miktar, nisan ayında Rusya’dan alınan 600 bin tonluk sevkiyat hariç tutulduğunda, yılın diğer aylarındaki alım düzeyleriyle aynı seviyede kaydedildi.
Diğer AB ülkelerinin aylık LNG alımları 2026 yılında 500 bin ila 600 bin ton arasında değişse de bu rakamlar mayıs ayından itibaren belirgin biçimde düşüş gösterdi. Belçika temmuz ayında başka hiçbir ülkeden LNG satın almadı; yalnızca Norveç ve Birleşik Krallık’tan boru hatları üzerinden doğalgaz tedariki sağladı.
Fiyatlar 60 avroya fırladı
Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce AB ülkeleri, LNG ihtiyaçlarının nispeten küçük bir bölümünü Katar’dan (yüzde 8’e kadar), büyük kısmını ise ABD’den (yüzde 60’a yakın) karşılıyordu. Savaş öncesinde uzun aylar boyunca megavat saat başına 30 avro civarında seyreden doğalgaz fiyatları, sonrasında iki katına çıktı.
Nisan ayında İran ile ABD arasındaki çatışmaların aktif aşamasının sona ermesinin ardından 40-50 avro bandında dalgalanan fiyatlar, temmuz ayında yeniden 60 avro seviyesine yükseldi. Pazartesi günü Hollanda TTF vadeli işlem sözleşmeleri megavat saat başına 58 avro (1000 metreküp başına 704 dolar) seviyesinden işlem gördü.
Fiyatlardaki bu yeni sıçrama nedeniyle yurt dışından LNG tedarik eden AB ülkeleri, kısa vadeli sözleşmeler kapsamındaki alımlarını sert biçimde azalttı ya da tamamen durdurdu. AB üyeleri, Rus enerji kaynaklarından kademeli vazgeçme planı doğrultusunda nisan ayından bu yana Rusya’dan kısa vadeli LNG satın alamıyor. Uzun vadeli sözleşmeler kapsamındaki alımların ise 2027 yılında sona ermesi öngörülüyor.
Avrupa’nın Rus LNG faturası 6 milyar avro
Alman kâr amacı gütmeyen kuruluşu Urgewald’ın verilerine göre, Avrupa 2026’nın ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16 daha fazla Rus LNG’si ithal etti ve bunun için yaklaşık 6 milyar avro ödedi.
Büyük LNG ithalat terminallerine sahip olan Fransa, Belçika ve İspanya, gelen gazın diğer ülkelere dağıtıldığı noktalar olarak geleneksel biçimde en fazla alım yapan ülkeler listesinin başında yer aldı.
Avrupa
Ford ve Dacia Romanya’daki fabrikaları elektrik krizi nedeniyle durdurdu

Ford ve Dacia, Romanya’daki fabrikalarında üretimi 19 Ağustos’a kadar durdurarak ülkedeki elektrik şebekesindeki yükü yaklaşık 200 megavat azalttı. Başbakan Ilie Bolojan, Reuters’a yaptığı açıklamada kararın enerji sistemindeki açık nedeniyle alındığını duyurdu. Şiddetli kuraklık ve Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesi, ülkenin ağustos ayı boyunca ulusal enerji olağanüstü haline girmesine neden oldu.
Otomotiv devleri Ford ve Renault’nun yan kuruluşu Dacia, Romanya’daki fabrikalarında üretimi 19 Ağustos’a kadar tamamen durdurdu. Karar, ülkede yaşanan elektrik enerjisi açığı karşısında ulusal şebeke üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla alındı.
Başbakan Ilie Bolojan, konuya ilişkin açıklamasını Reuters haber ajansına yaptı.
Şirketlerin bu adımı, Romanya’nın elektrik tüketimini yaklaşık 200 megavat düşürdü. Bolojan, diğer büyük sanayi işletmelerinin de şebekeyi rahatlatmak için enerji kullanımını gönüllü olarak azaltmayı planladığını belirtti.
Kuraklık nükleer santrali vurdu
Elektrik tedarikinde yaşanan aksaklıkların temelinde şiddetli kuraklık ve Tuna Nehri’ndeki su seviyesindeki düşüş yatıyor. Rumen devlet şirketi Nuclearelectrica, soğutma sistemi için yeterli su bulunamadığı gerekçesiyle Çernavodă Nükleer Santrali’nin iki reaktöründen birini daha önce devre dışı bırakmıştı.
Yetkililer, nehir akışının bir kısmını faal durumdaki diğer enerji bloğuna yönlendirmek üzere çalışmalara başladı.
Romanya hükümeti, ağustos ayı boyunca geçerli olmak üzere ülke genelinde enerjide olağanüstü hal ilan etti.
Başkent Bükreş, komşu ülkelerden elektrik ithalatını artırmak için görüşmelere başlasa da uluslararası iletim hatlarının kapasitesi ve bölgedeki yüksek talep, tedarik imkanlarını sınırlıyor.
ABD’nin en büyük otomobil üreticilerinden Ford Motor Company, 1903 yılında Henry Ford tarafından kuruldu ve merkezi Michigan eyaletinin Dearborn kentinde.
Ford ve Lincoln markaları altında binek otomobil, SUV, kamyonet ve ticari araç üreten şirket, Ford Credit birimi aracılığıyla finansal hizmetler de sağlıyor.
Rumen otomobil markası Dacia ise 1968 yılında Romanya’da kuruldu. Fransız Renault Grubu, şirketi 1999 yılında satın aldı ve markayı 2004’te Logan modeliyle uluslararası pazarda yeniden lanse etti.
Uygun fiyatlı araçlar üreten Dacia’nın ana pazarları Avrupa ve Akdeniz ülkeleri olarak öne çıkıyor.
Ford, Romanya’daki Automobile Craiova tesisinin kontrolünü 2007 yılında devraldı. Şirket, tesise 675 milyon avro yatırım yapmayı ve yıllık üretim kapasitesini 300 bin otomobil ile aynı sayıda motor seviyesine çıkarmayı hedeflemişti.
Fabrikada daha sonra Avrupa pazarı için Ford EcoSport crossover modelinin üretimine başlandı.
2017 yılında Rus tedarikçiler Ford Sollers, tesise parça sevkiyatına başlarken, o dönemde sahanın yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 300 bin otomobil olarak değerlendiriliyordu.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü










