Ortadoğu
Gazze’ye 20 bin kişilik güç planı 10 askerle başlıyor

The Wall Street Journal’a göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’ye 20 bin kişilik uluslararası güç yerleştirme planı, ilk aşamada yalnızca 10 ila 20 askerin gönderilmesiyle başlayacak. Haziranda faaliyete geçmesi öngörülen misyonu İsrail ile İran arasındaki savaş ve Lübnan’daki çatışmalar geciktirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaş sonrası düzen için öngördüğü 20 bin kişilik uluslararası güç planının ilk aşamasında yalnızca 10 ila 20 asker gönderilmeye hazırlanılıyor.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) bir ABD’li askeri yetkili ile proje hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı habere göre ilk grup Faslı askerlerden oluşacak.
Uluslararası gücün haziranda göreve başlaması planlanıyordu. Ancak ilk aşamada yaklaşık 10 Fas askeri İsrail’e gidecek. Askerler önce Gazze sınırı yakınında eğitim alacak, daha sonra bölgede operasyona başlayacak. İlerleyen dönemde başka ülkelerin birliklerinin de misyona katılması öngörülüyor.
WSJ, planın uygulanmasındaki gecikmeyi Orta Doğu’da güvenlik koşullarının ağırlaşmasına bağladı. İsrail ile İran arasındaki savaş ve Lübnan’daki çatışmalar takvimi etkiledi.
Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Vekili’nin Orta Doğu’dan sorumlu yardımcısı Daniel Shapiro, İran’la çatışmanın yalnızca misyon hazırlıklarını geciktirmediğini, bazı ülkelerin Gazze’ye asker gönderme isteğini de azalttığını söyledi.
Arnavutluk, Kazakistan, Kosova ve Fas’ın uluslararası misyona katılım anlaşmalarını imzalamaya yakın olduğu belirtiliyor.
Daha önce Gazze’ye birkaç bin asker göndermeyi değerlendiren Endonezya ise Orta Doğu’daki istikrarsızlığı gerekçe göstererek martta görüşmeleri askıya aldı.
ABD ve İsrail uluslararası güç seçeneğini 2023’te ele aldı
ABD ile İsrail, Gazze’de uluslararası güç konuşlandırılması fikrini 2023 sonbaharında, savaş sonrasında bölgenin nasıl yönetileceğine ilişkin olası seçeneklerden biri olarak görüşmeye başladı.
ABD, Katar, Mısır ve Türkiye, Ekim 2025’te İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan anlaşmayı arabulucu olarak imzaladı.
ABD’nin çözüm planına dayanan anlaşma; ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması, İsrail askerlerinin aşamalı olarak çekilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’ye uluslararası istikrar güçlerinin yerleştirilmesini öngörüyordu.
Trump, Ocak 2026’da anlaşmanın uygulanmasını, Gazze’deki geçiş yönetiminin çalışmalarını ve bölgenin yeniden inşasını denetlemek üzere uluslararası “Barış Konseyi”nin kurulduğunu duyurdu.
Ancak planın uygulanmasında çeşitli sorunlar ortaya çıktı. İsrail askerlerini çekme sürecini tamamlamadı, Hamas silahsızlanmayı görüşmeyi reddetti. ABD’nin girişimiyle oluşturulan Barış Konseyi de finansman sağlama ve uluslararası misyonu konuşlandırma konusunda güçlüklerle karşılaştı.
Barış Konseyi, haziran sonu ile temmuz başında Kıbrıs’ta çalışma toplantısı düzenledi.
Toplantının resmi sonuçları açıklanmadı. Konsey buna karşın, çatışmalar sona erdikten sonra Gazze’de güvenliği sağlaması planlanan uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması için hazırlıklara başlandığını bildirdi.
İsrail 2005’te Gazze’den asker ve yerleşimcileri çekti
Gazze Şeridi 1967’den itibaren İsrail’in kontrolü altında kaldı. İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Birinci İntifada’nın ardından 1993’te Oslo Anlaşmaları’nı imzaladı.
Anlaşmalar kapsamında FKÖ silahlı mücadeleden vazgeçerken İsrail tarafı Filistin topraklarında bağımsız devlet kurulmasını kabul etti. Ancak bağımsız Filistin devleti kurulmadı.
İsrail, İkinci İntifada’nın ardından 2005’te Gazze üzerindeki kontrolünden çekildi ve bölgedeki 9 bin asker ile yerleşimciyi tahliye etti.
Ortadoğu
Smotrich, Witkoff’un kendisine verdiği sözü ifşa etti

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un göreve atanmasından kısa bir süre sonra kendisiyle yaptığı görüşmenin ayrıntılarını açıkladı.
Smotrich, görüşmenin, Witkoff’un Gazze sınır bölgesini ziyaret edip bazı görüntüler izledikten bir gün sonra, dönemin Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in de katılımıyla gerçekleştiğini söyledi.
İsrailli bakan, Witkoff’un görüntülerden gözle görülür şekilde sarsıldığını ve kendisine şöyle dediğini aktardı: “Bezalel, sınır çiti boyunca çocuklarınızın yanında iki milyon Nazinin yaşamasına izin vermeyeceğim.”
İsrail’in Gazze Şeridi ve Lübnan’daki politikasına değinen Smotrich, “Düşmanı inciten tek bir şey var: toprak. Bize bulaşan herkes toprağını sonsuza dek kaybedecek,” diye eklerken, Lübnan sınırı boyunca uzun vadeli bir güvenlik tampon bölgesi kurulması çağrısında bulundu.
Ortadoğu
Fransa Suriye’yi alternatif enerji koridoru olarak görüyor

Fransa, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek sevkiyat kesintilerine karşı Suriye’yi Basra Körfezi petrolünün Akdeniz’e taşınabileceği alternatif bir enerji koridoru olarak değerlendiriyor. Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bu planın altyapı yatırımları ve güvenlik garantilerine bağlı olduğunu söylerken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da TotalEnergies CEO’suyla birlikte Şam’da temaslarda bulundu.
Fransa, ABD ile İran arasında savaşın yeniden başlamasının ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek kesintilere karşı Suriye üzerinden alternatif enerji güzergâhları oluşturmayı değerlendiriyor. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, Paris’in Basra Körfezi petrolünün taşınması için yeni geçiş hatları üzerinde çalıştığını, bu kapsamda Suriye’nin öne çıktığını söyledi.
Barrot, “Bu krizin başlangıcından bu yana yürüttüğümüz çalışmalar arasında, şurada ya da burada yaşanabilecek tıkanmalara bağımlı kalmamak için alternatif güzergâhlar hazırlama fikri de bulunuyor” dedi.
Barrot, Beşar Esad yönetiminin çöküşünün ardından yeniden birleşme sürecine giren Suriye’nin “yeni bir bölgesel merkez” hâline gelebileceğini belirtti. Fransız Bakan, ülkeyi Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek sevkiyat kesintilerinin etkisini azaltabilecek, Basra Körfezi petrolünün Akdeniz’e ulaştırılacağı stratejik bir koridor olarak tanımladı.
Fransa’nın Şam yönetimiyle ticari ve ekonomik işbirliğini genişletmek istediğini söyleyen Barrot, bu sayede Körfez’deki üretici ülkeler için güvenli bir geçiş güzergâhı oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.
Barrot’a göre bu planın hayata geçirilebilmesi için mevcut altyapının kapsamlı biçimde değerlendirilmesi ve gerekli güvenlik garantilerinin sağlanması gerekiyor. Fransız Bakan, bu çalışmaların küresel enerji piyasalarının güvence altına alınması açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi.
Macron’a TotalEnergies CEO’su eşlik etti
Barrot’un açıklamaları, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un salı günü Şam’a yaptığı ziyaretin ardından geldi. Macron, burada eski El Kaide lideri ve kendisini Suriye Cumhurbaşkanı ilan eden Ahmed Şara ile görüştü.
Macron’un heyetinde TotalEnergies Üst Yöneticisi (CEO) Patrick Pouyanné de yer aldı. Pouyanné, Suriye’yi “Orta Doğu’nun kavşak noktasında” bulunan bir ülke olarak nitelendirerek Irak ile Akdeniz arasında hayati önemde bir enerji bağlantısı oluşturabileceğini söyledi.
Irak petrolü yeniden Suriye üzerinden taşınıyor
Irak, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimaline karşı nisan ayından bu yana petrolünü yeniden ihraç edilmek üzere tankerlerle Suriye üzerinden sevk ediyor.
Nisan ile haziran ayları arasında bu güzergâh üzerinden 600 bin tondan fazla akaryakıt ihraç edildi. Geçen ay Irak ve Suriye yetkilileri, Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden faaliyete geçirilmesini ve enerji transit mekanizmalarının oluşturulmasını görüştü.
TotalEnergies de Akdeniz’deki bir açık deniz arama sahası için mutabakat zaptı imzaladı. Ancak Pouyanné, bunun dışında şirketin şu anda üzerinde çalıştığı somut bir proje bulunmadığını söyledi.
“Güvenlik durumu henüz faaliyet göstermemize izin vermiyor”
Pouyanné, ülkedeki güvenlik koşullarının istikrara kavuşmadığını belirterek, “Bugün güvenlik durumunun burada faaliyet göstermemize henüz izin vermediği açık. Ancak buraya, Şam’a gelmenin olumlu bir girişim olduğunu düşünüyorum” dedi.
Pouyanné’nin açıklamalarından kısa süre sonra Fransız heyetinin konakladığı Four Seasons Oteli yakınında iki bombanın patladığı bildirildi.
Suriye yönetimine ülke üzerindeki kontrolünü sağlaması için zaman tanınması gerektiğini söyleyen Pouyanné, “Çok fazla şey talep etmemeliyiz” ifadelerini kullandı ve “Biraz sabırlı olmamız gerekiyor” dedi.
Ortadoğu
Türkiye ile Irak petrol boru hattı anlaşmasını uzatıyor

Türkiye ile Irak, süresi 27 Temmuz’da dolacak olan ve Irak petrolünün Ceyhan Limanı üzerinden ihracatını düzenleyen boru hattı anlaşmasını bir yıl daha uzatmak için son aşamaya geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, önümüzdeki 12 ayı kapsayacak anlaşmayı önümüzdeki günlerde imzalamayı hedeflediklerini açıkladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye ile Irak’ın iki ülke arasındaki ham petrol boru hattının işletilmesini sağlayan anlaşmayı bir yıl daha uzatacağını duyurdu.
Ankara ile Bağdat arasında 1973 yılında imzalanan ve Irak petrolünün Türkiye’ye ihracatını düzenleyen boru hattı anlaşmasının süresi 27 Temmuz’da doluyor.
Bağdat’ı ziyaret eden Bakan Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki 12 ayı kapsayacak anlaşmayı son aşamaya getirdik. Önümüzdeki günlerde imzalamayı hedefliyoruz” ifadesini kullandı. Bayraktar, Irak’ın petrol ihracatını Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyısındaki Ceyhan Limanı üzerinden sürdürmeye devam edeceğini belirtti.
Boru hattı tahkim kararı nedeniyle iki yıl kapalı kaldı
Boru hattı, uluslararası tahkim mahkemesinin Ankara’nın 2014-2018 yılları arasında Bağdat’ın onayı olmadan Kuzey Irak petrolünü ihraç ettiği gerekçesiyle 1,5 milyar dolar tazminat ödemesine hükmetmesinin ardından iki yılı aşkın süre kapalı kaldı.
2014 yılında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) dönemin Başkanı Mesud Barzani, Peşmerge güçlerini petrol zengini Kerkük’e göndermişti. Bağdat hükümetinin itirazlarına rağmen Barzani yönetimi, Türkiye ile ortaklaşa inşa edilen yeni bir boru hattı üzerinden İsrail’e petrol ihracatına başlamıştı. Kurulan bu yeni hat, Erbil’in Bağdat’ın kontrolündeki Kerkük-Ceyhan boru hattını devre dışı bırakmasına olanak sağlamıştı.
Ancak Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası (ICC), Şubat 2023’te IKBY yönetiminin Türkiye üzerinden gerçekleştirdiği ihracatın 1973 tarihli boru hattı anlaşmasını ihlal ettiğine hükmetti. Aktarılan bilgilere göre Türkiye 1,5 milyar dolarlık tazminatı ödemeyi reddetti. Ancak Ankara, Bağdat ve Erbil yönetimleri arasında varılan anlaşmanın ardından petrol ihracatı Eylül 2025’te yeniden başladı.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından Ceyhan’ın önemi arttı
Bakan Bayraktar, Bağdat ziyareti kapsamında Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed ile petrol ve doğalgaz alanındaki işbirliğini görüştüğünü, ayrıca Irak Başbakanı Ali Zeydi ile de bir araya geldiğini açıkladı.
Irak’ın Türkiye üzerinden yaptığı petrol ihracatı, İran’ın şubat ayında ABD-İsrail saldırılarına karşılık Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından Bağdat açısından daha da önem kazandı. Irak’ta devlet bütçesinin yaklaşık yüzde 90’ını finanse eden petrol gelirleri bu süreçte ciddi düşüş gösterdi.
Hürmüz Boğazı kapanmadan önce Irak, petrolünün büyük bölümünü Basra Limanı’ndan tankerlerle yükleyerek bu stratejik su yolundan ihraç ediyordu. Bağdat yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından ayrıca tanker kamyonlarıyla Suriye’ye kara yolundan petrol ihracatına da başladı.
Söyleşi2 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Diplomasi2 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş6 gün önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Diplomasi1 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti











