Bizi Takip Edin

Amerika

Goldman Sachs üç senaryoda Brent fiyatlarını açıkladı

Yayınlanma

Goldman Sachs, Hürmüz Boğazı’nın bir ay daha kapalı kalması halinde 2026 yılı ortalama Brent petrol fiyatının 100 doların üzerine çıkabileceğini bildirdi. Banka, ABD ile İran arasında iki haftalık ateşkesin ardından yayımlanan değerlendirmesinde Ortadoğu’daki belirsizliğin sürdüğünü ve fiyat tahminlerinin yukarı yönlü risk taşıdığını kaydetti. Farklı senaryolara göre Brent fiyatlarının 80 dolar ile 120 dolar aralığında değişebileceği aktarıldı.

Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs, Hürmüz Boğazı’nın bir ay daha kapalı kalması halinde Brent petrolün 2026 yılı ortalama fiyatının 100 doların üzerine çıkabileceğini bildirdi.

Değerlendirme, ABD ile İran arasında ilan edilen iki haftalık ateşkesin ardından yayımlandı. Bloomberg’in aktardığına göre banka, bu senaryonun Ortadoğu’daki istikrarsızlık nedeniyle gündeme geldiğini belirtti.

Analistler, bölgede belirsizliğin sürdüğünü ifade etti. Tahran ile Washington’un Hürmüz Boğazı’nın açılması karşılığında çatışmalara ara verdiklerini duyurmasına rağmen anlaşmanın ayrıntılarının netleşmediği kaydedildi. Bu çerçevede petrol fiyat tahminlerinin yukarı yönlü kaydığı belirtildi.

Goldman Sachs’ın temel senaryosunda, enerji sevkiyatlarının hafta sonundan itibaren yeniden başlaması öngörülüyor. Bu senaryoya göre Körfez ülkelerinden yapılan ihracatın bir ay içinde kademeli biçimde savaş öncesi seviyelere dönmesi bekleniyor.

Bu durumda Brent petrolün üçüncü çeyrekte ortalama 82 dolar, dördüncü çeyrekte ise 80 dolar seviyesinde olacağı hesaplandı.

Alternatif senaryoda, boğazın açılmasının bir ay gecikmesi halinde Brent fiyatlarının yılın ikinci yarısında ortalama 100 doların üzerinde seyredeceği öngörüldü.

Üçüncü ve daha olumsuz senaryoda ise boğazın daha uzun süre kapalı kalması ve bölgedeki üretimin azalması varsayılıyor. Bu durumda Brent petrolün üçüncü çeyrekte 120 dolar, dördüncü çeyrekte ise 115 dolar seviyesine çıkabileceği belirtildi.

Hürmüz Boğazı, yalnızca İran için değil Bahreyn, Irak, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri için de kritik bir enerji geçiş noktası niteliği taşıyor. Kpler verilerine göre boğazdan günlük 13,4 milyon varil petrol geçiyor. Bu sevkiyatlara en yüksek bağımlılık Asya-Pasifik bölgesinde bulunuyor. Bölgenin petrol ithalatının yüzde 46’sı Körfez ülkelerinden sağlanıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının başlamasının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, Körfez’den petrol sevkiyatında aksamalara yol açtı. Bu gelişme petrol fiyatlarında sert yükselişi beraberinde getirdi. Brent petrolün varil fiyatı zirvede 119,5 dolara ulaştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan gecesi İran ile iki haftalık ateşkes sağlandığını açıkladı. Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tam, derhal ve güvenli biçimde açmayı kabul ettiğini ifade etti. Buna karşılık ABD’nin iki hafta boyunca İran’a yönelik bombardıman ve saldırıları durduracağı bildirildi.

Bu açıklamaların ardından Brent petrol fiyatları 8 Nisan günü yüzde 13,29 düşüşle 94,75 dolardan kapandı. Goldman Sachs, bu gelişme sonrasında Brent ve ABD ham petrolü West Texas Intermediate için 2026 ikinci çeyrek fiyat tahminlerini sırasıyla 90 dolar ve 87 dolar seviyesine indirdi.

Banka daha önce Brent için 99 dolar, WTI için ise 91 dolar ortalama fiyat öngörmüştü.

Ancak 8 Nisan akşam saatlerinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile yürütülen müzakere ve ateşkes sürecinin üç ihlal nedeniyle anlamını yitirdiğini söyledi.

Kalibaf, ihlaller arasında Lübnan’a yönelik saldırılar, İran hava sahasının ihlali ve ülkenin uranyum zenginleştirme hakkının reddedilmesinin yer aldığını belirtti.

Bu açıklamanın ardından petrol fiyatları yeniden yükseldi. 9 Nisan saat 10.52 itibarıyla Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3,99 artışla 98,53 dolara çıktı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English