Bizi Takip Edin

Amerika

NYT: Bitcoin’in yaratıcısı Adam Back olabilir

Yayınlanma

New York Times’ın araştırması, Bitcoin’in olası yaratıcısının İngiliz kriptograf Adam Back olabileceğini ortaya koydu. Gazete, dil analizi ve teknik geçmiş gibi unsurlara dayanan bulguların kesin kanıt sunmadığını vurguladı.

New York Times gazetesi, yürüttüğü araştırmada Bitcoin’in olası yaratıcısının İngiliz kriptograf ve kripto girişimcisi Adam Back olabileceğini bildirdi. Gazeteye göre Back, kripto para piyasasının son 17 yıldır en önemli bilinmezlerinden biri olan Satoshi Nakamoto takma adının arkasındaki isim olabilir.

Back, kripto topluluğunda erken dönemden beri bilinen bir isim olarak yer alıyor. 1990’larda ortaya çıkan ve dijital para fikrinin gelişiminde rol oynayan Cypherpunks hareketinin erken katılımcıları arasında bulunuyor.

Back, 2002 yılında spam ile mücadele amacıyla Hashcash adlı sistemi geliştirdi. Satoshi Nakamoto, 2008 tarihli Bitcoin white paper’ında bu sistemi gelecekteki yapının temel unsurlarından biri olarak doğrudan anıyor.

Gazetenin değerlendirmesinde, Back’i işaret eden bir dizi unsur sıralandı. Bunlar arasında Nakamoto’nun muhtemel İngiliz kökeni, kriptografi odaklı e-posta listelerinde yer alması, gerekli teknik bilgiye sahip olması ve elektronik para konusundaki görüşler ile dil kullanımı açısından görülen benzerlikler yer aldı.

Üç ayrı kriptografik e-posta listesinde yer alan 620 kullanıcının dilsel analizi sonucunda şüpheli havuzunun tek bir isme, Adam Back’e indirildiği aktarıldı.

New York Times ayrıca bağımsız bir değerlendirme için Fransız bir dilbilimciye başvurdu. Bu çalışmada farklı bir yöntem kullanıldı ve analiz, işlevsel kelimelerin kullanım sıklığına dayandırıldı. Bu inceleme kesin bir sonuca ulaşmadı.

Adam Back ilk sırada yer aldı ancak ikinci sıradaki aday Hal Finney ile arasındaki farkın çok sınırlı olduğu belirtildi. Hal Finney 2014 yılında hayatını kaybetmişti.

Gazete, Back’in 1990’ların sonunda yaptığı çalışmaların Bitcoin’in temel unsurlarını büyük ölçüde içerdiğine dikkat çekti. Bu unsurlar arasında merkezi olmayan ağ yapısı, sınırlı arz, herkes tarafından doğrulanabilir açık protokol, çift harcama sorununa karşı koruma ve yeni coin üretiminin artan hesaplama maliyetine bağlı olması yer aldı.

Zamanlama açısından da dikkat çekilen bir nokta aktarıldı. Satoshi Nakamoto’nun aktif olduğu dönemde Back’in Bitcoin’e kamuya açık ilgi göstermediği, Nakamoto’nun ortadan kaybolmasının ardından ise kripto projelere hızlı biçimde dahil olduğu ifade edildi.

Adam Back’in adı uzun süredir kripto topluluğunda öne çıkan şüpheliler arasında bulunuyor. Back, Bitcoin’in yaratıcısı olduğu yönündeki değerlendirmeleri reddetti ve söz konusu benzerliklerin tesadüf olduğunu belirtti.

Araştırmanın temel varsayımlarından birinin test edilmesi için erken dönem yazışmalara ait meta verilerin paylaşılması talep edildi ancak Back bu verileri sunmayı kabul etmedi.

Bitcoin’in yaratıcısının kimliğinin kesin biçimde doğrulanmasının ancak belirli bir teknik adımla mümkün olabileceği ifade edildi.

Buna göre, Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu düşünülen cüzdanlardan biri üzerinden işlem yapılması ya da ilgili özel anahtarla bir mesaj imzalanması gerekiyor.

Bu koşul sağlanmadığı sürece ortaya konan bulguların yalnızca bir olasılık düzeyinde kaldığı, doğrudan kanıt bulunmadığı belirtildi.

Bu ihtimalin doğrulanması halinde kripto para piyasasında önemli sonuçlar ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor. Satoshi Nakamoto’nun yaklaşık 1,1 milyon Bitcoin’e sahip olduğu, bu varlıkların toplam değerinin yaklaşık 100 milyar dolar seviyesinde bulunduğu ifade ediliyor.

Bu coinlerin bugüne kadar hareket ettirilmediği ve satış ihtimaline ilişkin en küçük bir işaretin dahi fiyatlarda sert dalgalanmalara yol açabildiği aktarılıyor. Böyle bir kimliğin açığa çıkmasının, söz konusu varlıkların sahibi açısından güvenlik riskleri de doğurabileceği; suç örgütleri, düzenleyici kurumlar ve vergi otoriteleri açısından hedef haline gelebileceği belirtiliyor.

Ayrıca, kurucuya ilişkin somut bir kimliğin ortaya çıkmasının Bitcoin’in lideri olmayan merkeziyetsiz sistem algısını zayıflatabileceği ifade ediliyor.

Gazete, diğer adayları da incelediğini bildirdi. Bu isimler arasında Nick Szabo, Hal Finney, Len Sassaman, Peter Todd ve Craig Wright yer aldı. Ancak bu adayların hiçbirinin Bitcoin’in yaratıcısına ilişkin tanımla tam olarak örtüşmediği sonucuna varıldığı aktarıldı.

Amerika

ABD’de Demokrat Parti kasım seçimleri için finansman açığı yaşıyor

Yayınlanma

The Wall Street Journal gazetesi, ABD’de Demokrat Parti’nin önceki seçimlerde destek veren büyük bağışçılarının bu yıl kasım ayındaki seçim kampanyasına katkı sağlamadığını bildirdi. Gazete, bağış hacmindeki düşüşü partinin performansına duyulan memnuniyetsizliğe ve iç politika konularındaki görüş ayrılıklarına bağladı. Buna karşın bazı yerel Demokrat adaylar, bireysel küçük bağışlarla Cumhuriyetçi rakiplerinin önüne geçmeyi başardı.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD’de Demokrat Parti’nin önceki seçimlerde partiye mali destek sağlayan büyük bağışçılarının bir kısmının, bu yıl kasım ayında yapılacak seçimler için kampanyaya bağış yapmadığını bildirdi.

Gazeteye göre, bu durum partinin ulusal düzeyde finansman toplama kapasitesinde daralmaya yol açtı.

Finansör George Soros ve oğlu Alex Soros, 2022 yılındaki ara seçimler sırasında Demokrat Parti Ulusal Komitesine (DNC) yaklaşık 1 milyon dolar bağışlamıştı.

Ancak baba ve oğul, 2026 yılında partiye herhangi bir transfer gerçekleştirmedi. LinkedIn’in kurucu ortaklarından Reid Hoffman ve uzun süredir partiye destek veren diğer bazı büyük bağışçılar da bu yıl DNC’ye katkı sağlamadı.

Demokrat Partinin diğer komiteleri de finansman açısından Cumhuriyetçilerin gerisinde kalıyor.

Toplanan fonlar, televizyon reklamlarından saha çalışanlarının maaşlarına kadar adayların tanıtım faaliyetlerine ilişkin giderlerin karşılanması için kullanılıyor.

Gazete, bağış hacmindeki düşüşün nedenlerinden biri olarak partinin performansına yönelik memnuniyetsizliği gösterdi. Birçok bağışçı, 2024 yılındaki başkanlık seçimlerinde Demokratların adayı Kamala Harris’in yenilgisini hatırlatıyor; Harris’in kampanyası için 1 milyar dolardan fazla toplanmıştı.

Bazı bağışçılar ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki savaşa yaklaşım ve Demokratik Sosyalistlerin faaliyetleri konusunda parti tabanında yaşanan görüş ayrılıklarına dikkati çekiyor.

Yerel yarışlarda bireysel bağış farkı

WSJ, ulusal tablodaki bu eğilime rağmen yerel düzeyde bazı Demokrat adayların Cumhuriyetçi rakiplerinden daha fazla fon topladığını kaydetti.

Teksas’tan ABD Senatosu’na Demokrat Parti adayı olan James Talarico, kampanyası için yaklaşık 55 milyon dolar toplarken, Cumhuriyetçi rakibi Ken Paxton yalnızca 4 milyon dolar elde edebildi.

Talarico’nun kampanyasına Reid Hoffman da mali destekte bulundu; ancak toplanan fonların büyük bölümünü büyük işletmeler değil, 200 dolar ve altında bağış yapan bireysel bağışçılar oluşturdu.

ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 Salı günü yapılacak. Seçimlerde, görev süreleri iki yıl olan Temsilciler Meclisinin 435 üyesinin tamamı ile görev süreleri altı yıl olan senatörlerden 33’ü yeniden seçilecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

Kaliforniya Demokratları “milyarder vergisi”ni kabul etti

Yayınlanma

Kaliforniya Demokratları, milyarderlerin servetine vergi getirilmesini öngören kasım ayı referandum tasarısını destekledi.

Kaliforniya örgütü bu kararla, tasarıya karşı çıkan Vali Gavin Newsom ve nüfuzlu sendikalara karşı çıktı.

Partinin yönetim kurulu, tasarıyı destekleme ve tarafsız kalma yönündeki önceki oylamaların başarısız olmasının ardından, az farkla tasarıyı destekleme kararı aldı.

Üç kaynağa göre, Temsilci Maxine Waters, San Diego’da düzenlenen yönetim kurulu toplantısına katılarak, 40 Numaralı Önerge’nin kabul edilmesi için kilit öneme sahip “evet” oylarını vermeye teşvik etti.

Önerge, daha önce parti içindeki üst düzey seçilmiş yetkililerden çok az destek almıştı; bunlara Kaliforniya Kongre heyeti üyelerinden sadece biri olan Temsilci Ro Khanna da dahildi.

Verginin savunucuları, başlangıçta partinin desteğini almak için gereken yüzde 60 eşiğini az farkla aşamamışlardı ama daha sonra desteği garantilemek için birkaç oy daha topladılar. Milyarderlere yönelik tek seferlik yüzde 5’lik vergiyi önceleyen sendika SEIU-UHW, bu sonucu, sıradan Demokratların “ilerici” önerinin arkasında birleştiğinin kanıtı olarak hemen değerlendirdi.

SEIU United Healthcare Workers West Başkanı Dave Regan yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bu destek, Kaliforniyalı Demokratların milyarder vergisi konusunda birleşik olmadığı yönündeki düşünceyi ortadan kaldırıyor; birleşmiş durumdalar. Anketler, kayıtlı Demokratların yüzde 80’inden fazlasının sağlık krizimize yönelik bu kritik çözümü desteklediğini gösteriyor ve şimdi Kaliforniya Demokrat Partisi, bu destekle söz konusu güçlü desteği resmen benimsemiştir.”

Her iki taraf da hafta sonu yapılacak oylama öncesinde destek toplamak için yarışa girdi ve kendi tezlerini güçlendirmek amacıyla destek açıklamaları ve anketler yayınladı.

POLITICO ile paylaşılan ve muhalefet tarafından kullanıldığı belirtilen bir belge, farklı parti üyelerinin nasıl oy kullanabileceğini ve kimlerin ikna edilebileceğini ayrıntılı olarak ortaya koydu.

Waters’ın desteği, Vermont Senatörü Bernie Sanders’ın daha önceki desteğine ek olarak, parti aktivistlerini canlandırmış görünüyordu.

Bir katılımcıya göre, bazı aktivistler oylama sırasında Waters’ın adını haykırdı.

Parti ayrıca, 40 Numaralı Önerge’yi zayıflatmayı amaçlayan ve iki milyarderin desteklediği iki önlemi reddetme kararı aldı.

Servet vergisi, sendikalar arasında bölünmeye yol açtı. Kaliforniya Öğretmenler Birliği ve diğer güçlü grupların muhalefetini çekti.

Bunun bir nedeni, okulları finanse eden zenginlere yönelik gelir vergisinin süresini uzatma çabalarını karmaşıklaştırmasıydı ki bu önlem de kasım ayında yapılacak oylamada yer alacak.

SEIU-UHW, servet vergisini federal sağlık hizmetleri fon kesintilerini telafi etmenin bir yolu olarak sundu.

Fakatr muhalifler, bu tek seferlik verginin, ultra zengin sakinleri ve onların vergi gelirlerini eyalet dışına sürmek de dahil olmak üzere istenmeyen sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.

Muhalefetin bir kolunun sözcüsü Evan Westrup, oylama sonrasında yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vali Newsom, Demokrat Vali Adayı Xavier Becerra, Kaliforniya Öğretmenler Birliği, Kaliforniya Profesyonel İtfaiyeciler Birliği, Kaliforniya Aile Planlaması Dernekleri ve daha pek çok kuruluş, 40 Numaralı Önerge’ye karşı birleşmiş durumda; çünkü bu önerge bütçemiz, ekonomimiz ve geleceğimiz için zararlı. En büyük zorluklarımıza karşı akıllı ve kalıcı çözümlere ihtiyacımız var; sağlık hizmetlerini, eğitimi ve kamu güvenliğini yetersiz bırakan, güvenilmez ve denenmemiş planlara değil.”

Okumaya Devam Et

Amerika

Chevron CEO’su Wirth: İran savaşı enerji piyasalarını kırılgan ve belirsiz bıraktı

Yayınlanma

Chevron Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Wirth, İran savaşının enerji piyasalarını kırılgan ve belirsiz bir yapıya sürüklediğini, petrol ihracat rotalarındaki risklerin genişlediğini belirtti. Wirth, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki tıkanıklıkların küresel stokları erittiğini söylerken, ABD’nin üretimi artırarak dengeyi desteklediğini ifade etti.

Chevron Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Wirth, İran savaşının enerji piyasalarında yarattığı etkinin durumu “biraz kırılgan ve belirsiz” hale getirdiğini söyledi.

Wirth, Cuma günü Fox News sunucusu Maria Bartiromo’ya verdiği ve Pazar günü “Sunday Morning Futures” programında yayımlanan röportajda, petrol ihracatına yönelik tüm transit yollarında, özellikle de Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de risklerin bulunduğunu belirtti.

Wirth, talebin “oldukça güçlü” olmasına rağmen bazı “zorlukların genişlediğini” kaydetti. Küresel çapta hem stratejik hem de ticari stokların çekildiğine dikkat çeken Wirth, “Durum biraz kırılgan ve belirsizliğini koruyor” dedi.

ABD üretimi artırarak yanıt verdi

Sektörün bu süreçte “iyi iş çıkardığını” dile getiren Wirth, petrol üretimi konusunda ABD’nin “çözümün bir parçası olmak için devreye girmesinin” büyük rol oynadığını vurguladı.

Wirth, “Uzun vadede sistemde bazı değişiklikler göreceğinizi düşünüyorum” diyerek Akdeniz’e uzanacak bir boru hattı geliştirilmesine dair yapılan tartışmalara atıfta bulundu.

Bu boru hattı planı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılmasına ve dünya petrolünün yaklaşık yüzde 5’inin mahsur kalmasına neden olan Husilerin Kızıldeniz ablukasına bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Wirth, çatışmada enerji varlıklarının hedef alınmasının talihsiz bir durum olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu durum, enerji sisteminin küresel talebi karşılama kapasitesini zayıflatıyor. Piyasaların ne zaman yeni bir dengeye ulaşacağı, bu kapasitenin ne kadar hızlı toparlanacağına bağlı olacak.”

Petrol üreticileri, Suudi Arabistan üzerinden geçecek ve Kızıldeniz’deki Husi ablukasını baypas edecek bir boru hattı kurmayı değerlendiriyor. Bu güzergah, Suudi Arabistan’ın Yenbu kentinden başlayıp Mısır’daki Süveyş Kanalı’na ulaşıyor; ardından Afrika’yı Ümit Burnu üzerinden dolaşarak Asya’ya uzanıyor.

Kpler ham petrol analizi başkanı Homayoun Falakshahi, geçen ay el-Cezire’ye yaptığı açıklamada, buradaki asıl zorluğun küresel talebi karşılamak için yeterli petrolün kanaldan yeterince hızlı geçip geçemeyeceği olduğunu belirtti.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana gaz fiyatlarının fırlamasına yol açtı. AAA verilerine göre ABD’de ulusal ortalama gaz fiyatı Pazar günü 4,10 dolara ulaştı; bu rakam savaş başladığındaki seviyeden 1 dolardan fazla yüksek.

Kapalı rafineriler yeniden gündemde

Beyaz Saray’dan bir yetkili geçen hafta The Hill’e yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin kapalı petrol rafinerilerini, özellikle de Venezuela petrolünü işlemek üzere inşa edilen St. Croix rafinerisini yeniden açmayı değerlendirdiğini doğruladı.

Politico’ya konuşan üç sektör yöneticisi ise Beyaz Saray’ın Virgin Adaları’ndan Kaliforniya’ya kadar uzanan rafinerilerin yeniden açılmasını görüştüğünü aktardı.

St. Croix rafinerisi, Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) petrol sızıntılarının ve hava kirliliğinin “halk sağlığı için yakın risk” oluşturduğu gerekçesiyle 60 günlük kapatma kararı almasının ardından 2021’de süresiz olarak kapatılmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English