Ortadoğu
ABD-İran ateşkesi bitti: Petrol ve tahvil getirileri yükseldi

ABD ile İran arasındaki 60 günlük ateşkesin sona ermesi ve Tahran’ın askeri duruşunu değiştireceğini açıklamasıyla petrol fiyatları ve tahvil getirileri yükseldi. Küresel tahvil satışlarının derinleştiği Asya piyasalarında hisse senedi kazançları baskılandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesi uzatmak istemediğini teyit etmesiyle piyasalarda riskten kaçış eğilimi güçlendi.
ABD ile İran arasındaki 60 günlük ateşkesin sona ermesi ve Tahran yönetiminin “tamamen taarruz” askeri duruşuna geçeceğini duyurması, salı günü Asya işlemlerinin başlangıcında petrol fiyatlarını yukarı taşırken tahvil getirilerini artırdı ve borsalardaki sınırlı kazanımları törpüledi.
Reuters’ın haberine göre MSCI’nın Japonya hariç Asya-Pasifik hisselerini izleyen en geniş endeksi, Güney Kore’de Seul piyasasının tatil dönüşünde KOSPI endeksindeki yüzde 3’ü aşan artışın etkisiyle yüzde 0,8 yükseldi.
Buna karşılık Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3 gerilerken ABD’de S&P 500 e-mini vadeli kontratları yatay seyretti.
ABD 10 yıllık Hazine tahvili getirisi 0,8 baz puan artışla yüzde 4,728’e ulaştı. 30 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi ise 0,6 baz puan yükselerek yüzde 5,3146 seviyesine çıktı ve yirmi yılı aşkın sürenin en yüksek düzeyini kaydetti.
ING analistleri yayımladıkları değerlendirmede, “Normal şartlarda ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,65’in üzerine çıkması, Trump yönetiminden genellikle İran’la savaşa dair yakın bir çözüme odaklanan teskin edici açıklamaları beraberinde getirirdi” ifadelerini kullandı.
Analistler, “Bu kez aynı açıklamaları duymuyoruz. Aksine, kırılgan 60 günlük ateşkesin son bulmasıyla son işaretler yakın bir çözüm olmayacağını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Tahvil piyasalarındaki küresel satış dalgasının derinleşmesiyle Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi 2,5 baz puan yükselerek son 30 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 2,945’e çıktı.
Wall Street’te bir önceki seansta, perakende satışlardaki beklenmedik düşüş dahil olmak üzere zayıf gelen ABD ekonomik verilerinin ardından S&P 500 yüzde 0,5, Nasdaq Bileşik endeksi ise yüzde 0,3 geriledi. Bu veriler piyasaların ABD Merkez Bankasının (Fed) yakın zamanda bir faiz adımına gideceğine yönelik tahminlerini geri çekmesine yol açtı.
Westpac analistleri hazırladıkları araştırma notunda piyasa havasını şöyle aktardı: “Başkan Trump’ın İran’la ateşkesi uzatmakla ilgilenmediğini yeniden teyit etmesi, Orta Doğu’da yeniden artan gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ve piyasa hissiyatını karmaşıklaştırmasıyla genel anlamda riskten kaçış havası hakim oldu.”
Doların altı para birimi karşısındaki gücünü ölçen ABD dolar endeksi, iki ayın en düşük seviyesi olan 99,527 civarında işlem gördü.
İran’daki kilitlenmenin petrol tüccarlarını küresel arz endişelerine yeniden odaklaması sonucu petrol fiyatları pazartesi günü 2 dolardan fazla arttı. Asya’da işlemlerin yeniden başlamasıyla Brent ham petrolü vadeli kontratları yüzde 0,2 artarak varil başına 91,06 dolara yükseldi.
Altın fiyatı yüzde 0,1 artışla 4.420,07 dolara çıktı ve son dönemdeki kazanımlarını üst üste üçüncü güne taşıdı.
Kripto para piyasalarında ise bitcoin yüzde 0,1 yükselerek 64.398,48 dolardan, ether ise yüzde 0,3 kazançla 1.911,40 dolardan işlem gördü.
Ortadoğu
Aramco, Umman açıklarında petrol satmaya çalışıyor

Devlet petrol şirketi Suudi Aramco, Umman Körfezi’ndeki Sohar gibi noktalardan “gemiden gemiye” olarak adlandırılan yöntemle sevkiyatlar teklif etti.
Bloomberg’e konuşan kaynaklar, piyasaya sunulan petrol türlerinin “Arab Medium” ve “Arab Heavy” olduğunu, bunun da varillerin büyük olasılıkla Basra Körfezi’nden çıkarıldığı anlamına geldiğini belirtti.
Kaynaklar, şimdilik tekliflerin yalnızca bazı Çinli rafinerilere yapıldığını belirtti.
Çin’deki birçok rafineri işletmecisi, karmaşık rafinerilerine daha uygun olan Aramco tarafından üretilen daha ağır ve nispeten kükürt içeriği yüksek petrol türlerini tercih ediyor.
Aramco’nun bu hamlesi, krallığın Birleşik Arap Emirlikleri’nin izinden giderek Hürmüz Boğazı üzerinden daha fazla petrol sevk etmeyi planladığının bir işareti olabilir.
Orta Doğulu petrol üreticileri, İran Körfezi’nden büyük miktarlarda ham petrol sevk etmeyi sürdürerek, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasını önlemeye yardımcı oluyor ve enerjiden kaynaklanan enflasyon artışına dair endişeleri hafifletiyor.
Aramco’nun ticaret kolu, mayıs ayında bazı sevkiyatları Hürmüz’den geçirdi. Fakat krallığın ihracatını Kızıldeniz’deki Yanbu limanına yönlendirebilme kabiliyeti, bu su yoluna olan bağımlılığını azalttı.
Son birkaç hafta içinde, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a karşı deniz ablukası ilan etmesinin ardından, Kızıldeniz’den yön değiştiren akışlar bile tehlikeye girdi.
Son zamanlarda, Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ndeki tesislerinden yapılan kargo faaliyetlerinde bir artışa dair işaretler görülüyor.
Uydu görüntülerine göre, geçtiğimiz hafta boyunca en az 9 milyon varil taşıma kapasitesine sahip gemiler, ülkenin devasa Ras Tanura ihracat tesislerinde veya bu tesislerin yakınında yükleme işlemi gerçekleştirdi.
Suudi Arabistan ayrıca Körfez’in hemen dışında büyük bir petrol süper tankeri filosu oluşturdu.
Aramco CEO’su Amin Nasser, mart ayında Yanbu’ya petrol taşıyan boru hattının esas olarak Arab Light ve Extra Light türlerini taşıdığını belirtmişti.
O dönemde yaptığı açıklamada, büyük ölçüde Basra Körfezi içinde yer alan ülkenin açık deniz sahalarının, ülkenin orta ve ağır petrol rezervlerinden oluştuğunu ifade etmişti.
Ortadoğu
Müzakereler tıkanırsa İran ABD ablukasını askeri güçle yaracak

İran, barış müzakerelerinin başarısız olması durumunda ABD’nin deniz ablukasını askeri güçle kıracağını duyurdu. Reuters ajansına konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Washington yönetiminin geçici barış anlaşması şartlarını birkaç hafta içinde yerine getirmemesi halinde saldırının başlayacağını belirtti.
Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, barış müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde İran’ın ABD’nin deniz ablukasını kırmaya yöneleceğini açıkladı.
İranlı yetkili, ABD’nin geçici barış anlaşması koşullarını birkaç hafta içinde bütünüyle yerine getirmemesi durumunda İran saldırısının başlayacağını dile getirdi. Yetkili daha sonra yaptığı değerlendirmede, müzakerelerdeki kilitlenme nedeniyle Tahran yönetiminin savunma politikasını terk ederek “tamamen taarruz” stratejisine geçme kararı aldığını bildirdi.
Yetkili, “İran’ın zorlu durumlarda karar alma ve eyleme geçme kararlılığı doğrultusunda, İranlı kurumlar Hürmüz Boğazı’nda ve genel olarak bölgede gerilimin tırmanmasına hazırlıklı olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Söz konusu açıklamalardan birkaç saat önce Al Arabiya televizyonu, ABD ile İran’ın süresi bugün, yani 17 Ağustos’ta dolan ateşkes anlaşmasını uzattığını duyurdu. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın geçerliliğini yitirdiğini savundu. Bakanlık Sözcüsü İsmail Bekayi, “Mutabakat zaptında yer alan hususlar hayata geçirilmiyor” dedi.
ABD, şubat ayında İsrail ile birlikte İran’a yönelik ortak bir harekat başlattı. Bu gelişmenin ardından mart ayı ortasında açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, çatışmanın “fazla zaman almayacağını” savunarak sürecin kısa sürede tamamlanacağını taahhüt etti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise daha sonra yaptığı açıklamada, savaşın başlamasından 20 gün sonra Washington’ın müzakereler için “yalvardığını” ileri sürdü.
İran ile ABD, 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzalasa da Tahran’ın Amerikan tarafını mutabakat şartlarına uymamakla suçlamasının ardından çatışmalar yeniden başladı.
Arakçi daha sonra İran’ın ABD ile doğrudan müzakere yürütmediğini, tarafların yalnızca “aracılar vasıtasıyla mesaj teatisi gerçekleştirdiğini” ve Washington mutabakat koşullarını ihlal etmeyi bırakmadıkça barış sürecinin yeniden başlamasının mümkün olmadığını ifade etti.
Bu açıklamaların aksine müzakerelerin sürdüğünü belirten Trump, ABD’nin bu görüşmeleri “yarım güçle” yürüttüğünü kaydetti. Bu açıklamadan kısa bir süre önce ise ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tarafların 30 ila 60 günlük bir ateşkes anlaşması imzalayabileceğini duyurmuştu.
Ortadoğu
WSJ: İran ABD ile savaşın tırmanması ihtimaline karşı plan hazırladı

İran hükümeti, ABD ile Ortadoğu’daki çatışmaların tırmanması ihtimaline karşı yeni bir gizli plan hazırladı. The Wall Street Journal’ın haberine göre Tahran, imzalanan ateşkes mutabakatını Batı’nın zaman kazanma girişimi olarak görüyor ve olası bir saldırıda ABD’ye yönelik maliyetleri artırmayı hedefliyor.
İran hükümeti, Ortadoğu’da ABD ile yaşanan çatışmanın tırmanması ihtimaline karşı yeni bir eylem planı hazırladı.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) İranlı ve Arap yetkililere dayandırdığı haberine göre, Tahran yönetimi ABD ile imzalanan mutabakat zaptını, Washington ve Tel Aviv’in küresel ekonomi üzerindeki baskıyı hafifletme ve gelecekte daha geniş çaplı bir saldırı düzenlemek için zaman kazanma girişimi olarak değerlendiriyor.
Bu gerekçeyle Tahran’ın son iki ayı daha kapsamlı askeri çatışmalara hazırlanarak geçirdiği bildirildi.
Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre İranlı yetkililer, Devrim Muhafızları Ordusunun düzenli ordu üzerindeki denetimini güçlendiriyor, kilit görevlere Irak savaşı gazilerini atıyor ve füze ile insansız hava aracı (İHA) üretimini artırırken ülke içindeki karşı istihbarat operasyonlarını da genişletiyor.
Arap istihbarat servislerinin verilerine göre Tahran, çatışmanın genişletilmesi ve ABD’ye yönelik maliyetlerin artırılması amacıyla Yemen ve Irak’taki silahlı gruplarla temas yürütüyor.
WSJ, bu temasların temel amacının çatışmanın tekrarlanmasını önlemek adına karşı tarafa verilen “hasarı ve bedeli” artırmak olduğunu kaydetti.
“Esas savaş henüz başlamadı anlayışı hakim”
Tahran merkezli askeri analist Muhammed Hasan Sengteraş duruma ilişkin, “İran’da genel olarak esas savaşın henüz başlamadığı görüşü hakim. Şu ana kadar gördüklerimiz, daha büyük bir çatışma öncesinde rakibin kabiliyetlerini zayıflatmayı amaçlayan sınırlı ve aşamalı bir tırmanma taktiği olan ‘salam dilimleme’ prizmasından yorumlanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Haberde, askeri ve ekonomik altyapının Amerikan saldırılarından ağır hasar aldığı yönündeki iddialara rağmen İran’ın altyapısını beklenenden çok daha hızlı biçimde onardığı, bu tablonun ise İsrail’de endişe yarattığı aktarıldı.
Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, temmuz ayında İran’ın Tesnim haber ajansına verdiği demeçte, “Ateşkes döneminden tam anlamıyla yararlandık. Kabiliyetlerimizi genişlettik, füze üretim hızımızı artırdık ve füzelerin isabet hassasiyetini yükselttik” ifadelerini kullanmıştı.
WSJ’nin ulaştığı kaynaklara göre Tahran’daki yetkililer, çatışmanın bir sonraki evresinin yalnızca askeri harekatları değil, ülke içinde iç karışıklıklar çıkarma girişimlerini de kapsayabileceğinden endişe duyuyor.
İran’ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf’ın strateji danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD ile İran arasındaki çatışmanın arkasındaki itici gücün Dini Lider Ali Hamaney’in öldürülmesine karşılık “nesiller boyu sürecek bir kan davası arzusu” olduğunu kaydetti.
Muhammedi, “İran halkının Trump ile kapatılmamış pek çok hesabı var. İran büyük bir hesaplaşmaya hazırdır” dedi.
Ateşkes haftalar içinde sona ermişti
ABD ile İran arasındaki savaş şubat ayında başladı. Çatışmaların yoğun safhasının ardından mayıs ayı sonunda açıklama yapan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, tarafların arabulucular kanalıyla yürütülen müzakere turlarının ardından bir anlaşmaya yaklaştığını bildirmişti.
Taraflar haziran ayında ateşkes öngören bir mutabakat zaptı imzaladı ancak ateşkes yalnızca birkaç hafta sürdü ve çatışmalar yeniden başladı.
İran, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasını sürdüreceğini duyururken ABD de İran gemileri ve limanlarına yönelik ablukayı yeniden başlattığını açıkladı. Ağustos ayı ortasında söylemini sertleştiren Trump, İran’ın “ezici bir yenilgiye uğradığını” ve Hürmüz Boğazı’nın yakında ABD toprağı olacağını öne sürdü.
Tahran yönetimi ise Washington’ı mutabakat zaptına uymamakla suçladı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ihlallerin sona ermesinin müzakerelerin yeniden başlaması için temel şartlardan biri olduğunu dile getirdi.
Arakçi, kapsamlı müzakerelerin durdurulduğunu ve tarafların yalnızca aracılar üzerinden mesaj alışverişi yaptığını kaydetti.
Trump ise Washington’ın İran ile müzakereleri “yarım güçle” sürdürdüğünü ve Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı devam ettirdiğini söyledi.
The Wall Street Journal’ın aktardığına göre ABD Başkanı, özel görüşmelerinde Hürmüz Boğazı’nın açılmasını bir ABD zaferi gibi sunarak savaşı nükleer bir anlaşma olmadan sonlandırma ihtimalini dışlamadı. Trump buna karşılık, İran’ın nükleer programının sona erdirilmesini askeri operasyonun ana hedeflerinden biri olarak nitelemişti.
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını7 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi








