Bizi Takip Edin

Asya

Yoon, meclis kararının ardından sıkıyönetimi geri çekti

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol salı günü gece geç saatlerde YTN televizyonunda canlı olarak yayınlanan konuşmasında sıkıyönetim ilan etti. Ancak Ulusal Meclis’in sıkıyönetimin kaldırılması yönündeki kararının ardından, karar geri çekilerek sıkıyönetim uygulaması iptal edildi. Seferber edilen askeri birliklerin üslerine geri döndüğü bildirildi.

Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol salı günü, ülkedeki muhalefeti “parlamentoyu kontrol etmek, Kuzey Kore’ye sempati duymak ve devlet karşıtı faaliyetlerle hükümeti felce uğratmakla” suçlayarak “acil sıkıyönetim” ilan etti. Ülkenin ulusal polis teşkilatı gece yarısı bir toplantı düzenleyerek bütün izinleri iptal ettiğini duyurdu. Polis teşkilatından bir yetkili “gece yarısı toplantı yapıldı ve herkes göreve çağrıldı” dedi. Öte yandan meclis çevresine çok sayıda polis ekipleri sevk edildi.

Yoon açıklamayı televizyonda yayınlanan bir brifing sırasında yaptı ve “Kuzey Kore yanlısı güçleri ortadan kaldırma ve anayasal demokratik düzeni koruma” sözü verdi. Atılan adımların ülkenin yönetimini nasıl etkileyeceği henüz belli değil.

Muhalefetten ve kendi partisinden tepki

Bu gelişme, Güney Kore’de siyasi tansiyonu artırdı. Muhalefetteki Demokratik Parti, Yoon’un açıklamasının ardından acil bir toplantı düzenledi. 2022’deki başkanlık seçimlerinde Yoon’a karşı kıl payı kaybeden muhalefet lideri Lee Jae-myung, Yoon’un açıklamasını “yasadışı ve anayasaya aykırı” olarak nitelendirdi ve “halka karşı” bir hareket olarak kınadı.. Muhalefet liderleri, Devlet Başkanı’nın bu adımını sert bir şekilde eleştirerek, demokrasinin tehlikede olduğunu vurguladılar. Ayrıca, muhalefet milletvekilleri acil toplantılar düzenleyerek kararın derhal geri çekilmesi gerektiğini savundular.

Tek tepki gösteren muhalefet olmadı, kendi Muhafazakar Partisinin lideri Han Dong-hoon da, kararı “yanlış” olarak nitelendirdi ve “halkla birlikte durdurma” sözü verdi.

Yoon, Güney Kore’nin resmi adını kullanarak televizyonda yaptığı konuşmada, “Bu sıkıyönetim sayesinde, ulusal yıkımın derinliklerine düşmekte olan özgür Kore Cumhuriyeti’ni yeniden inşa edecek ve koruyacağım” dedi.

“Devlet karşıtı güçleri mümkün olduğunca çabuk ortadan kaldıracağım ve ülkeyi normalleştireceğim” diyen Yoon, halktan kendisine inanmalarını ve ‘bazı rahatsızlıklara’ tahammül etmelerini istedi.

Yoon Suk Yeol’ün sıkıyönetim ilanının ardından, halk meclis etrafında toplanarak kararı protesto etti ve sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etti.

Karar bütçe anlaşmazlığının ardından geldi

Son aylarda onay notu düşen Yoon, 2022’de göreve geldiğinden bu yana muhalefet kontrolündeki parlamentoya karşı gündemini kabul ettirmekte zorlanıyor.

Yoon’un muhafazakâr Halkın Gücü Partisi, gelecek yılın bütçe tasarısı konusunda liberal muhalefetteki Demokrat Parti ile çıkmaza girmişti. Eşinin ve üst düzey yetkililerin karıştığı yolsuzluk ve rüşvet skandallarıyla ilgili bağımsız soruşturma çağrılarını da reddeden Yoon, siyasi rakiplerinden hızlı ve sert tepkiler alıyor.

Ayrıca Öğrenciler ve sivil toplum örgütleri uzun süredir Yoon hükümetini istifaya çağıran protestolar düzenliyordu. Özellikle Kore Üniversitesi Öğrenci İlerleme Birliği (Dae-jin-yeon) üyeleri, Yoon’un politikalarını eleştirerek, demokrasinin korunması gerektiğini vurguladılar. Daha önce de First Lady Kim Keon-hee’nin yolsuzluk iddialarını protesto eden bu grup, “Yoon gidene kadar direneceğiz” sloganıyla biliniyor. Hükümet bu protestoları polis gücüyle bastırmayı tercih etti.

Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı teyakkuza geçti

Yoon’un acil sıkıyönetim ilan etmesinin ardından bakanlıktan salı günü yapılan açıklamada, savunma bakanının önemli komutanlara bir toplantı emri verdiği ve daha sıkı teyakkuz çağrısında bulunduğu belirtildi.

Bakan ayrıca orduya acil durum nöbeti tutma emri verdiğini de ekledi.

Bu adım, Yoon’un “Kuzey Kore yanlısı güçleri ortadan kaldırma ve anayasal düzeni koruma” ihtiyacını gerekçe göstererek sıkıyönetim ilan etmesinin ardından geldi.

Ayrıca Maliye Bakanı Choi Sang-mok da, ekonomiyle ilgili kilit yetkililerle acil bir toplantı düzenleyeceğini bildirdi.

Toplantıda Kore Merkez Bankası, Mali Hizmetler Komisyonu ve Mali Denetim Servisi başkanlarının yer alacağını belirten Maliye Bakanlığı, toplantının ardından üst düzey maliye bakanlığı yetkilileriyle ayrı bir oturum yapılacağını da sözlerine ekledi.

Beyaz Saray, Güney Kore hükümetiyle temas halinde olduğunu ve sıkıyönetim ilanının ardından durumu ‘yakından izlediğini’ açıkladı.

Ülkede tüm siyasi faaliyetler yasaklandı

Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol tarafından sıkıyönetim ilan edilmesiyle birlikte kurulan askeri komutanlık, protesto gösterileri ve siyasi partilerin faaliyetleri de dahil olmak üzere tüm siyasi faaliyetleri yasaklayan bir kararname yayınladı.

Komutanlığın başına getirilen dört yıldızlı bir general olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Park An-su tarafından yayınlanan kararname salı günü ülke saatiyle saat 23:00 itibariyle yürürlüğe girdi.

Park, “Ulusal Meclis, bölgesel meclisler, siyasi partiler, siyasi örgütlerin kurulması, mitingler ve protestolarla ilgili olanlar da dahil olmak üzere tüm siyasi faaliyetler yasaklanmıştır” dedi.

Park, kararnamenin “özgür demokrasiyi savunmak ve ülkeyi devirmekle tehdit eden devlet karşıtı güçlere karşı halkın güvenliğini sağlamak amacıyla” ülke çapında ilan edildiğini söyledi.

Kararname ayrıca tüm medya ve yayıncıları kontrol altına alırken, grevdeki stajyer doktorlara da 48 saat içinde derhal işlerinin başına dönmelerini emrediyor.

Park, “Özgür demokrasiyi inkar etme ya da yıkmaya teşebbüs etme eylemi yasaklanmıştır; yalan haber, kamuoyunu manipüle etme ve yanlış kışkırtma yasaklanmıştır” dedi.

Meclis sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etti

Muhalefet liderlerinin çağrısıyla milletvekilleri toplandı ve kararı oyladı.

Ulusal Meclis çarşamba günü erken saatlerde yaptığı oylamada Başkan Yoon Suk Yeol’dan olağanüstü sıkıyönetimi kaldırmasını talep etti. 300 vekilden 190’ı parlamentoda hazır bulundu ve tamamı sıkıyönetimin kaldırılması lehine oy kullandı. Yeterli çoğunluk sağlandı.

Anayasa uyarınca sıkıyönetimin parlamento çoğunluğu talep ettiğinde kaldırılması gerekiyor.

Bunun üzerine, Yoon Suk Yeol çarşamba günü erken saatlerde olağanüstü sıkıyönetimin kaldırıldığını duyurdu ve Genelkurmay Başkanlığı, sıkıyönetimin uygulanması için seferber edilen birliklerin, normallik hissini yeniden tesis eden bir hareketle üslerine döndüklerini açıkladı.

Yoon, Ulusal Meclis’e, hükümet yetkililerine yönelik görevden alma girişimleri de dahil olmak üzere ulusal işlevleri felce uğrattığını iddia ettiği “çirkin” faaliyetleri durdurma çağrısını yineledi.

Yasanın kaldırılmasının ardından muhalefet bloğu üyeleri Yoon’a yönelik eleştirilerini artırdı ve hatta bazıları başkanı görevden almak için bir önerge başlatmayı dillendirdi.

Kore’yi Yeniden İnşa Partisi’nin lideri Hwang Un-ha, nadir görülen sıkıyönetim ilanının ardından askeri personelin seferber edilmesini eleştirerek bir azil önergesi verme niyetini dile getirdi.

Sıkıyönetim ilanı ülke genelinde ve ötesinde şok dalgaları yarattı.

ABD: Endişe ile izliyoruz

ABD’li yetkililer “ciddi endişelerini” dile getirdi ve Washington’un Güney Kore’deki “siyasi” anlaşmazlıkların “barışçıl” bir şekilde çözülmesini umduğunu vurguladı.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, halka açık bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Güney Kore’deki son gelişmeleri büyük bir endişe ile izliyoruz” dedi.

Güney Kore-ABD ittifakının “sağlam” olduğunu kaydeden Campbell, ancak “barışçıl” bir çözüm çağrısında bulundu.

Campbell, “Ayrıca her türlü siyasi anlaşmazlığın barışçıl bir şekilde ve hukukun üstünlüğüne uygun olarak çözüleceğine dair her türlü umut ve beklentiye sahip olduğumuzun altını çizmek istiyorum, durum geliştikçe söyleyecek daha çok şeyimiz olacak” dedi.

Asya

Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.

ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.

Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.

ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.

Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.

Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.

Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.

İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor

ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.

Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.

ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.

Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.

Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.

Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.

Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.

Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.

Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.

2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English