Asya
Güney Kore milletvekilleri devlet başkanını görevden almak için harekete geçti

Güney Kore’nin ana muhalefet partisi çarşamba günü Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’u derhal istifaya çağırarak, bir gün önce kısa süreliğine sıkıyönetim ilan ederek “isyan suçu” işlediğini ve bunun liderin kendi yakın çevresindeki danışmanlarına kadar yayıldığını söyledi.
Güney Kore’nin ana muhalefeti Demokrat Parti, Yoon’un sıkıyönetim ilanının “anayasanın ağır bir ihlali” olduğunu söyledi.
Partiden yapılan açıklamada “Bu açık bir vatana ihanet eylemidir ve Yoon’un görevden alınması için mükemmel bir sebeptir” denildi.
Parti, Taban Lideri Park Chan-dae adına yaptığı açıklamada, salı gecesi sıkıyönetim emrini verdikten birkaç saat sonra Ulusal Meclis kararıyla kaldırmak zorunda kalan Yoon’un ülke liderliğinden istifa etmesi gerektiğini söyledi.
Açıklamada, “Başkan Yoon’un artık devlet işlerini normal bir şekilde yürütemeyeceği tüm ulus tarafından açıkça görülmüştür” denildi.
Altı muhalefet partisinden yaklaşık 190 milletvekili, cuma ya da cumartesi günü yapılacak oylamadan önce perşembe günü parlamentoda görüşülmek üzere bir azil önergesi sundu.
Yoon’u görevden alma girişimi, Asya’nın dördüncü büyük ekonomisi ve ABD’nin önemli bir müttefiki olan 52 milyonluk ülkede daha fazla siyasi çalkantının habercisi.

Başkanlık ofisinden istifalar geliyor
Başkanlık ofisi, Yoon’un özel kalem müdürü de dahil olmak üzere üst düzey başkanlık yardımcılarının çarşamba günü istifalarını sunduklarını söyledi. Açıklamada Yoon’un bu teklifleri kabul edip etmeyeceği belirtilmedi. Başkan salı gecesi televizyonda yayınlanan mesajından bu yana kamuoyu önünde konuşmadı.
Yoon önceki gece televizyonda yaptığı kısa konuşmada Güney Kore demokrasisini Kuzey Kore ile bağlantılı “devlet karşıtı güçlerden” koruma ihtiyacını gerekçe göstererek beklenmedik bir şekilde sıkıyönetim ilan etti.
Ülkenin yasama organı olan Ulusal Meclis’in genel sekreteri Kim Min-ki çarşamba günü bir basın brifingi düzenleyerek önceki gece yaşanan olağanüstü halin ayrıntılı bir dökümünü sundu. Sözlerine, Yoon’un emriyle yasa koyucu organı ele geçirmeye yönelik “anayasaya aykırı ve hukuksuz” olarak nitelendirdiği eylemleri kınayarak başladı.
Kim, salı günü saat 22:50’de, Yoon’un sıkıyönetim ilan etmesinden kısa bir süre sonra, polisin milletvekillerinin Ulusal Meclis alanına girmesini engellemeye çalıştığını söyledi. Kim, daha sonra Milli Savunma Bakanlığı’nın helikopterle yaklaşık 230 askeri Meclis binasına getirdiğini söyledi. Bu askerleri, çevre duvarlarına tırmanarak alana giren yaklaşık 50 asker daha takip etti.
Olay yerinden gelen videolarda vatandaşların meclis girişinde polis ve askerlerle itişip kakıştığı görülürken, herhangi bir yaralanma rapor edilmedi. Çarşamba günü Kyunghyang Shinmun gazetesi olay yerinden çekilen ve askerlerin makineli tüfekler, gaz maskeleri ve gece görüş gözlükleri ile donatıldığını gösteren görüntüleri yayınladı.
Seul’ün önemli bir iş merkezi olan Jongno bölgesinde, askerlerin yasama meclisine girdiği şok edici görüntülerden bir gün sonra vatandaşlar günlük rutinlerine devam ederken araç ve yaya trafiği her zamanki gibi yoğundu. Geniş Gwanghwamun Meydanı’nda yüzlerce kişinin katıldığı bir miting düzenlendi ve katılımcılar Yoon’u istifaya çağıran pankartlar taşıdı.

Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu süresiz grev ilan etti
Yoon son aylarda skandallarla boğuşuyor; karısı nüfuz ticareti yapmakla suçlanıyor ve kendisi de başkanlık veto yetkisini kullanarak karısının davasıyla ilgili soruşturmaları iptal ettirdikten sonra siyasi tepkilerle karşı karşıya kaldı.
Sıkıyönetim ilanı, Yoon’un kendi partisi de dahil olmak üzere, derhal güçlü bir direnişe yol açtı. İktidardaki Halk Gücü Partisi lideri Han Dong-hoon derhal bir bildiri yayınlayarak Yoon’un bildirisine karşı çıkacağını söylerken, muhalefet milletvekilleri gece geç saatlerde Seul’deki mecliste toplanarak sıkıyönetimi oyladı. Binanın dışında halkın Yoon’un görevden alınması ve tutuklanması için slogan attığı coşkulu bir protesto gerçekleşti.
Önemli bir şemsiye grup olan Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu (KCTU) Yoon görevden alınana kadar süresiz grev ve Seul’ün Gwanghwamun Meydanı’nda sabah mitingi ilan etti.
KCTU, sıkıyönetim ilanını “saçma ve anti-demokratik” olarak nitelendiren bir bildiri yayınladı.
Açıklamada şöyle denildi: “Yoon Suk Yeol yönetimi kendi iktidarının sonunu ilan etti. Bu sıkıyönetimin ardından KCTU ve bu toprakların tüm insanları Yoon Suk Yeol’un sonunu ilan edecektir.”
Samsung Electronics’in hisseleri düştü
Yoon’un 1980’lerde demokrasinin yeniden tesis edilmesinden bu yana ülkede bir ilk olan sıkıyönetim uygulama teklifi, parlamentoda çoğunluğu kaybetmesi sonucu muhalefetle aylardır süren gerginliğin ardından geldi.
Kargaşa gecesinin ardından Güney Kore’nin mali yetkilileri piyasaları “sınırsız” likidite ile destekleme sözü verdi. Kore Merkez Bankası çarşamba günü yaptığı acil toplantı sonrasında “piyasalar istikrara kavuşana kadar tüm seçenekleri açık tutacağını” söyledi.
Yoon’un sıkıyönetim ilanının ardından dolar karşısında keskin bir şekilde zayıflayan won toparlandı.
Gösterge Kospi endeksi yaklaşık yüzde 2 düştü. Ülkenin en büyük şirketi Samsung Electronics’in hisseleri yüzde 1,1 düştü.
Görevden alma mümkün mü?
Yoon’un görevden alınması için 300 üyeli Ulusal Meclis’in üçte ikisinin lehte oy kullanması gerekiyor. Muhalefet partileri toplam 192 sandalyeye sahip, dolayısıyla Yoon’un kendi partisinden sekizden fazla üyenin desteğiyle bir tasarı geçebilir.
Görevden alma yönünde bir oylama yapılması halinde Yoon, Güney Kore anayasa mahkemesi tarafından verilecek nihai karara kadar başkanlık görevinden derhal uzaklaştırılacak.
Başkanın görevden alınmasını ya da istifasını takip eden 60 gün içinde yeni bir seçim yapılması gerekiyor. Başbakan vekaleten görevi devralacaktır.
Sungkonghoe Üniversitesi’nde gazetecilik ve yayıncılık profesörü olan Choi Jin-bong, milletvekillerinin görevden alma yönünde oy kullanmaması halinde daha fazla gösteri olabileceğini söyledi. “Halkın protestoları büyük olasılıkla artacak ve onları yeniden azil yönünde oy kullanmaya zorlayacak” dedi.
ABD: Yakından izliyoruz
Yoon’un sıkıyönetim ilan etme girişiminden vazgeçmesi Güney Kore’nin en önemli müttefiki olan ABD tarafından memnuniyetle karşılandı.
Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ABD’nin “son 24 saatteki gelişmeleri yakından izlediğini” söyledi.
Blinken yaptığı açıklamada, “Başkan Yoon’un acil sıkıyönetim ilan eden emri iptal edeceği yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşılıyoruz” dedi ve ekledi: “Siyasi anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde ve hukukun üstünlüğüne uygun olarak çözülmesini beklemeye devam ediyoruz.”
Daha önce, Yoon’un kendi muhafazakar Halkın Gücü partisi, sıkıyönetim ilan edilmesini önerdiğine inandığı savunma bakanı Kim Yong-hyun’un görevden alınması için başkana çağrıda bulundu. Devlet tarafından işletilen Yonhap News’e göre parti liderleri Yoon’un partiden ayrılıp ayrılmamasını tartışıyor.
Asya
Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.
Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.
Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.
Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.
Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.
Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.
Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.
Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.
Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”
Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın
Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor
Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.
Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.
Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.
Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.
Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.
Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.
Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.
Washington’ı bekleme stratejisi
Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.
Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.
Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.
Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.
Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.
Asya
Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.
Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.
Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.
The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”
Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü
Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.
Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.
Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.
Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.
Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.
Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.
Avrupa pazarında rekabet endişesi
The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.
Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.
Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.
Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.
Asya
Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.
Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.
Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.
Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.
Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.
Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor












