Bizi Takip Edin

Asya

Güney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe

Avatar photo

Yayınlanma

Güney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe: “Ordunun siyasete müdahalesi bir daha mümkün olmayacak.”

Güney Kore’de 2024’ün Aralık ayında eski Devlet Başkanı Yoon Suk-yeol önderliğinde düzenlenen darbe girişiminin yankıları sürüyor.

Yoon’un, ‘gerilimi tırmandırmak ve darbeye zemin hazırlamak’ için Kuzey Kore’ye İHA gönderme talimatı verdiği ortaya çıkmıştı. Bu kapsamda devam eden yargılamalar ise Yoon dahil dönemin üst düzey isimlerine verilen hapis cezalarıyla sona erdi.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi, Yoon’u ‘düşmana fayda sağlama’ eylemlerinden suçlu bularak 30 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ceza alan isimler arasında dönemin Savunma Bakanı Kim Yong-hyun da 30 yıla çarptırıldı.

Kore ordusunun en güçlü birimlerinden biri olan Karşı İstihbarat Komutanlığı’nın başındaki Yeo In-hyung ise 15 yılla cezalandırıldı.

En az cezayı, emir komuta zincirinde ‘emir kulluğuna’ en yakın isim olan, dönemin İHA Operasyonları Komutanı Kim Yong-dae aldı. Kendisine verilen 3 yıllık hapis cezası, 5 yıllığına ertelendi.

Verilen hapis cezaları, bir suç eyleminin yargılanmasından çok daha fazlası. Seul, darbe girişiminin püskürtülmesinden itibaren askeri ve sivil bürokraside ciddi bir dönüşüm içerisinde.

Bu dönüşümün en önemli adımlarından bir diğeri, iki gün önce atıldı.

Kore hükümeti, Savunma Bakanlığı’na bağlı bir istihbarat biriminin kapatıldığını duyurdu.

Kapatılan kurum, DCC kısaltmasıyla bilinen Savunma Karşı İstihbarat Komutanlığı.

Kapatma kararındaki ana gerekçe, komutanlığın ‘sıkıyönetim sürecinde oynadığı rol’ olarak ifade ediliyor. Ancak kurumun yeniden düzenlenmesi sürecindeki detaylar, askeri alanda hedeflenen dönüşüme dair de önemli ipuçları barındırıyor.

DCC ne yapıyordu?

DCC’nin 70 yılı aşan, uzun bir tarihi var. Kurulduğu 1950 yılından bu yana ‘Özel Hizmet Birliği’, ‘Güvenlik Komutanlığı’, ‘Askeri güvenlik komutanlığı’ gibi isimlerle de anıldı. Bugünkü yapısına ise, Ekim 1977’de Kara Kuvvetleri Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Güvenlik Birimi ve Hava Kuvvetleri Özel Soruşturma Ofisi’nin birleştirilmesiyle kavuştu.

Yalnızca DCC de değil, Kore’nin bütün istihbarat servisleri, yalnızca Yoon’un başarısız girişiminde değil, ülke tarihinin neredeyse bütün karanlık noktalarında merkez rol üstlenen yapılanmalar oldu.

Bunlardan en bilineni, Kore’de ‘10.26 Olayı’ olarak anılan, eski Devlet Başkanı Park Chung-hee’nin 1979’da bir suikast sonucu öldürülmesiydi.

Kore tarihinin uzun süreli diktatörlerinden Park, bizzat Kore Merkezi İstihbarat Teşkilatı (KCIA) başkanı Kim Jae-gyu tarafından düzenlenen suikastla öldürüldü.

Temelinde kurumlar arası rekabetin yattığı bu suikast, ülke tarihine başta istihbarat olmak üzere, devlet kurumlarının pozisyonlarını güçlendirebilmek adına neler yapabileceğini göstermesi bakımından da ibretliktir.

O dönemde DCC, (o dönemki adıyla Askerî Güvenlik Komutanlığı), askeri istihbaratın tek merkezde toplandığı, güçlü bir kuruluştu. DCC’nin gücünü artıran, siyasete kolayca müdahale edebilir hale getiren isim ise, suikasttan 6 ay önce teşkilatın başına atanan Chun Doo-hwan’ın ‘komploları’ oldu.

Chun, soruşturmayı eline alarak rakiplerini tasfiye etti ve 1979’da askeri darbeyle yönetimi ele geçirdi. Ardından gelen sıkıyönetim dalgası, 1980’de Gwangju’daki halk ayaklanmasının kanlı biçimde bastırılmasına kadar uzandı.

Gwangju ayaklanması, 18-20 Mayıs 1980’de, ilk kıvılcımını öğrencilerin attığı, daha sonra halk geneline yayılan ve askeri diktatörlüğe karşı direnişin ordu güçleriyle kanlı bir şekilde bastırıldığı, binlerce sivilin bizzat kendi orduları tarafından öldürüldüğü, Kore tarihinin en kanlı olaylarından.

Günümüzde her 18 Mayıs’ta anılan bu trajedide, örgütsel varlığını iki gün öncesine kadar sürdüren DCC’nin kilit, hatta merkezi bir rolü vardı. Bu dönemde teşkilat üyelerinin sivil kıyafetlerle göstericilerin arasına karıştığı, yalan haberler, söylentiler yaydığı ve çeşitli saldırı eylemleri üzerinden provokasyonlara giriştiği biliniyor.

90’lı yıllara gelindiğinde yine sahneye çıkan DCC, adını bu sefer yasa dışı gözetim skandalıyla duyurdu. Ortaya çıkan bilgilerle anlaşılacaktı ki, siviller, siyasetçiler fark etmeksizin DCC, ülke genelinde büyük bir yasa dışı gözetim ağı kurmuştu. 1991’de yapılan isim değişikliğinin arkasında da işte bu tür skandallar yatıyordu.

Daha sonra, yakın tarihte de adını yine duyuran bu kurumun, 2018’de yine siyasete müdahale ettiği ortaya çıktı. Yonhap haber ajansının o dönem yayınladığı raporlara göre DCC, iktidarı destekleyen ve muhalefeti hedef alan internet içeriklerinin yayılımasında rol alıyordu.

Kore’de yaşanan son darbe girişiminde de, DCC’nin parlamento gibi kritik resmi kurumları kuşatma planı yaptığı, muhaliflere yönelik gözaltı ekipleri kurduğu, tutuklama listeleri hazırladığı ortaya çıktı.

Yani özetle, Kore’de kamuoyunun önemli bir kesimine göre, neredeyse her kirli taşın altından çıkan bu siyasallaşmış Kontrgerilla-vari yapının şimdi değil, yıllar önce kapatılması gerekiyordu.

Kapatılma süreci

Kore siyasetinde ‘tarihi’ sayılabilecek bu gelişmeyi, Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında duyurdu. Bakana göre bu yeni düzenlemeyle birlikte, “Ordunun siyasete müdahalesi bir daha mümkün olmayacak”…

Kararın ‘yalnızca idari bir yeniden yapılanma olmadığını’ vurgulayan Bakan, Bu adım, askerî istihbarat kurumlarının bir daha asla siyasete müdahale edememesi için yapılarının ve görev anlayışlarının köklü biçimde yeniden şekillendirilmesidir” ifadelerini kullandı ve ‘halka ait bir ordu inşa etme yolunda tarihi bir dönüm noktası’ olacağını söyledi.

Neler değişiyor?

Yeni düzenlemeyle birlikte, DCC parçalara ayrılacak. Komutanlığın ‘karşı istihbarat ve savunma sanayii istihbaratı, güvenlik soruşturmaları ile güvenlik denetimlerinden’ oluşan yetkileri farklı kurumlara devredilecek.

Yerine kurulacak Savunma Karşı İstihbarat Merkezi, karşı istihbarat faaliyetleri, savunma sanayii istihbaratı, savunma sanayii güvenliği ve siber güvenlik alanlarından sorumlu olacak.

Güvenlik soruşturmaları ve sıkıyönetim dönemlerinde yürütülen ortak soruşturmalarla ilgili yetkiler Savunma Bakanlığı bünyesindeki mevcut Soruşturma Karargahı’na, kolordu seviyesindeki ve daha üst düzey birliklerde güvenlik denetimleri ile güvenlik ihlali soruşturmaları ise yeni oluşturulacak Savunma Güvenlik Destek Grubu’na devredilecek.

Bununla birlikte, komutanlığa ordu içerisindeki gücünü sağlayan bazı kritik yetkiler tamamen kaldırılıyor.

Artık Kore’de askeri istihbarat kurumu askerî personelin faaliyetlerini izleyemeyecek, personel hakkında istihbarat toplayamayacak, subay ve askerler hakkında itibar değerlendirmeleri hazırlayamayacak ve karşı istihbarat kapsamı dışında kalan yolsuzluk ve diğer usulsüzlüklere ilişkin bilgi toplayamayacak.

Sivil denetimin gücü artıyor

DCC dağıtılırken, yeni kurulan Karşı İstihbarat Merkezi üzerindeki sivil denetim de garanti altına alınıyor.

Bu yeni yapının müfettişi asker olmayan bir kıdemli denetçi olacak. Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulacak istihbarat ve karşı istihbarat denetim komitesi de, doğrudan savunma bakanına bağlı çalışacak ve tamamı sivillerden oluşacak.

Hükümet ayrıca, askeri karşı istihbarat personelinin görev sınırlarını ve yasa dışı faaliyetlere uygulanacak yaptırımları açık biçimde tanımlayacak yeni bir yasa üzerinde çalışıyor.

DCC’nin tarih olması, yalnızca yeniden örgütlenme hamlesi değil, Güney Kore’nin ‘darbelerle ve askeri vesayetle’ hesaplaşması olarak da okunabilir. Elbette, planların ve kararların ne kadarının hangi başarı düzeyiyle uygulanacağı, yine ordu ve siyaset içerisindeki dengeler tarafından belirlenecek.

Asya

Hindistan’da Hamamböceği hareketi büyüyor: Muhalefet lideri Rahul Gandhi’ye gözaltı

Yayınlanma

Hindistan’da “Hamamböceği protestoları” büyüyor. Polis, Başbakan Modi’nin konutu önünde oturma eylemi yapan muhalefet lideri Rahul Gandhi’yi gözaltına aldı, siyasi gerilim yükseldi.

Hindistan’ın ana muhalefet lideri Rahul Gandhi ile kız kardeşi Priyanka Gandhi Vadra, salı günü Başbakan Narendra Modi’nin konutu önünde düzenledikleri protesto sırasında polis tarafından kısa süreliğine gözaltına alındı. Gelişme, eğitim sistemindeki aksaklıkları protesto eden öğrencilerin pazartesi günü gerçekleştirdiği büyük gösterinin ardından ülkedeki siyasi gerilimi daha da artırdı.

Gandhi kardeşler ile diğer Kongre Partisi liderleri ve milletvekilleri, bir önceki gün düzenlenen protestoların ardından başbakanın istifasını talep etmek üzere Modi’nin resmi konutu önünde toplandı. Pazartesi günkü gösterilerde polis, binlerce protestocuya defalarca göz yaşartıcı gazla müdahale etmiş ve bazı göstericileri coplarla dövmüştü.

Rahul Gandhi, X hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Modi-ji, her türlü baskıyı dene, bütün gücünü kullan. Öğrenciler için verilen bu adalet mücadelesi artık durmayacak.”

Kongre Partisinden bir kaynak, Gandhi ile parti stratejisti ve kampanya sorumlusu olan kız kardeşinin farklı noktalarda gözaltına alındığını söyledi. Başbakanın konutu önünden uzaklaştırılan muhalefet milletvekillerinin ise başkentin başka bölgelerinde tutulduğu belirtildi.

Gandhi ile müzakere etmek üzere görevlendirilen hükümet bakanı Jitendra Singh, muhalefet liderini samimiyetsizlikle suçladı. Singh, hükümetin eğitim sistemine ilişkin şikâyetleri parlamentoda görüşmeye hazır olduğunu, ancak Kongre Partisi liderlerinin bunun yerine Modi’nin istifasını talep ettiğini söyledi.

Singh, “Rahul Gandhi’nin davranışları demokrasi ilkeleriyle bağdaşmıyor” dedi.

Kritik öneme sahip ulusal tıp fakültesi giriş sınavlarındaki soru sızıntıları ve notlandırma usulsüzlükleri nedeniyle haftalardır biriken öfke, pazartesi günkü gösterilerle yeni bir boyuta ulaştı. Son yıllarda Hindistan’ın başkentinde düzenlenen en büyük protestolardan biri olan gösteri, kamuoyundaki tepkinin ciddi ölçüde arttığını ortaya koydu.

Modi, pazartesi günü parlamentonun yeni yasama döneminin açılışında yaptığı konuşmada protestolara değinmedi ve gösteriler hakkında şimdiye kadar kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı.

Yetkililer ise ulusal tıp fakültesi giriş sınavının sorularının sızdırılmasının ardından Modi hükümetinin hızlı ve kararlı biçimde harekete geçtiğini savundu. Bu kapsamda 13 kişinin gözaltına alındığı, daha sert yasaların çıkarıldığı ve sınavın başarıyla yeniden yapıldığı belirtildi.

Pazartesi günkü gösteriler, gençlerin öncülüğündeki “Hamamböceği” hareketinin liderleri tarafından düzenlendi. Hamamböceği Hareketi, mayıs ayında internette mizahi bir protesto girişimi olarak başlamış, kurucusu Abhijeet Dipke’nin ABD’deki yüksek lisans eğitiminden Hindistan’a dönmesinin ardından sokak gösterileri örgütlemişti.

Yüzlerce protestocu, salı gecesi parlamentoya yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki resmi gösteri alanı Jantar Mantar’da kalmayı sürdürdü. Protestocular, Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan istifa edene kadar bölgeden ayrılmayacaklarını açıkladı.

Polisin öğrenci göstericileri tahta sopalar ve plastik coplarla dövdüğü, ayrıca defalarca göz yaşartıcı gaz kullandığı görüntüler sosyal medyada geniş çapta yayıldı. Görüntüler, polisin müdahale yöntemlerine yönelik kamuoyu tepkisini daha da büyüttü.

Bazı göstericiler, benzer bir polis müdahalesine karşı korunmak amacıyla salı günü protesto alanına gaz maskeleri ve kasklarla geldi.

Yeni Delhi merkezli CPR düşünce kuruluşunun eski başkanı Yamini Aiyar, pazartesi günkü protestonun önceki gösterilerden farklı olduğunu söyledi. Financial Times’a konuşan Aiyar’a göre eyleme, ülkenin dört bir yanından çok sayıda genç katıldı. Bunlar arasında geleneksel olarak Modi’nin Bharatiya Janata Partisini destekleyen kentli orta sınıfa mensup gençler de bulunuyordu.

Aiyar, “Sistemin başarısızlıkları artık onları doğrudan etkiliyor. Hükümetin temel seçmen kitlesi bundan etkileniyor. Dün düzenlenen protestonun önemli bir bölümü, hükümetin meşruiyetini sorguluyordu” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Yatırımcıların gözü, borsaya destek sinyalleri için Çin’in temmuz ayındaki Politbüro toplantısında

Yayınlanma

Devlet müdahalesinin piyasa duyarlılığını geçici olarak istikrara kavuşturmasının ardından yatırımcılar, borsanın yönüne ilişkin ipuçları bulmak için Çin’in üst düzey liderlerinin düzenleyeceği ekonomi politikası toplantısına odaklandı.

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) temmuz ayı Politbüro toplantısının gelecek hafta başlaması bekleniyor. Devlet Başkanı Xi Jinping ile Çin’in en üst karar alma organındaki çalışma arkadaşları, toplantıda yılın ikinci yarısına ilişkin politika çizgisini belirleyecek. Son verilerin ekonomik toparlanmanın dengesiz ilerlediğini göstermesinin ardından, yatırımcıların büyümeyi destekleyecek yeni politikalara yönelik çağrıları da arttı.

Üst düzey toplantıda kullanılacak politika dili, kritik bir eşikte bulunan 15 trilyon dolarlık Çin ana kara hisse senedi piyasasının yönünü de etkileyebilir. Düzenleyici kurumların yatırımcı güvenini yeniden tesis etmeye yönelik müdahalelerinin ardından, büyümeyi canlandıracak politikaların nasıl devreye alınacağına ilişkin daha fazla netlik sağlanması, yatırımcıların belirsizlik ortamında portföylerini nasıl yeniden düzenleyecekleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir.

Huajin Securities analisti Deng Lijun, South China Morning Post‘a yaptığı değerlendirmede, “Temmuz ayındaki Politbüro toplantısında politikalar konusunda olumlu bir ton benimsenebilir. Tüketim ve teknoloji sektörlerini desteklemek amacıyla politikaların yakın dönemde daha hızlı uygulanmasına tanık olabiliriz” dedi.

Morgan Stanley’nin geçen hafta yayımladığı rapora göre Politbüro toplantısında tüketime kıyasla teknolojik yeniliğe öncelik verilmesi muhtemel. Çin ile ABD arasındaki teknoloji rekabetinin yoğunlaşması nedeniyle devlet kaynaklarının yapay zekâ, kuantum bilişim ve ileri imalat alanlarına yönelmesi bekleniyor.

Raporda, tüketimin ise ikinci planda kalacağı belirtildi. Bunun nedeni olarak politika yapıcıların tüketimi, doğrudan kullanılabilecek bir politika aracı olmaktan çok sanayideki dönüşüm ve istihdamın bir sonucu olarak görmesi gösterildi.

Hisse senedi piyasasına güven vermeye yönelik son adım kapsamında Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu salı günü, piyasa katılımcılarının görüş ve önerilerini inceleyeceğini açıkladı. Kurum, piyasadaki temel sorunlara daha fazla odaklanacağını, riskleri önleyeceğini ve denetimi güçlendireceğini belirtti.

Komisyon ayrıca halka açık şirketlere temel rekabet güçlerini ve yatırımcı getirilerini artırma çağrısında bulundu. Aracı kuruluşlardan da ekonomik döngülere karşı daha hazırlıklı olmalarını istedi.

UBS Group’a göre ikinci çeyrek büyüme verilerinin beklentileri karşılamaması “piyasa açısından olumlu bir gelişme” oldu. Çünkü zayıf veriler, Politbüro toplantısından yeni teşvik politikalarının çıkma ihtimalini artırdı.

Çin’in ekonomisi geçen çeyrekte yüzde 4,3 büyüyerek 2022 sonundan bu yana en düşük büyüme hızını kaydetti. Perakende satışlar ve yatırımlar zayıf seyrederken, emlak piyasası da büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam etti.

Citigroup çarşamba günü yayımladığı raporda şu değerlendirmeye yer verdi:

“Ölçülü destek beklentimizi sürdürüyoruz: iç talep konusunda daha güçlü bir söylem, yılın ikinci yarısında mali kaynakların daha hızlı devreye alınması ve mevcut politikaların kullanılmasına yönelik vurgunun devam etmesi.”

Raporda ayrıca, “Tüketim konusunda odağın muhtemelen hizmet sektörüne yönelik arz taraflı önlemler üzerinde olacağını, doğrudan talep teşviklerinin ise büyük ölçüde gündemde yer almayacağını düşünüyoruz. Son dönemdeki piyasa oynaklığı nedeniyle sermaye piyasalarının yeniden politika yapıcıların öncelikleri arasına girmesi bekleniyor” denildi.

Teknoloji ağırlıklı Star Market 50 Endeksi, doğrudan devlet alımları ve piyasa duyarlılığını desteklemeye yönelik düzenleyici adımların etkisiyle bir gün önce yüzde 11 yükselmesinin ardından çarşamba günü yüzde 2,3 geriledi.

Okumaya Devam Et

Asya

Moonshot halka arz öncesinde 50 milyar dolar değerleme hedefliyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI, Hong Kong Borsası’nda planladığı halka arz öncesinde şirket değerlemesini 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Şirketin yakın zamanda 31,5 milyar dolar değerleme ile yeni bir finansman turunu tamamlamaya hazırlandığı ve hemen ardından yeni yatırım görüşmelerine başlayacağı belirtiliyor.

Çin merkezli yapay zeka şirketi Moonshot AI, Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda gerçekleştirmeyi planladığı halka arz (IPO) öncesindeki süreçte şirket değerlemesini 50 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket bu doğrultuda bir halka arz öncesi finansman aşaması yürütmeyi planlıyor.

Kaynaklar, Moonshot’ın önümüzdeki birkaç gün içinde 31,5 milyar dolar değerleme üzerinden yürüttüğü mevcut yatırım turunu tamamlayacağını ifade etti.

Aktarılan bilgilere göre şirket, bu turun kapanmasının hemen ardından potansiyel yatırımcılarla yeni bir sermaye yatırımı için müzakerelere başlamayı tasarlıyor.

Yeni Kimi K3 modeli beklentileri artırıyor

Moonshot, bu süreçte temmuz ayının başlarında tanıttığı yeni yapay zeka modeli Kimi K3’ün başarısından yararlanmayı hedefliyor.

Şirket, Kimi K3’ün Anthropic firmasının en gelişmiş modeli Claude Fable 5 ile OpenAI tarafından geliştirilen GPT-5.6 dışındaki tüm rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor.

Söz konusu model, dünyanın en zengin isimleri arasında yer alan Elon Musk tarafından “etkileyici” olarak nitelendirildi. OpenAI Strateji Şefi Ding Ball ise açık kaynaklı bu modelin piyasaya sürülmesinin teknoloji dünyasını “tam teşekküllü bir yapay zeka komünizmine” yaklaştırdığı uyarısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Amerikan makamlarının Çin dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerdeki açık kaynaklı modelleri yakından inceleyeceğini ve ABD şirketlerine ait fikri mülkiyet haklarının çalındığına dair bulgulara rastlanması halinde gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi.

Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Altı ay içinde borsaya açılması bekleniyor

Moonshot, daha önce hissedarlarına Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda kotasyon alma niyetinde olduğunu bildirmişti. Bloomberg tarafından paylaşılan bilgilere göre şirketin önümüzdeki altı ay içinde halka arzını gerçekleştirmesi bekleniyor.

Google ve Meta’nın eski çalışanı Yang Zhilin tarafından 2023 yılının başında kurulan Moonshot, Çince adını kurucusunun sevdiği müzik grubu Pink Floyd’un albümüne atıfla “Dark Side of the Moon” (Ayın Karanlık Yüzü) ifadesinden alıyor. Girişim; Alibaba Group Holding bünyesindeki Qwen, MiniMax Group ve Z.AI ile birlikte Çin yapay zeka sektörünün öncüleri arasında kabul ediliyor.

Çin’de Moonshot’ın yanı sıra diğer büyük yapay zeka şirketleri de halka arz süreçlerine hazırlanıyor.

DeepSeek firmasının 2027 yılında halka açılmayı değerlendirdiği belirtilirken, araştırmacı Lee Kai-Fu tarafından kurulan 01.ai adlı girişimin borsa hisse senedi ihracının da aynı yıl içinde gerçekleşebileceği kaydediliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English