Bizi Takip Edin

Rusya

Sberbank, Rusya için bütçe açığı tahminini düşürdü, petrolü 50 dolar bekliyor

Yayınlanma

Rusya’nın en büyük kamu bankası Sberbank, güçlü iç talep ve ithalat gelirleri sayesinde 2026 yılı federal bütçe açığı tahminini 7 trilyon rubleye düşürdü. Banka, hükümetin güncelleyeceği yeni bütçe kuralında petrol taban fiyatının varil başına 50 dolar olarak belirlenmesini bekliyor.

Rusya’nın en büyük kamu bankası Sberbank, 2026 yılı federal bütçe açığı tahminini düşürdüğünü ve yeni bütçe kuralında petrol kesinti fiyatının varil başına 50 dolar seviyesinde belirlenmesini beklediğini duyurdu.

Açıklamayı Doğu Ekonomi Forumu (VEF) öncesinde Reuters’a mülakat veren Sberbank Kıdemli Genel Müdürü ve Makroekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Aleksandr İsakov yaptı.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, harcamaların hızlanması nedeniyle federal bütçe hazirandaki fazlanın ardından temmuz ayında yeniden açık verdi. Yılın ilk yedi ayında biriken bütçe açığı ise bir önceki aydaki 5,73 trilyon rublelik (GSYH’nin yüzde 2,5’i) seviyeden 6,46 trilyon rubleye, yani GSYH’nin yüzde 2,8’ine yükseldi.

Temmuz ayı verilerinin yayımlanmasının ardından çok sayıda analist, bu yıl için bütçe açığı beklentisini 8 trilyon rubleye yakın seviyelere yükseltti. Sberbank ise piyasa eğiliminin aksine tahminini aşağı yönlü revize etti.

İsakov bütçe açığına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Gelen yeni bütçe verileri doğrultusunda son tahminimiz 7 trilyon ruble oldu. Daha önce 7,5 trilyon ruble civarında olan beklentimizi aşağı çektik. Bunun sebebi, ekonomide daha dirençli bir iç talep görmemiz ve otomobil ithalatı dahil olmak üzere güçlenen ithalat sayesinde petrol ve gaz dışı gelirlerde daha yüksek bir dinamizm yakalamamızdır.”

Rusya Maliye Bakanlığı, yeni üç yıllık bütçe tasarısını sonbaharda sunacak. Maliye Bakanı daha önce bütçe açığının ancak 2029 yılına kadar sıfırlanabileceği uyarısında bulunmuştu.

Resmi verilerin yokluğunda Rusya Merkez Bankası olası faiz dışı yapısal açık tahminlerini kamuoyuyla paylaştı. Merkez Bankası’nın projeksiyonuna göre söz konusu açık 2026 yılında GSYH’nin yüzde 2,0’si, 2027 yılında yüzde 1,0’i ve 2028 yılında yüzde 0,5’i düzeyinde gerçekleşecek.

Merkez Bankası’nın bu adımı hakkında konuşan İsakov, “Merkez Bankası bu yıl ve önümüzdeki birkaç yıl için öngördüğü faiz dışı yapısal bütçe açığını açıklayarak doğru bir adım attı. Bu durum, piyasayla kurdukları iletişim açısından bir devrim niteliğinde. Ancak biz faiz dışı yapısal açığın Merkez Bankası’nın tahminlerinden daha yüksek olacağını düşünüyoruz” dedi.

İsakov iki kurum arasındaki öngörü farkını şöyle açıkladı:

“Temel ayrışma doğrudan gelecek yıla ilişkin. Merkez Bankası faiz dışı yapısal açığın mevcut yüzde 2 civarından yüzde 1’e gerileyeceğini varsayarken bizim tahminlerimiz yapısal açığın gelecek yıl yüzde 1,5 ila yüzde 2,0 bandında kalacağına işaret ediyor. 2028 yılı için ise bizim tahminimiz de Merkez Bankası gibi yüzde 0,5.”

Rus hükümeti bütçe kuralında yer alan baz petrol fiyatının düşürüleceğini duyurmuştu; bu rakam 2026 yılı için varil başına 59 dolar düzeyinde bulunuyor. Yetkililer daha önce fiyatın 2030 yılına kadar her yıl 1 dolar indirilerek varil başına 55 dolara çekilmesini planlamıştı; ancak Maliye Bakanlığı bu indirimin yetersiz kaldığı görüşünde.

Sberbank, Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın tahminleriyle uyumlu olarak 2027 yılında kesinti fiyatının varil başına 50 dolar olacağını öngörüyor. Fiyatın 2028 yılında da 50 dolar seviyesinde kalması, ardından baz fiyatta yıllık yüzde 2’lik endekslemenin başlatılması bekleniyor.

İsakov, “Endeksleme daha geç, yani 2029-2030 yıllarında başlayacak” ifadesini kullandı.

Ruble bazlı ulusal bütçe kuralı önerisi

Vedomosti gazetesinde yayımlanan ulusal bütçe kuralı fikrine de değinen İsakov, petrol ve doğalgaz gelirlerinin hedefin altında kaldığı dönemlerde harcamaların nasıl finanse edildiğinin veya fazla gelirlerin nasıl biriktirildiğinin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Mevcut mekanizmayı eleştiren İsakov şunları kaydetti:

“Bütçe kuralının döviz ayağı ticaret hadleri ile petrol fiyatı şoklarını yalıtmalı, belirsizliği azaltmalı ve finansal sonuçlar ile iş modellerinin etkinliği arasındaki sıkı bağ üzerinden özel sektör yatırım döngüsünü başlatmalıydı. Peki bu hedefe fiilen ulaşıldı mı? Hayır.”

İsakov, 2026 yılının mayıs ve haziran aylarında rublenin reel kurunun, yerli üretime ve sanayiye ağır baskı uygulayan “Hollanda hastalığı” dönemindeki 2012 zirvesi kadar güçlü olduğunu belirterek “Bu veriler bütçe kuralının döviz mekanizmasının en azından yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor” dedi.

Döviz işlemlerini düzenleyen bütçe kuralı, petrol ve doğalgaz gelirlerinin sürdürülebilir seviyeden sapmasına karşı düzenli ve öngörülebilir ters yönlü işlemler yapılmasını öngörüyor. Ancak pratikte bu işlemler, 2022 yaptırımlarının ardından ciddi biçimde daralan piyasadaki arz ve talep dengesini kuvvetle etkileyen düzensiz işlemlerle değiştiriliyor ve tamamlanıyor.

İsakov konuya ilişkin şu ayrıntıları paylaştı:

“2025 yılına baktığımızda düzenli işlemlerin payının; telafi edici ya da Ulusal Refah Fonu (NWF) yatırımlarını yansıtan sözde düzensiz işlemlerin gerisinde kaldığını sıkça görüyoruz. Bu tür düzensiz işlemlerin varlığı dahi bütçe kuralındaki formüle dayalı döviz piyasası işlemlerindeki aşırı katı yaklaşımın düzeltilmesi gerektiğinin kabul edildiğini gösteriyor. İşlemlerin yoğunluğunun ve düzeninin piyasa koşullarına göre ayarlanması nesnel bir gerekliliktir. Bu esnekliği bir istisna değil norm haline getirmek rasyonel görünüyor.”

İsakov iki ayaklı bir ulusal bütçe kuralı önerdi:

“Birincisi, bütçe kuralının ruble bazlı tüm unsurlarının, yani petrol ve doğalgaz gelirlerine ilişkin uzun vadeli sürdürülebilir tahminlere dayalı harcama sınırının korunması. Petrol piyasasındaki şokların yumuşatılması gerekliliğini tamamen paylaşıyoruz, bundan vazgeçilemez. İkincisi, döviz piyasasındaki işlemlerin bütçe kuralından koparılması ve Rusya Merkez Bankası’nın fiyat ve ekonomik istikrarı sağlama amaç ve görevleri doğrultusunda işlemleri bağımsız olarak yürüttüğü esnek bir yaklaşıma geçilmesidir.”

Döviz piyasası işlemlerinin kritik bir araç olduğunu vurgulayan İsakov, bu ayarın basit bir müdahale formülüne indirgenemeyeceğini savundu.

ABD örneğini veren İsakov şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Japon yeni ile olan çapraz kurun kendi gördükleri denge noktasında olmadığını düşünerek piyasaya müdahale ettiğini gördük. Bu, merkez bankasının hedef dengeye ilişkin bağımsız ve nitelikli kararına dayanan olgun bir kur yönetimi yaklaşımıdır. Rusya Merkez Bankası da döviz kuru yönetimine tıpkı faiz kararlarında olduğu gibi sistemli ve kapsamlı yaklaşmalıdır. Bu durum aynı zamanda Maliye Bakanlığı’nın ruble cinsinden tasarruf yapmasına ve bütçe kuralının tamamını ruble ayağında şekillendirmesine alan açar. Zaten Maliye Bakanlığı’nın ana likit varlıkları fiilen ruble olarak tutulmaktadır.”

Ruble rezervlerinin mali rezervlerin temel şartlarını karşıladığını belirten İsakov, bu varlıkların güvenilir ve likit olduğunu (para piyasası varlıkları veya Rusya Merkez Bankası’ndaki hesaplar) ve son döneme kadar rublede yaklaşık yüzde 10 olan reel faiz sayesinde getiri sağladığını ifade etti.

Rusya Merkez Bankası ise fiyat oluşumuna müdahale etmediğini ve dış şokları sönümleyen dalgalı kur rejimini uyguladığını belirtiyor.

İsakov bu konudaki eleştirilere şu yanıtı verdi:

“Ruble bazlı bütçe kuralı döviz piyasasındaki işlemlerin durdurulmasını öngörmüyor; yalnızca Rusya Merkez Bankası’na bu alanda daha fazla serbestlik tanıyor. Zaten şu anda da kur yönetimi konusunda oldukça aktif bir politika izliyor ve döviz piyasasında kayda değer işlemler yürütüyoruz. Geçen yıl Merkez Bankası’nın işlemleri ihracatçıların net döviz arzının yaklaşık dörtte birini oluşturdu; yani piyasadaki neredeyse her dört dolardan biri Rusya Merkez Bankası’nın müdahalelerinden geldi. Bunu zaten yapıyoruz. Buradaki tek soru bu hacimleri nasıl belirleyeceğimizdir; bunu basit bir formülle mi yoksa daha karmaşık bir yöntemle mi seçeceğimiz meselesidir.”

Rusya Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı, ekonomiye zarar vereceği gerekçesiyle ruble bazlı bütçe kuralı önerisini eleştirdi.

Eleştirileri değerlendiren İsakov, “Ekonomi politikasındaki her türlü değişiklik derin bir müzakereyi ve sayısız faktörün hesaba katılmasını gerektirir. Asla kararın aceleyle alınması çağrısında bulunmuyoruz, yalnızca bir hipotez ortaya koyuyoruz” dedi.

Mevcut bütçe kuralının mimarlarından olan Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin’in bu fikri destekleyip desteklemediği sorusuna ise İsakov şu yanıtı verdi:

“Maksim Oreşkin bütçe kuralının arkasındaki mekanizmayı; yalnızca birinci dereceden etkilerini değil, örneğin güçlü reel kurun iş gücü ve sermayeyi imalat gibi ticarete konu sektörlerden ticarete konu olmayan sektörlere nasıl kaydırdığı gibi ikinci ve üçüncü dereceden etkilerini de herkesten daha derin biçimde anlıyor. Bu durumun iş gücü verimliliği artışı ve potansiyel ekonomik büyüme üzerinde uzun vadeli etkileri bulunuyor. Dolayısıyla bütçe kuralının nasıl işlediğini çok iyi biliyor. Bu fikri kendisiyle paylaştık ve herhangi bir eleştiri almadık.”

Rusya

Lahey kararının ardından Finlandiya Rus mülklerinin haciz sürecini durdurdu

Yayınlanma

Finlandiya yargısı, Ukrayna şirketi Naftogaz’ın davası kapsamında Rus mülklerine yönelik yürütülen yeni haciz işlemlerini askıya aldı. Daha önce el konulan Rus Bilim ve Kültür Merkezi dahil yaklaşık 44 milyon euro değerindeki gayrimenkul üzerindeki kısıtlamaların yürürlükte kalacağı bildirildi.

Finlandiya’da mahkeme kararıyla, Ukrayna şirketi Naftogaz’ın açtığı dava kapsamında 2024 sonbaharında başlatılan Rus mülklerine yönelik haciz işlemleri durduruldu.

Helsingin Sanomat gazetesinin haberine göre, Finlandiya İcra Dairesi (Ulosottolaitos) son dönemde yeni bir haciz işlemi uygulamadığını yayın organına teyit etti.

Rus varlıklarına yönelik hacizlerin durdurulması, Helsinki Temyiz Mahkemesinin 4 Kasım Çarşamba günü aldığı ara karara dayandırılıyor.

Söz konusu hüküm, Lahey Temyiz Mahkemesinin eylül ayında aldığı kararla bağlantı taşıyor.

Lahey Temyiz Mahkemesi, Ukrayna şirketi Naftogaz’ın açtığı davada Lahey’deki tahkim heyetinin 2024 yılında Rus varlıklarının önemli bir bölümü üzerinde yetkisinin bulunmadığına hükmetmişti.

Finlandiya mahkemesi, yeni koşullar ışığında ayrıntılı bir inceleme yapılıncaya veya davaya ilişkin nihai karar verilinceye kadar ülkedeki Rus varlıklarına yönelik mevcut icra işlemlerinin askıya alınmasını kararlaştırdı.

Helsinki’deki Rus Bilim ve Kültür Merkezinin arsası ve binası da dahil olmak üzere, Finlandiya makamlarının daha önce el koyduğu yaklaşık 44 milyon euro değerindeki Rus varlıklarına uygulanan kısıtlamalar ise yürürlükte kalmayı sürdürüyor.

Finlandiya, 2024 yılında Lahey Mahkemesinin kararını uygulamaya koyan ilk ülke olmuştu.

Finlandiyalı icra memurları, Ekim 2024’te ülkenin farklı noktalarında bulunan onlarca Rus gayrimenkulüne haciz koymuş, haczedilen taşınmazların yarısının diplomatik dokunulmazlık koruması altında olduğu belirtilmişti.

Yalnızca Ekim 2024’te yaklaşık 40 milyon euro değerinde 40’tan fazla gayrimenkule haciz uygulanmıştı.

Bu taşınmazlar arasında Helsinki’deki Rus Bilim ve Kültür Merkezi, Kirkkonummi’de diplomatların dinlenme amacıyla kullandığı deniz kıyısındaki geniş bir arazi, 30’u aşkın lojman ve konut, ofis binaları ile Aland Adaları’ndaki mülkler yer alıyordu.

Finlandiyalı siyasetçiler Rus varlıklarına yönelik geniş kapsamlı haciz işlemlerini kamuoyunda gündeme getirmezken Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, konuyu siyasi bir mesele olarak görmediğini ve durumun bir mahkeme kararının icrasından ibaret olduğunu ifade etmişti.

Rusya Federasyonu ise varlıkların haczedilmesinin yasa dışı olduğunu savunarak bu adımlara Finlandiya mahkemelerinde itiraz etmeyi sürdürüyor.

Helsinki Bölge Mahkemesi geçen yıl Rus devlet mülkleri üzerindeki haczin kaldırılması talebini reddetmiş, uzmanlar da itiraz süreçlerinin yıllarca sürebileceği uyarısını yapmıştı.

Finlandiya makamları bu yılın haziran ayında, sınır ötesi işbirliği programı çerçevesinde birkaç yıl önce aktarılan 3,7 milyon euro değerindeki Rus fonuna da el koymuştu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Lüksemburg Mahkemesi, Rus varlıklarında AB tüzüğü yorumunu geçersiz saydı

Yayınlanma

Lüksemburg İdare Mahkemesi, AB yaptırım listesinde yer almayan Rus şirketine ait menkul kıymetlerin iadesini reddeden Maliye Bakanlığı kararını mevzuat yorumunu hatalı bularak iptal etti. Kararda, yaptırımlardan önceki sözleşmelere dayalı ödeme kavramının menkul kıymet devirlerini de kapsadığı ve ret tarihinde şirketin yaptırım altında olmadığı kaydedildi.

Lüksemburg İdare Mahkemesi, Avrupa Birliği (AB) yaptırım listesinde bulunmayan Rus şirketine ve müşterilerine ait menkul kıymetlerin blokajının kaldırılması talebini reddeden Lüksemburg Maliye Bakanlığının kararını iptal etti.

Mahkemenin 30 Ekim tarihli kararına göre, Lüksemburg Maliye Bakanlığının AB yaptırım mevzuatına getirdiği yorum hatalı bulundu.

İsmi açıklanmayan Rus şirketi, AB’nin Ulusal Takas Depozitosu’na (NRD) Haziran 2022’de uyguladığı yaptırımların ardından bloke edilen kendi varlıkları ile müşterilerinin varlıklarının iadesi için hukuk mücadelesi yürütüyordu.

Rus şirketi, Aralık 2022’de Lüksemburg Maliye Bakanlığına başvurarak varlıkların serbest bırakılması için izin talep etti ancak ret cevabı aldı.

Bakanlık, ret kararını Eylül 2023’te yeniden teyit etti.

Lüksemburg Maliye Bakanlığı ret gerekçesinde, 269/2014 sayılı AB Tüzüğü’nün 6. maddesinin yalnızca yaptırımlardan önce akdedilen sözleşmeler kapsamındaki ödemelere izin verdiğini, menkul kıymetlerin devrini kapsamadığını ileri sürdü.

Mahkeme, bakanlığın bu yorumunu geçersiz bularak AB tüzüğündeki ödeme kavramının yalnızca para transferleriyle sınırlı olmadığını, menkul kıymetlerin hak sahiplerine iadesini de kapsadığını karara bağladı.

İdare Mahkemesi ayrıca, Lüksemburg Maliye Bakanlığının ret kararı verdiği tarihte ne şirketin ne de müşterilerinin AB yaptırım listesinde yer almadığını tespit etti.

Mahkeme, bu gerekçelerle bakanlığın ret kararını hukuka aykırı bularak iptal etti.

2022 yılı başı itibarıyla Rusya’nın dondurulan egemen varlıklarının tutarı yaklaşık 300 milyar dolar olarak hesaplanıyordu.

Rusya’nın Avrupa’daki rezervlerinin büyük bölümü Belçika merkezli Euroclear depozitosunda tutuluyor.

Avrupa Birliği, Aralık 2025’te Rusya’ya ait 210 milyar euro tutarındaki varlığı süresiz olarak dondurdu.

Batılı ülkeler son aylarda dondurulan bu kaynakların Ukrayna’ya yardım amacıyla kullanılmasını yeniden tartışmaya açtı.

Moskova yönetimi ise yurt dışındaki varlıklarına yönelik her türlü adımı yasa dışı olarak nitelendiriyor ve hukuki sonuçlar doğuracağı uyarısını yapıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, eylül ayı başında yaptığı açıklamada, Rus varlıklarını açıkça çaldıkları gerekçesiyle Batılı ülkelere duyulan güvenin tamamen kaybolduğunu belirtti.

Lavrov, “Gizlice çalıyorlar, bildiğiniz üzere açıkça da yağmalıyorlar. Batı şu anda hem varlıklar hem de sözde gölge filo konusunda açık bir yağma yürütüyor” ifadelerini kullandı.

Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Basın Bürosu ise AB’nin Rus kaynaklarını ele geçirme girişimlerinin Avrupa genelindeki kurumlara güveni sarsacağını duyurdu.

SVR’ye göre Avrupa ülkeleri, Rusya’nın varlıklarına el koymadan Ukrayna’yı süresiz finanse edemeyeceklerinden endişe duyuyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Ermenistan’da iş insanı Samvel Karapetyan ve yeğeninin evinde arama

Yayınlanma

Ermenistan Soruşturma Komitesi, Taşir Grubu Başkanı Samvel Karapetyan ve yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı. Soruşturma, Taşir Vakfı üzerinden aktarıldığı öne sürülen 4,4 milyon dolar ile 230 bin euroluk kaynak ve kara para aklama iddialarıyla bağlantı taşıyor.

Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, Taşir Şirketler Grubu Başkanı ve Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ile yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı.

Aramaların Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adresleri de kapsadığı bildirildi.

Gelişmeyi Güçlü Ermenistan Partisi Sözcüsü Agavni Sukiasyan sosyal medya hesabından duyurdu.

İnterfaks ajansının aktardığına göre Sukiasyan, “Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, sabah saatlerinden itibaren Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ve Meclis Grubu Başkanı Narek Karapetyan’ın evlerinde arama yürütüyor. Aramalar Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adreslerde de sürüyor.” açıklamasını yaptı.

Karapetyan hakkındaki kara para aklama suçlaması

Aynı zamanda Güçlü Ermenistan Partisi Meclis Grubu Başkanı olan Narek Karapetyan’ın evi, bir ceza soruşturması kapsamında 31 Temmuz 2026 tarihinde de kolluk kuvvetlerince aranmıştı.

Aramadan bir hafta önce Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, Başsavcılığın Karapetyan’ın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki talebini onaylamıştı.

Narek Karapetyan’a bu süreçte nitelikli kara para aklama suçlaması yöneltildi.

Sputnik Ermenistan’ın aktardığı bilgilere göre soruşturma, partinin destekçilerinden Aleksan Aleksanyan hakkındaki suçlamalarla bağlantı taşıyor.

Soruşturma makamları, Aleksanyan’ın Karapetyan’a ait Taşir Vakfından hediye ve kredi adı altında yaklaşık 4,4 milyon dolar ile 230 bin euro aldığını öne sürüyor.

Taşir Şirketler Grubunun sahibi olan iş insanı Samvel Karapetyan hakkında ise Haziran 2025’te Ermenistan’da yönetimi zorla ele geçirmeye yönelik kamuoyu önünde çağrıda bulunma suçlamasıyla dava açılmıştı.

Soruşturmanın sonraki aşamalarında Karapetyan’a ayrıca nitelikli vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamaları yöneltildi.

İş insanı kendisine yöneltilen üç suçlamayı da reddetti. Güçlü Ermenistan Partisi, Şubat 2026’da Karapetyan’ı parlamento seçimleri için başbakan adayı olarak göstermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English