Rusya
Sberbank, Rusya için bütçe açığı tahminini düşürdü, petrolü 50 dolar bekliyor

Rusya’nın en büyük kamu bankası Sberbank, güçlü iç talep ve ithalat gelirleri sayesinde 2026 yılı federal bütçe açığı tahminini 7 trilyon rubleye düşürdü. Banka, hükümetin güncelleyeceği yeni bütçe kuralında petrol taban fiyatının varil başına 50 dolar olarak belirlenmesini bekliyor.
Rusya’nın en büyük kamu bankası Sberbank, 2026 yılı federal bütçe açığı tahminini düşürdüğünü ve yeni bütçe kuralında petrol kesinti fiyatının varil başına 50 dolar seviyesinde belirlenmesini beklediğini duyurdu.
Açıklamayı Doğu Ekonomi Forumu (VEF) öncesinde Reuters’a mülakat veren Sberbank Kıdemli Genel Müdürü ve Makroekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Aleksandr İsakov yaptı.
Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, harcamaların hızlanması nedeniyle federal bütçe hazirandaki fazlanın ardından temmuz ayında yeniden açık verdi. Yılın ilk yedi ayında biriken bütçe açığı ise bir önceki aydaki 5,73 trilyon rublelik (GSYH’nin yüzde 2,5’i) seviyeden 6,46 trilyon rubleye, yani GSYH’nin yüzde 2,8’ine yükseldi.
Temmuz ayı verilerinin yayımlanmasının ardından çok sayıda analist, bu yıl için bütçe açığı beklentisini 8 trilyon rubleye yakın seviyelere yükseltti. Sberbank ise piyasa eğiliminin aksine tahminini aşağı yönlü revize etti.
İsakov bütçe açığına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Gelen yeni bütçe verileri doğrultusunda son tahminimiz 7 trilyon ruble oldu. Daha önce 7,5 trilyon ruble civarında olan beklentimizi aşağı çektik. Bunun sebebi, ekonomide daha dirençli bir iç talep görmemiz ve otomobil ithalatı dahil olmak üzere güçlenen ithalat sayesinde petrol ve gaz dışı gelirlerde daha yüksek bir dinamizm yakalamamızdır.”
Rusya Maliye Bakanlığı, yeni üç yıllık bütçe tasarısını sonbaharda sunacak. Maliye Bakanı daha önce bütçe açığının ancak 2029 yılına kadar sıfırlanabileceği uyarısında bulunmuştu.
Resmi verilerin yokluğunda Rusya Merkez Bankası olası faiz dışı yapısal açık tahminlerini kamuoyuyla paylaştı. Merkez Bankası’nın projeksiyonuna göre söz konusu açık 2026 yılında GSYH’nin yüzde 2,0’si, 2027 yılında yüzde 1,0’i ve 2028 yılında yüzde 0,5’i düzeyinde gerçekleşecek.
Merkez Bankası’nın bu adımı hakkında konuşan İsakov, “Merkez Bankası bu yıl ve önümüzdeki birkaç yıl için öngördüğü faiz dışı yapısal bütçe açığını açıklayarak doğru bir adım attı. Bu durum, piyasayla kurdukları iletişim açısından bir devrim niteliğinde. Ancak biz faiz dışı yapısal açığın Merkez Bankası’nın tahminlerinden daha yüksek olacağını düşünüyoruz” dedi.
İsakov iki kurum arasındaki öngörü farkını şöyle açıkladı:
“Temel ayrışma doğrudan gelecek yıla ilişkin. Merkez Bankası faiz dışı yapısal açığın mevcut yüzde 2 civarından yüzde 1’e gerileyeceğini varsayarken bizim tahminlerimiz yapısal açığın gelecek yıl yüzde 1,5 ila yüzde 2,0 bandında kalacağına işaret ediyor. 2028 yılı için ise bizim tahminimiz de Merkez Bankası gibi yüzde 0,5.”
Rus hükümeti bütçe kuralında yer alan baz petrol fiyatının düşürüleceğini duyurmuştu; bu rakam 2026 yılı için varil başına 59 dolar düzeyinde bulunuyor. Yetkililer daha önce fiyatın 2030 yılına kadar her yıl 1 dolar indirilerek varil başına 55 dolara çekilmesini planlamıştı; ancak Maliye Bakanlığı bu indirimin yetersiz kaldığı görüşünde.
Sberbank, Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın tahminleriyle uyumlu olarak 2027 yılında kesinti fiyatının varil başına 50 dolar olacağını öngörüyor. Fiyatın 2028 yılında da 50 dolar seviyesinde kalması, ardından baz fiyatta yıllık yüzde 2’lik endekslemenin başlatılması bekleniyor.
İsakov, “Endeksleme daha geç, yani 2029-2030 yıllarında başlayacak” ifadesini kullandı.
Ruble bazlı ulusal bütçe kuralı önerisi
Vedomosti gazetesinde yayımlanan ulusal bütçe kuralı fikrine de değinen İsakov, petrol ve doğalgaz gelirlerinin hedefin altında kaldığı dönemlerde harcamaların nasıl finanse edildiğinin veya fazla gelirlerin nasıl biriktirildiğinin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Mevcut mekanizmayı eleştiren İsakov şunları kaydetti:
“Bütçe kuralının döviz ayağı ticaret hadleri ile petrol fiyatı şoklarını yalıtmalı, belirsizliği azaltmalı ve finansal sonuçlar ile iş modellerinin etkinliği arasındaki sıkı bağ üzerinden özel sektör yatırım döngüsünü başlatmalıydı. Peki bu hedefe fiilen ulaşıldı mı? Hayır.”
İsakov, 2026 yılının mayıs ve haziran aylarında rublenin reel kurunun, yerli üretime ve sanayiye ağır baskı uygulayan “Hollanda hastalığı” dönemindeki 2012 zirvesi kadar güçlü olduğunu belirterek “Bu veriler bütçe kuralının döviz mekanizmasının en azından yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor” dedi.
Döviz işlemlerini düzenleyen bütçe kuralı, petrol ve doğalgaz gelirlerinin sürdürülebilir seviyeden sapmasına karşı düzenli ve öngörülebilir ters yönlü işlemler yapılmasını öngörüyor. Ancak pratikte bu işlemler, 2022 yaptırımlarının ardından ciddi biçimde daralan piyasadaki arz ve talep dengesini kuvvetle etkileyen düzensiz işlemlerle değiştiriliyor ve tamamlanıyor.
İsakov konuya ilişkin şu ayrıntıları paylaştı:
“2025 yılına baktığımızda düzenli işlemlerin payının; telafi edici ya da Ulusal Refah Fonu (NWF) yatırımlarını yansıtan sözde düzensiz işlemlerin gerisinde kaldığını sıkça görüyoruz. Bu tür düzensiz işlemlerin varlığı dahi bütçe kuralındaki formüle dayalı döviz piyasası işlemlerindeki aşırı katı yaklaşımın düzeltilmesi gerektiğinin kabul edildiğini gösteriyor. İşlemlerin yoğunluğunun ve düzeninin piyasa koşullarına göre ayarlanması nesnel bir gerekliliktir. Bu esnekliği bir istisna değil norm haline getirmek rasyonel görünüyor.”
İsakov iki ayaklı bir ulusal bütçe kuralı önerdi:
“Birincisi, bütçe kuralının ruble bazlı tüm unsurlarının, yani petrol ve doğalgaz gelirlerine ilişkin uzun vadeli sürdürülebilir tahminlere dayalı harcama sınırının korunması. Petrol piyasasındaki şokların yumuşatılması gerekliliğini tamamen paylaşıyoruz, bundan vazgeçilemez. İkincisi, döviz piyasasındaki işlemlerin bütçe kuralından koparılması ve Rusya Merkez Bankası’nın fiyat ve ekonomik istikrarı sağlama amaç ve görevleri doğrultusunda işlemleri bağımsız olarak yürüttüğü esnek bir yaklaşıma geçilmesidir.”
Döviz piyasası işlemlerinin kritik bir araç olduğunu vurgulayan İsakov, bu ayarın basit bir müdahale formülüne indirgenemeyeceğini savundu.
ABD örneğini veren İsakov şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Japon yeni ile olan çapraz kurun kendi gördükleri denge noktasında olmadığını düşünerek piyasaya müdahale ettiğini gördük. Bu, merkez bankasının hedef dengeye ilişkin bağımsız ve nitelikli kararına dayanan olgun bir kur yönetimi yaklaşımıdır. Rusya Merkez Bankası da döviz kuru yönetimine tıpkı faiz kararlarında olduğu gibi sistemli ve kapsamlı yaklaşmalıdır. Bu durum aynı zamanda Maliye Bakanlığı’nın ruble cinsinden tasarruf yapmasına ve bütçe kuralının tamamını ruble ayağında şekillendirmesine alan açar. Zaten Maliye Bakanlığı’nın ana likit varlıkları fiilen ruble olarak tutulmaktadır.”
Ruble rezervlerinin mali rezervlerin temel şartlarını karşıladığını belirten İsakov, bu varlıkların güvenilir ve likit olduğunu (para piyasası varlıkları veya Rusya Merkez Bankası’ndaki hesaplar) ve son döneme kadar rublede yaklaşık yüzde 10 olan reel faiz sayesinde getiri sağladığını ifade etti.
Rusya Merkez Bankası ise fiyat oluşumuna müdahale etmediğini ve dış şokları sönümleyen dalgalı kur rejimini uyguladığını belirtiyor.
İsakov bu konudaki eleştirilere şu yanıtı verdi:
“Ruble bazlı bütçe kuralı döviz piyasasındaki işlemlerin durdurulmasını öngörmüyor; yalnızca Rusya Merkez Bankası’na bu alanda daha fazla serbestlik tanıyor. Zaten şu anda da kur yönetimi konusunda oldukça aktif bir politika izliyor ve döviz piyasasında kayda değer işlemler yürütüyoruz. Geçen yıl Merkez Bankası’nın işlemleri ihracatçıların net döviz arzının yaklaşık dörtte birini oluşturdu; yani piyasadaki neredeyse her dört dolardan biri Rusya Merkez Bankası’nın müdahalelerinden geldi. Bunu zaten yapıyoruz. Buradaki tek soru bu hacimleri nasıl belirleyeceğimizdir; bunu basit bir formülle mi yoksa daha karmaşık bir yöntemle mi seçeceğimiz meselesidir.”
Rusya Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı, ekonomiye zarar vereceği gerekçesiyle ruble bazlı bütçe kuralı önerisini eleştirdi.
Eleştirileri değerlendiren İsakov, “Ekonomi politikasındaki her türlü değişiklik derin bir müzakereyi ve sayısız faktörün hesaba katılmasını gerektirir. Asla kararın aceleyle alınması çağrısında bulunmuyoruz, yalnızca bir hipotez ortaya koyuyoruz” dedi.
Mevcut bütçe kuralının mimarlarından olan Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin’in bu fikri destekleyip desteklemediği sorusuna ise İsakov şu yanıtı verdi:
“Maksim Oreşkin bütçe kuralının arkasındaki mekanizmayı; yalnızca birinci dereceden etkilerini değil, örneğin güçlü reel kurun iş gücü ve sermayeyi imalat gibi ticarete konu sektörlerden ticarete konu olmayan sektörlere nasıl kaydırdığı gibi ikinci ve üçüncü dereceden etkilerini de herkesten daha derin biçimde anlıyor. Bu durumun iş gücü verimliliği artışı ve potansiyel ekonomik büyüme üzerinde uzun vadeli etkileri bulunuyor. Dolayısıyla bütçe kuralının nasıl işlediğini çok iyi biliyor. Bu fikri kendisiyle paylaştık ve herhangi bir eleştiri almadık.”
Rusya
Çin’in Rusya’ya İHA üretimi için 46 ton hammadde sevk ettiği iddia edildi

Çin devlet şirketinin, Rusya’daki İHA tesisine sivil gümrük kodu kullanarak 46 ton poliakrilonitril gönderdiği öne sürüldü. Tataristan’daki fabrikaya ulaşan sevkiyatın asgari 1300 saldırı dronunun imalatına yetebileceği hesaplanıyor. İncelemeye alınan gümrük kayıtlarının gerçekliği ABD Temsilciler Meclisi bünyesindeki komisyon tarafından teyit edildi.
Çin devletine ait Jilin Chemical Fiber Group şirketinin, Rusya’ya insansız hava aracı (İHA) imalatında kullanılan 46 ton hammadde sevk ettiği ileri sürüldü.
Politico ve The Telegraph gazetelerinin ulaştığı gümrük ve nakliye belgelerine göre Çinli firma, Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom’un iştiraki Alabuga-Volokno şirketine poliakrilonitril sağladı.
Sevkiyatların, Tataristan’daki Alabuga Özel Ekonomik Bölgesi’ne ulaştırıldığı kaydedildi. İran tasarımı Şahid modeline dayanan saldırı dronlarının imal edildiği bu merkezdeki sevkiyat sırasında, naylon ve polyester gibi sivil amaçlı sentetik elyafların beyanında yararlanılan gümrük kodunun tercih edildiği görüldü.
Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü (ISIS) Başkanı David Albright, karbon elyafın İHA kanatlarını, motor ile yakıt deposunu kapsayan iç aksamları güçlendirmek amacıyla kullanıldığını belirtti.
Albright, Çin’den Rusya’ya ulaştırıldığı belgelenen toplam sevkiyatın asgari 1300 dron üretimine yetebileceğini hesapladı.
Albright, Çin’in bu elyaf transferini çift kullanımlı ürün statüsünde beyan etmesi gerektiğini vurguladı. ABD Hazine Bakanlığı’nın Rusya’nın silah tedarik ağlarına yönelik yaptırımlar biriminde daha önce görev alan Carrie Bitsoff ise farklı bir gümrük kodunun seçilmesinin, siparişin hassas niteliğini gizleme gayretine işaret edebileceğini söyledi.
Politico ve The Telegraph’ın incelediği evrakın, Ukrayna Güvenlik ve İşbirliği Merkezi (USCC) kanalıyla Rus kaynaklardan temin edilerek ABD ve Birleşik Krallık hükümetlerine sunulduğu aktarıldı.
Amerikalı bir yetkili, ABD Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu’nun belgeleri incelediğini ve gerçekliğini teyit ettiğini dile getirdi.
Alabuga-Volokno, 2023 yılından bu yana Batı yaptırımları listesinde yer alıyor.
Şirket havacılık, füze sanayisi, dronlar, gemi inşası ve zırh üretimi amacıyla onlarca çeşit karbon elyaf mamulü imal ediyor.
Çinli Jilin Chemical Fiber Group şirketine yönelik ise herhangi bir yaptırım kararı alınmış değil. Rosatom yetkilileri, kurumun ve bağlı işletmelerin “yürürlükteki mevzuat ile yasal düzenlemelere eksiksiz uyum içinde” faaliyet yürüttüğünü savundu.
Çin’in Washington Büyükelçiliği iddiaları geri çevirerek, bu suçlamaların “Çin’i karalamayı ve günah keçisi yapmayı” amaçladığını bildirdi.
Diplomatik misyon, Pekin yönetiminin çift kullanımlı ürün ihracatını sıkı denetim altında tuttuğunu belirtti.
Eski CIA Doğu Asya ve Pasifik Direktör Yardımcısı Dennis Wilder, bu çapta bir sevkiyatın Çinli makamların bilgisi haricinde gerçekleşmesinin güç olduğunu ifade etti.
Albright ise yüksek mukavemetli karbon elyaf imalatında kullanılan özel hammaddeler konusunda Rusya’nın “tamamen Çin’e bağımlı olduğunu” söyledi.
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü verileri, Rus askeri sanayisinin işleyişi için elzem parçaların yüzde 60’ından fazlasının Çin tarafından karşılandığını gösteriyor.
Rusya
Batı, 2040’ta nükleer yakıtta Rusya’ya daha bağımlı hale gelebilir

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu CSA’nın raporuna göre Rusya, 2040 yılına kadar küresel uranyum üretiminin üçte birinden fazlasını tek başına kontrol edebilir. Financial Times gazetesinin aktardığına göre mevcut sahalar tam kapasite çalışsa dahi Moskova’nın pazardaki payının yüzde 36’ya tırmanması bekleniyor.
İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu Centre for Strategic Advantage (CSA) tarafından hazırlanan rapor, Rusya’nın küresel uranyum üretimindeki payının 2040 yılına kadar neredeyse dörtte bir seviyesinden yüzde 36’ya çıkabileceğini gösteriyor.
Financial Times gazetesinin aktardığı raporda, ülkelerin mevcut projelerini tam kapasiteyle hayata geçirmeleri durumunda dahi Moskova’nın dünya genelindeki uranyum arzının üçte birinden fazlasını kontrol edebileceği uyarısı yer alıyor.
CSA Özel Projeler Direktörü Gareth Heywood verileri değerlendirirken, “2040 yılına gelindiğinde, 2022’de Rus petrol ve doğalgazına duyduğumuz bağımlılıkla kıyaslanabilecek boyutta bir Rus uranyumu bağımlılığıyla karşı karşıya kalabiliriz” uyarısını yaptı.
Rusya, 2024 yılında dünya uranyum madenciliğinin yaklaşık yüzde 5’ini tek başına üstlendi.
Ancak devlet nükleer enerji şirketi Rosatom’un Uranium One üzerinden kontrol ettiği yurtdışı varlıkları dahil edildiğinde, Moskova’nın stratejik sahalardaki küresel üretim kapasitesi payı yaklaşık yüzde 25’e ulaşıyor.
CSA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerine seslenerek, uzun vadeli alım sözleşmelerinin sübvanse edilmesi ve fiyatların sabitlenmesi yoluyla yeni sahalara yönelik yatırımların teşvik edilmesini öneriyor.
Piyasa uzmanları da tedarik açığı riskine dikkat çekiyor. Yatırım şirketi Stifel analisti Alex Bedwani, “Gelecek on yılın ortasına kadar bu sektörün kesinlikle yeni arz kaynaklarına ihtiyaç duyacağı açık” dedi.
Kanada gibi ülkelerin yeni sahaları devreye alma potansiyeline sahip olduğunu belirten Bedwani, bu projelerin yüksek risk barındırdığını ve piyasanın büyük ölçüde bu adımlara bel bağladığını ekledi.
Kanadalı NexGen Energy, Saskatchewan eyaletinde büyük ölçekli bir proje yürütürken; madencilik devi Cameco, McArthur River sahasındaki yıllık üretimini üçte birden fazla artırma izni aldı.
Uranyum zenginleştirme şirketi Urenco’nun Strateji Direktörü Sarah Foreman ise sistemin yeterli esneklik ve dirence sahip olup olmadığının sorgulandığını vurguladı.
Foreman, “Yeni madenlerin açılması uzun zaman alıyor. Hükümetlerin, nükleer enerjinin enerji sepetinin kalıcı bir parçası olacağına dair net bir işaret vererek iş dünyasına ‘Bu alana yatırım yapabilirsiniz’ mesajını iletmesi hayati önem taşıyor” dedi.
Sektör analiz şirketi UxC verilerine göre uranyumun uzun vadeli fiyat öngörüsü bir yıl önceki 80 dolar seviyesinden libre başına 94 dolara yükseldi.
UxC Başkanı Jonathan Hinze fiyat artışının süreceğini belirterek, “Yeni maden yatırımlarını sahiden teşvik edecek bir fiyat düzeyine ulaşıp ulaşmadığımız henüz netleşmedi” değerlendirmesinde bulundu.
Batı’nın tedarik kaynaklarını çeşitlendirme gayretine karşın Rusya’ya olan bağımlılık artıyor.
Sprott Asset Management raporu, geçen yıl Avrupa Birliği’ne Rus uranyumu sevkiyatının yüzde 7, dönüştürme hizmetlerinin yüzde 9, uranyum zenginleştirme hizmetlerinin ise yüzde 12 arttığını ortaya koydu.
Bloomberg verilerine göreyse olası ithalat yasaklarına rağmen Rusya, ABD için en büyük uranyum zenginleştirme hizmeti sağlayıcısı konumunu sürdürüyor.
ABD’deki nükleer santrallerin alımlarında Rus yakıtının payı 2015 yılındaki yüzde 17 düzeyinden 2025 yılında neredeyse yüzde 26’ya ulaştı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaz aylarında yaptığı açıklamada ülkesinin ABD pazarına uranyum tedarik etmeyi sürdürdüğünü ve en büyük üç tedarikçi arasında yer aldığını kaydetmişti.
Putin, “ABD’ye hacim bazında en çok uranyum sağlayan birinci şirket bir Amerikan firması, ikincisi Avrupa ve ABD sermayeli, üçüncüsü ise halen Rusya. Ve hiçbir sorun yok, her şey yolunda gidiyor” ifadelerini kullanmıştı.
Rusya
Rusya Seçim Komisyonu, RFKP adayı Bondarenko’nun kaydını iptal etti

Rusya Merkezi Seçim Komisyonu, Komünist Parti’nin Devlet Duması adayı ve YouTube yayıncısı Nikolay Bondarenko’nun seçim kaydını kesin olarak sildi. Komisyon üyeleri, iki milyondan fazla abonesi olan siyasetçiyi Aleksey Navalnıy fotoğrafı gerekçesiyle çarptırıldığı idari para cezasını öne sürerek 1’e karşı 12 oyla liste dışı bıraktı.
Rusya Merkezi Seçim Komisyonu, Rusya Federasyonu Komünist Partisi’nin (RFKP) milletvekili adayı ve YouTube yayıncısı Nikolay Bondarenko’nun Devlet Duması seçimlerindeki kaydını kesin olarak iptal etti.
Karara gerekçe olarak Bondarenko’ya aşırılıkçı semboller sergilediği suçlamasıyla verilen idari para cezası gösterildi.
RBK medya kuruluşunun haberine göre, komisyonda yapılan oylamada 12 üye kararın lehinde, bir üye ise aleyhinde oy kullandı.
Komisyon üyesi Konstantin Mazurevskiy toplantıda seçim yasasını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Seçim Kanunu’nun 4. maddesinin 8. fıkrasının 5. bendi uyarınca, İdari İhlaller Kanunu’nun 20.3 maddesinde öngörülen idari suçu işlediği gerekçesiyle idari yaptırıma uğrayan bir Rusya Federasyonu vatandaşı, ceza süresi dolmadan yapılacak Devlet Duması seçimlerinde milletvekili seçilemez.”
RFKP temsilcisi Georgiy Kamnev komisyon kararını kınayarak parti adaylarının yarış dışı bırakılmasına son verilmesi çağrısı yaptı.
Kamnev, insanların henüz yürürlüğe girmemiş yasalardan önceki yıllara ait paylaşımlar yüzünden yargılandığını vurguladı.
Adaylığın düşürülmesine yol açan idari süreç, Bondarenko’nun aşırılıkçı semboller sergilediği iddiasına dayanıyor. Saratov Bölge Mahkemesi 4 Eylül’de siyasetçinin itirazını reddetmiş ve ilk derece mahkemesinin kestiği bin rublelik para cezasını onamıştı.
RFKP federal listesinin 16 numaralı bölgesel grubunda ilk sırada yer alan Bondarenko, 21 Ağustos’ta Saratov’da gözaltına alınarak Oktyabrskiy İlçe Mahkemesi’ne çıkarılmıştı.
Mahkeme, Telegram kanalında Rusya’da yasaklanan ve aşırılıkçı örgütler listesine alınan Aleksey Navalnıy’ın fotoğrafının paylaşılması sebebiyle Bondarenko’yu bin ruble idari para cezasına çarptırmıştı.
Bondarenko ise “Nikolay Bondarenko Live” isimli kanalın kendisine ait olmadığını ve paylaşımla hiçbir bağlantısının olmadığını savunmuştu.
Daha önce yaptığı açıklamada “halkın adaylarının” kitlesel şekilde engellenmesinin seçimlere katılmaktan vazgeçme gerekçesi yapılmaması gerektiğini belirten 41 yaşındaki komünist siyasetçi, RFKP Saratov Bölge Komitesi sekreterliğini yürütüyor.
Bondarenko’nun “Dnevnik deputata” (Milletvekilinin Günlüğü) adlı YouTube kanalının 2 milyondan fazla abonesi var.
Bondarenko 2021 yılında izinsiz gösteride gözaltına alınmış, 2022’de ise gelir komisyonunun YouTube gelirlerinde usulsüzlük saptaması üzerine Saratov Bölge Duması’ndaki milletvekilliği görevinden düşürülmüştü.
Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişimi Denetleme Kurumu (Roskomnadzor) 2023’te siyasetçinin internet sitesini engellerken, 2024’te Dzen platformu da sayfasına erişim kısıtlaması getirdi.
Aşırılıkçı sembol sergileme ve idari ceza alma gerekçesiyle Devlet Duması seçimlerine girme hakkını kaybeden tek isim Bondarenko değil.
Yabloko Partisi Genel Başkanı Nikolay Rıbakov başta olmak üzere farklı siyasetçiler de benzer gerekçelerle adaylık hakkını yitirmişti.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”











