Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Hamas, Doha’daki müzakere heyetinin suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı

Yayınlanma

Hamas, Katar’ın başkenti Doha’daki müzakere heyetine yönelik İsrail tarafından düzenlenen saldırıda heyetin kurtulduğunu ancak beşi hayatını kaybettiğini duyurdu. Hizbullah ve Yemen, saldırıyı “Katar’ın egemenliğinin açık bir ihlali” olarak nitelendirerek kınadı ve saldırının müzakereleri sabote etme amacı taşıdığını vurguladı.

Hamas, liderlerinden Halil el-Hayye başkanlığındaki müzakere heyetinin Katar’ın başkenti Doha’da hedef alındığı İsrail saldırısından kurtulduğunu açıkladı.

Hareket, saldırıda hayatını kaybeden beş kişi için taziye mesajı yayımladı.

Salı akşamı yayımlanan açıklamada Hamas, “Düşman, müzakere heyetindeki kardeşlerimize yönelik suikast girişiminde başarısız oldu, ancak bazı kardeşlerimiz şehit oldu,” diye belirtti.

Hayatını kaybedenlerin Halil el-Hayye’nin özel kalem müdürü Cihad Lebed, Hayye’nin oğlu Hemmam el-Hayye ve korumaları Abdullah Abdülvahid, Mümin Hasune ile Ahmed el-Memluk olduğu ifade edildi.

“Saldırı, taleplerimizi değiştirmeyecek”

Hamas, “Bu korkakça suikast girişimi, halkımıza yönelik saldırganlığın derhal durdurulması, işgal ordusunun Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesi, gerçek bir esir takası yapılması, halkımıza yardım ve yeniden imar gibi net tutumlarımızı ve taleplerimizi değiştirmeyecektir,” diye vurguladı.

Açıklamada, “Bu terör suçları, hareketimizin ve liderliğimizin azmini kıramayacak, bizi halkımızın ulusal haklarına bağlılıktan ve işgalci toprağımızdan sökülüp atılana, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletimizi kurana kadar direniş yolunda ilerlemekten alıkoyamayacaktır,” denildi.

Bunun yanı sıra açıklamada, “Siyonist işgalcinin Doha’daki Hamas müzakere heyetine yönelik hain suikast girişimi, iğrenç bir suç, bariz bir saldırganlık ve tüm uluslararası norm ve yasaların açık bir ihlalidir,” ifadeleri kullanıldı.

Saldırının, Mısır ile birlikte arabuluculuk rolü üstlenen Katar’ın egemenliğine yönelik bir saldırı olduğu belirtilerek, bunun “işgalcinin haydut fıtratını ve bir anlaşmaya varma fırsatlarını baltalama arzusunu bir kez daha ortaya koyduğu” kaydedildi.

Hamas, saldırıda hayatını kaybeden Katar İç Güvenlik mensubu Onbaşı Bedir Saad Muhammed el-Hamidi için de taziye mesajı yayımladı.

Açıklamada, müzakere heyetinin ABD Başkanı Donald Trump’ın son teklifini tartıştığı bir anda hedef alınmasının, “Netanyahu ve hükümetinin herhangi bir anlaşmaya varmak istemediğinin, tüm fırsatları kasıtlı olarak boşa çıkarmaya ve uluslararası çabaları başarısızlığa uğratmaya çalıştığının” kanıtı olduğu vurgulandı.

Hareket, “saldırganlığa ve işgalcinin Filistin halkına yönelik suçlarına verdiği daimi destek” nedeniyle ABD yönetimini de bu suçtan İsrail ile “ortak sorumlu” tuttuğunu bildirdi.

Hizbullah: Düşman müzakere veya çözüm istemiyor

Hizbullah, Hamas’ın müzakereci lider heyetinin Doha’daki toplantı sırasında hedef alındığı “hain İsrail saldırısını” kınayarak, Katar’ın egemenliğinin ihlal edilmesini protesto etti.

Salı akşamı yayımlanan açıklamada Hizbullah, “Bu korkakça suç, Siyonist varlığın kötülüğünü ve alçaklığını kanıtlamaktadır. Bu varlık, suçluluğunun yeni bir seviyesini dünyaya göstermekte, tüm uluslararası yasa ve sözleşmeleri hiçe saymakta ve ABD’nin açık desteğiyle devletlerin egemenliğine saygı duymamaktadır,” ifadelerini kullandı.

Hizbullah, ABD’nin son teklifini görüşmek üzere toplanan liderlerin hedef alınmasının, “bu cani varlığın müzakere ya da çözüm istemediğini, bilakis bedeli tüm esirlerinin hayatı olsa bile öldürme, yıkım ve harabiyete dayalı kanlı projelerini sürdürdüğünü kesin olarak teyit ettiğini” belirtti.

Açıklamada, Arap ve İslam ülkeleri ile uluslararası topluma, “bu cani varlığın işlediği günlük katliamı durdurmak ve hesap sormak için derhal harekete geçme” çağrısı yapıldı.

Yemen: Normalleşmeye koşmak barış getirmez

Öte yandan Yemen’de Ensarullah öncülüğündeki hükümet, Hamas liderlerinin Doha’daki konutlarını hedef alan İsrail saldırısını kınayarak, “Siyonist varlıkla normalleşmeye koşmanın barışı sağlamanın bir yolu olmadığını ve olmayacağını” belirtti.

Yüksek Siyasi Konsey Başkanı Mehdi el-Meşat, Yemen’in “Filistin müzakere heyetinin Doha’daki merkezine yönelik İsrail saldırısını kınadığını” ifade ederek, Yemen’in Hamas ve tüm direniş örgütlerinin yanında olduğunu teyit etti.

Meşat, haber ajansı Saba‘ya yaptığı açıklamada, Doha’da yaşananların “Siyonist düşman varlığıyla bölgede barış ve istikrarın olmayacağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını” söyledi.

Meşat, “Tüm Arap ve İslam ülkeleri için tehlike çanları çalıyor, çok geç olmadan uyanın,” diye uyardı.

Sanaa’daki Dışişleri Bakanlığı da saldırıyı kınayarak, “Siyonist kabadayılığın tüm sınırları ve kırmızı çizgileri aştığını bir kez daha ortaya koyduğunu” belirtti.

Ensarullah Hareketi Siyasi Bürosu ise “korkakça ve hain İsrail saldırısını” kınayarak, “İsrail’in ihlallerinin genişlemesi, Arap rejimlerinin ABD destekli bu kabadayılıkla yüzleşmek için seçeneklerini gözden geçirmelerinin önemini teyit etmektedir,” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, “ABD yönetimiyle koordineli olarak gerçekleştirilen bu hain suç, Amerikalının saygı duyduğu tek dostun İsrail düşmanı olduğunu doğrulamaktadır,” denildi.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English