Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail, bugüne kadar hangi Hamas liderlerini hedef aldı?

Yayınlanma

Hamas’ın 1987’deki kuruluşundan bu yana İsrail, örgütün siyasi ve askeri liderlerini Filistin içinde ve dışında hedef alan suikastlar düzenliyor. İsrail, bu suikastları Hamas’ı zayıflatmanın bir yolu olarak görürken, yıllar içinde pek çok üst düzey isim bu saldırılarda hayatını kaybetti.

Hamas’ın Aralık 1987’de kurulmasından bu yana, örgütün siyasi ve askeri liderleri, İsrail tarafından Filistin içinde ve dışında gerçekleştirilen suikastların hedefi oldu.

İsrail, Hamas liderlerine yönelik suikastları, hareketi zayıflatmak ve örgütsel yapısını bozmak için etkili bir yöntem olarak değerlendirdi.

Kimi zaman başarılı olan kimi zaman ise başarısızlıkla sonuçlanan bu suikastlar, Şeyh Ahmed Yasin ve Abdülaziz el-Rantisi gibi sembol isimleri hedef alan hassas operasyonlardan, Gazze’ye yönelik savaşlar esnasında Hamas’ın askeri kanadındaki saha komutanlarını hedef alan daha geniş çaplı saldırılara kadar çeşitlilik gösterdi.

Hamas, Doha’daki müzakere heyetinin suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı

Salah Şihade

Temmuz 2002’de bir İsrail hava saldırısı, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının fiili kurucusu Salah Şihade’nin Gazze şehrinin doğusundaki ed-Derec mahallesindeki evini hedef aldı. Saldırıda Şihade, eşi ve Kassam Tugayları komutanlarından koruması Zahir Nasar’ın da aralarında bulunduğu 18 kişi hayatını kaybetti.

Şubat 1952’de Gazze’deki Şati Mülteci Kampı’nda doğan Şihade, gençliğinde Mısır’a giderek İskenderiye’deki Sosyal Hizmetler Enstitüsünde eğitim gördü. Lisans derecesini aldıktan sonra Gazze’ye döndü ve bölgenin sosyal işler müfettişi olarak görev yaptı.

1984 yılında, Hamas’ın kuruluşundan üç yıl önce, Filistinli Mücahitler adıyla bir askeri yapı kurdu. Bu yapı, İsrail’e karşı bir dizi operasyon düzenleyen gizli hücrelerden oluşuyordu.

Şihade, 1991’de İzzeddin el-Kassam Tugaylarına dönüşen bu örgütün liderliğini sürdürdü. 1988 ile 2000 yılları arasında İsrail tarafından tutuklu yargılandı.

Şeyh Ahmed Yasin

İsrail, 22 Mart 2004’te, Gazze’nin güneyindeki es-Sabra mahallesinde bulunan İslam Külliyesi Camisi’nden tekerlekli sandalyesiyle çıkarken Şeyh Ahmed Yasin’e üç roketle saldırdı. Yasin, saldırı sonucunda hayatını kaybetti.

Gençliğinde geçirdiği bir kaza sonucu felç olan Şeyh Yasin, 1938’de doğdu. Hayatını İslami ilimlere adadıktan sonra Müslüman Kardeşler’e katıldı. Ancak asıl tanınırlığını, yeni bir İslami örgüt olan Hamas’ın lideri olduğu Birinci Filistin İntifadası sırasında kazandı.

1989’da İsrail tarafından tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 1997’de, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’e Ürdün’ün başkenti Amman’da suikast girişiminde bulunan iki İsrailli ajanın serbest bırakılması karşılığında yapılan bir esir takasıyla serbest kaldı.

Yasin, 6 Eylül 2003’te de bir İsrail suikast girişiminden sağ kurtulmuştu. İsrail helikopterleri, Gazze’de İsmail Heniyye ile birlikte bulunduğu bir daireyi hedef almış, Yasin saldırıda sağ kolundan hafif yaralanmıştı.

Abdülaziz el-Rantisi

Doktor ve siyasetçi Abdülaziz el-Rantisi’nin, Şeyh Ahmed Yasin’in yerine Hamas liderliğine geçmesinin ardından İsrail, 17 Nisan 2004’te Gazze şehrinde aracına bir helikopterle düzenlediği roket saldırısıyla Rantisi’yi öldürdü.

Hamas’ın önde gelen liderlerinden Rantisi, 2003 yazında bir suikast girişiminden kurtulmuştu. İslam Külliyesi, Gazze Şeridi’ndeki Arap Tabipler Birliği ve Filistin Kızılayı gibi kurumlarda idari görevler üstlendi.

1978’de açılışından itibaren Gazze İslam Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı ve İsrail karşıtı faaliyetleri nedeniyle farklı dönemlerde tutuklandı.

Rantisi, 1992’de Lübnan’ın güneyindeki Merc ez-Zuhur’a sürgün edilenlerin sözcülüğünü yaptı. 1993’te Merc ez-Zuhur’dan döndükten hemen sonra tutuklandı ve 1997 ortalarına kadar cezaevinde kaldı.

Nizar Reyyan

İsrail, Ocak 2009 başında Gazze’ye başlattığı Dökme Kurşun harekatı sırasında Hamas liderlerinden Nizar Reyyan’ı, Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’ndaki evine düzenlediği bombardımanla öldürdü.

Reyyan, Kassam Tugayları ile askeri faaliyetlerde bulunmuş ve suikasta uğrayana kadar art arda Hamas Siyasi Büro üyeliği yapmıştı.

İsrail’in 2005’te Gazze Şeridi’nden çekilmesinin ardından geçen yıllarda Reyyan, İsrail’in Filistinlilerin evlerini roketlerle hedef almasını engellemek amacıyla insan kalkanları oluşturarak organize bir halk kampanyasına liderlik etti. Reyyan, yüzlerce vatandaşla birlikte bombalanma tehdidi altındaki binaların çatılarına çıkarak tekbir getiriyordu.

Mahmud el-Mebhuh

14 Şubat 1960’ta Gazze Şeridi’ndeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda doğan Mahmud el-Mebhuh, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının liderlerinden biriydi. İsrail, onu Birinci Filistin İntifadası sırasında iki İsrail askerinin kaçırılıp öldürülmesinden sorumlu tutuyordu.

1986’da İsrail güçleri tarafından silah bulundurmak ve İslami Harekete üye olmak suçlamasıyla bir yıl süreyle Gazze’deki es-Seraya Cezaevi’nde tutuldu. 1987’de Birinci İntifada’nın başlamasıyla serbest kalan Mebhuh, direniş faaliyetlerine gizlilik içinde devam etti.

Kurucu lider Şeyh Ahmed Yasin ve İzzeddin el-Kassam Tugaylarının kurucusu Salah Şihade ile ilişkilerini güçlendirdi ve komutan Muhammed eş-Şeratiha tarafından kurulan ilk askeri grubun üyesi oldu. Hapisten çıktıktan sonra, Hamas komutanlarından Şeyh Salah Şihade’nin talimatıyla asker kaçırma konusunda uzmanlaşan “Birim 101″i kurdu.

İsrail, Mahmud el-Mebhuh’u Dubai’de öldürdü. Dubai polisi 2010’da, suikastı İngiliz, İrlanda, Alman ve Fransız pasaportu taşıyan 11 kişinin gerçekleştirdiğini duyurdu ve yüksek teknolojili kamera kayıtlarına dayanarak şüphelilerin fotoğraflarını yayımladı.

Ahmed el-Caberi

İsrail, Kasım 2012’de Gazze şehrine düzenlediği bir hava saldırısıyla, Şihade ve Muhammed ed-Dayf ile birlikte hareketin Askeri Konseyindeki “üçüncü kişi” olarak kabul edilen Hamas’ın önde gelen liderlerinden Ahmed el-Caberi’yi öldürdü.

1960 doğumlu olan Caberi, siyasi hayatına Fetih Hareketi’nde başladı. Cezaevindeyken Hamas’ın kurucusu Ahmed Yasin ile tanıştı ve hareketin liderleriyle ilişkilerini güçlendirdi. 1995’te cezaevinden çıktıktan sonra Hamas’a katıldı. 2000 yılında, Dayf ve Şihade ile birlikte Kassam Tugayları Askeri Konseyinin üç üyesinden biri oldu.

Dayf’ın 2003’teki bir suikast girişiminde ağır yaralanmasının ardından, Dayf’ın yardımcısı olarak Kassam Tugaylarının fiili komutanı hâline geldi ve İsrailli güvenlik ve askeri liderlerin ifadesiyle “Hamas’ın genelkurmay başkanı” ve “zorlu isim” unvanlarını aldı.

Caberi, İsrail’e karşı askeri faaliyetlerin organize edilmesinde ve koordine edilmesinde önemli bir rol oynadı ve 2011’de asker Gilad Şalit karşılığında Filistinli esirlerin takası sürecini yönetti.

Raid el-Attar

İsrail, 21 Ağustos 2014’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde bir eve düzenlediği hava saldırısıyla, İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in (Şabak) “Kassam’ın en güçlü liderlerinden biri” olarak tanımladığı Raid el-Attar’ı öldürdü.

Kassam Tugayları Askeri Konseyi üyesi ve kurucularından olan Attar, Refah bölgesinin askeri sorumlusuydu. İsrail, onu Hamas’ın yer altı tünel sistemini inşa etmekle suçluyordu.

Attar ayrıca, 2006’da Kerem Ebu Salim bölgesinde Kassam Tugaylarının düzenlediği, iki İsrail askerinin öldürüldüğü ve asker Gilad Şalit’in esir alındığı saldırıyı planladı. İsrail, 2014’teki Gazze savaşı sırasında subayı Hadar Goldin’in öldürülmesinden ve cesedinin alıkonulmasından da Attar’ı sorumlu tuttu.

1994’te Kassam Tugaylarına katılan Attar, Mısır-İsrail sınırındaki bir İsrail askeri mevzisine düzenlenen ve bir İsrail subayının öldürüldüğü saldırıda yer almıştı.

Cemile eş-Şanti

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının başlangıcında, 18 Ekim’de Gazze şehrindeki evine düzenlenen bir hava saldırısıyla Hamas hükümetinin ilk kadın bakanı olan Cemile eş-Şanti öldürüldü.

Şanti’nin adı, 3 Kasım 2006’da, liderliğindeki bir kadın yürüyüşünün, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Hanun beldesinde onlarca direnişçinin bulunduğu bir camiye uyguladığı ablukayı kırmasıyla öne çıkmıştı.

2006 yılında Hamas’ı temsil eden Değişim ve Reform listesinden Yasama Meclisi üyeliğine seçildi.

Şanti, 2013’te Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas hükümetinde Kadın Bakanı olarak atandı. 2021’de ise Siyasi Büro’nun ilk kadın üyesi olarak bu göreve geldi.

Eymen Nevfel

İsrail, geçen 17 Ekim’de Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’na bir hava saldırısı düzenleyerek Hamas liderlerinden Eymen Nevfel’i hedef aldı.

Hamas’ın en önde gelen güvenlik ve istihbarat liderlerinden biri olan Nevfel, Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi üyesi ve Merkez Vilayetler Tugayı komutanıydı. Tel Aviv, onu daha önce suikast için arananlar listesinde dördüncü sıraya koymuştu.

Kassam Tugaylarının ilk kuşağından olan Nevfel, intifadalar (1987 ve 2000) sırasında askeri faaliyetlere liderlik edenlerdendi. 1991’de İsrail cezaevlerinde, 1997’de ise Filistin Yönetimi tarafından üç kez tutuklandı.

Nevfel, yıllarca Kassam Tugaylarının istihbarat birimini yönettikten sonra askeri operasyonların komutasını üstlendi. Son görevi, Tugayların Merkez Vilayetler Tugayı komutanlığıydı.

Salih el-Aruri

İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA), 2 Ocak 2024’te Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyösünde Hamas’a ait bir büronun bulunduğu binayı hedef alarak Salih el-Aruri’yi öldürdü. Ekim 2017’den beri hareketin Siyasi Büro Başkan Yardımcısı olan Aruri, 31 Temmuz 2021’de yeniden seçilmiş ve Batı Şeria’daki hareketin sorumluluğunu üstlenmişti.

1966’da işgal altındaki Batı Şeria’nın merkezindeki Ramallah yakınlarındaki Arura kasabasında doğan Aruri, Hamas’ın iki numaralı ismi olarak kabul ediliyordu.

İzzeddin el-Kassam Tugaylarının kuruluşuna katkıda bulunan Aruri, İsrail cezaevlerinde 18 yıl geçirdi. Ayrıca 1985’ten 1992’de tutuklanana kadar el-Halil Üniversitesindeki İslami öğrenci hareketine liderlik etti.

1987 sonlarında kuruluşunun ardından Hamas’a katılan Aruri, 2014’te Tel Aviv tarafından Batı Şeria’da üç İsraillinin kaçırılıp öldürülmesini planlamakla suçlanmıştı.

İsmail Heniyye

Filistin’in önde gelen siyasi liderlerinden ve Hamas’ın sembol isimlerinden biri olan İsmail Heniyye, 2006-2007 yılları arasında Filistin Başbakanı olarak görev yaptı. Hareket, 31 Temmuz 2025’te Tahran’daki konutunu hedef alan bir İsrail hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu.

Heniyye, 2021’de üst üste ikinci kez Hamas Siyasi Büro Başkanlığına seçilmişti ve görev süresi 2025’te sona erecekti.

Siyasi faaliyetlerine, daha sonra Hamas’ın içinden çıktığı Müslüman Kardeşler’in öğrenci kolu olan İslami İttifak içinde başlayan Heniyye, İsrail ordusu tarafından defalarca tutuklanmış ve suikast girişimlerine maruz kalmıştı.

Yahya es-Sinvar‌

1962’de Gazze Şeridi’nde doğan Yahya es-Sinvar, Aksa Tufanı operasyonunda Hamas’ın en önde gelen lideriydi. Gazze’deki Hamas lideri olan Sinvar, İsmail Heniyye’nin geçen Temmuz 2024’te Tahran’da öldürülmesinin ardından Hamas Siyasi Büro Başkanı oldu.

Genç yaşta Hamas’a katılan Sinvar, hareketin iç güvenlik işlerini yürüten, İsrail ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen muhbirleri soruşturan ve İsrailli istihbarat ve güvenlik görevlilerini takip eden “Mecd” adlı bir güvenlik birimi kurdu.

İsrail, Sinvar’ı üç kez tutukladı ve 1988’deki üçüncü tutukluluğunun ardından dört kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Buna rağmen, İsrail tarafından serbest bırakılan 1027 Filistinli mahkûm arasında yer aldı. Sinvar, Hamas’ta önde gelen bir lider olarak görevine geri döndü ve 2017’de hareketin Gazze Şeridi’ndeki Siyasi Büro Başkanlığını üstlendi.

Sinvar, 16 Ekim 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde İsrail ordusuyla girdiği çatışmada hayatını kaybetti.

Muhammed ed-Dayf

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başkanı olan Muhammed ed-Dayf, gizemli bir figür olarak biliniyordu. Filistinliler arasında “Dahi”, İsrailliler arasında ise “Yedi Canlı Kedi” olarak tanınıyordu.

İsrail’in en çok aranan isimlerinden biri olan Dayf, 2000 yılında hapsedilmiş ancak İkinci Filistin İntifadası’nın başında kaçmıştı.

2002’deki suikast girişimlerinden birinde hayatta kalmayı başaran Dayf, bir gözünü kaybetti. İsrail, onun ayrıca bir bacağını ve bir elini kaybettiğini ve konuşma güçlüğü çektiğini iddia etti.

İsrail, 2014’te Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir saldırıda Dayf’ı öldürmeyi başaramadı ancak eşini ve iki çocuğunu öldürdü.

Temmuz 2024’te İsrail, Han Yunus’taki bir yerleşkeye düzenlediği hava saldırısında Dayf’ı öldürdüğünü duyurdu. Hamas Hareketi ise Dayf’ın ölümünü Ocak 2025 sonuna kadar doğrulamadı.

Hamas liderlerine suikast, İsrail için devam eden bir hedef

İsrail Ordu Radyosu, 9 Eylül’de İsrail’in Katar’daki Hamas yetkililerini hedef aldığını bildirdi. Medya kaynakları, hedeflenen Hamas liderlerinin Halil el-Hayye, Zahir Cebbarin, Halid Meşal ve Nizar Avadullah olduğunu belirtirken, Hamas’a yakın kaynaklar Reuters‘e operasyonun başarılı olmadığını söyledi.

Bu operasyon, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in 31 Ağustos’ta, Gazze Şeridi’ndeki savaşın devam ettiği bir ortamda, Hamas liderlerini yurt dışında tasfiye etme tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Zamir, “Hareketin hayatta kalan liderlerinin çoğu yurt dışında oturuyor, onlara da ulaşacağız,” diyerek ordunun “tüm arenalarda ve her zaman saldırgan bir şekilde, inisiyatif alarak ve operasyonel üstünlükle hareket ettiğini” sözlerine ekledi.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların başlangıcından bu yana hareketin yurt dışındaki liderlerini hedef alan suikastlar gerçekleştirmişti. Bunlar arasında Beyrut’un güney banliyösünde Salih el-Aruri’nin ve İran’ın başkenti Tahran’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin öldürülmesi de bulunuyor.

Bundan yıllar önce, 2010’da, İsrail Hamas liderlerinden Mahmud el-Mebhuh’u da öldürmüştü.

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English