Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail, bugüne kadar hangi Hamas liderlerini hedef aldı?

Yayınlanma

Hamas’ın 1987’deki kuruluşundan bu yana İsrail, örgütün siyasi ve askeri liderlerini Filistin içinde ve dışında hedef alan suikastlar düzenliyor. İsrail, bu suikastları Hamas’ı zayıflatmanın bir yolu olarak görürken, yıllar içinde pek çok üst düzey isim bu saldırılarda hayatını kaybetti.

Hamas’ın Aralık 1987’de kurulmasından bu yana, örgütün siyasi ve askeri liderleri, İsrail tarafından Filistin içinde ve dışında gerçekleştirilen suikastların hedefi oldu.

İsrail, Hamas liderlerine yönelik suikastları, hareketi zayıflatmak ve örgütsel yapısını bozmak için etkili bir yöntem olarak değerlendirdi.

Kimi zaman başarılı olan kimi zaman ise başarısızlıkla sonuçlanan bu suikastlar, Şeyh Ahmed Yasin ve Abdülaziz el-Rantisi gibi sembol isimleri hedef alan hassas operasyonlardan, Gazze’ye yönelik savaşlar esnasında Hamas’ın askeri kanadındaki saha komutanlarını hedef alan daha geniş çaplı saldırılara kadar çeşitlilik gösterdi.

Hamas, Doha’daki müzakere heyetinin suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı

Salah Şihade

Temmuz 2002’de bir İsrail hava saldırısı, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının fiili kurucusu Salah Şihade’nin Gazze şehrinin doğusundaki ed-Derec mahallesindeki evini hedef aldı. Saldırıda Şihade, eşi ve Kassam Tugayları komutanlarından koruması Zahir Nasar’ın da aralarında bulunduğu 18 kişi hayatını kaybetti.

Şubat 1952’de Gazze’deki Şati Mülteci Kampı’nda doğan Şihade, gençliğinde Mısır’a giderek İskenderiye’deki Sosyal Hizmetler Enstitüsünde eğitim gördü. Lisans derecesini aldıktan sonra Gazze’ye döndü ve bölgenin sosyal işler müfettişi olarak görev yaptı.

1984 yılında, Hamas’ın kuruluşundan üç yıl önce, Filistinli Mücahitler adıyla bir askeri yapı kurdu. Bu yapı, İsrail’e karşı bir dizi operasyon düzenleyen gizli hücrelerden oluşuyordu.

Şihade, 1991’de İzzeddin el-Kassam Tugaylarına dönüşen bu örgütün liderliğini sürdürdü. 1988 ile 2000 yılları arasında İsrail tarafından tutuklu yargılandı.

Şeyh Ahmed Yasin

İsrail, 22 Mart 2004’te, Gazze’nin güneyindeki es-Sabra mahallesinde bulunan İslam Külliyesi Camisi’nden tekerlekli sandalyesiyle çıkarken Şeyh Ahmed Yasin’e üç roketle saldırdı. Yasin, saldırı sonucunda hayatını kaybetti.

Gençliğinde geçirdiği bir kaza sonucu felç olan Şeyh Yasin, 1938’de doğdu. Hayatını İslami ilimlere adadıktan sonra Müslüman Kardeşler’e katıldı. Ancak asıl tanınırlığını, yeni bir İslami örgüt olan Hamas’ın lideri olduğu Birinci Filistin İntifadası sırasında kazandı.

1989’da İsrail tarafından tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 1997’de, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’e Ürdün’ün başkenti Amman’da suikast girişiminde bulunan iki İsrailli ajanın serbest bırakılması karşılığında yapılan bir esir takasıyla serbest kaldı.

Yasin, 6 Eylül 2003’te de bir İsrail suikast girişiminden sağ kurtulmuştu. İsrail helikopterleri, Gazze’de İsmail Heniyye ile birlikte bulunduğu bir daireyi hedef almış, Yasin saldırıda sağ kolundan hafif yaralanmıştı.

Abdülaziz el-Rantisi

Doktor ve siyasetçi Abdülaziz el-Rantisi’nin, Şeyh Ahmed Yasin’in yerine Hamas liderliğine geçmesinin ardından İsrail, 17 Nisan 2004’te Gazze şehrinde aracına bir helikopterle düzenlediği roket saldırısıyla Rantisi’yi öldürdü.

Hamas’ın önde gelen liderlerinden Rantisi, 2003 yazında bir suikast girişiminden kurtulmuştu. İslam Külliyesi, Gazze Şeridi’ndeki Arap Tabipler Birliği ve Filistin Kızılayı gibi kurumlarda idari görevler üstlendi.

1978’de açılışından itibaren Gazze İslam Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı ve İsrail karşıtı faaliyetleri nedeniyle farklı dönemlerde tutuklandı.

Rantisi, 1992’de Lübnan’ın güneyindeki Merc ez-Zuhur’a sürgün edilenlerin sözcülüğünü yaptı. 1993’te Merc ez-Zuhur’dan döndükten hemen sonra tutuklandı ve 1997 ortalarına kadar cezaevinde kaldı.

Nizar Reyyan

İsrail, Ocak 2009 başında Gazze’ye başlattığı Dökme Kurşun harekatı sırasında Hamas liderlerinden Nizar Reyyan’ı, Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’ndaki evine düzenlediği bombardımanla öldürdü.

Reyyan, Kassam Tugayları ile askeri faaliyetlerde bulunmuş ve suikasta uğrayana kadar art arda Hamas Siyasi Büro üyeliği yapmıştı.

İsrail’in 2005’te Gazze Şeridi’nden çekilmesinin ardından geçen yıllarda Reyyan, İsrail’in Filistinlilerin evlerini roketlerle hedef almasını engellemek amacıyla insan kalkanları oluşturarak organize bir halk kampanyasına liderlik etti. Reyyan, yüzlerce vatandaşla birlikte bombalanma tehdidi altındaki binaların çatılarına çıkarak tekbir getiriyordu.

Mahmud el-Mebhuh

14 Şubat 1960’ta Gazze Şeridi’ndeki Cibaliya Mülteci Kampı’nda doğan Mahmud el-Mebhuh, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının liderlerinden biriydi. İsrail, onu Birinci Filistin İntifadası sırasında iki İsrail askerinin kaçırılıp öldürülmesinden sorumlu tutuyordu.

1986’da İsrail güçleri tarafından silah bulundurmak ve İslami Harekete üye olmak suçlamasıyla bir yıl süreyle Gazze’deki es-Seraya Cezaevi’nde tutuldu. 1987’de Birinci İntifada’nın başlamasıyla serbest kalan Mebhuh, direniş faaliyetlerine gizlilik içinde devam etti.

Kurucu lider Şeyh Ahmed Yasin ve İzzeddin el-Kassam Tugaylarının kurucusu Salah Şihade ile ilişkilerini güçlendirdi ve komutan Muhammed eş-Şeratiha tarafından kurulan ilk askeri grubun üyesi oldu. Hapisten çıktıktan sonra, Hamas komutanlarından Şeyh Salah Şihade’nin talimatıyla asker kaçırma konusunda uzmanlaşan “Birim 101″i kurdu.

İsrail, Mahmud el-Mebhuh’u Dubai’de öldürdü. Dubai polisi 2010’da, suikastı İngiliz, İrlanda, Alman ve Fransız pasaportu taşıyan 11 kişinin gerçekleştirdiğini duyurdu ve yüksek teknolojili kamera kayıtlarına dayanarak şüphelilerin fotoğraflarını yayımladı.

Ahmed el-Caberi

İsrail, Kasım 2012’de Gazze şehrine düzenlediği bir hava saldırısıyla, Şihade ve Muhammed ed-Dayf ile birlikte hareketin Askeri Konseyindeki “üçüncü kişi” olarak kabul edilen Hamas’ın önde gelen liderlerinden Ahmed el-Caberi’yi öldürdü.

1960 doğumlu olan Caberi, siyasi hayatına Fetih Hareketi’nde başladı. Cezaevindeyken Hamas’ın kurucusu Ahmed Yasin ile tanıştı ve hareketin liderleriyle ilişkilerini güçlendirdi. 1995’te cezaevinden çıktıktan sonra Hamas’a katıldı. 2000 yılında, Dayf ve Şihade ile birlikte Kassam Tugayları Askeri Konseyinin üç üyesinden biri oldu.

Dayf’ın 2003’teki bir suikast girişiminde ağır yaralanmasının ardından, Dayf’ın yardımcısı olarak Kassam Tugaylarının fiili komutanı hâline geldi ve İsrailli güvenlik ve askeri liderlerin ifadesiyle “Hamas’ın genelkurmay başkanı” ve “zorlu isim” unvanlarını aldı.

Caberi, İsrail’e karşı askeri faaliyetlerin organize edilmesinde ve koordine edilmesinde önemli bir rol oynadı ve 2011’de asker Gilad Şalit karşılığında Filistinli esirlerin takası sürecini yönetti.

Raid el-Attar

İsrail, 21 Ağustos 2014’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde bir eve düzenlediği hava saldırısıyla, İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in (Şabak) “Kassam’ın en güçlü liderlerinden biri” olarak tanımladığı Raid el-Attar’ı öldürdü.

Kassam Tugayları Askeri Konseyi üyesi ve kurucularından olan Attar, Refah bölgesinin askeri sorumlusuydu. İsrail, onu Hamas’ın yer altı tünel sistemini inşa etmekle suçluyordu.

Attar ayrıca, 2006’da Kerem Ebu Salim bölgesinde Kassam Tugaylarının düzenlediği, iki İsrail askerinin öldürüldüğü ve asker Gilad Şalit’in esir alındığı saldırıyı planladı. İsrail, 2014’teki Gazze savaşı sırasında subayı Hadar Goldin’in öldürülmesinden ve cesedinin alıkonulmasından da Attar’ı sorumlu tuttu.

1994’te Kassam Tugaylarına katılan Attar, Mısır-İsrail sınırındaki bir İsrail askeri mevzisine düzenlenen ve bir İsrail subayının öldürüldüğü saldırıda yer almıştı.

Cemile eş-Şanti

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının başlangıcında, 18 Ekim’de Gazze şehrindeki evine düzenlenen bir hava saldırısıyla Hamas hükümetinin ilk kadın bakanı olan Cemile eş-Şanti öldürüldü.

Şanti’nin adı, 3 Kasım 2006’da, liderliğindeki bir kadın yürüyüşünün, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Hanun beldesinde onlarca direnişçinin bulunduğu bir camiye uyguladığı ablukayı kırmasıyla öne çıkmıştı.

2006 yılında Hamas’ı temsil eden Değişim ve Reform listesinden Yasama Meclisi üyeliğine seçildi.

Şanti, 2013’te Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas hükümetinde Kadın Bakanı olarak atandı. 2021’de ise Siyasi Büro’nun ilk kadın üyesi olarak bu göreve geldi.

Eymen Nevfel

İsrail, geçen 17 Ekim’de Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’na bir hava saldırısı düzenleyerek Hamas liderlerinden Eymen Nevfel’i hedef aldı.

Hamas’ın en önde gelen güvenlik ve istihbarat liderlerinden biri olan Nevfel, Kassam Tugayları Genel Askeri Konseyi üyesi ve Merkez Vilayetler Tugayı komutanıydı. Tel Aviv, onu daha önce suikast için arananlar listesinde dördüncü sıraya koymuştu.

Kassam Tugaylarının ilk kuşağından olan Nevfel, intifadalar (1987 ve 2000) sırasında askeri faaliyetlere liderlik edenlerdendi. 1991’de İsrail cezaevlerinde, 1997’de ise Filistin Yönetimi tarafından üç kez tutuklandı.

Nevfel, yıllarca Kassam Tugaylarının istihbarat birimini yönettikten sonra askeri operasyonların komutasını üstlendi. Son görevi, Tugayların Merkez Vilayetler Tugayı komutanlığıydı.

Salih el-Aruri

İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA), 2 Ocak 2024’te Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyösünde Hamas’a ait bir büronun bulunduğu binayı hedef alarak Salih el-Aruri’yi öldürdü. Ekim 2017’den beri hareketin Siyasi Büro Başkan Yardımcısı olan Aruri, 31 Temmuz 2021’de yeniden seçilmiş ve Batı Şeria’daki hareketin sorumluluğunu üstlenmişti.

1966’da işgal altındaki Batı Şeria’nın merkezindeki Ramallah yakınlarındaki Arura kasabasında doğan Aruri, Hamas’ın iki numaralı ismi olarak kabul ediliyordu.

İzzeddin el-Kassam Tugaylarının kuruluşuna katkıda bulunan Aruri, İsrail cezaevlerinde 18 yıl geçirdi. Ayrıca 1985’ten 1992’de tutuklanana kadar el-Halil Üniversitesindeki İslami öğrenci hareketine liderlik etti.

1987 sonlarında kuruluşunun ardından Hamas’a katılan Aruri, 2014’te Tel Aviv tarafından Batı Şeria’da üç İsraillinin kaçırılıp öldürülmesini planlamakla suçlanmıştı.

İsmail Heniyye

Filistin’in önde gelen siyasi liderlerinden ve Hamas’ın sembol isimlerinden biri olan İsmail Heniyye, 2006-2007 yılları arasında Filistin Başbakanı olarak görev yaptı. Hareket, 31 Temmuz 2025’te Tahran’daki konutunu hedef alan bir İsrail hava saldırısında öldürüldüğünü duyurdu.

Heniyye, 2021’de üst üste ikinci kez Hamas Siyasi Büro Başkanlığına seçilmişti ve görev süresi 2025’te sona erecekti.

Siyasi faaliyetlerine, daha sonra Hamas’ın içinden çıktığı Müslüman Kardeşler’in öğrenci kolu olan İslami İttifak içinde başlayan Heniyye, İsrail ordusu tarafından defalarca tutuklanmış ve suikast girişimlerine maruz kalmıştı.

Yahya es-Sinvar‌

1962’de Gazze Şeridi’nde doğan Yahya es-Sinvar, Aksa Tufanı operasyonunda Hamas’ın en önde gelen lideriydi. Gazze’deki Hamas lideri olan Sinvar, İsmail Heniyye’nin geçen Temmuz 2024’te Tahran’da öldürülmesinin ardından Hamas Siyasi Büro Başkanı oldu.

Genç yaşta Hamas’a katılan Sinvar, hareketin iç güvenlik işlerini yürüten, İsrail ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen muhbirleri soruşturan ve İsrailli istihbarat ve güvenlik görevlilerini takip eden “Mecd” adlı bir güvenlik birimi kurdu.

İsrail, Sinvar’ı üç kez tutukladı ve 1988’deki üçüncü tutukluluğunun ardından dört kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Buna rağmen, İsrail tarafından serbest bırakılan 1027 Filistinli mahkûm arasında yer aldı. Sinvar, Hamas’ta önde gelen bir lider olarak görevine geri döndü ve 2017’de hareketin Gazze Şeridi’ndeki Siyasi Büro Başkanlığını üstlendi.

Sinvar, 16 Ekim 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrinde İsrail ordusuyla girdiği çatışmada hayatını kaybetti.

Muhammed ed-Dayf

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başkanı olan Muhammed ed-Dayf, gizemli bir figür olarak biliniyordu. Filistinliler arasında “Dahi”, İsrailliler arasında ise “Yedi Canlı Kedi” olarak tanınıyordu.

İsrail’in en çok aranan isimlerinden biri olan Dayf, 2000 yılında hapsedilmiş ancak İkinci Filistin İntifadası’nın başında kaçmıştı.

2002’deki suikast girişimlerinden birinde hayatta kalmayı başaran Dayf, bir gözünü kaybetti. İsrail, onun ayrıca bir bacağını ve bir elini kaybettiğini ve konuşma güçlüğü çektiğini iddia etti.

İsrail, 2014’te Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir saldırıda Dayf’ı öldürmeyi başaramadı ancak eşini ve iki çocuğunu öldürdü.

Temmuz 2024’te İsrail, Han Yunus’taki bir yerleşkeye düzenlediği hava saldırısında Dayf’ı öldürdüğünü duyurdu. Hamas Hareketi ise Dayf’ın ölümünü Ocak 2025 sonuna kadar doğrulamadı.

Hamas liderlerine suikast, İsrail için devam eden bir hedef

İsrail Ordu Radyosu, 9 Eylül’de İsrail’in Katar’daki Hamas yetkililerini hedef aldığını bildirdi. Medya kaynakları, hedeflenen Hamas liderlerinin Halil el-Hayye, Zahir Cebbarin, Halid Meşal ve Nizar Avadullah olduğunu belirtirken, Hamas’a yakın kaynaklar Reuters‘e operasyonun başarılı olmadığını söyledi.

Bu operasyon, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in 31 Ağustos’ta, Gazze Şeridi’ndeki savaşın devam ettiği bir ortamda, Hamas liderlerini yurt dışında tasfiye etme tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Zamir, “Hareketin hayatta kalan liderlerinin çoğu yurt dışında oturuyor, onlara da ulaşacağız,” diyerek ordunun “tüm arenalarda ve her zaman saldırgan bir şekilde, inisiyatif alarak ve operasyonel üstünlükle hareket ettiğini” sözlerine ekledi.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıların başlangıcından bu yana hareketin yurt dışındaki liderlerini hedef alan suikastlar gerçekleştirmişti. Bunlar arasında Beyrut’un güney banliyösünde Salih el-Aruri’nin ve İran’ın başkenti Tahran’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin öldürülmesi de bulunuyor.

Bundan yıllar önce, 2010’da, İsrail Hamas liderlerinden Mahmud el-Mebhuh’u da öldürmüştü.

Ortadoğu

BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Yayınlanma

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.

BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.

Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.

Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.

Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.

Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.

Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.

Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.

Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.

Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.

Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.

Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.

İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.

Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak. 

Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.

Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.

OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.

Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.

Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.

Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.

Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.

Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.

Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al ⁠Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.

Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.

Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.

Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.

Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.

İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.

ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.

BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.

Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.

Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.

Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

Yayınlanma

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.

İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.

Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.

İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.

ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.

ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.

Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.

Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.

Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.

CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.

Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.

Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Yayınlanma

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.

Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.

Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.

Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji ⁠altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.

Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.

Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, ​Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.

Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.

ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.

Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.

Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English