Amerika
Hegseth’in yıllara yayılan İran düşmanlığı

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, yıllardır kitaplarında, Fox News yayınlarında, eğitim videolarında ve 2018’de Kudüs’te düzenlenen bir İsrail medya konferansında yaptığı konuşmada İran düşmanlığını şiddetli şekillerde ifade etti.
The Guardian, Pentagon şefinin İran hakkında yaptığı yorumları derledi.
Örneğin, Hegseth 2020 yılında yayınlanan bir kitabında, İran liderlerinin “Batıya diz çöktürmek için aktif olarak askeri araçlar, özellikle de nükleer silahlar aradıklarını” yazıyordu.
Hegseth, aşırı sağcı medya platformu PragerU için 2017 yılında hazırlanan bir videoda İran’ı “Amerika’nın ölümcül düşmanı” olarak nitelendirmişti.
Hegseth, 2018’de bakanların da aralarında bulunduğu İsrailli bir dinleyici kitlesine İran’ı “ahtapot” olarak nitelendirmiş ve “İran rejiminin bugün dünyada hem İsrail hem de Amerika Birleşik Devletleri için kötü niyetli birçok kolu olduğunu” ve “Amerika’nın varlığını tehdit eden bir nükleer kapasite” inşa etmekle meşgul olduğunu söylemişti.
“Amerika’yı seviyorsanız, İsrail’i de sevmelisiniz”
Hegseth, 2020 tarihli kitabında şöyle yazıyordu:
“İsrail’i sevmeden Amerika’yı sevebilirsiniz – ama bu bana, İncil ve Batı medeniyeti hakkındaki bilginizin ne yazık ki eksik olduğunu gösterir.
(…)
“Amerika’yı seviyorsanız, İsrail’i de sevmelisiniz. Tarihimizi, inancımızı ve özgürlüğümüzü paylaşıyoruz.”
(…)
“İsrail, hem İslamcılar hem de uluslararası solcular için bir numaralı düşmandır – bu tek başına onu sevmek için bir neden.”
2020 yılında yayınlanan American Crusade (Amerikan Haçlı Seferi) kitabında Hegseth, İran’ı El Kaide ve İslam Devleti ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri için varoluşsal bir tehdit olarak gösteriyor.
Aynı kitabın “İslamcılık: En Tehlikeli ‘izm’” başlıklı bölümünde Hegseth, İslamın farklı kollarına bağlı olan ve birbirleriyle çatışan grupları ve devletleri bir araya getirerek şöyle yazıyor:
“Amerika İslam’la savaşta değil, ama İslamcılarla her zaman savaş halindeyiz. El Kaide, İslam Devleti, Taliban, İran ve benzerleri, ‘birlikte yaşama’ planı olmayan İslamcı hareketin en son tezahürleri. Toprak, güç, demografik ve siyasi avantajlar peşindeler ve Batıya diz çöktürmek için aktif olarak askeri araçlar, özellikle nükleer silahlar arıyorlar.”
“Irak’ta siyasi boşluğu İran, güvenlik boşluğunu IŞİD doldurdu”
Aynı pasajda Hegseth, mevcut çatışma sırasında İran füzeleriyle vurulan ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan’a da vuruyor ve Krallığın “petrol parasıyla Müslüman dünyasında, Avrupa’da ve hatta burada, ABD’de radikal, Batı karşıtı İslam okulları (medreseler) ve camileri finanse ettiğini” yazıyor.
Kitabın başka bir bölümünde Hegseth, İran’ı “Irak’ı işgal eden kötü niyetli bir güç” olarak gösteren bir pasaj eklemiş. Bu pasaj, Hegseth’in sadece “Texas Omar” olarak tanımladığı Iraklı bir kaynağa atfediliyor.
Hegseth, Omar’ın sözlerini aktarıyor
“İran’ın bu durumdan nasıl yararlanmak istediğini de gördük ve onların etkisine karşı durmamız gerekiyordu. Bu kötülüğe karşı savaşmak için ölmeye hazırdık. Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmeye hazırdık.”
Hegseth, 2020’lerde muhafazakâr hareketin propagandasında uzman bir ses olarak ortaya çıktığında da benzer bir retorik kullandı.
2017 Prager U videosunda, İran’ı ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle oluşan boşluğu dolduran bir ülke olarak tasvir ederek şöyle diyordu:
“Irak’ın doğusundaki komşusu ve Amerika’nın ölümcül düşmanı İran, siyasi boşluğu doldururken, IŞİD güvenlik boşluğunu acımasızca sömürdü.”
Fox News günleri: “Ilımlı İran yöneticileri diye bir şey yok”
Fox News’te konuk, katkıcı ve sunucu olarak geçirdiği on yıl boyunca Hegseth, İran’a karşı savaşçı bir tutum sergileme konusunda tutarlı bir tavır sergiledi.
14 Ocak 2014 tarihinde, Nexis’in bölüm transkriptine göre, Hegseth The Kelly File programına gazilerin savunucusu olarak katıldı ve İran’ın o dönemki dışişleri bakanı Cevad Zarif’in, 2008 yılında bir araba bombasında öldürülen eski Hizbullah 2 numarası İmad Muğniye’nin mezarına çelenk bıraktığını söyledi.
Hegseth, bu olayı, Obama yönetiminin rejimle o dönemde yaptığı geçici nükleer anlaşmayı eleştirmek için kullandı ve çelenk koyma olayının izleyicilere “bu rejimin gerçek niyetleri hakkında bilmemiz gereken her şeyi” gösterdiğini söyledi ve “bu yönetimin, İran’da artık ılımlılarla muhatap olduğumuza inanmak için kasıtlı olarak gözlerini kapattığını” eleştirdi.
Zarif ve o dönem sık sık ılımlı olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “Kudüs Gücü ve Hizbullah ile aynı kişiler” olduğunu ve “aynı insanları, aynı kontrolü, aynı ideolojiyi” temsil ettiklerini söylüyordu.
2020 yılında Hegseth, Fox News’te bir dizi programa katılarak Trump’ın emriyle Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesini de kutlamıştı.
3 Ocak’ta Hegseth, Fox Business’ta ortaya çıkarak suikastı övdü ve İran liderliğinin diğer üyelerine yönelik bir tehdit niteliğinde açıklamalarda bulundu:
“İran bugün, belki de tekrar bir şey yapacağımızdan endişelenmeli. Amerikalıları öldürmeye devam ederseniz, belki de sıradaki ikinci generalinizdir. Biz en üstteyiz. Siz bize cevap verirsiniz, tersi değil.”
Birkaç gün sonra, 8 Ocak 2020’de, İran’ın ABD güçlerinin bulunduğu Irak üslerine misilleme füze saldırıları düzenlemesinin ardından, Hegseth Fox & Friends programına çıkarak İran’ın nükleer programına karşı askeri harekat için doğru zamanın geldiğini ima etti:
“Irak’tan ayrılıp ayrılmamamız, bizim şartlarımıza göre ve İran’ı nasıl kontrol altına alacağımıza ve onların nükleer bomba elde etme yeteneklerine göre belirlenmeli… Şu anda, onların bu yeteneklerini ortadan kaldırmak için doğru zaman olabilir.”
Eski ABD ordusu mensubu Krapivnik: İran’da intihar görevi peşindeyiz
Kudüs konuşması: Harem’üş Şerif’te yeni Yahudi tapınağı inşasına destek
2018’de Hegseth, Arutz Sheva (Israel National News olarak da bilinen İsrail medya kuruluşu) tarafından Kudüs’te düzenlenen konferansta konuşma yaptı.
Hegseth konuşmasında, Obama yönetimi tarafından müzakere edilen İran nükleer anlaşmasını “ihanet” olarak nitelendiriyordu:
“Obama yönetimi, nükleer silahlara kaçınılmaz bir yol açan korkunç bir anlaşma imzalamak için elinden gelen her şeyi yaptı ve milyarlarca dolarlık fon sağladı. Nefret dolu terörist İran rejimi, Amerika’nın ve İsrail’in yok olmasını istiyor.”
Hegseth daha sonra, İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili, ABD’nin ana akım politikasından oldukça uzak bir dizi açıklamaya geçti.
Hegseth, “bugün Amerika’daki entelektüellerin ağzından hâlâ damlayan sözde iki devletli çözüm”ü eleştirdi ve “Bugün sahaya bakarsanız, iki devletli çözümün sonucu diye bir şeyin olmadığını anlarsınız. Burada tek bir devlet var,” diye ekledi.
Dinleyicilerini, İsrail yerleşimci hareketinin dilini kullanarak “Yahudiye ve Samiriye”, ya da Batı Şeria’nın ilhakı konusunda harekete geçmeye çağırdı:
“Bilet alın, harekete geçin, İsrail’de yapılması gerekeni yapın, çünkü Amerika’nın sizi destekleyeceği bir an olduğuna gerçekten inanıyorum.”
Hegseth ayrıca Harem’üş Şerif’te Yahudi tapınağının yeniden inşasını savundu. Bu, Orta Doğu siyasetinde en tartışmalı konulardan biri, çünkü bu bölge İslamın üçüncü kutsal mekanı olan Aksa Camii’ne ev sahipliği yapıyor.
Bunu, 1917’deki Balfour Deklarasyonu, İsrail’in 1948’deki bağımsızlığı, 1967’deki Altı Gün Savaşı ve Trump’ın 2017’de Kudüs’ü ülkenin başkenti olarak tanıması gibi bir dizi Siyonist “mucize”nin bir parçası olarak nitelendiren Hegseth, dinleyicilere “Tapınak Dağı’nda Tapınağın yeniden kurulmasının mucizesinin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok. Nasıl olacağını bilmiyorum. Siz de nasıl olacağını bilmiyorsunuz, ama ben bunun olabileceğini biliyorum,” diyordu.
Aynı konuşmada, Avrupa’yı “radikal İslam tarafından yakında boğulacak bir müze” olarak nitelendirdi.
“Tanrı da İsrail halkının yanındadır”
Hegseth’in ABD-İsrail ilişkilerine bakışı, sık sık Amerikan dış politikası ile İncildeki yükümlülükler arasındaki her türlü ayrımı ortadan kaldıran teolojik terimlerle ifade ediliyor.
Örneğin Amerikan Haçlı Seferi adlı kitabında şöyle yazıyor:
“Tanrı da İsrail halkının düşmanlarına karşı yanında durur ve İsrail’i kutsayanları kutsar. Amerika, Tanrıyı onurlandırdığımız ve özgürlüğü sevdiğimiz için İsrail’in yanında durmalı.”
2018’de İsrail’de yaptığı konuşmada, İsrail’in sınırlarının genişletilmesini savunurken, dinleyicilere “vatansever Amerikalılar, evanjelik Hıristiyanlar ve inananlar arasında sahip olduğunuz desteği” dikkate almalarını söyledi.
The Guardian’ın önceki haberlerinde, Hegseth’in komutasındaki askerlere çatışma kurallarını görmezden gelmeleri tavsiyesinde bulunduğu, ABD ordusunun olası bir iç savaşta “taraf tutması” gerekebileceği görüşünü dile getirdiği ve bir podcast’te “alan egemenliği” adlı teokratik vizyonu desteklediği ortaya çıkmıştı.
Hegseth’in yayınlanmış eserlerinde Müslüman göçmenlerin Avrupa’ya göçüyle ilgili komplo teorileri ve İslam tarihi hakkında yanlış iddialar da dahil olmak üzere Müslüman karşıtı söylemler yer aldığı da ortaya çıktı.
Aynı kitap, ortaçağ haçlı seferlerini çağdaş çatışmalar için bir model olarak tasvir ediyor ve Hegseth’in koluna dövme olarak kazınmış “deus vult” (“Tanrı istiyor”) sloganını taşıyor.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











