Bizi Takip Edin

Amerika

Hegseth’in yıllara yayılan İran düşmanlığı

Yayınlanma

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, yıllardır kitaplarında, Fox News yayınlarında, eğitim videolarında ve 2018’de Kudüs’te düzenlenen bir İsrail medya konferansında yaptığı konuşmada İran düşmanlığını şiddetli şekillerde ifade etti.

The Guardian, Pentagon şefinin İran hakkında yaptığı yorumları derledi.

Örneğin, Hegseth 2020 yılında yayınlanan bir kitabında, İran liderlerinin “Batıya diz çöktürmek için aktif olarak askeri araçlar, özellikle de nükleer silahlar aradıklarını” yazıyordu.

Hegseth, aşırı sağcı medya platformu PragerU için 2017 yılında hazırlanan bir videoda İran’ı “Amerika’nın ölümcül düşmanı” olarak nitelendirmişti.

Hegseth, 2018’de bakanların da aralarında bulunduğu İsrailli bir dinleyici kitlesine İran’ı “ahtapot” olarak nitelendirmiş ve “İran rejiminin bugün dünyada hem İsrail hem de Amerika Birleşik Devletleri için kötü niyetli birçok kolu olduğunu” ve “Amerika’nın varlığını tehdit eden bir nükleer kapasite” inşa etmekle meşgul olduğunu söylemişti.

“Amerika’yı seviyorsanız, İsrail’i de sevmelisiniz”

Hegseth, 2020 tarihli kitabında şöyle yazıyordu:

“İsrail’i sevmeden Amerika’yı sevebilirsiniz – ama bu bana, İncil ve Batı medeniyeti hakkındaki bilginizin ne yazık ki eksik olduğunu gösterir.

(…)

“Amerika’yı seviyorsanız, İsrail’i de sevmelisiniz. Tarihimizi, inancımızı ve özgürlüğümüzü paylaşıyoruz.”

(…)

“İsrail, hem İslamcılar hem de uluslararası solcular için bir numaralı düşmandır – bu tek başına onu sevmek için bir neden.”

2020 yılında yayınlanan American Crusade (Amerikan Haçlı Seferi) kitabında Hegseth, İran’ı El Kaide ve İslam Devleti ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri için varoluşsal bir tehdit olarak gösteriyor.

Aynı kitabın “İslamcılık: En Tehlikeli ‘izm’” başlıklı bölümünde Hegseth, İslamın farklı kollarına bağlı olan ve birbirleriyle çatışan grupları ve devletleri bir araya getirerek şöyle yazıyor:

“Amerika İslam’la savaşta değil, ama İslamcılarla her zaman savaş halindeyiz. El Kaide, İslam Devleti, Taliban, İran ve benzerleri, ‘birlikte yaşama’ planı olmayan İslamcı hareketin en son tezahürleri. Toprak, güç, demografik ve siyasi avantajlar peşindeler ve Batıya diz çöktürmek için aktif olarak askeri araçlar, özellikle nükleer silahlar arıyorlar.”

Bazı ABD’li komutanlara göre İran savaşı “Tanrının planı”

“Irak’ta siyasi boşluğu İran, güvenlik boşluğunu IŞİD doldurdu”

Aynı pasajda Hegseth, mevcut çatışma sırasında İran füzeleriyle vurulan ABD’nin müttefiki Suudi Arabistan’a da vuruyor ve Krallığın “petrol parasıyla Müslüman dünyasında, Avrupa’da ve hatta burada, ABD’de radikal, Batı karşıtı İslam okulları (medreseler) ve camileri finanse ettiğini” yazıyor.

Kitabın başka bir bölümünde Hegseth, İran’ı “Irak’ı işgal eden kötü niyetli bir güç” olarak gösteren bir pasaj eklemiş. Bu pasaj, Hegseth’in sadece “Texas Omar” olarak tanımladığı Iraklı bir kaynağa atfediliyor.

Hegseth, Omar’ın sözlerini aktarıyor

“İran’ın bu durumdan nasıl yararlanmak istediğini de gördük ve onların etkisine karşı durmamız gerekiyordu. Bu kötülüğe karşı savaşmak için ölmeye hazırdık. Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmeye hazırdık.”

Hegseth, 2020’lerde muhafazakâr hareketin propagandasında uzman bir ses olarak ortaya çıktığında da benzer bir retorik kullandı.

2017 Prager U videosunda, İran’ı ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle oluşan boşluğu dolduran bir ülke olarak tasvir ederek şöyle diyordu:

“Irak’ın doğusundaki komşusu ve Amerika’nın ölümcül düşmanı İran, siyasi boşluğu doldururken, IŞİD güvenlik boşluğunu acımasızca sömürdü.”

Fox News günleri: “Ilımlı İran yöneticileri diye bir şey yok”

Fox News’te konuk, katkıcı ve sunucu olarak geçirdiği on yıl boyunca Hegseth, İran’a karşı savaşçı bir tutum sergileme konusunda tutarlı bir tavır sergiledi.

14 Ocak 2014 tarihinde, Nexis’in bölüm transkriptine göre, Hegseth The Kelly File programına gazilerin savunucusu olarak katıldı ve İran’ın o dönemki dışişleri bakanı Cevad Zarif’in, 2008 yılında bir araba bombasında öldürülen eski Hizbullah 2 numarası İmad Muğniye’nin mezarına çelenk bıraktığını söyledi.

Hegseth, bu olayı, Obama yönetiminin rejimle o dönemde yaptığı geçici nükleer anlaşmayı eleştirmek için kullandı ve çelenk koyma olayının izleyicilere “bu rejimin gerçek niyetleri hakkında bilmemiz gereken her şeyi” gösterdiğini söyledi ve “bu yönetimin, İran’da artık ılımlılarla muhatap olduğumuza inanmak için kasıtlı olarak gözlerini kapattığını” eleştirdi.

Zarif ve o dönem sık sık ılımlı olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “Kudüs Gücü ve Hizbullah ile aynı kişiler” olduğunu ve “aynı insanları, aynı kontrolü, aynı ideolojiyi” temsil ettiklerini söylüyordu.

2020 yılında Hegseth, Fox News’te bir dizi programa katılarak Trump’ın emriyle Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesini de kutlamıştı.

3 Ocak’ta Hegseth, Fox Business’ta ortaya çıkarak suikastı övdü ve İran liderliğinin diğer üyelerine yönelik bir tehdit niteliğinde açıklamalarda bulundu:

“İran bugün, belki de tekrar bir şey yapacağımızdan endişelenmeli. Amerikalıları öldürmeye devam ederseniz, belki de sıradaki ikinci generalinizdir. Biz en üstteyiz. Siz bize cevap verirsiniz, tersi değil.”

Birkaç gün sonra, 8 Ocak 2020’de, İran’ın ABD güçlerinin bulunduğu Irak üslerine misilleme füze saldırıları düzenlemesinin ardından, Hegseth Fox & Friends programına çıkarak İran’ın nükleer programına karşı askeri harekat için doğru zamanın geldiğini ima etti:

“Irak’tan ayrılıp ayrılmamamız, bizim şartlarımıza göre ve İran’ı nasıl kontrol altına alacağımıza ve onların nükleer bomba elde etme yeteneklerine göre belirlenmeli… Şu anda, onların bu yeteneklerini ortadan kaldırmak için doğru zaman olabilir.”

Eski ABD ordusu mensubu Krapivnik: İran’da intihar görevi peşindeyiz

Kudüs konuşması: Harem’üş Şerif’te yeni Yahudi tapınağı inşasına destek

2018’de Hegseth, Arutz Sheva (Israel National News olarak da bilinen İsrail medya kuruluşu) tarafından Kudüs’te düzenlenen konferansta konuşma yaptı.

Hegseth konuşmasında, Obama yönetimi tarafından müzakere edilen İran nükleer anlaşmasını “ihanet” olarak nitelendiriyordu:

“Obama yönetimi, nükleer silahlara kaçınılmaz bir yol açan korkunç bir anlaşma imzalamak için elinden gelen her şeyi yaptı ve milyarlarca dolarlık fon sağladı. Nefret dolu terörist İran rejimi, Amerika’nın ve İsrail’in yok olmasını istiyor.”

Hegseth daha sonra, İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili, ABD’nin ana akım politikasından oldukça uzak bir dizi açıklamaya geçti.

Hegseth, “bugün Amerika’daki entelektüellerin ağzından hâlâ damlayan sözde iki devletli çözüm”ü eleştirdi ve “Bugün sahaya bakarsanız, iki devletli çözümün sonucu diye bir şeyin olmadığını anlarsınız. Burada tek bir devlet var,” diye ekledi.

Dinleyicilerini, İsrail yerleşimci hareketinin dilini kullanarak “Yahudiye ve Samiriye”, ya da Batı Şeria’nın ilhakı konusunda harekete geçmeye çağırdı:

“Bilet alın, harekete geçin, İsrail’de yapılması gerekeni yapın, çünkü Amerika’nın sizi destekleyeceği bir an olduğuna gerçekten inanıyorum.”

Hegseth ayrıca Harem’üş Şerif’te Yahudi tapınağının yeniden inşasını savundu. Bu, Orta Doğu siyasetinde en tartışmalı konulardan biri, çünkü bu bölge İslamın üçüncü kutsal mekanı olan Aksa Camii’ne ev sahipliği yapıyor.

Bunu, 1917’deki Balfour Deklarasyonu, İsrail’in 1948’deki bağımsızlığı, 1967’deki Altı Gün Savaşı ve Trump’ın 2017’de Kudüs’ü ülkenin başkenti olarak tanıması gibi bir dizi Siyonist “mucize”nin bir parçası olarak nitelendiren Hegseth, dinleyicilere “Tapınak Dağı’nda Tapınağın yeniden kurulmasının mucizesinin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok. Nasıl olacağını bilmiyorum. Siz de nasıl olacağını bilmiyorsunuz, ama ben bunun olabileceğini biliyorum,” diyordu.

Aynı konuşmada, Avrupa’yı “radikal İslam tarafından yakında boğulacak bir müze” olarak nitelendirdi.

“Tanrı da İsrail halkının yanındadır”

Hegseth’in ABD-İsrail ilişkilerine bakışı, sık sık Amerikan dış politikası ile İncildeki yükümlülükler arasındaki her türlü ayrımı ortadan kaldıran teolojik terimlerle ifade ediliyor.

Örneğin Amerikan Haçlı Seferi adlı kitabında şöyle yazıyor:

“Tanrı da İsrail halkının düşmanlarına karşı yanında durur ve İsrail’i kutsayanları kutsar. Amerika, Tanrıyı onurlandırdığımız ve özgürlüğü sevdiğimiz için İsrail’in yanında durmalı.”

2018’de İsrail’de yaptığı konuşmada, İsrail’in sınırlarının genişletilmesini savunurken, dinleyicilere “vatansever Amerikalılar, evanjelik Hıristiyanlar ve inananlar arasında sahip olduğunuz desteği” dikkate almalarını söyledi.

The Guardian’ın önceki haberlerinde, Hegseth’in komutasındaki askerlere çatışma kurallarını görmezden gelmeleri tavsiyesinde bulunduğu, ABD ordusunun olası bir iç savaşta “taraf tutması” gerekebileceği görüşünü dile getirdiği ve bir podcast’te “alan egemenliği” adlı teokratik vizyonu desteklediği ortaya çıkmıştı.

Hegseth’in yayınlanmış eserlerinde Müslüman göçmenlerin Avrupa’ya göçüyle ilgili komplo teorileri ve İslam tarihi hakkında yanlış iddialar da dahil olmak üzere Müslüman karşıtı söylemler yer aldığı da ortaya çıktı.

Aynı kitap, ortaçağ haçlı seferlerini çağdaş çatışmalar için bir model olarak tasvir ediyor ve Hegseth’in koluna dövme olarak kazınmış “deus vult” (“Tanrı istiyor”) sloganını taşıyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English